
Yağmurun nemli kokusu hâlâ üzerindeydi. Eve girdiğinde montunu çıkarıp kapının yanındaki askıya astı, saçlarından damlayan sular boynunu üşütüyordu. Babasının çalışma odasından gelen loş ışık ve kâğıt hışırtısı dışında ev sessizdi.
Doğruca kendi odasına geçti, kapıyı kapattı.
Telefonunu eline alınca ekranın üstünde art arda bildirimler belirdi.
“Sokak Çocukları 🐺”
Changbin: Bugün okulda ne oldu lan?
Jeongin: Jisung bayılmış diyorlar, doğru mu bu?
Hyunjin: Doğru. Ama Minho daha iyi anlatır.
Felix: Evet, Minho gördü her şeyi.
Minho derin bir nefes aldı, yatağa oturdu ve yazmaya başladı.
Minho: Evet, doğru. Bayıldı. Ve kolunda çok ciddi bir yanık vardı.
Bir anda grubun tüm üyeleri çevrimiçi oldu.
Changbin: Başladın, devam et.
Jeongin: Aynen, baştan anlat.
Minho: ben bizim sınıfa giderken jisung lavabodan çıktı ama ten rengi bembeyazdı bi şeylerin ters gittiğini anladım an jisung yere yapıştı koşarak yanına gittim ama bayılmıştı kolundan yerlere kanlar bulaşıyordu. Bende ilk Revire götürecektim ama sonradan düşününce vazgeçtim. Sınıfa götürdüm. Kolundaki yanık derindi, derisi kalkmış yerler vardı. Kızarmış, hafif kanamış. Hyunjin antiseptik pamukla temizliyordu.
Hyunjin: Doğru. Temizlerken resmen elini geri çekiyordu acıdan.
Felix: Çok bastırmamaya çalıştım ama zaten canı çok yanıyordu.
Jeongin: Ne olmuş peki?
Minho: Sordum. “Bir kaza” dedi. Ses tonu bile yalan söylediğini belli ediyordu.
Changbin: Kesin sakladığı bir şey var.
Jeongin: Sonra ne oldu?
Minho: Minibüs bekledik ama gelmedi. Babamı aradım, araba geldi. Eve bırakacaktık ama kapısına yaklaşınca “burada iniyim” deyip indi. İnat etti.
Changbin: Niye?
Minho: Bilmiyorum. Ama eve kadar girmemi istemediği belli. Belki evde göstermek istemediği biri var, belki de yarasını fark ederler diye korktu.
Bir süre herkes yazmadan durdu. Sonra Jeongin’in mesajı geldi:
Jeongin: Minho… babana söylesen, araştırtmaz mı Jisung’u?
Grup bir anda sessizleşti. Minho ekranı uzun süre kapatmadı. Babasının kimlerle bağlantısı olduğunu, ne kadar çabuk bilgi toplayabileceğini biliyordu. Ama aklından geçen düşünceyi yazmadı.
Minho: düşünmem gerek.
Hyunjin: Peki ama dikkat et. O yanık kendiliğinden olmamıştır.
Felix: Aynen o yarada başka bir şey var.
Minho, telefonu kenara bıraktı. Yağmur damlalarının cama vuruşu odada yankılanırken, gözlerinin önünde Jisung’un bayıldığı an dönüp duruyordu.
Fısıldadı:
“Ne saklıyorsun, Jisung?”
Oy veriri misinizz🫶🏻
Arklar ne desem boş olacak da. İyi değildim o yüzden atamadım. İstediğinizi söyleyin valla haklısınız derim.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 5.2k Okunma |
919 Oy |
0 Takip |
31 Bölümlü Kitap |