
İki günlük tatilin ardından yine hastaneye gelmiştim. Ama en azından uykum yok ve yorgun değildim. Koridorda ilerlerken birden Zühre karşıma çıktı. Elindeki kahveleri göstererek;
" Güne kahvesiz mi başlayacaksın ? Hem de kendi ellerimle getirdim ." Diye söyleyince bir kahkaha attım.
"Yok yok Zühre, Bir de ayakların ile getirseydin ." Deyince o da bir kahkaha patlattı .
"Kırıyorsun beni doktor hanım." kınayıcı bir bakış attı .Bu haline tekrar güldüm . Zühre tekrar gülmemek için kendini zor tutuyordu .
"Zühre hanım kusura bakmayın kırdığım için , şimdi kahvemi alabilir miyim ? " sözüm üzerine dudakları kıvrıldı tabii. Bana uzattı kahvemi hemen kaptım .
Bugün hastane diğer günlere göre daha sakindi. Kahvelerimizi içerek koridorda yan yana ilerledik .Ayşe hemşire Koşarak bana doğru geldi. Biraz endişeli görünüyordu.
"Hocam acile elinde derin bir kesik ile bir adam geldi. Dikiş atılması gerekiyor . Zühre bana dönüp ;
"Miray ,sen git ben de diğer hastalarla ilgileneyim . "başımı salladım .
Acile doğru ilerledim. Acile geldiğimde kahvemin bitmiş olan boş kutusunu çöpe attım. Gözlerim bütün sedyeleri taradı. Ama elinde derin yara iziyle gelen birini göremedim ta ki sağ taraftaki sedyede uzanmış bir eliyle yüzünü kapatmış birini görene kadar.
O sedyeye doğru ilerledim. Sedyenin üstünde tamamen siyah giyinimli bir adam uzanıyordu. Uzun boyundan dolayı ayakları sedyeden sarkmıştı .Kasları siyah boğazlı kazağının altında bile belli oluyordu. Yunan tanrıları gibiydi ,gerçi Zeus bunu görse imana gelir ve tanrılıktan istifa eder koltuğu buna bırakır. Bakmayı kesip ;
"Beyefendi!" diye seslendim cevap vermedi. Sonra elimi koluna değdirerek dürttüm .İrkildi ve elini yüzünden çekti. Katran karası saçları alnına düşmüş hafif çekik gözleri ile çok derin bakıyordu. İnsanı kendine çekiyormuş gibi. Belirgin çene yapısı ,mermer gibi beyaz teni ve yüzüne tam oturan şekilli bir burnu vardı .Bu adam gerçekten de çok yakışıklıydı . Düşüncelerimden sıyrılmamı sağlayan şey gözümün önünde sallanan eli oldu .
"Doktor hanım , Doktor hanım!"sesi ile vücuduna odaklanan gözlerimi yüzüne çıkardım .
"Aa ! Evet. Beyefendi elinizdeki kesiği görebilir miyim?" başını sallayarak onayladı. Elini bana doğru uzattı.
Eline baktığımda; "Elinizi kıpırdatmayın ,çok derin gözüküyor .Dikiş atılması gerek ." yine başını salladı .Dikiş malzemelerini alıp eline dikiş yapmaya başladım. Dikiş yaparken gözüm hep ona kayıyordu. Acaba adı neydi, sevgilisi var mıydı ,hangi mesleği yapıyordu? Aklımda deli sorular .Aman bana ne ya ,ben niye bunları düşünüyorum. Dikkatim dağılsın diye önce etrafa baktım. Sonra dikişe odaklandım .Dikiş bitince ;
"Sudan uzak tutun, enfeksiyon kapmasın . Bir hafta sonra kontrole gelin. Geçmiş olsun ." Deyince tekrar bana baktı .O bakışıyla içime sıcak bir şey aktı sanki.
"Teşekkür ederim ,iyi günler." deyip kalktı .Ben de başımı onaylar gibi sallayıp diğer hastalara bakmak için gittim . Adını bilmiyordum .Sonra Ayşe hemşireye sormayı aklımın bir köşesine not ettim .Of ne oluyordu bana ya.
Yoğun geçen 4 saatin ardından yemek yemek için kantine indim. Zühre' nin kapı önünde hararetli bir şekilde telefon ile konuştuğunu gördüm .
"Acaba neden böyle kızgın görünüyor? umarım kötü bir şey yoktur ." diyip çay almak için Ali abiye doğru gittim. Acaba Çay ile tost mu yesem simit mi yesem? diye düşünürken omzuma dokunan bir el hissettim .Arkamı dönünce karşımda Tolga Hoca' yı gördüm. Tolga hoca bizim hastanenin başhekimi idi. Alanında oldukça başarılı ve birçok ödülü vardı.
"Merhaba Miray ,nasılsın?"
"İyiyim hocam teşekkür ederim, siz nasılsınız?"
"Ne olsun işte , hastane ev gidip geliyoruz. Bak seni kimle tanıştıracağım."
Bu sözü üzerine sabahtan yanımızda duran adama bakışlarımı çevirdim .Aman Allah'ım bu adam sabahtan buradaydı ve ben yeni mi görüyordum .Ya Rabbelalemin bu adamın görünmezlik gücü mü var? Yoksa ilk kez gördüğüm bir adamın hele ki bu kadar aklımı meşgul etmişken görmemem imkansız. Gözüm bir an etrafımızda gezindi. Tüm hemşireler ,doktorlar hatta hasta yakınları bile karşımdaki Yunan tanrılarından bozma adama bakıyordu.İstemsiz kaşlarım çatıldı. Kendine gel Miray! Sana ne ki sevgilisi düşünsün. Hem adama kıtlıktan çıkmış gibi bakan biri de sensin .Fark ettiğim şeyle kendimden iğrendim . Resmen adama bakarken ağzımın suyu akmıştı. Çaktırmadan ağzımın suyunu sildim .Çok beklediğimi düşünüp sabahtan adamın vücudunda oyalanan gözlerimi onun yüzüne kaldırdım . Bu adam gülüyor olamaz değil mi? Hem de gözlerini bana dikip gülüyor.
Bana
Bana
Banaaaaaaaa. (Beni ,beni bihterini)
Hemen dizilere kaymış aklımı toparlayıp ,kaşlarımı çatarak karşımdaki adama baktım . Neden gülüyordu hala ? Ortada gülünecek bir şey de yoktu halbuki . Umarım akan salyamı görmemiştir. Görmemiştir değil mi? Hem görse bile benim dudaklarımda dudak parlatıcısı olarak görmüştür tabii canım kasmaya gerek yok.
Tüm dikkatimi toplayıp Tolga hoca'ya döndüm .
"Bu eski bakan Kazım Karaca'nın oğlu Meriç Alaz Karaca."
Adı bu muydu? Çok havalı ve gerçekten ismi ile görüntüsü çok uyumluydu . İkisinin birleşimi bir şaheser ortaya çıkıyordu. Ama nedense babasının adının geçmesine sevinmemiş gibiydi.
"Babamın adından tanınmaktansa ismim ile tanımayı tercih ederim." deyip bana elini uzattı.
"Merhaba ,ben Meriç Alaz Karaca."deyip göz kırptı. Ağzım açık bir şekilde onu dinliyordum. Hele o göz kırpması bütün dengemi alt üst ediyordu . Oh my god! O Gamze mi? Allah'ım eğer bu insansa çevremdekiler ne. Ben Nuh'un gemisi ile arkadaşlık ediyormuşum da haberim yokmuş . Tabii ki geminin kraliçesi benim, o başka.
Daha uzatmadan havada kalan elini sıktım.
"Merhaba, ben de Miray Akçalay. Doktorum bildiğiniz gibi . Bu arada eliniz nasıl oldu?"
Elim hala iri ellerinin arasındaydı. İnce uzun parmaklarım onun elinin arasında minicik kalmıştı . Onu sadece düşünen ben miydim acaba. Hala ellerimiz kenetli halde bekliyorduk. Sanki çekmeye niyeti yokmuş gibi ,tabii ben dünden razı. Sus iç ses ben yeterince rezil oldum. Sen de darbe vurma benimki de kalp
"İyiyim teşekkür ederim ,sayenizde daha da iyiyim."
Hafif tebessüm ile hala birbirimize bakarken Tolga hocanın sesi ile ellerimiz ve gözlerimiz birbirinden ayrıldı. Bu boşluk hissi ve soğukluk hiç hoşuma gitmese de belli etmemeye çalıştım.
"Oo ,tanışmışsınız demek ki!"
"Evet hocam ,bu Sabah acile yaralı olarak gelmişti . Oradan tanıyorum."
"Anladım . Miray bizim genç ve başarılı doktorlarımızdan biridir, Meriç . Onun başarılarını gurur ile takip ediyorum."
Utanmıştım, hocam tarafından birinin yanında ilk defa böyle övülüyordum . Ve bu çok utandırmıştı. Başımı hafif öne eğip;
"Sizin sayenizde hocam ." dedim hafif gülümseyerek.
"Öyle öyle. Bak Meriç Alaz da bilim adamı hatta Türkiye'nin en genç bilim adamlarından."
Kocaman açılmış gözlerle Meriç ' e baktım yok artık . Bu çakma Yunan tanrısı bilim adamıymış . Hey gidi hey . Ben de akıllı diye geçinirdim. Gör anne gör , millet neler doğuruyor . Tamam tamam sen de beni doğurmuşsun , az bir şey değil tabi . Miray olmak, anlatmaz yaşanır.. Günün özlü sözünü de söylediğime göre sohbete odaklanabilirim.
" Gerçekten mi ? Çok genç görünüyorsunuz."
"Teşekkür ederim. Bu arada saygı ekini kaldıralım . Bana kısaca Meriç diyebilirsin."
Gözünün içine şok olmuş bir şekilde baktım. Allah'ım sana geliyorum . Bu nasıl bir kul .Başımı onaylar manada salladım . Bana karşılık tebessüm etti .Tolga hoca tekrar araya girdi;
"Hastanemizde yapılacak bir proje için bizimle çalışmasını istemiştik, ne yazık ki kabul etmedi." dedi sitem içeren bir sesle. Üzerindeki bakışları hisseden Meriç, eğik başını kaldırıp Tolga hocaya baktı.
"Gerçekten dediğim gibi ,bir yere bağlı çalışmayı sevmiyorum. Hem projenin içeriği çalışma prensiplerime uygun değil . Lütfen bir daha bu konuyu konuşmayalım."
"Tamam tamam, sustum."
Ne projesiydi . Bu şeyden neden biz hekimlerin haberi yok . Peki içeriği ne? Kafamdaki sorulara son vermek adına Tolga hocaya döndüm.
"Hocam ne projesi ,bu bildiğimiz bir şey mi?"
"Pek önemli bir şey değil ya ,aşı çalışmaları falan."
Burnuma neden kötü kokular geliyor? Biraz şüpheli sanki . Aman Miray yine başladın . Film izlemeye gerçekten ara vermeliyim.
"Hmm Anladım hocam ."deyip başımı salladım. Gelen telefon ile Tolga hoca yanımızdan ayrıldı . Meriç ile tek kaldık. Kısa bir sessizliğin ardından Meriç;
"Ben de gideyim artık ,geç oldu. Tanıştığıma gerçekten memnun oldum." deyip elini uzattı . Ben de elini sıkıp;
"Ben de memnun oldum ."deyip oradan ayrıldık . Kantinden çıkıp tekrar acile gidince ,Zühre' yi gördüm .Bana doğru geliyordu.
"Miray, az önce Miran aradı. Sana ulaşamamış, bu akşam eve gelmeyecek. Aylardır uğraştıkları operasyonda yakaladıkları çete lideri hapisten kaçmış."
……………
Bölümü nasıl buldunuz. Beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayın lütfen.
İlk kitabım destek olur musunuz? 💚💚
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |