
-Jisungdan-
Sabah gözlerimi alarmın sesine açmıştım zorlukla. Her yerim o kadar çok ağrıyordu ki sinirden ağlamak istiyordum. Oturabilmek için sırtımı dikleştirdiğimde kalçamdaki ağrı yüzünden bağırmak istemiştim ama kendimi tutmuştum. Minji geldiyse korkutmak istemiyordum
"Tutma kendini, Minji gelmedi henüz" Chanın sesini duyduğumda odadaki banyodan çıktığını fark etmiştim. Yine her zamanki gibi kalkıp hazırlanmıştı işe gitmek için. Chana cevap vermeden sessizce oturmaya devam ettim. Chan yanıma gelip morarmış bileklerimi nazikçe tutup resmen eserine bakar gibi izlerken konuşmaya başlamıştı
"Minjiyi annem kursa bırakıcak. Sadece iş yerine git. Çıkışta da şirkete gel. Minjiyle beraber sinemaya gidicez" Cevap vermedim. Hala benimle nasıl bu kadar rahat konuşuyordu anlamıyordum. Delici bakışlarımı ona çevirdim cevap vermek yerine. Chan gözlerime bakarken tuttuğu bileklerimin morararan yerlerini sıkmaya başlayınca acıyla bağırmıştım. Bana göre çok güclüydü, karşılık vermem de imkansızdı
"Tamam mı dedim?"
"T-tamam" Chan gülümseyip ayağa kalktı ve saçlarımı öpüp odadan çıktı. Camdan bakarken evden çıktığını görünce zar zor ayağa kalkıp önce ağrı kesici içtim biraz olsun kendime gelebilmek için. Sanırım gece kar yağmıştı. Dışarıda kar tutmuştu baya.
Ben nasıl gideceğimi düşünürken üzerimi değiştirip saçlarımı yapmak için aynanın karşısına geçtim. Boğazlı kazak ve kumaş pantolon giydiğim için vücudumdaki morluklar gözükmüyordu. Hızlıca saçlarımı tarayıp evden çıktım.
...
Klinikte çalışırken hareket etmekte gerçekten çok fazla zorlanıyordum. Agrı kesici içmekten midem bozulucaktı artık ama hiç biri işe yaramıyor gibi hissediyordum. Changbin ve Jeongin yemek yemek için molaya çıktıkları için bende girişteki içeriye gelen müşterilerin oturması için konulan koltuklara oturmuş telefonumla uğraşıyordum. İnstagrama girip dolaşmaya başladım
Seobin

Yavrum bu ne paushwhdhd @Jeong_bin
❤️145 beğeni. 24 yorum
Jeong_bin=İçme diye yapmıştım
-->Seobin=dudaklarının temas ettiği bir şeye nasıl karşı koyacağım acaba?
-->Doolset_Net=yanlız ben bile etkilendim şu an
Chan_bhang

Prensesim🤍
❤️206 beğeni. 56 yorum
Seobin=çok tatlı bu çocuk ya🥹
Jeong_bin=MİNİCİK TİPE BAK
Doolset_Net=prenesim🤏🏻🤏🏻
Chan_bhang

✌🏻
❤️289 beğeni. 86 yorum
Seobin=Allahım yine konuşmayı unuttu
-->Chan_Bhang=kes artık
Miinminho

Kar gören masum koreli🥹 @hhyun
❤️168 beğeni. 35 yorum
Hhyun=OLM ÇOK GÜZELDI LAN
-->Momoo=BENI KARA GÖMDÜN ORSBU CCOCU
-->Hhyun=PAUSHAHSHSHXGSGXGNSJ AGLAMA BETA👎🏻👎🏻👎🏻👎🏻
Nsmra_Niki=KAR SAVAŞINDA ŞİKE VARDI KABUL ETMIYORUM AMK SULLYOON HİLE YAPTI
-->Sullyoonniee=YA YAPAMIYOSUN DIYE AGLAMA YARRAM😜👎🏻👎🏻👎🏻
-->Nsmra_Niki=LAN BENIM KAR TOPLARIMI ÇALIP BANA ATMAK NE DEMEK ABİ
Miinminho

Kar görmemiş köy faresinin tehditleri sonucu EKİPÇE dışarıya çıkıyoruz☺️ @Sullyoonniee
❤️234 beğeni. 34 yorum
Sullyoonniee=SENSİN KÖY FARESİ
Nsmra_Niki=(zorla çıkarttı)
-->Sullyoonniee=kötü mü oldu sanki ekipçe ne güzel oynadık işte😭😭😭
-->Hhyun=Felix hasta oldu senin yüzünden.
-->Sullyoonniee=BEN NE ALAKA BEN Mİ HASTA ETTIM SANKI YA
Aşırı sinir oluyordum şu kıza cidden. Özellikle son fotoğraf tüm sinirlerimi hoplatmıstı resmen.
"Kim bu kız amk" o kadar çok sinir olmuştum ki sesli konuşuyordum artık istemsizce
"Sullyoon" bir anda yanımdan bir ses duyunca resmen sıçramıştım yerimden. Yanımda duran Minhoyu görünce panikle kapattım telefonu
"Ödüm koptu ya! Deli misin sen!?"
"Beni mi stalklıyorsun sen?" Minho oldukça eğlendiğini belli eden bir şekilde gülümsemeye başlayınca utanmaya başlamıştım istemsizce. Çok yanlış yerde yakalanmıştım gerçekten.
"Hayır! Yani şey... ya hayır işte! Ne yapayım ben seni?"
"Hmm öyle mi? Sullyoon'a neden sinirlendin o zaman durduk yere?"
"Sullyoon değildi o. Keşfetimdeki bir kız işte-" konuşmayı bırakıp Minhoya döndüm tamamen "ben sana neden açıklama yapıyorum ki? Sanane? İstediğme sinirlenirim? Sana ne ya!" Minho bir anda kahkağa atmaya başladı karşımda. Şimdi dövecektim onu cidden.
"Gülmen bittiyse neden geldiğini söyler misin artık? Ne işin var senin burda?" Minho gülmeyi bırakıp elinde tuttuğu kedi kafesini gösterdi
"Sonnie hasta olmuş. O yüzden getirdim"
"Koca sokakta başka veteriner kalmadı mı Minho?"
"Hmm kalmamış demek ki? Hem ben seni istiyorum"
"Minho yürü git dalga geçilecek havamda değilim hiç."
"Gelen müşteri kovulmaz birkere tamam mı? Kedi hasta mı kalsın..." Minho, Jisunga acıtasyon yaparken Jisung ise sabır çekiyordu kendi kendine
"Akıllısı beni bulmaz, delisi peşimi bırakmaz. Nedir bu çektiğim cidden." Minho, elinde tuttuğu kedi kafesinin kapağını açtığında Sonnie yavaşça içinden çıkıp Minhonun kucağına yatmıştı.
Sonnie yi görünce istemsizce aklım eskilere gitmeye başlamıştı. Minhonun dongie ve dori adında iki kedisi olmasına rağmen okul bahçesinde bulduğu bu kediyi de sahiplenmişti. O zamanlar çok küçüktü, elimizde tutarken bile korkuyorduk. Ama şimdi kocaman olmuş
"Çok büyümüş" yavaşça kediyi sevmeye başladım. Hasta olduğu için iyice mayışıyordu şapşal kedi
"Çok hızlı büyüdü gerçekten"
"Sullyoon ablası iyi bakmış anlaşılan."
"Sullyoon mu? O ne alaka?"
"Hiç öyle işte. Aklıma geldi" Jisung ayağa kalkıp kediyi kucağına aldı
"1 saat sonra gelip alabilirsin kedini"
"Gitmeyecektim aslında? Derslerimi bitirdim"
"Car car konuşup beni rahatsız etme o zaman"
"Peki doktorum nasıl isterseniz" Minho, Jisunga gülümserken Jisung sonnieyi muayne edebilmek için yavasça tezgaha bırakmıştı. Bir kaç işlem yaptıkdan sonra iğne yapmak zorunda olduğunu anlayınca gerekli malzemeleri çıkartıp yavaşça Sonnieye tekrar yaklaştı ama sadece yaklaşmayla bile Sonnienin resmen tısladığını görünce önce patilerini tuttu yavaşça
"Sakin ol sakin ol. Hiç bir şey olmayacak" Minho, Jisungun Sonnieyle konustuğunu görünce gülümsemişti istemsizce
"Yardım edeyim mi?"
"Karışma Minho." Jisung iğneyi yavaşça sonnieye yaklaştırırken Sonnie bir anda patileriyle Jisungun kolunu çizmeye başlayınca Jisung bağırmamak için dudağını ısırmıştı. Hemen geri çekilip koluna baktığında kanadığını görünce sabır çekmeye başlamıştı
"Hay sikeyim..." Minho, Jisungun geri çekildiğini görünce kalkıp yanına gitmişti hızla
"Jisung iyi misin!?" Jisung Minhonun sesini duyar duymaz bileklerini tekrar örtmüştü kıyafetleriyle
"İyiyim bir şey yok"
"Bu yüzden yardım edeyim demişim işte" Minho Jisungun eline bakmak için yaklaştıkça Jisung daha fazla uzaklaşıyordu
"Minho bir şey yok dedim. Kıyafetimi çekti sadece"
"Neden geri kaçtın o zaman?" Jisung cevap vermek yerine derin bir nefes verdi. Onu ikna edemeyeceğini biliyordu
"Bak cevap veremiyorsun. İzin ver bakayım işte. Daha sonra mikrop kapmasın"
"Bana karışıp durmayı gerçekten bırak Minho. Nefret ediyorum şunu yapmandan."
"Neden benden bir şeyleri saklamaya çalışıyorsun Jisung? Sana her konuda yardım edebileceğimi biliyorsun"
"İstemiyorum yardımını istemiyorum! Uzak dur benden ya! Bi rahat bırak artık beni Minho!"
"Gitmiyorum. Gitmeyeceğim de"
"Nefret ediyorum senden"
"Bende seni seviyorum bebeğim" Minho Jisungun saçlarını karıştırınca Jisung göz devirmişti sadece.
"Tut şu kedini. İğnesini yapayım da git artık"
"Emriniz olur" Minho sonnieyi yavaşça tutup kucağına aldı ve Jisunga dönüp iğneyi yapmasını bekledi sessizce. Jisung tekrar iğneyi ayarlayıp Sonnieye yavaş yavaş yaklaşırken yine mırıldanmaya başlayınca Minho kedisini rahatlatmak için yavaşça tüylerini okşamaya başlamıştı.
Jisung sonunda iğneyi yapınca derin bir nefes verdi. Ne nazlı kedi bu be diye geçirdi içinden
"Bitti işlemleri. Bir tane toz yazıcam. Mamasına karıştırıp yedirmen gerekiyor. 1 hafta kullansanız yeter. Geçmiş olsun" Minho başıyla onaylarken odanın içindeki koltuklardan birine oturup kucağındaki kedisini sevmeye başlayınca şaşkınlıkla bakmaya başladım. Bu ne genişlik Minho?
"Sen beni delirticek misin? Kalk git şurdan artık!"
"Kursda çok yoruldum biraz otursam olmaz mı?"
"Olmaz git." Jisung, Minhoya yaklaşıp tam dizlerinin önünde durdu ve delici bakışlarını Minhoya yöneltti
"Kalk şurdan Minho hadi" Minho bir anda aklına gelen düşünceyle hiç düşünmeden Jisungun belini kavrayıp dizlerine oturttu sevgilisini. Jisung ne olduğunu anlayamadan kendini Minhonun kucağında bulunca dili tutulmuş gibi kalmıştı. Zaten her yeri acıdığı için otururken bağırmamak için kendini tutmaya çalışmıştı ama yinede ufakda olsa canının acıdığını belli etmişti
"Minho bırak beni."
"Sen iyi misin? Dokunmadım bile neden canın o kadar acıdı?"
"Acımadı Minhi bırak beni. İnsanlar yanlış anlayacak."
"Ne istiyorlarsa o şekilde anlasınlar güzelim"
"Minho delirdin mi sen!? Evliyim ben ya hani!"
"Chana gerçekten aşık mısın?" Sustum. Cevap veremedim bir süre
"Aşığım"
"Gerçekten mi?"
"Hmhm"
"Eğer aşık olsaydın seni öpmemi bırak, yanına yaklaşmama bile izin vermezdin Jisung. Yalan söyleyemeyeceğin kadar iyi tanıyorum seni"
"Yapma şunu Minho"
"Neyi yapmayayım?"
"Seni zar zor unutmuşken bana kendini hatırlatmaya çalışma. Yapma bunu bana. Canımı acıtıyorsun sadece."
"Seni iyileştireceğim. Söz veriyorum, bebeğim." Cevap vermedi Jisung. Sessizce yüzüne baktı sadece. Bu kadar şeyden sonra nasıl düzelebilirdi ki ilişkileri? İmkansız gibi bir şeydi bu durum Jisunga göre.
Sessizce birbirine bakıyordu ikiside. İkisi de daha fazla konuşmaya cesaret edemiyordu. Birbiri için atan iki kalp gücünü kaybetmek üzereyken tekrar birbirini bulmuştu. Yıkılan bir güveni tekrar toparlayamazsın derler. Ama o güvenin temelini kimse konuşmaz.
Bir güven yıkılırsa tekrar toparlanılabilir. Ama bir güvenin temeli yıkılırsa işte o zaman her şey bitmiş demektir. O güveni ne yaparsan yap eskisi gibi sağlayamazsın. Minho da tam olarak bunu yapmıştı o gece Jisungu dinlemeyerek. Jisungun güvenini temelden yıkmıştı ve şimdi Jisungun eski güvenini kazanabilmek için çok çabalamak zorundaydı.
Odadaki sessizliği Minhonun telefonunun çalmasıyla bozulmuştu. Minho, cebinden telefonu çıkartıp arayan numaraya baktığında Chanı görünce göz devirdi.
"Tam da zamanını buldun aramak için gerçekten" diye mırıldandı sessizce. Jisung, Chanın Minhoyu aradıgını görünce anlam verememişti
"Chan seni neden arıyor?"
"Bir iş birliği yaptık diyelim. Şirketinin reklam çekimini hazırlıyoruz arkadaşlarımla beraber"
"Sen ciddi misin? Neden senden istedi bunu? Sen mi istedin yoksa?"
"Ben niye kendim gidip istiyeyim ya. Bir kaç gün önce beni şirketine çağırdı ve reklam çekimleri için ortaklık teklif etti o kadar"
"Anladım" Jisung yavaşça Minhonun kucağından kalktı
"Konuş sen. Çıkmam lazım zaten benimde artık"
"Nereye?"
"Şirkete gidicem"
"Bende şirkete gidiyorum. Bırakmamı ister misin?"
"Hayır. Sonra görüşürüz" Jisung, Minhodan cevap beklemeden hızla klinikten çıkıp arabasına bindi. Göz ucuyla Minhoya baktığında kapıda öylece kendisini izlediğini görünce istemsizce gülümsemişti ona bakarken.
Yıkılan bir güven asla toparlanamaz demiştik değil mi? Sanırım bu görüş aşıklar için pek de geçerli değildi. Eğer bir insan birini gerçekten seviyorsa, yaptığı hata bile ona en doğru şeymiş gibi gelebiliyordu. Bu ne kadar doğruydu tartışılır. Ama ikisi birbirinden asla uzak kalamayacaklardı bu sebep yüzünden. İkisi de adı gibi biliyordu bunu.
...
Jisung şirkete geldiğinde kimseyle konuşmadan Chanın odasına çıkmıştı. Kapıyı çalıp içeriye girdiğinde Chanın Minjiyi masasına oturtup Minjinin oyuncaklarıyla oynadıklarını görünce şaşırmadan edememişti. Ne olmuş bu adama başına taş falan mı düşmüş?
"Oo keyifler yerinde bakıyorum da"
"Babaaa!" Minji, jisungu görür görmez masadan inip koşarak sarılmıştı babasına. Jisung, Minjiyi kucağına alıp yanağını öptükden sonra yere indirmişti tekrar
"Neler yaptın bakalım minik fare?"
"Babamla beraber oyun oynuyorduk seni beklerkenn"
"Hmm çok güzel" Chana baktım göz ucuyla. Onun da bize baktığını görünce gözlerimi kaçırdım hızlıca.
"Baba ne zaman gidicez sinemayaaaa"
"Birazdan gideceğiz bebeğim. Son bir işim kaldı sonra hemen gideceğiz" Minji başıyla onaylarken kapı çalınınca herkesin dikkati kapıya yönelmişti
"Gir" Chan konuştukdan sonra kapıdan Minho girince Minjiyi kucağıma alıp puflardan birine oturdum. Chan ayağa kalkıp Minhonun yanına gitti
"Hoşgeldin Minho. Geç otur ayakta kalma. Diğerleri nerede?"
"Hoşbuldum. Diğerleri de gelir şimdi. Ben önce çıktım şu imza işleri için"
"Pekala. Bir şeyler içer misin?"
"Hayır teşekkür ederim" Bir kaç dakika bekledikten sonra diğer dans eğitmenleri de içeriye girmişti. Hepsi Chana selam verdikten sonra boş yerlere oturmuşlardı hemen. En son sullyoon geldiği için ona boş yer kalmamıştı
"Özür dilerim geç kaldım. Arabayı park edicek yer bulamadım da"
"Sorun değil lütfen"
"Sullyoon gel sen otur" Minho yerinden kalkıp Sullyoonu oturtturunca Jisung ikisini izlemeye başlamıştı istemsizce. Minhonun ona olan ilgisi Jisungu gerçekten çıldırtıyordu
"Selam Minjii" Momo, Minjiyle yan yana oturduğu için yanaklarını sıkmıştı sevimli çocuğun. Minji kıkırdayıp Momoyla konuşurken Chan bölmüştü bu sefer sohbeti
"Bir kaç gündür karografi hazırlıyormuşsunuz bildiğim kadarıyla. Emekleriniz için şimdiden teşekkür ederim. Sadece bir kaç imza var atılması gereken. Ondan sonra sadece hazırlık yapacaksınız"
"Asıl çekime ne kadar kaldı?" Diye bir soru attı sullyoon ortaya
"Yaklaşık bir ayınız kaldı. Eğer bir değişiklik olursa size bildireceğim zaten" Sullyoon başıyla onaylarken Chan imzalanması gereken kağıtları çıkartıp Minhonun önüne koydu. Kısa bir incelemeden sonra Minho kağıtları tek tek imzaladı ve Chana geri verdi
"Jisung şu kitaplıkdan 3. Sıradaki dosyayı verir misin?" Jisung başıyla onaylayıp denileni yaptı ve ayağa kalkıp 3. Dosyayı eline alıp Chana uzattı
"Minhoya ver bebeğim. O dosya Minho da kalıcak"
"Ne bu tam olarak?" Diye sordu Minho Jisungdan dosyayı alırken
"İş birliğiyle ilgili bilgiler sadece. Dün akşam hazırlattım" Minho başıyla onayladı
"Biz gidelim artık o zaman. İyi günler dilerim hepinize" eğitmenler Minhoyu duyunca hep beraber ayaklandılar ve kapıya doğru yürümeye başladılar
"Size güveniyorum. Şimdiden kolay gelsin" Minho baş selamı verdikten sonra elindeki dosyayla beraber çıktı odadan. Tabi Minho henüz bilmiyordu elindeki dosyanın Jisung ve kendisi için bir kurtuluş kapısı olacağını...
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 5.09k Okunma |
733 Oy |
0 Takip |
19 Bölümlü Kitap |