2. Bölüm
Minho / Forgive Me-Minsung / •°☆2 yıl da 1☆°•

•°☆2 yıl da 1☆°•

Minho
minhoss_lee

 

-Yazardan-

Minho ağlamamak için o kadar duygusuz bakıyorku ki jisunga her ne kadar zor olsa da. Boğazındaki düğüm asla açılmayacak gibi bağlanmıştı bile. Ama Jisung onu, sevgilisini çok iyi tanıyordu. Minhonun ağlamak istemediğini görebiliyordu. Hiç bir şey söylemeden kızının elini tutup çıkmıştı kursdan bu yüzden. Zaten ne söyleyebilirdi ki bu saatten sonra? Ona basit bir selam verebilecek kadar affetmemişti hala onu. Ama tanımamazlıktan gelemeyecek kadar da seviyordu.

 

Minho, Jisung çıktığı anda dizlerinin üzerine yığılmıştı tuttuğu tüm göz yaşlarını serbest bırakırken. Acı, pişmanlık, geçmiş. Her şey bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçmişti. İlk tanıştıkları gün... ettiği çıkma teklifi... her şeyi kendi elleriyle mahvettiği o gün ve şimdi ise kendine buz gibi bakan bir çift göz...

 

Minho düşünceler içinde ağlarken Ni-ki ise geç kaldığı için çok sinirliydi kendine. Minhonun daha fazla ağlamasını istemiyordu ama daha onu anlatırken bile dolan gözleri olan birini, böyle bir şeyi gördükten sonra ağlamamasını söylemek tamamen delilikti. Bu yüzden sadece yanına gelip sıkıca sarıldı Minhoya.

 

İkisi birlikte çalışmaya başladıklarından beri tam 4 yıl geçmişti. 4 yıl kimine uzun, kimine kısa gelir belki. Ama Minho ve Ni-ki için 4 yıl, birbirlerini abi kardeş gibi görebilecekleri kadar uzun bir süreydi. Minho Ni-ki nin sarıldığını hissettiğinde birbirlerine sıkıca sarılmışlardı. İkiside hiç konuşmuyordu. Minhonun kalp yarasının büyük olduğunu biliyordu, Ni-ki. Bu yüzden ağlamasına izin vermişti zaten.

 

 

-Jisungdan-

Araba kullanırken ellerimin titremesine engel olamıyordum. İçimdeki anlamsız ağrı durmuyordu. Minhoyu tekrar görmeyi geçtim, birde Minjinin onun eğitmeni olmasını gerçekten hiç beklemiyordum. İçimdeki asla sönmeyen ateş daha da körüklenmişti sanki.

 

"Baba? İyi misin?.." Minjinin sesini duyduğumda gülümsedim kendimi zorlayıp

 

"İyiyim babacım. Yoruldum sadece. Birsürü kedi vardı bu gün klinikte. Nasıl geçti bakalım ilk günün?"

 

"Çok eğlendim ciciddeeenn! Baba biliyor musun? Minho oppa çok güzel dans ediyor onun gibi olmak istiyorum bende"

 

"Hmm öyle demek" Gözümün önüne istemsizce izlediğim karografileri gelmişti. Evet o gerçekten güzel dans ediyordu

 

"Şey baba. Neden Chan babam da gelmedi? Söz vermişti bana..."

 

"Bebeğim biliyorsun işleri uzun sürmüş biraz" Minji sessizce başıyla onaylamıştı sadece ve susup camdan dışarıyı izlemeye başlamıştı. Böyle davranması üzüldüğünü belirtiyordu.

 

"Minji bebeğim seninle birlikte tatlı yemeye gidelim mi?"

 

"Yoruldum eve gidelim"

 

"Ama yeni bir yer açılmış ve çikolatalı tatlıları da çok güzelmiş"

 

"Yoruldum istemiyorum"

 

"Ama sanki üzgün gibisin hm?"

 

"Baba eve gidebilir miyiz artık? Yoruldum."

 

"Peki" Daha fazla konuşmaya devam etmeden arabayı sürmeye devam ettim. Chanın işleri çoğunlukla bitmediği için Minji çogunlukla böyle trip atardı. Ama Chan söz verip de gelmediğinde tam olarak küserdi.

 

Eve geldiğimizde Minji benimle konuşmadan hemen odasına çıkmıştı. Chan yüzünden benimle de konuşmayacaktı işte. Telefonumu elime alıp Chan'ı aradım hemen. Bir süre sonra açmıştı

 

"Alo?" Chan'ın sesini duyunca konuşmaya başladım.

 

"Akşam oldu nerde kaldın?"

 

"Beni beklemeyin bu gün. Proje hala bitmedi"

 

"Neden Minjiye söz verdin?"

 

"Ne?"

 

"Neden Minjiye çıkışta babanla beraber gelicez diye söz verdin yapmayacağını bile bile?"

 

"Biter diye düşünmüştüm. Ben konuşurum Minjiyle"

 

"Şu umursamaz halinden o kadar çok nefret ediyorum ki"

 

"Jis-" Daha fazla dinlemeden telefonu kapattım. Boş sözler söyleyecekti her zamanki gibi. İşi her zaman her şeyden daha önemliydi. Minjiye söz vermesi önemli değildi. İşi uzun sürerse onunla ilgilenirdi ne olursa olsun. Sabır çeke çeke Minjinin yanına gittim. Yatağına oturmuş öylece duvara bakıyordu sessizce. Yanına gidip yatağına oturdum ve kollarımı açıp kucağıma gelmesi için bekledim. Bir kaç saniye içerisinde kucağıma çıkıp bana sıkıca sarılmıştı. Saçlarını okşayıp öptüm yavaşça

 

"Baba"

 

P"Hm?"

 

"Chan babam yine gelmiycek mi?.."

 

"İşleri uzun sürücekmiş. Biraz geç gelicek o yüzden"

 

"Babamı istiyorum ben..."

 

"Ama bak ben burdayım iştee. Hem baban da sabah burda olucak"

 

"Hiç üçümüz yan yana olamayacak mıyız? Yani ne bileyim ayda sadece bir kaç kez üçümüz yan yana oluyoruz. Şey gibi..."

 

"Ne gibi?"

 

"Sanki siz ayrılmışsınız da bende bi sana bi babama geliyormuş gibi..."

 

"Güzelim hayır tabikide. Neden böyle düşündün ki?"

 

"Bilmiyorum... "

 

"Böyle düşünme bebeğim. Bak biz bir aileyiz babamda hep bizim için çalışıyor hem. Yoksa o da senin yanına gelmek isterdi" Minji başını salladı sessizce

 

"Hadi uyuyalım beraber olur mu?" Minji tekrar başını sallayınca ikimizde Minjinin yatağına yatmıştık. Minjiyi uyuttukdan sonra yanında uzanmaya devam etmiştim öylece.

 

Gece 01.00'e geliyordu neredeyse. Kapı gıcırtısını duyduğumda başımı çevirip kapıya baktım. Chan gelmişti. Sessiz olmasını işaret edip Minjiyi işaret ettim. O da anlayıp sesszice yanımıza gelmisti. Minjinin saçlarını okşadıktan sonra da çıkmak için yönelmişti. Ayağa kalkıp peşinden gittim bende. Kapıyı arkamdan kapattıkdan sonra odamıza gitmiştik

 

"Ne yaptın da bu kadar uzun sürdü?" Chan üzerini değiştirirken bende yatakta oturuyordum öylece.

 

"Yeni bir markayla anlaşma yaptık. Yoğun bir dönemdeyiz"

 

"Sen sürekli yoğun işler yapıyorsun Chan"

 

"Başka şansım yok. Büyük bir şirketi yönetmek elbette ki zor"

 

"İşlerini biraz hafifletsen mi diyorum?"

 

"Bu konuyu daha önce konuşmuşuk diye hatırlıyorum"

 

"Neden bu kadar umursamazsın sen? Kendi aileni görmezden gelmek bu kadar basit mi?"

 

"Meşgulum jisung. Keyfi gitmiyorum bende."

 

"Minjiyi de mi umursamıyorsun? Ne kadar üzülüyor görmüyor musun?"

 

"Minjiyle konuşucam dedim Jisung. Büyütme."

 

"Bu kadar basit mi gerçekten her şey gözünde? Minjinin üzüldüğünü gördüğün halde hala işe gidip çalışırken vicdanın rahat oluyor mu!?"

 

"Jisung sus artık! İşten geldim yorgunum birde başımda car car konuşuyorsun ya! Konuşucam dedim bitti!"

 

"Gerçekten çok kötüsün." Yatağa girip battaniyemin altına girdim ve Chana arkamı döndüm. Suçlu değilmiş gibi birde bağırıyordu aptal adam. Chan da konuşmadı ben arkama dönünce. Yatağa yatınca bir anda bana sarılınca ellerini ittim

 

"Sarılma."

 

"Bebeğim özür dilerim. İşlerim yüzünden çok gergindim"

 

"Tamam chan sus ve uyu."

 

"Güzelim gerçekten özür dilerim anlık sinirle sana patladım" Chan bana sarılmaya devam edince cevap vermeden uyumaya çalıştım. Hep iş zaten Chan hep iş.

 

"Uykum var. Yorgunum. Uyu." Chan derin bir nefes verdikten sonra bir anda boynumu öptü

 

"İyi geceler bebeğim" cevap vermedim. Hatta ona dönmedim bile. O da cevabını almış olacak ki konuşmayı kesmişti.

 

 

-Minhodan-

Gece 1'e yaklaşıyordu ama ben eve geldiğimden beri odamda sadece oturup Jisungun bana sevgililer gününde verdiği anı defterini defalaraca kez inceliyordum. Biz ayrılmadan 2 gün önce özene özene kendi elleriyle uğraşarak yapmıştı sırf hatıra olsun diye. O gün gözlerimin önüne gelmeye başlamıştı defteri incelerken...

 

 

~5 yıl önce:14 şubat gecesi~

-Yazardan-

Minho elindeki çiçek buketi ile Jisungun evinin önünde bekliyordu. Akşamı birlikte geçirmek için plan yapmışlardı bu yüzden Minho kapının önünde Jisungun gelmesini bekliyordu. Üzerini tekrar ve tekrar düzeltirken kapıda ayak sesleri duymaya başlayınca üzerini düzeltmeyi bırakıp kapıya dönmüştü, Minho

 

Jisung evden çıktığında karşısında elinde çiçek buketiyle bekleyen sevgilisini görünce genişçe gülümseyerek koşarak sevgilisinin boynuna atlamıştı. Minho, Jisungun belini kavrayıp iyice kendine çekerken güzel dudaklarını öpmüştü, son kez onu öpeceğini bilmeden.

 

"Çok beklettim mi seni?"

 

"Hayır hayır yeni gelmiştim bende" Jisung bir adım geri çekildiğinde Minho elinde tuttuğu çiçek buketini jisunga doğru uzattı. Jisung utanmış bir şekilde gülümseyip elinden çiçeği almıştı.

 

"Çiçekler senin yanında bir hiç kalır, ama yinede elim boş gelmek istemem" Minho, Jisungun yanağını ve dudağının kenarını öptükden sonra sevgilisininin kızarmış yüzünü keyifle izliyordu. Jisung utandığı için Minhonun omzuna vurmuştu ama bu onun canını acıtmazdı.

 

"Hep aynı şeyler. Klişesin."

 

"Bu klişeliğimle bile yüzünü böyle kızartabilmek o kadar çok hoşuma gidiyor ki" Minho keyifle gülümserken Jisung hala kızarmış yüzüyle Minhoya bakıyordu.

 

"Çok kötüsün yaaaa!" Minho kıkırdayıp Jisungu arabaya bindirmişti. Biraz daha bu tatlılığa maruz kalırsa burda yiyecekti yoksa onu.

 

Minho ve Jisung arabaya bindikten sonra Minho tam arabayı çalıştıracakken Jisung onu durdurmuştu. Minho ne olduğunu sorarcasına bakarken Jisung çantasından kalın kapaklı bir defter çıkartıp Minhoya uzatmıştı. Minho anlamamış gibi bakıyordu deftere

 

"Sevgililer günün kutlu olsun sevgilim"

 

"Benim için ajanda mı aldın-" Minho ilk sayfayı açar açmaz boş sayfada yazan 'Tek aşk iki insan' yazısını görünce sayfayı çevirmeye başladı. Jisung ve Minhonun tanıştığı günden beri olan her türlü fotoğraf ve anısı olan şeyler defterin üzerine yapıştırılmıştı ve hepsinin üzerinde tarihleri de vardı. Emek emek uğraşılmış bu defter onun için o kadar çok önemliydi ki... Minho jisunga dönecekken bir anda flaş patlayınca şaşkınca eliyle ışığı kapatmaya çalışmıştı. Jisung ise elindeki fotoğraf makinesindeki resmin çıkmasını bekliyordu. Makinenin içinden fotoğraf karesi çıkınca heyecanla gülümseyip minhoya gösterdi

 

"Bak defter için yeni bir fotoğrafımız oldu!" Jisung defteri eline alıp boş bir sayfa açtı ve fotoğraf koymak için olan bölmeye yerleştirdi özenle. Minho ise sevgilisinin bu şirin hareketlerini izliyordu.

 

"Birlikte geçirdiğimiz 2 yılımız sevgilim" Jisung tek tek sayfaları gösterirken Minho özenle hazırlanmış sayfalara, bir yandan da Jisunga bakıyordu.

 

"Buradaki her bir sayfa benim biriktirdiğim anılarımla ilgili. Yani aşkımızı ölümsüzleştirmek ve ilerde açıp bakabileceğimiz bir anımız olsun istedim"

 

"Bununla ne kadar uğraştın... biricik sevgilim benim..." Minho jisungun saçlarını okşarken son koydukları fotoğrafa baktı ve arabasında duran bir kalemi eline alıp fotoğrafın altına '2 yılda 1 anı defteri tamamlama sözleşmesi' yazıp altına kendi imzasını attıkdan sonra köşeye bir tarih atıp kalem ve defteri jisunga uzattı

 

"2 yılda 1 seninle yapacağımız bir anı defterimiz olucak. Bu sefer bende fotoğraf ve anı koyacağım ama" Jisung kıkırdayıp elindeki kalemle imzasını attı

 

"Kabul edilmiştir, sevgilim"

 

"Yanlız o kabul öyle olmuyo"

 

"Nasıl oluca-" Minho bir anda Jisungun dudaklarına kapanıp yavasça öpmüştü sevgilisinin minik dudaklarını. Nefessiz kalmaya başladıklarında Minho çok da fazla uzaklaşmamaya özen göstererek dudaklarını ayırdı Jisungdan

 

"İşte böyle oluyor, bebeğim" dedi sevgilisinin kızarmış yanaklarını izlerken

 

 

~günümüz~

Minho anıları hatırladıkça yüzünde buruk bir gülümseme oluşuyordu. 2 gün sonra aptal bir hata yüzünden bozmuştu ilişkisini. Yaptıkları sözleşme bozulduğu anda ise resmen tüm hayatı kararmıştı Minhonun. Şimdi ise sadece onların mutlu aile tablolarını izlemekten başka hiç bir şey yapamıyordu.

Bölüm : 12.03.2025 16:07 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...