13. Bölüm

•○●Yıldızlar●○•

Minho
minhoss_lee

 

-Jisungdan-

 

Otelin terasında, minhonun hazırlatmış olduğu ışıklandırmaların altında oturuyorduk sessizce. Yani Minho oturuyordu, ben ise onun dizine yatıyordum. Saat 23.00 olmak üzereydi. Bu yüzden hava karanlıktı ve yıldızlar çok net görünüyordu. İkimizinde sanki buna ihtiyacı varmış gibi kendimizi gecenin sessizliğine verip gök yüzünü izlemeye devam ediyorduk.

 

 

Minhonun parmaklarını saçlarımın arasında hissettiğimde gülümsememe engel olamamıştım. Bana dokunmasını o kadar çok seviyordum ki

 

 

"Unuttun sandım" dedim sessizce. Ama o beni çok iyi duymuştu

 

 

"Hiç bir zaman unutmadım. Her zaman doğum gününü kutlayan ilk ve en özel kişi olmak istedim. Biliyorsun bunu"

 

 

"Unutsaydın gerçekten kırılırdım sanırım"

 

 

"5 yıl boyunca bile her doğum gününü kutladım. Hiç bir gün kaçırmadım. Dakikalarla bile"

 

 

"Sadece kutlaman bile yeterliydi... ben bunu yapmanı cidden beklemiyordum..."

 

 

"Doğum günlerine ne kadar önem verdiğini biliyorum. Senin için özel ve seveceğin bir şey yapmak istedim"

 

 

"Burası gerçekten çok güzel. Özellikle ışıklandırmalar... rengarenkk" gözlerimi ışıklardan alamıyordum. Gerçekten çok tatlı duruyorlardı. Sırtımızı yasladığımız duvar tamamen led ışıklarla kaplıydı ve başka hiç bir ışık yoktu. Yavaşça Minhoya döndüm dizlerinde yatarken ve bir süre mükemmel yüzünü izledim. Minhonun gözlerinde ışıkların yansımasını görebiliyordum ve bu kesinlikle en parlak ışıktan bile daha güzeldi.

 

 

"Bana böyle şirin şirin bakma, minik"

 

 

"Nasıl bakıyormuşummm" Tam gözlerinin içine bakmaya başladım dediği şeye karşılık olarak. Bana bakıp gülümsedi ve bir elini yanağıma koyup okşamaya başladı

 

 

"Yıldızların kıskanacağı düzeyde ışıldayan gözlerin ve mutlu olduğun için pembeleşen yanaklarınla eskisi gibi aşık bakıyorsun bana" içimdeki hisse engel olamıyordum. Ona aşık yanım heyecandan deliriyordu her dokunuşunda

 

 

Sol tarafa doğru uzanıp eline bir kutu aldığında tekrar oturur pozisyona geldim. Minho orta boyutlardaki kutuyu bana uzattı nazikçe

 

 

"Doğum günün kutlu olsun bebeğim" heyecanlı bir şekilde kutuyu elime aldım ve paketini açmaya başladım.

 

 

Paketi yırttıkdan sonra kutunun kapağını açar açmaz gördüklerimle gözlerim parlamıştı resmen. Ne alsa gözlerim parlardı, sonuçta Minho beni düşünerek almıştı. Ama yinede gerçekten çok hoşuma gitmişti hediyeleri

 

 

Kutunun içinde gözüme ilk önce çarpan sincap şeklindeki peluş oyuncağı elime aldım. O kadar tatlıydı kii!!

 

 

Daha sonra elime kutunun içindeki fotoğraf makinasını aldım. Fotoğraf çekmeyi sevdiğimi unutmaması gerçekten hoşuma gitmişti. Bunu ona sadece bir kez söylemiştim. En ufak anımızı bile hatırlaması beni o kadar mutlu ediyordu ki.

 

 

Hediyelerimi kutuya bırakıp Minhonun boynuna atladım. Mecazi değil. Gerçekten boynuna atlayıp sıkıca sarıldım ona. Bir kağıda "Seni seviyorum" yazıp verse bile sonsuza dek saklardım. Onun bu ilgisini tekrar hissedebilmek o kadar mükemmel bir şeydi ki...

 

 

Minho belimdeki tutuşunu sıkılaştırıp beni kucağına alınca başımı göğsüne gömdüm. O da başını boynuma yaslamış şekilde duruyordu bana sarılırken. Derince nefes alıp verdiğini hissetmemle kıkırdadım sessizce

 

 

"Seni çok özledim..." sessizce söylediğim şey aslında o kadar büyük bir çığlıktı ki. 3 kelime. 14 harf. 2 aşık. Şu 3 kelime o kadar fazla şey anlatıyordu ki

 

 

Minho beni daha da kendine çekerken boynumu öpüyordu bir yandan da nazikçe. O kadar mayışmış hissediyordum ki

 

 

"Az kaldı, güzelim. Çekip çıkartacağım seni karanlığından" yanağıma bir öpücük kondurdu

 

 

"Bir daha sana hiç bir şeyin dokunmasına izin vermiyeceğim" dudağımın kenarını öptü.

 

 

"Acı çektiğini bilmeden yaşamayacağım" Tekrar yanağımı öpmesini beklerken başını biraz geri çekip gözlerimin içine baktı. Yutkunmayı denedim ama onu bile yapamadım. Heyecandan başım dönmeye başlamıştı. Burunlarımız birbirine temas ederken sakin kalmak gerçekten çok zordu

 

 

"Ve en önemlisi" daha da yaklaştı yüzüme.

 

 

"Sahip olduğum dudaklara başka kimsenin değmesine izin vermeyeceğim" ben daha cevap veremeden dudaklarımın üzerindeki baskıyı hissetmem kalbime atlan son kurşundu. Bağımlı olduğum dudakları tekrar hissetmiştim sonunda

 

 

Ondan uzaklaşmadım, onu itmedim, aksine karşılık verdim. Onu istiyordum. Başkasını değil. Sevgisini özlediğim adamı istiyordum sadece. Beni yine eskisi gibi öpsün, sarılsın, sevgisini hissettirsin, beni gerçekten sevdiğini kalbimin derinliklerine işlesin istiyordum. Tıpkı eskisi gibi. 5 yıl hiç geçmemiş gibi

 

 

Kollarımı Minhonun boynuna doladım ve nefessiz kalana kadar öptüm bal dudakları. Sinirle öptüm, kırgınlıkla öptüm, ama en baskın duygum olan özlemimi hissettirdim sadece.

 

 

Bir kaç dakika sonra ayrıldığımda aptal aptal gülümsüyordum ona bakarak. Sanki üzerimdeki yükü bir uçurumdan atmış gibi. Ve en önemlisi az kalsın o yükle beraber uçurumdan düşecekken benim elimi sıkı sıkı tutan Minho buradaydı.

 

 

"Seni çok özledim, Minho" Gözlerimden yaşlar süzülüyordu. Üzgün değildim. Mutluydum. Belkide geçmişe kırgındım ama yinede mutluydum. Kalbimdeki tüm yaralar yavaş yavaş kabuk tutmaya başlamıştı. İyileşiyordu. Yara izi kalacaktı belkide ama buna kızmıyordum.

 

 

Çünkü insanlar canları yandığında tekrar olmasından korktukları için daha dikkatli olurlardı. O yaraya iyileşene kadar sahip çıkar ve yeni bir yara açmamak için çabalarlardı.

 

 

Minho yarama basılan tentürdiyotdu. Başka bir şey değil. Yara bandım diyebileceğim kadar düşük seviyede değildi. Onsuz iyileşemeyeceğimi anlamamı sağlamıştı ayrılığımız.

 

 

"Seni seviyorum, Minho"

 

 

"Seni çok seviyorum, sincabım"

 

 

 

-Chandan-

 

4 gündür Japonyada olduğum için bir çoğu işimi halletmiştim bile. Sadece son bir kaç toplantıdan sonra koreye dönebilecektim.

 

 

Babamın baskıları üzerinr koreye döndükten sonra Jisungla boşanacaktım. Ne minjiyi alabiliyordum ne de mutlu bir aile kurabiliyordum. Harika değil mi?(!)

 

 

Bir elimle şakaklarımı ovarken elime telefonumu aldım. Kore saatlerine göre Jisung ve Minji de seule dönmek için yola çıkacaklardı bu yüzden Jisunga yazdım ama bakmayınca Minjiye sesli mesaj atmaya karar verdim

 

 

Ona ulaşabilmek için tabletine sim kartı takmıştım. Okumayı bilmediği için çoğunlukla sesli mesajlarla konuşuyorduk

 

 

"Minji nasılsın bebeğim? Çıktınız mı?" Dedim sesimiz düzeltip. O kadar uzun süredir bilgisayar başındaydım ki. Kimseyle konuşamamıstım bile. Bir kaç dakika sonra Minjiden bir sesli mesaj geldi

 

 

"Hayır. 2 saatimiz varmış daha. Babam eşyalarımızı toparlıyor sadece"

 

 

"Nasıl geçti?"

 

 

"Güzeldi. Bizim grubumuz kazandı"

 

 

"Afferin bebeğime. Eve dönünce ödül olarak istediğini yaparım olur mu?"

 

 

"Hayır"

 

 

"Ne? Neden?"

 

 

"Senden bir şey istemiyorum. Bilmediğin bir şeyi kutlayamazsın"

 

 

"Minji bana kırgın mısın?"

 

 

"Hayır. Hiç bir şey hissetmiyorum. Babam ve Minho oppa yanımdaydı. Onlar beni öyle yüksek sesle alkışladı ki başka alkış sesi duymak istemedim" dinlediğim ses kaydına anlam vermeye çalışıyordum. Bu ne demek oluyordu şimdi?

 

 

"Minji kırılıyorum"

 

 

"Baba senin kırılmalarını dinlemeyeceğim. Bundan sonra bana nasıl davrandıysan öyle davranıcam. Beni hiç umursamadın. Sadece ne istersem aldın ve yaptın. Benim bir oda dolusu oyuncağım vardı ama bana ilgi gösteren bir babam yoktu. Şimdi seninde başarılı bir kızın olacak ama sürekli seni bekleyen, senin yüzünden ağlayan bir kızın olmayacak" hiç bir şey söyleyemedim. Bir kaç saniye minjiyle konuştuğuma bile inanamadım. Sanki yaşıtımla konuşuyormuşum gibi hissediyordum.

 

 

"Bu kadar konuşma yeter baba. Geldiğinde tebrik edersin beni. Hazırlanmam gerekiyor"

 

 

"Nereye gidiyorsun? 2 saat olduğunu söyledin?"

 

 

"Senin aksine beni tebrik etmek için orada olan babam ve Minho oppayla beraber tatlı yemeye gidicez. İşlerim var işte. Seninle ilgilenemem. Anlarsın ya" benimle alay etmişti. Minji benimle alay etmişi. Hemde benim sözlerimle.

 

 

"İyi eğlenceler" deyip telefonu kapattım. O kadar çok sinirli hissediyordum ki. Aynı zamanda kırgın. Buna hakkım varmıydı emin değilim kesinlikle. Ama gerçekten kırılmıştım. Hakkım olup olmaması umrumda değildi

 

 

Bilgisayarımın başına geçtim ve google ye girip Minhoyu arattım. En başından beri Jisungun ona davranma şeklini görebiliyordum. Bir şeyler olduğunu anlamamak mümkün değildi. Ama şimdi Minjinin konuştuklarına bakılırsa ortada gerçekten bir şey vardı ve bu her ne boksa artık ertelemeyecektim. Sadece bulucaktım. Jisungla bir kaç güne ayrılacaktık evet. Ama bu onu tamamen bırakmam gerektiği anlamına gelmiyordu tabikide

 

-Jisungdan-

 

Eve döndüğümüzde saat 22.16 falandı. Minji yorgunluktan uyuklamaya başladığı için pijamalarını giydirip uyutmuştum. Sabah erken kalk, prova yap, hazırlan, bilmem kaç kere çalıştığın 5 dakikalık karografiyi şovda sun, çıkışta tatlı ye, birde üstüne uzun yolculuk. Çocuk haklıydı insan düşününce bile yoruluyordu.

 

Şu iki gün boyunca o kadar çok eğlenmiştim ki. Buna inanmak çok zor geliyordu evet ama ben cidden çok mutluydum geziye çıktığımızdan beri. Minhonun tüm ilgisini sonuna kadar hissetmiştim.

 

Yorgunluğumu atmak için kısa bir duşa girdim. O kadar uzun yol gitmek cidden benlik değildi. Bunu tekrar anlamıştım.

 

Duştan çıktıkdan sonra yol boyunca elime almadığım telefonu elime aldım. Üzerimi giyinmek için çok üşengeçtim. Kendimi yatağa atıp rahatça uzandım ve telefona bakmaya başladım. Paylaşılan postlara bakarken yanlışlıkla Sullyoonun hesabına girmiştim. Hızlıca geri çıkacakken 5 dakika önce attığı postu görünce çıkmadım. Ya da çıkamadım bilmiyorum

 

Sullyoonniee

Bizden finito🙇🏻‍♂️ @Miinminho

276 beğeni❤️ 29 yorum

 

Momoo=çok yoruldun bebeğim benim🥹

-->Sullyoonniee=ölüyorum😓

 

hhyun=TOP MUSUN MİNHO KARELI PİJAMA NE.

-->Miinminho=YA BAŞKA BİR ŞEY YOKTU. Sullyoon bunu almış matching olalım diye☺️

-->Sullyoonniee=O KADAR TATLI Kİ ANLATAMAM SİZE🥹💖

-->Miinminho=karizmam domaltıldı.

 

 

Miinminho

Hiç şaşırmadım tabikide☺️ her zamanki gibi☺️ @Sullyoonniee

1240 beğeni❤️ 37 yorum

 

Sullyoonniee=çok yorulmuşum ya napayım🧍‍♀️

 

 

 

Sullyoonniee

Ben de olmasam napıcaksın demi🥹🙇🏻‍♂️ (gece atıştırmalığı dolabımı patlattı.) @Miinminho

680 beğeni❤️ 45 yorum

 

Miinminho=Aburcuburları saklamış bide utanmadan. Benden kaçar mı kızımm🤪

-->Sullyoonniee=PİSLİKSİN

 

Ful dikkat okuyordum yorumları. Sinirlerimin gerildiğini her fotoğrafta daha iyi anlıyordum. Ben kıskanç bir insanım abicim. Gelemem böyle şeylere. Mağaram ve ben yani.

 

Tekrar okumaya devam ederken üstten düşen bildirimle dikkatim dağılmıştı. Tanımadığım bir numaraydı. Anlam veremediğim için mesaja girdim

 

 

*numara*-Siz

 

*numara*

Selamm

 

Siz

Selam?

Sen kimsin?

 

 

*numara*

Çok kırıcısın

Beni nasıl unutursun?

 

Siz

Numaranı bilmiyorum

Kimsin sen?

Beni nereden tanıyorsun?

 

 

*numara*

Sevgilimin metresesini nasıl unutabilirim ki?

 

Siz

Ne?

Neyden bahsediyorsun sen?

 

 

*numara*

Minhoyla yakınlığınız uzaktan o kadar tatlı görünüyor ki

Kıskanıyorum istemsizce

 

Siz

Sen

Mina?

 

*numara*

Sonunda hatırladın beni

Bir an unuttun sanmıştım

 

Siz

Ne var gece gece

Nerden buldun beni

 

 

Ellerim titremeye başlamıştı istemsizce. Mina minhonun beni aldattığı kızdı. Yani eski sevgilisi. Onu unutmam mümkün değildi. O da bunu bildiği için benimle oynuyordu

 

*numara*

Minhonun yine canı sıkılmış anlaşılan

Sana döndüğüne göre

Ay çok merak ediyorum şimdiden

Acaba kaç ay sürücekk

Hmm en son 2 yıl dayanmıştı Minho

Bence yine bir buçuk yıl falan gider ya

 

Siz

Neyden bahsediyorsun sen?

Delirdin mi?

 

 

*numara*

Neyden bahsettiğimi çok iyi biliyorsun

Sadece işine gelmiyor

Minhonun seni sevmediğini bilmek kırıcı değil mi?

 

Siz

Boş konuşmayı kes.

Peşimden kosması sinirini mi bozuyor?

Üzgünüm ama Minho beni seviyor.

Seni unuttu bile.

 

 

*numara*

PAUWUWHWHSHWGZGEGDGEGHS

KAHKAĞA ATTIM GECE GECE

Sence sen benimle böyle konusabilir misin?

En son bunu söylediğinde kime koştu?

Bana değil mi?

Anla şunu artık Jisung

Minhonun evi benim.

Sen değilsin

Sen sadece dinlenmek için kaçtığı otelisin onun

Hevesini aldıktan sonra yine evine, bana dönecek.

Bu her zaman böyle olacak

Ne çocuk, ne de aşk onu durdurur

İlk aşklar asla unutulmaz

Ben onun her şeyiyim. Sen ise benden sonra benim yerime koymaya çalışığı rastgele birisin

Benimle konuşurken düzgün konuş yani.

 

 

Siz

*yazıyor..*

*çevrimiçi*

*yazıyor...*

*çevrimiçi*

 

 

*numara*

PAUSHSHSHSGXGSGXGSGXGDGE

Söyleyecek bir şeyin yok zorlama

Sadece kabul et

 

Siz

Ne istiyorsun benden?

Gerçekten bıktım

Ne olsun istiyorsun sen hm

 

 

*numara*

Biliyor musun gece gece sayende çok güldüm

Yakında daha çok güleceğim sayende

 

Siz

Ne

*gönderilmedi*

 

 

Beni engellemesiyle sinirden köpürecekmiş gibi olmaya başlamıştım. Sinirden delirecektim. Göz yaşlarım tekrar akmaya başlamıstı benden izinsiz bir şekilde. Sağda solda ne varsa hepsini dağıtmak istiyordum. Ama Minjiyi korkutmayacaktım.

 

Hayır Jisung tekrar olmaz hayır. Mina sadece beni kandırmaya çalışıyor hayır. Göz yaşlarımı tutamıyordum. Yine yaramın üzerine bıçak tutulmuştu. Aynı acıyı yaşamaktan deli gibi korkuyordum. Ama bu sefer onun oyununa gelmeyecektim. Minhoyu aradım titreyen parmaklarımla. Bir kaç dakika sonra açmıştı telefonu

 

"Alo bebeğim?"

 

"M-minho" sesimi titretmemeye çalıştım ama bu mümkün değildi. Korkumu gizleyemiyordum

 

"Jisung? Neden ağlıyorsun?" Minhonun endişeli sesini duyarken bir yandan "ne olmuş ne olmuş" diye sorular soran Sullyoonun sesi de geliyordu ama şu an onu takacak durumda değildim

 

"Minho yanıma g-gel lütfen"

 

"5 dakika içinde ordayım. Sakin ol bebeğim geliyorum"

 

"D-dikkat et" Minho beni onayladıktan sonra telefonu kapattı. Ne olacağı umrumda değildi. Onu buraya çağırmam tehlikeliydi belkide ama ona gerçekten ihtiyacım vardı

 

Gerçekten de 5 dakika sonra kapı çalmaya başlayınca hızlıca kapıyı açtım. Hiç vakit kaybetmeden geldiğini montunu bile düzgünce giymemiş olmasından anlayabiliyordum. O kadar endişeli bakıyordu ki bana. Kapıyı açtıkdan sonra içeriye girip kapıyı kapattı ve bana sıkıca sarıldı bir anda. Ona sarılırken daha güçlü ağlamaya başlamıştım.

 

Hayır. Ben otel değilim. Hayır. İnsanlar oteline bi gece yarısı koşa koşa gelmezler. Hayır.

 

"Güzelim sakin ol. Sadece nefeslerine odaklan. Sakinleştikden sonra konuşucaz tamam mı?" Minhonun rahatlatıcı sesini onayladım sessizce ama hala ona sıkıca sarılmaya devam ediyordum

 

Minho beni tutup kucağına aldı. İtiraz etmeden bacaklarımı da beline yerleştirdim. Minho oturma odasındaki koltuğa oturunca başımı göğsüne koydum. Ağlamıyordum ama hıçkırıklarım hala geçmemişti

 

"Seni dinliyorum bebeğim. Ne oldu?"

 

"B-bana Mina yazdı"

 

"Ne?" Başımla onayladım

 

"Çok saçma şeyler yazdı..."

 

"Telefonunu ver bebeğim" itiraz etmeden cebimdeki telefonu Minhoya uzattım. Numaralardan Minayı bulup mesajlaşmaları okumaya başladı. Her an daha da sinirlendiğini görebiliyordum.

 

"Beni araman çok iyi olmuş" Minho da numarayı engelledi

 

"Boş boş konuşmaya devam edip canını sıkabilirdi"

 

"Tekrar o-ona gitmeyeceğini b-biliyorum. Ama b-ben tekrar yara almaktan ç-çok korkuyorum Minho..."

 

"Asla olmayacak bu güzelim. Ben buradayken asla" sessizce başımla omayladım sadece. Yine aynı şey. Ona güvenmekten başka şansım yoktu.

 

-Chandan-

 

"Efendim Minho evinize giriş yaptı. Gelirken çok endişeli görünüyordu. Arabayı çok hızlı kullandı ama onu takip etmeyi başarabildim. Kore saatlerine göre şu anda saat 00.17 ama hala evden çıkmadı. 1 saattir evde yani"

 

"1-2 saate inicem uçaktan. Çıkmaya çalışırlarsa izin vermeyin"

 

"Tamam efendim"

 

Nasıl bu kadar aptal olabildim diye düşünmeden edemiyordum uçaktayken. Her şey gözümün önündeyken hiç bir şey görememişim. Minhonun Jisungla bir geçmişi olabileceğini gerçekten hiç düşünmemiştim. Şimdi bulduğum belge ve kayıtlarla her şey tam olarak oturmuştu kafamda. Bunun bedelini gerçekten ödetecektim ona. Geri gelip benim olana yaklaşmanın sonucunu görecekti o dansçı bozuntusu.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 10.05.2025 10:57 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...