9. Bölüm

~♡Süt döküldü♡~

Minho
minhoss_lee

Doolset_Net - Miinminho

Miinminho

Jisung

Biraz konuşabilir miyiz?

 

 

Doolset_Net

Minho?

Ne oldu bir anda

 

 

Miinminho

Bir şey konuşmamız gerekiyor

Atacağım konuma gel

*konum*

 

 

Doolset_Net

Peki

 

 

-Yazardan-

    

Minho, sahil kenarındaki banklarda sessizce oturup derin düşüncelere dalmış şekilde denizi izliyordu Jisungu beklerken. Aslına bakılırsa ona ne söyleyeceğini bilmiyordu. Belkide bunu bildiğini söylemesi hataydı. Ama yinede kendine engel olamamıştı işte.

 

Bir süre sonra Jisung yanına geldiğinde başını çevirip tam da Jisungun gözlerinin içine baktı, Minho. Jisung da Minhonun yanına oturup ona döndü. Bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı ona baktığında

 

"Minho ne oluyor? İyi misin sen?.."

 

"Jisung..." Sanki kelimeler boğazında düğümleniyormuş gibi hissediyordu Minho. Çok şey söylemek istiyordu ama boğazındaki yumru buna asla izin vermiyordu

 

"Nasıl bu kadar güçlü olabilirsin ki?.."

 

"Ne?"

 

"Jisung, ben senden ne kadar özür dilesem az biliyorum ama... ben her şeyin yeni yeni farkına varabiliyorum..."

 

"Minho şifreli konuşmaz mısın? Anlamıyorum seni" Minho çantasından dosyayı çıkartıp Jisunga verdi. Jisung ilk başta anlamasa da dosyayı açınca anlamıştı Minhonun neden böyle olduğunu

 

"Sen?.. nerden buldun bunu?.."

 

"Sen verdin bana" Jisung hızlıca dosyayı kapatıp Minhodan gözlerini kaçırdı. Yıllardır sakladığı gerçeği açığa çıkmıştı. Minho daha sonra ceketinin iç cebinden DNA testini çıkartıp Jisunga uzattı. Jisung onu da görünce artık kaçışının olmadığını anlamıştı

 

"Minho..."

 

"Neden bana söylemedin, Jisung?.." Jisung sustu bir süre ve elinin tersiyle dolmuş olan gözlerini sildi

 

"Yapamazdım"

 

"Bunu bilmeye hakkım olmalıydı, Jisung. Ben o kadar çok şaşırdım ki bu dosyayı gördüğümde"

 

"Hayır Minho. Hakkın falan yoktu. Beni dinlemeyerek hem beni hemde kızını kaybettin. Senin yüzünden oldu. Eğer o kız'a gitmeseydin şimdi Minjiyle beraber çok mutlu olabilirdik. Ama bak ne oldu? Şimdi Minji seni tanımıyor bile. Eğitmeni olmasaydın hiç bir zaman da tanımayacaktı"

 

Minhonun gözleri dolmaya başlamıştı Jisungdan duyduklarıyla. O kadar kırıcıydı ki bu cümleler Minho için, ölüm sebebi de diyebiliriz

 

"Jisung..." Minho, Jisungun ellerini tutup birbirine kenetledi. İkisininde gözleri dolmuştu birbirine bakarken. İkisinin acısı da birbirlerinin yarasını kanatıyordu sadece.

 

"Siz gerçekten ayrılacak mısınız?.. Yani anlaşmalı bir evlilik olduğu yazıyordu"

 

"Evet, Chanla boşanıcaz. Gerçi o istemediğini söylüyor ama umrumda değil. Boşanıcam ne olursa olsun"

 

"Bana her şeyi en başından düzgünce anlatır mısın? Yani ben anlamıyorum. Tamam hamileydin ve bana sinirlendiğin için bebeği bana söylemedin bu olmuş olabilir. Ama bu Chan nereden çıktı? Biz ayrıldıktan 4 gün sonra kendi isteğinle evleneceğini hiç sanmıyorum çünkü"

 

Jisung dolmuş gözleriyle önce birleşmiş olan ellerine, daha sonra ise minhonun yüzüne baktı. Her şeyi içinde saklamaktan o kadar çok yorulmuştu ki artık. Tekrar içine en ufak bir şeyi bile atmak istemiyordu. Özgürce yaşadıklarını anlatıp ağlamak istiyordu sadece ve minho onun her şeye rağmen güvenebileceği tek insandı. Tüm bu güvensizliklere rağmen güvenebileceği tek atlasıydı.

 

Bir anda kendini tutamayıp sıkıca sarıldı Minhoya ve hüngür hüngür ağlamaya başladı göğsüne sığınıp. O an tekrar anlamıştı ki, Minhoyu gerçekten çok özlemişti. Ne olursa olsun yerini dolduramadığı biricik sevgilisiydi onun. Minho da kollarını Jisungun beline dolayıp bir eliyle saçlarını okşamaya başladı sakinleşmesi için

 

"Şşttt... sakin ol güzelim. Hepsi geçecek tamam mı? Ben buradayım korkma"

 

"N-nefret ediyorum her ş-şeyden. N-neden böyle olmak z-zorundayız ki?.."

 

"Her şeyi düzelteceğim bebeğim. Sana söz veriyorum" Minho şefkatli bir şekilde Jisungun saçlarını öptü yavaş yavaş. O ise Minhonun göğsüne yatmaya devam etti sessizce.

 

"Hadi anlat bakalım bana her şeyi. Seni dinliyorum, güzelim" Jisung yavaşça Minhodan ayrılıp göz yaşlarını elinin tersiyle sildi burnunu çekerken ve konuşmaya başladı

 

"Ben ayrıldığımız gün, yani 16 şubat dan sonraki gün hemen Japonya ya geldim ve o gün hamile olduğumu öğrendim. Sana söylemek istedim ama annem ve babam bana izin vermedi. Sana o kadar çok kinlendiler ki bunu bile söyletmediler" Minho Jisungu dikkatle dinlerken bir yandan elini tutup baş parmağıyla okşuyordu. Çünkü böyle yaptığında biraz olsun Jisungu sakinleştirebildiğini biliyordu

 

"S-sonra babam Chanla evlenmem için b-beni zorladı. İstemediğimi söyledim ama beni asla dinlemedi. Zaten bir anlaşma evliliği deyip deyip beni geçiştirdi. Annem karşı çıkmaya çalıştı ama babam onuda dinlemedi. En sonunda Minji de kötü bir psikolojiyle büyümesin diye kabul etmek zorunda kaldım. Ama keşke kabul etmeseydim"

 

"Neden peki?"

 

"C-chanla evliliğimiz ilk başlarda çok güzeldi. Gayet normalce geçiniyorduk. Zaten işleri hep yoğun oluyordu bu yüzden pek fazla göremezdim onu. Ama her ne olsuysa bir kaç ay içinde bana gerçek kişiliğini göstermeye başladı. Bir şeye sinirlenince ya evdeki bir şeyi dağıtıp parçalar, ya da bana zarar vermeye çalışırdı. Hep çok korkuyordum ondan bu yüzden" Jisung derin bir nefes aldı. Sanki konuştukça rahatlıyor gibi hissediyordu uzun zaman sonra

 

"Minjiye bir şey belli etmemek için hep çok çabaladım ama başarabildim mi onu bile bilmiyorum..." Minho duyduklarıyla her an Chana daha da sinirlense de Jisungun önünde sakin kalıp onu rahatlatmaya çalışıyordu.

 

"C-canım çok a-acıyor artık. N-ne fiziksel ne de p-psikolojik o-olarak dayanamıyorum" Jisung Minhonun elini bırakıp kazağının kollarını sıyırdı yavasça yukarıya doğru. Mosmor bilekleri ve izlerle dolu dollarını gördükçe daha da fazla gözleri doluyordu, Jisungun

 

"Yaralarıma yıldızlar çizdin, Minho. Daha sonra kendi ellerinle yıldızları karalayıp, başkalarının da kanatmasına izin verdin..."

 

Minho, bir zamanlar dokunmaya bile kıyamadığı sevgilisinin bedenindeku yaralara bakarken sinirden delirecek gibi hissediyordu. Saçının teline bile zarar gelsin istemezken gördüğü bu yaralar onu çileden çıkartmıştı. Sanki bir cam tutarmış gibi hassas bir şekilde biricik bebeğinin kollarını inceledi sessizce.

 

Tam o anda Jisungun bileğindeki morluğun üzerine bir damla yaş düştü. Minho yaraları gördükçe kendini daha da kötü hissediyordu. Başını kaldırıp Jisunga bakıcak kadar bile cesareti yoktu. Yaptığı hatanın altında eziliyordu her seferinde

 

Minho gözlerinden düşen yaşları silmedi bile. Varsın, aksın tüm göz yaşları biricik sevgilisi için. Ne kadar ağlarsa ağlasın geçmiyecekti hiç bir yarası. Minho kendisi iyi olsa ne olurdu ki, biriciği bu kadar acı çekerken? Hakkı var mıydı onu karanlığa itip, yine onun aydınlığında hayat bulmaya?

 

Jisung da bir anda daha fazla ağlamaya başladı. Nefret ettiği adamın gözlerinden düşen yaşlar uğruna hemde. Aptal bir aşık asla akıllanmazdı. En güzel onlar severken, en çok kaybedenler de her zaman onlar olurdu. Çektigi acılar, zorluklar... hepsi minhonun tek bir sözüyle hayat bulacaktı. Gün yüzü görmeye görsün, hemen çiçek açmaya başlardı Jisungun duyguları, o çiçeklerin nasıl da bir anda yok olabileceğini en iyi şekilde gördüğü halde...

 

Minho bir anda tüm cesaretiyle Jisungu tutup kendine çekti ve sıkıca sarıldı ona ve ikisi için de o an her şey durdu.

 

Jisungun daha sabah acıdan kıvranan bedenini Minho sardığında, sanki bir merhemmiş gibi sarıyordu Jisungun yara bere içindeki tenini. Acıyordu ama onu itemeyecek kadar da ihtiyacı vardı sevgilisinin sıcak kollarına. Belki bir gün geri döner diye yıllarca hep kapılardan baktığı adamı nasıl tekrar bulmuşken itebilirdi ki zaten?

 

Çok korkuyordu, Jisung. Birini sevmekten, birini kaybetmekten, her canı acıdığında o yarayı belli etmekden, sesinin hiç duyulmayacağından, yanlız kalmaktan deli gibi korkuyordu. Jisung kırılmak isyemiyordu tekrardan. O acının tekrar katalanabileceği bir acı olmadığını çok iyi biliyordu. Ama, Minho onun yaralı kalbini bile öyle güzel sarıyordu ki. Sanki acıtan kendisi değilmiş gibi öyle güzel dokunuyordu ki Jisungun kalbine. Jisungun karşı koyma gibi bir gücü bile kalmıyordu karşısında.

 

 

"Çok özledim seni..." bu sefer konuşan Jisungdu. Her şeye rağmen korkmadan öne atılan kişi bu sefer, Jisungdu. Kurtulmak istiyordu cehenneminden. Yaka paça kovulduğu cennetine geri dönmek istiyordu.

 

Minho yavaşça daha da sıkı sardı sevgilisinin narin vücudunu. Sıcak elleri Jisunga her temas ettiğinde içlerindeki yangın daha büyüyordu her an. Tedavisi olmayan bir yara açılmıştı iki kalbe de. Çok derin bir yara hemde. Yaralarını kapatmasa da iyi gelen tek şey ise birbirlerinin sevgisiydi.

 

Bir yara -özelliklede derin olanlar- öyle kolay kolay geçmez. Eğer geçiyorsa da bu bir yara değildir. Ya da en kötüsü yanlış kapatılmış bir yaradır. Zorla yapılan her şey gibi, zorla kapatılmaya çalışılan bir yara da bir anda elinizde öyle bir patlardı ki, eski halinden eser zaten kalmazken üstüne paramparça olurdu ve birdaha asla toparlanamaz hale gelirdi.

 

Jisungun yarası da tam patlamak üzereyken Minho elleriyle Jisungu tutup kurtarmıştı yıkılmasından. Evet toparlanması zor ama daha fazla yıkılmasına da izin vermezdi.

 

Minho, Jisunga sarılırken saçlarını okşadı yavaşça ve Jisungun göğsünde ağlamasına izin verdi. Sarıldığı yorgun bedene dinlenebilmesi için liman olmak istedi. Vücudundaki kurumaya yüz tutmuş her bir yarayı kendi elleriyle sarmak istedi.

 

"Ağla, sevgilim. Dök içini bana. Şikayetçi olduğun her şeyi söyle. Neyi yapamadığını, neyi yapmak istediğini bir bir anlat bana, güzelim. Tutma içinde hiç bir duygunu. Gönlünde oluşmuş dağları yıkmama izin ver. Uzaktan seni kaldırmak için uzattığım elimi sıkıca tut, bebeğim. Anlat ki, senin için yapayım. Beni tut ki, bir daha asla düşmene izin vermeyeyim, güzelliğim."

 

"Beni bırakma, Minho..." Jisungun ağzından çıkan fısıltıyı Minho o kadar net duymuştu ki.

 

"Sensiz olmak istemiyorum, Sevgilim. Sensiz yaşamayı tekrar denemek bile istemiyorken sensiz yaşamayı öğrenmek zorunda bırakma beni yalvarırım sana..." Jisung, Minhonun bir elini tutup kendi kalbinin üzerine koydu ve tam da gözlerinin içine baktı biriciğinin. Aglıyordu, deli gibi ağlıyordu. Ama bu onu durdurabilecek bir şey değildi

 

"Çok üşüyorum, Minho. Yokluğun yüzünden günlerce, hatta gecelerce deli gibi titredim. Bana tekrar eskisi gibi sarılman için her şeyimi verirdim. Canımı yakman umrumda değil. Çünkü canımı yakan ve beni iyileştiren aynı kişi. Ben bir yaram olacaksa bile senden geldiği için kabullenebiliyorken sen nasıl bu kadar korkak davranabilirsin ki?.."

 

Jisungun kalbinin üzerinde duran eli deli gibi titriyordu. Aslında tüm vücudu titriyordu ama Minhonun tek hissedebildiği parçası, Jisungla temas eden sağ eli ve ağlamaktan kızarmış gözleriydi. Geri kalan parçaları umrunda değildi. Jisungdan uzak kalan her bir parçasını gereksizlikten başka bir şey olarak görmüyordu, Minho.

 

"Korkak değilim güzelim" Minho yavasça Jisungun göz yaşlarını sildi kendininkilerini es geçerek

 

"Doğru anı bekliyorum, sevgilim"

 

"Doğru an diye bir şey yok, Minho!.. Ne senin ne de benim 1 dakika sonra yaşayacağımızın kesin bir kanıtı yokken sen nasıl doğru anı arayarak zamanını boşa harcamana "dogru an" diyebilirsin ki?.. Bir dokunuşuna bile muhtaç olduğumu görürken nasıl beni kendinden uzak tutmaya çalışırsın?.."

 

"Sana bir kaç söz verdim, miniğim. Tekrar ve tekrar söz veriyorum ki hepsini yapmadan ikimize de bir şey olmasına izin vermeyeceğim. Eğerki tekrar güvenini kıracak olursam, sana olan aşkıma yazıklar olsun. Çünkü ben seni gerçekten çok sevdim, biriciğim..."

 

"Son nefesime kadar kalbimde sana olan aşkımla öleceğim, Minho. Çünkü ben seni gerçekten çok sevdim, Sevgilim..." Minho sessizce bir nefes uzağındaki aşkına baktı. Çok istedi onu doya doya öpmek. Tıpkı eski zamanlarda ki gibi. Ama olmazdı. Henüz zamanı değildi. Bu yüzden sadece karşısında duran yeşil gözlere baktı sessizce.

 

Minho, adeta ormanlarında kaybolur gibi Jisungun yeşil irislerine bakarken, Jisung ise ormanlarının ihtiyacı olan kahveliklere baktı aşk dolu gözleriyle.

 

-Minhodan-

 

Akşam eve geldiğim de kendimi odama attım. O kadar çok yorgun hissediyordum ki. Jisungla konuştukdan sonra kursa dönmüştüm ekiptekilerle çalışmak için. Sonuçta bu ayın sonunda olacak bir çekim vardı.

 

İnstagramda karşıma Jisungun hesabı çıktığında dikkatimi çektiği için girip incelemeye başladım.

 

 

 

Doolset_Net

bu cocuk olmasa napıcam bilmiyorum🥹 @Jeong_bin

❤️97 beğeni. 36 yorum

 

Seobin=SEVGİLİMİ RAHAT MI BIRAKSAN

-->Doolset_Net=CALISIYORUZ YA HANI.

 

 

Doolset_Net

Liseden kalma gitarımı buldum. En çok özlediğim şeyi bana geri verdi sanki. Lise yıllarımı.

❤️178 beğeni. *bu gönderi yorumlara kapalı*

 

En son gördüğüm postla buruk bir şekilde gülümsedim istemsizce. Az önce bir story baylaştığını görünce kendimr engel olamayarak girdim storye

 

 

St yi beğendim. Yanlışlıkla falan yapmadım. Bilerek beğendim. Saniyeler önce atmıştı st sini. Gözümün üzerinde olduğunu bilsin yani. Bir kaç saniye içinde Jisungdan gelen mesajı görünce heyecanla dm kutuma girdim

 

 

Doolset_Net - Miinminho

 

Doolset_Net

Hesabımda yatıyorsun galiba

 

 

Miinminho

Görünce beğendim işte

Cookie mi yapıyorsunuz?

 

Doolset_Net

Evettt

Minjinin canı çekmiş bu yüzden yapmaya karar verdik

 

 

 

Miinminho

Afiyet olsun bakalım

Güzelce yiyin

*görüldü*

 

 

Miinminho

Yalnız görüldü ağır oldu

 

 

Doolset_Net

Minji sütünü döktü🥲

Onu temizliyorum

Offf başka süt de kalmadı

Süt almaya gitmem lazım bekle

 

 

Miinminho

Hayır saat çok geç oldu

Hem kurabiyeyi yapmadınız mı?

 

 

Doolset_Net

Minji süt olmadan kurabiye yemez

O yüzden gitmeliyim

 

 

Miinminho

Chan alsın? Nerede o?

 

Doolset_Net

Bu akşam gelmeyecekmiş

Yarın akşam gelicek

 

 

Miinminho

Bir saniye

Biraz bekleyin lütfen

*çevrimdışı*

 

Doolset_Net

Ne oluyor ya

 

 

-Jisungdan-

Minhodan cevap alamayınca bir süre bekledim. Kurabiyeler pişmeden çıkmak istememiştim bir şey olursa diye. Mutfakta kurabiyelerin pişmesini beklerken bir anda kapı çalmaya başlayınca kaşlarımı çattım. Saat 01.00 e geliyordu. Kim ki bu gece gece?

 

Kapıya yaklaşıp yavaşça kapıyı açtığımda karşımda elinde market poşetiyle bekleyen Minhoyu gördüğümde o kadar çok içten bir şekilde şaşırmıştım ki. Daha 20 dakika önce konuşmuştuk?..

 

"Minho?"

 

"Prensesin sütünü getirdimm" Bacaklarımın arkasında duran Minjiyi hissedince ona döndüm yavaşça. Minji de şaşırmıstı Minhoyu gördüğü için

 

"Minho oppa? O elindeki nedir?"

 

"Duydum ki birilerinin sütü bitmiş. O yüzden bende süt alayım dedim. Ama prensesin neli sevdiğini bilmediğim için hepsinden aldım. Hangisini istiyorsan artık" Minji sevinçle Minhoya sarılırken, Minho da Minjiyle boyunu eşitleyebilmek için diz çökmüştü.

 

Onları öyle gördüğümde istemsizce daha çok gülümsememe sebebp olmuştu. Minji elinde tuttuğu süt dolu poşetle mutfağa koşarken Minho da arkasından onu izlemişti

 

"Minji koşma düşersin!"

 

"Delisin sen cidden" kıkırdadım Minhoya bakarken. O da saçlarımı okşadı bana karşılık olarak.

 

"Başlangıç diyelim, minik"

 

"Gerçekten delisin sen"

 

Minhoya bakarken istemsizce içim ısınmaya başlamıştı. Eski duygularım bir bir bana geri dönüyordu yaptıkları sayesinde...

 

 

 

Bölüm : 08.04.2025 18:57 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...