
Minho, telefonu kenara bıraktıktan sonra pencereye doğru yürüdü. Yağmur hâlâ camda ritmik bir şekilde çarpıyor, odadaki gölgeler daha belirgin hâle geliyordu. Jisung’un kolundaki yanık, solgun yüzü… sadece bir kaza olamazdı.
Kendi gözleriyle görmek istiyordu, ama içten içe çaresizdi. Cebinden telefonu çıkardı ve babasının adamlarından biri olan Soejun’a kısa bir mesaj yazdı:
Minho: “Soejun, bir iş var. Gözlemle. Han jisung diye biri. Sadece takip et ve bana bilgi ver.”
Birkaç saniye sonra cevap geldi:
Soejun: “Anladım. Hemen ilgileniyorum. Bilgi gelir gelmez haber vereceğim.”
Minho telefonu kapatıp derin bir nefes aldı. Odadaki sessizlik daha da ağırlaşmıştı. Yağmur damlaları hâlâ camda çarpıyor, ama artık bir gölge sessizce Jisung’un peşinden ilerliyordu…Soejun, Minho’nun mesajını aldıktan sonra hemen bilgisayarının başına geçti. Sessiz, dikkatli hareket ederek Jisung’un sosyal medya hesaplarını, okul kayıtlarını ve mahallenin güvenlik kameralarını taradı. Adım adım Jisung’un güzergâhını çıkardı ve yaşadığı evi buldu.
Akşamüstü, yağmurun henüz durduğu bir saatte Soejun sessizce Jisung’un evine gitti. Pencerenin yanında gölgede durup içeriyi gözlemledi. Jisung’un odasında ne yaptığı, hangi davranışları sergilediği, kolunu nasıl tuttuğu… her detay Soejun’un not defterine kaydediliyordu. Her bir ayrıntı küçük ama önemliydi: davranışları, sürwkli kapının açık kalması, Jisung’un telefonla konuşma şekli…
Ertesi gün, Minho okuldayken aklı hâlâ Jisung’daydı. Her hareketini zihninde tekrar ediyordu:
Kolu iyi mi?
Yüzünde endişe ya da acı belirtisi var mıydı?
soejun bulabildi mi acaba?
Sınıfta otururken Minho, Soejun’un ilerleyen gözlemlerinin ve kendi düşüncelerinin arasında gidip geliyordu. İçinde hem bir merak hem de bir korku vardı: “Gerçeği öğreneceğim… ama ya Jisung bunu fark ederse?”
Gün normal şekilde geçti. Öğle yemeğinde arkadaşlarıyla konuştu, dersleri dinledi. Ancak zihni hep Jisung’daydı. Her küçük hareketi, her sessiz bakışı gözünün önüne geliyordu.Akşam olduğunda, Minho odasında tek başına odanın bi köşesinden diğer köşesine yürüyüp duruyordu. Telefonu titredi hemen yatağın üzerinde duran telefonu aldı. Soejun’dan gelen mesajdı.
Soejun: “Bilgiler hazır. Evdeki hareketleri, davranışları, kolundaki yanık ve diğer detaylar not edildi. Dosyayı incele, ne olduğunu anlayacaksın.”
Minho mesajı okurken nefesi hızlandı. Gönderilen dosya ile içini bi his kapladı. Parmakları titriyordu; hem merak hem korku içinde bilgisayarının yanına oturdu. Dosyayı açmak için tıklarken eli adeta kendi iradesi dışında hareket ediyordu.
Ekran yavaşça açılmaya başladı…
Ve tam o anda Minho durdu. Gözleri ekrana kitlenmişti, kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu. İçinde bir karışım vardı: korku, endişe, öfke… ve çözmesi gereken gizem.
Oy veriri misin 🫶🏻🩷
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 5.2k Okunma |
919 Oy |
0 Takip |
31 Bölümlü Kitap |