11. Bölüm

•°☆Konuğumuz var☆°•

Minho
minhoss_lee

 

Minho, dersin başlamasına hala 10 dakika varken Minjinin yanına gitmişti. Minjinin durgun tavırlarından anlayabiliyordu az çok ne hissettiğini. Sessizce Minjiye yaklaşıp kocaman kollarını açıp sıkıca sarılmıştı bu yüzden Minjiye

 

 

"Günaydın prensess!"

 

 

"Oppa?" Minji dalgın olduğu için Minhoyu görmemişti bile. Ama onu görünce gerçekten sevinmişti. Donuk yüzünün yerini neşeli bir ifade aldığında Minho da gülümsemişti istemsizce.

 

 

"Ne bu surat, hm? Sanki canını sıkan bir şey olmuş gibi geldi bana" Minji, Minhoya dönüp büzdüğü dudaklarıyla başını onaylarcasına sallamıştı. Minho, dizlerinin üzerine çöküp Minjiyle boylarını eşitlemişti daha rahat konuşabilmek için

 

 

"Evet minik prenses. Seni dinliyorum. Ne oldu bakalım, hm?"

 

 

"Babama kızgınım." Minji, sinirlendiğini ciddi ses tonuyla gerçekten belli edebiliyordu

 

 

"Neden ki?"

 

 

"Benimle birlikte busana gelmeyecekmiş. Yine beni bırakıp işiyle ilgilenecek." Minji, minhonun konuşmasına izin vermeden tekrar hırsa konuştu

 

 

"Bunu bana kendisi bile söylemedi biliyor musun!? Sabah ben uyanıkken çıkıp gitmiş! Bana veda etmeyi bırak, ufak bir özür bile dilemedi!"

 

 

"Belkide uyuduğunu düşünmüştür? Ya da acelesi olabilir?"

 

 

"Oppa yapma. Sende beni babam gibi avutmaya çalışma. Chan babam benim düşüncelerimi, hislerimi, duygularımı, hiç bir şeyimi önemsemedi. Ben hep onun ilgisizliğinin altında ezilmek zorunda kaldım. Bana hiç bir zaman kötü davranmadı, bana fiziksel olarak hiç zarar vermedi ama fiziksel acı yaşatmasını isteyeceğim kadar yok sayıldım onun gözünde"

 

 

"Minji-"

 

 

"Eğer o beni umursamadan yaşayabiliyorsa bende yapabilirim. Hep onu affettim. Ama artık yeter." Minjinin siniri bu sefer sevgisinin önüne geçiyordu. Bunca şeyden sonra artık o da avutamıyordu kendini. Belkide Jisung gibi ilgili bir babası olmasaydı şimdiye daha da kötü bir hal alacaktı?

 

 

Minho şaşkınlıkla bakıyordu Minjiye. Hem sözleri, hem de bu dik duruşundan dolayı. Jisungun korkusunu şimdi çok daha iyi anlıyordu ve artık Jisung kadar kendisi de endişeleniyordu. Herhangi bir çocuğun istediğini yaptırmak için durmadan ağlayabileceği yaştaydı, Minji. Bu kadar ciddi ve olgun olması ona kesinlikle fazlaydı.

 

 

Minji, kabinin derinliklerine gömdüğü, asla büyüyememiş olan küçük çocuğu o kadar iyi maskelemişti ki artık kendisi de bulamıyordu. Tıpkı Chanın abisi gittiğinde olduğu gibi. Kendi kızı değildi belkide ama yaptıklarıyla kaderlerini çoktan birleştirmişti bile.

 

 

"Hadi dersine git şimdi. Bunu sonra konuşacağız" Minji sessizce başıyla onaylayıp kendi sınıfına gitmişti. Minho hızlıca telefonunu çıkartıp Jisunga yazdı. Kızı için gerçekten endişeleniyordu. Bunu düzeltmek istiyordu.

 

 

 

Doolset_Net-Miinminho

 

Miinminho

Jisung

 

Doolset_Net

Lanet olasıca adımı tek başına kullanıp beni germek hoşuna mı gidiyor? Bunu sevmediğimi biliyorsun.

 

 

Miinminho

Minjiye konuştum. Yani birnevi o konuştu ben dinledim.

O kadar net ve kesin konuştu ki

Onun yanında bir çocukmuşum gibi hissettim

 

 

Doolset_Net

 

Ne dedi?

 

 

Miinminho

Chanın onu umursamadığını ve artık kendisinin de onu umursamayacağını söyledi.

Ve bunu o kadar kesin bir şekilde söyledi ki

Ne gözleri doldu ne de sesi titredi

Sanki normal bir şey anlatıyormuş gibiydi

 

 

Doolset_Net

Mwnho

 

Miinminho

Ağlama güzelim

Durumu cidden normal değil ama

Söz veriyorum iyileştireceğim kızımızı

Sakin ol ağlama

 

 

Doolset_Net

 

Mwnhp çwk kprkwyorum

 

Hwp yqnında plmaya cwlistm amq iwse yqramamış

 

 

Minho Jisungun ağladığını biliyordu. Eskidende böyleydi. Ağladığında elleri titrediği için ne yaparsa yapsın asla düzgün yazamazdı. Bu yüzden tereddüt etmeden telefondan aradı onu. Bir kaç saniye sonra açıldığında Jisungun burun çekme sesini duyduğunda derin bir nefes verdi Minho

 

 

"Jisung, bebeğim beni dinle. Sakin ol. Göz yaşlarını sil."

 

 

"M-minho ben i-iyi bir b-baba olamadım k-kızıma..."

 

 

"Neredesin sen? Vardın mı kliniğe? Bekle beni geliyorum yanına. Kim var yanında?"

 

 

"H-hayır gelme. Jeongin v-ve Changbin de klinikte. Ben d-dinlenme odasındayım"

 

 

"Umrumda değil kim oradaysa."

 

 

"Minho hayır dedim." Jisung tekrar burnunu çekti hıçkırığıyle karışık olarak

 

 

"Senden hiç bahsetmedim onlara n'olur. Chan bir şekilde duyarsa-"

 

 

"Jisung korktuğunu biliyorum ama ağlamanı istemiyorum. Söz veriyorum sana tamam mı? Düzeteceğim Minjiyi. Her ne olursa olsun. Beni bekle tamam mı? 5 dakikaya oradayım"

 

 

"Minho hayır dedim! Kliniğin etrafında Chanın adamları var bu hafta şehir dışında olduğu için. Seni benden uzaklaştırma ihtimali beni deli ediyor yalvarırım bu sefer dinle beni lütfen..."

 

 

Jisungun söylediği "bu sefer dinle beni" cümlesi kalbimi sızlatmıştı. Yapmaya çalıştığı imayı anlamayacak kadar aptal değildim.

 

 

"Tamam gelmiyorum"

 

 

"Şey, kurs çok dolu mu? Yani fazla dersin var mı bu gün?"

 

 

"Minjiyle olan sınıfımla dersim var sadece bu gün. Diğer dansçıların prova günü"

 

 

"Tamamm"

 

 

"Neden sordun ki?"

 

 

"Hiç öyle işte. Neyse seni tutmayayım daha fazla. Kolay gelsinn"

 

 

"Teşekkür ederim bebeğim. Sıkma canını tamam mı?"

 

 

"Hmhm. Görüşürüzz"

 

 

"Görüşürüz bebeğim" Jisung telefonu kapattıkdan sonra eşyalarını toparlayıp klinikten çıkmak için adımladı. Gerçekten boğuluyormuş gibi hissediyordu bu kadar göz üzerindeyken. Dikkat çekmemek için arka kapıdan çıktıktan sonra herhangi bir korumaya görünmeden hızlıca uzaklaşmıştı klinikten.

 

 

Aklında nefes alabildiği tek yer Minhonun yanı olduğu için tek düşüncesi oraya gitmekti. Sadece oturup beklese bile yeterdi.

 

 

Şu aptal korumalardan o kadar çok bıkmıştım ki. Chan sanki normalde çok umursuyormuş gibi uzak bir yere gittiğinde başıma birsürü koruma dikiyordu. Defalarca kez bunun için kavga etmiştik ama hala ikna edemiyordum.

 

 

Hızlıca bir otobüs durağına gidip otobüs beklemeye başladım. Arabam ön tarafta olduğu için korumlara görünmeden almam imkansızdı. Otobüs geldiğinde boş olmasına gerçekten sevinmiştim. Hiç ayakta gitmeye niyetim yoktu yani.

 

 

Hızlıca boş bir yere geçtim ve başımı cama yaslayıp her şeyi düşünmeye başladım istemsizce. Beni Minhoya iten şey kesinlikle yara almış aşkımdı ve Minho gerçekten de iyileştirmeye başlamıştı yarayı. Ona hiç kimseye güvenmediğim kadar güveniyordum hala. Başkasını istemiyordum. Minhoyu istiyordum. Bu yüzden her zaman ne olursa olsun soluğumu Minhonun yanında alıyordum.

 

 

Otobüs tam kursun önünde durunca inip kursa girdim. Normalde sadece oturup bekleyecektim ama Minjiyi derste izlemek istediğim için sınıfına doğru gittim. Tam kapının önüne geldiğimde aralıklı kapıdan onları izlemeye başladım. Busanda sergileyecekleri gösteri için çalışıyorlardı. Bir kaç dakika sonra Minhoyla göz göze gelince refleks olarak el salladım. Bunu yapmamın bir nedeni yoktu aslında. Utandığım için ne yaptığımı bilmiyordum. Bana gülümseyip gelmemi işaret edince öncr tereddüt etsem de girdim içeriye

 

 

"Evet çocuklar" deyip elini bir kaç kez çırptığında konuşup duran çocuklar sessizce Minhoyu dinlemeye başlamıştı

 

 

"Bu gün bir misafirimiz varr! Dans ederken bize eşlik edecekmiş" Minho beni işaret edince çocukların hepsi bana dönmüştü. Minji ilk başta şaşırsa da daha sonrasında koşarak yanıma gelip sarılmıştı

 

"Baba ne işin var senin burdaa!? Bizimle dans mı ediceksin!?" Minjinin heyecanlı heyecanlı konuşmasına karşılık varla yok arasında bir tepki vermiştim. Dans mı edecektim ben?..

 

"Konuğumuza özel yeni bir karografi öğrenmeye hazır mıyız bakalım!?" Minho ellerini çırpıp çocuklara daha da jest verirken, hepsi hoplaya zıplaya "evett!" Diye bağırıyordu.

 

"O zaman dağılın bakalım odanın içinde. Siz benim küçük profesyonel dansçılarım olarak Jisung oppanıza yardım edeceksiniz. Anladık mı?" Tekrar "EVETT!" diye bir şekilde bağırmıştı çocuklar

 

"Şarkı tahminleri gelsin bakalım" Minho şarkıyı ayarlamaya çalışırken çocuklar da kendi aralarında konuşuyordu

 

"Blackpink mi yoksa!?" Bir çocuk öne atlamıştı hemen

 

"Ya çocuk musun!? BTS yapıcaz kesin!"

 

"Ya hayır banane! How you like that yapmalıyız!"

 

"Seventeen yapalım noluurrr!"

 

"Bence kesin ATEEZ olucak" Minji de konuya dahil olurken, Minho sadece kıkırdayarak izliyordu hepsini

 

"Hazır mısınız açıyoruumm!" Tekrar onaylarcasına bağırmıştı çocuklar. Ben gülümseyerek izliyordum hepsini odadaki koltuğa oturmuş şekilde. Minhoyla göz göze geldiğimizde tekrar çocuklara döndü

 

"Biri hala hazır değil sanki" dedi Minho beni göstererek. Bir anda tüm çocuklar üzerime gelmeye başlayınca şok olmuştum. Bu konuda anlaşmamıştık ki ya? Çocuklar beni tutup ayağa kaldırmak için uğraşmaya başlayınca pes edip bende ayağa kalktım. Minho bana bakıp gülümseyince sabır çektim içimden

 

...

 

Koskoca yarım saat nasıl geçmişti bilmiyordum ama biz hep beraber bir dans karografisi öğrenip, birde üstüne video bile çekmiştik. Uzun zaman sonra gerçekten o kadar çok eğlenmiştim ki. Artık kahkağa atmaktan yanaklarım ağrıyordu. Çocuklarla beşlik çakarken uzaktan beni izleyen Minhoyu görünce istemsizce utanmışım. O kadar çok aşık bakıyordu ki...

 

"Evet çok iyi iş çıkarttınız" Minho tekrar ortaya geçip ekibini tebrik etmişti

 

"Konuğumuz da süper iş çıkarttığı için çok teşekkür ediyoruz. Değil mi?"

 

"Jisung oppa tekrar gel sonra! Çok eğlendim seninle beraberr!" Bir kız çocuğu bacama sarılınca kıkırdayıp saçlarını karıştırdım

 

"Gelmeye çalışırım ufaklık"

 

"Minji gerçekten çok şanslı böyle bir babaya sahip olduğu için." Başka bir kız bunu söylediğinde Minjiye göz göze gelmiştik. Yanıma gelip bana sarılınca kucağıma alıp yanağını öptüm bende

 

Bir anda telefonum çalmaya başlayınca cebimden çıkartıp arayan numaraya baktım. Chan arıyordu. Minjiyi kucağımdan indirip odadan çıktım ve başka, boş bir sınıfa geçip telefonu açtım

 

"Alo? Chan?"

 

"Neredesin sen?" Chanın ciddi sesini duyduğumda istemsizce gerilmiştim. Neye sinirlendiğini anlamaya çalışırken konuştum

 

"Kurstayım? Minjiyi eve götüreceğim birazdan?"

 

"Yeni gelmedin oraya değil mi"

 

"Hayır. Yarım saat önce geldim"

 

"Sen beni delirtmek mi istiyorsun? Yine mi korumalardan kaçıp tek başına gittin!?" Bir anda bağırmaya başlamasıyla telefonu kulağımdan uzaklaştırdım biraz

 

"Chan, kızımın yanına gitmek için senden izin mi alacağım birde!? Yıllardır aynı konu delirtecek misin sen beni!? İstemiyorum o korumaları!"

 

"Sana isteyip istemediğini sormadım, Jisung."

 

"Chan o benim kızım biliyorsun değil mi!? Onun yanına kendi başıma gidebilirim!"

 

"BİR KEZ DAHA BEN YANINDA DEĞİLKEN ÇIKMAYACAKSIN O SİKTİĞİM İŞ YERİNDEN TEK BAŞINA DEMEDİM Mİ SANA!? SIRF GÜVENDE GİT GEL DİYE KORUMA DİKİYORUM BAŞINA SEN YİNEDE KAÇIYORSUN!?"

 

"Chan. Bağırma bana! İstemiyorum o korumaları dedim ve bitti. Hayatımı kısıtalamaktan vaz geç!"

 

"Jisung. Defalarca aynı şeyi anlattım. Ne kadar büyük bir şirketi yönettiğimi biliyorsun değil mi? Sen. Sen düşmanlarımın gözünde sadece bir açık kozsun, Jisung. Seninle şunu konuşmaktan bıktım. Ya yokluğumda seni kaçırmaya çalışsalar ne yapacaksın!? Ya Minjiye zarar verseler ne olacak Jisung!? He!?"

 

"Bir daha bana şu bahaneyi sunarsan gerçekten sinirleneceğim. Bir kez daha başıma koruma koyarsan gerçekten bozuşucaz seninle. Kendi kliniğimden kaçarak çıkıyorum ya!"

 

"Evde seninle çok güzel görüşeceğim ben. Hiç merak etme bebeğim."

 

"Cha-" Chan telefonu yüzüme kapatınca öfkeyle nefes verdim. Telefonu parçalamak istiyordum sinirden

 

"Nefret ediyorum senden..." diye fısıldadım sessizce. Bir anda arkamdan belime dolanan kollar ise tüm dikkatimi dağıtmıştı. Başımı çevirdiğimde Minhoyu görünce geri cekilmeye gerek duymadan bana sarılmış olan ellerini tuttum sadece

 

"Yine mi o?" Minhonun sorusuna karşı başımla onayladım sessizce

 

"Sen buraya kaçarak mı geldin?"

 

"Chan korumasız evden çıkmama izin vermiyor. Başımda koruma dikili olması çok rahatsız edici." Minho başını omzuma yaslayınca nefeslerini boynumda hissetmeye başlamıştım. Nefesinin sıcaklığını her boynumda hissettiğimde dünyadan kopuyordum sanki

 

"Minho..."

 

"Efendim bebeğim"

 

"Ben çok yoruldum... Chandan çok yoruldum... rahatça nefes bile alamıyorum... nefret ediyorum şundan..."

 

"Sözleşmeyi ne zaman iptal edeceksiniz?"

 

"10 gün falan kaldı"

 

"Minji bilmiyor değil mi?"

 

"Ona nasıl söyleyeceğimi gerçekten bilmiyorum, Minho... Ne tepki vereceğini kestiremiyorum"

 

"Her türlü durumda yanınızda olacağım. Minjinin hızlı bir şekilde atlatması için elimden geleni denerim. Ve şey..." Minhoya döndüm. O da bana sarılmayı bırakmıştı. Her ne söyleyecekse gerçekten kafasına takılmıştı sanırım

 

"İstersen Minjiye hemen benden, ya da geçmişimizden bahsetmeyebiliriz. Belkide ayrılığınıza bile hemen alışamayacak. Minji benden uzaklaşsın istemiyorum. Yanınızda olmak istiyorum" Ne tepki vereceğimi seçememiştim. Onun duygularını düşünüp hissetmeye çalıştıkça sanki boğazım düğümleniyordu. Sırf bunu söyleyebilmek için bile kaç gece aralıksız düşündüğünü tahmin edemiyordum. Hep üstüne gitmiştim ama onun yükü gerçekten çok ağırdı...

 

"Bunu daha sonra beraber düşünelim olur mu?" Minhoya yaklaşıp sarıldım sıkıca. O da bana sarılıyordu ama durgunluğu hala durmamıştı. Kim bilir neler düşünüyordu aklının içinde

 

Hep onu suçlamıştım. Hep yüzüne kırıcı sözler söylemiştim. Onun gözünden baktığımı sanıyordum ama tekrar düşününce gerçekten Minho kadar güçlü olamayacağımı anlamıştım

 

Önünde kendi öz kızı vardı, ne doğduğunu görebilmişti ne de o heyecanı yaşayabilmişti. Tam önünde kendi öz kızı duruyordu, ama sadece kurs saatleri içinde görüp eğitmen-öğrenci resmiyetinde kalmak zorundaydı. Kenki kızını ve eski sevgilisini yeni bir ailede mutsuz bir şekilde görmek zorundaydı. Onu durduran tek şey ise aptal bir imza kağıdıydı. Gün. Hatta ne günü. Dakikalar saydığına o kadar çok emindim ki.

 

Çok zordu ikimiz içinde. Hem onun hemde benim kalplerimizde derin yaralar vardı. Asla Minho kadar güçlü ve sabırlı olamayacağımı biliyordum. Ama ben bu ilişki için her şeyimi ortaya koymaya daha dünden hazırdım. Ne imza, ne de Chan beni durduramazdı.

 

 

 

_____________________________________

 

Aşşşşşşırı bomba olaylar geliyor gençler🤪💥

 

Uçuracam burayı😜💥💥💥💥

 

 

Bölüm : 24.04.2025 22:35 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...