32. Bölüm

Keskin cam

Nehonuzzz23
n1hir_427

Aynı saatler içerisinde...

 

Han eve doğru yürüyordu. Hava gecenin o hafif rüzgarlı ama rahatlatıcı zamanıydı. Sokakta tekti bu yüzden içi de rahattı. Eve vardı anahtarı çıkarıp eve girdi. Işıkları yakmadan odasına doğru gitti. Odaya girip kendini yatağa bıraktı. Ağlamak istiyordu ama sonra değer mi? Diye düşünüp kendini toparlamaya çalışıyordu sözde. Ayağa kalktı bilgisayarının başına geçti. Biraz düşüncelerini susturmak istiyordu. Birkaç tur farklı oyunlar oynadı. Dikkatini içerden gelen bi ses dağıttı. Pencereden içeri rüzgar girse diycekti de hava o kadar rüzgarlı değildi. Felix mi geldi? Ama gelse seslenirdi. Ayağa kalkıp kontrol etmeye gitti. Odadan çıktı. Koridorun ışığını açtı. İçine yüklenen hafif gerginlik ile odaları kontrol etmeye başladı. Oturma odası..felix'in odası..mutfak..banyoya bile bakmıştı ama kimse yok.

Han:"belki de bana öyle geldi.."

Odaların pencerelerin nolur nolmaz kapattı. Sonra geri odasına döndü tam kapıyı açacaktı ki kapının kilitlendiğini fark etti. Şaşırdı. İlk defa oluyordu. Kapıyı zorlayıp açmayı denedi ama olmadı.

Han:"sikerim böyle işi"

Kapının anahtar deliğinden içeri baktı. İçerde birinin olduğunu fark etti.

Han:"hassiktir" diye mırıldandı.

Yavaşça geri çekildi. Sonra ne yapacağını düşündü. Kapı kilidi çevrildiğinde bi hızla karşısında olan ilk odaya gitti. Felix'in odası..

Han içeri girdi kapıyı kapattı. İçeri girer girmez kapıyı kilitledi. Eli cebine gitti ama telefonun olmadığını fark etti.

Han:"başka zaman elimden düşmez ama şimdi.." kendisine kızıyordu.

Bu sırada kapının açılmaya çalıştığını fark etti. O anlık stresle elleri titremeye başlamıştı. Pencereye doğru gitti. Aslında pek yüksek değildi. Ama aşağıya baktığında kapının önünde birinin beklediğini gördü. Ortada kalmıştı resmen. Gözleri odayı taradı. Ve gördüğü tek şey makastı. Yani başka kendini neyle koruyabilirdi ki? Makası aldı. Dolaba saklandı sakin kalmaya çalıştı. O an kapı kilidi kırıldı içeri biri girdi tanıdık bi yüz....

Jaeho

Han eliyle ağzını kapattı. İçinden küfürler ediyordu. Jaeho odadan birkaç çekmeceyi açtı. Eline ne gelirse düzgün onu cepliyordu. Sonra dolaba yaklaştı sanki han'ın orda olduğunu biliyordu. Dolabı açtı hanla bi göz göze geldi.

Jaeho:"demek burdasın küçük fare" han'ı bileğinden tutmaya uzandı ki han elindeki makası jaeho'un omzuna sapladı. Jaeho acı içinde geri çekildi. Han dolaptan çıktı kapıya koştu. Jaeho pencereye yaklaştı aşağıdaki arkadaşına seslendi.

Jaeho::"eve gir kaçmayı deniycek!"

Aşağıda kapıda bekleyen arkadaşı içeri girdi. Han ise odadan çıktığı gibi mutfağa gitti çünkü mutfaktan arka bahçeye gidiliyordu. Jaeho'un arkadaşı yani jax han'ın peşinden gitti. Han tam arka bahçe kapısını açtı ki jax onu bileklerinden yakaladı. Han kendini geri çekmeye çalıştı ama jax ondan güçlüydü.

Jax:"bi dur yerinde zaten yaklandın"

Ama han durmuyordu. Jax sinirlendi bi eliyle onun yanaklarından tutup kendisine çevirdi.

Jax:"Bana zor kullandırtma çocuk"

Han ise o bu kelimeleri söylerken jax'ın yüzüne tükürdü. Jax sakin kalmaya çalıştı eliyle yüzünü sildi. Han'ı sürükleyerek oturma odasına getirdi. Jaeho omzundaki makası çıkarmış sargı ile omzunu sarıyordu. Kıyafeti kan içindeydi ama umurunda değildi. Jax han'ı jaeho'un karşısına getirdi.

Han:"bırak lan beni ah-"

Jaeho sırıttı.

Jaeho:"yakalandın demekki küçük fare benden kaçacağını falan sandın herhalde"

Han:"benden ne istiyorsun?"

Jaeho:"tahmin edilmesi kolay bişey seni"

Han göz devirdi.

Han:"sana istemiyorum dedim"

Jaeho:"sence bu umrumda mı?"

Han:"bence olmalı" dediğinde ayağıyla jax'ın bacak arasına vurdu. Jax nerdeyse bi çığlık atacakken refleks ile han'ı bıraktı. Han tam kurtulcam derken jaeho tuttu onu. Kendisine çekti.

Jaeho:"bak rahat durmuyorsun dayak yiceksin"

Han:"senin sözlerin bana işlemiyor"

Jaeho:"öyle mi?"

Han:"evet öyle"

Jaeho elini kaldırdı. Han'a bi tokat geçirdi. Han beklemiyordu aslında. Tokat yiyince öyle kalakaldı.

Jarho:"şimdi rahat dur benimle gelcen uslu çocuk olacaksın"

Han:"b-hayır"

Jaeho:"sen niye akıllanmıyorsun"

Bu sırada jax arabayı hazırlamaya gitti. Hala acı hissediyordu.

Han:"abi istemiyorum diyorum"

Jaeho:"seni dinleyen yok diyorum bende"

Han göz devirdi.

Jaeho:"bak seni seviyorum herşeyi yaparım senin için ama. Kendini düzeltmen gerekiyor"

Han:"yok istediğimi yaparım"

Jaeho:"çok küstahsın"

Han:"küstah anandır"

Jaeho sinirlenmeye başladı.

Jaeho:"düzgün konuş lan"

Han:"yoo" bilerek yapıyordu.

Jaeho han'ın kolunu sıktı. Han'ın dudaklarından kısık bi inleme çıktı.

Jaeho:"son kes uyarıyorum ya beni dinle uslu çocuk ol yada.."

Han:"yada döversin yada bla bla bla napim bu bilgiyle"

Jaeho:"sen niye bu kadar rahatsın amk"

Han:"beni öldüreceğini sanmıyorum en fazla döversin ondan da korkmayı düşünmüyorum"

Jaeho:"kork işte amk kork öldürmem ama döversem çok fena döverim"

Han:"hmhm"

Jaeho'un sabrı tükeniyordu. Han'ı bileğinden tuttu. Dışarı çıktı ama jax'ın arabanın yanında yerde hareketsiz yattığını gördü. Şaşırdı.

Jaeho:"lan"

Han'ı arabanın içine itip kapıları kilitledi. Jax'ın yanına çöktü. Onun yüzüne birkaç hafif tokat atıp uyanması için dürttü. Ama jax uyanmadı.

Jaeho:"olm noldu sana amk"

Tam o an arkadan bi ses duyuldu.

Minho 

Minho:"Sana attığım dayak yetmedi galiba"

Jaeho bi an durdu yerden doğruldu. Arkasına baktı. Minho ile karşı karşıya geldi. Han ise arabada kapıyı açmayı deniyordu ama olmuyordu.

Jaeho:"Yok yetmedi knk ya valla" sırıttı.

Minho:"gel o zaman bu sefer burnunu değil başka bi yerini kırıyım"

Jaeho:"HAHAHAHSHSAHAHAH çok komiksin ya"

Minho dişlerini sıktı. Jaeho'ya yaklaştı bi hucumla ona bi yumruk atacakken jaeho kenara çekildi bi refleksle minho ise araba camını kırdı. Han arabada iken bi an cam kırılınca yüzünü korumuştu cam parçalarından.

Han:"Minho!"

Minho:"kapıyı aç ve..kaç"

Arabanın camından elini çıkardı. Jaeho'ya döndü.

Minho:"kçma lan kedi gibi gel"

Jarho:"kaçtığım yok benim sen fazla sakarsın"

Han kırılan pencereden birkaç parçayı çıkardı ve pencereden dışarı çıktı. Jaeho ve minho'ya baktı.

Minho:"gel o zaman kim sakar görelim"

İkisi aynı anda birbirlerine girdiler. Bi taraftan jaeho bi taraftan minho vuruyordu. Han köşede izliyor kaçıp minho'yu tek bırakmak istemiyordu. Bi 5 dakikalık dövüşten sonra ayrıldılar. Jaeho'un burnu minho'un dudağı kanıyor ikisinde de birkaç morluk vardı.

Minho dudağını elinin tersiyle sildi.

Minho:"kim sakarmış gördük"

Jaeho yorulmuştu. Gözleri han'a gitti. Han'ın üstünde doğru koştu bi anda. Han jaeho üstüne gelince daha 2 adım atmadan yakalandı. Zaten kaçmayı denese de yakalanırdı çünkü o anlık kavga durunca jaeho ona yakın durmuştu.

Jarho han'ı önüne aldı. Minho kaşlarını çattı.

Minho:"korkaklık edip rehin almak mı? Ne kadar eziksin.."

Jaeho:"tek kelime etme yoksa.."

Yerdeki pencereden düşen cam'ı aldı. Han'ın boğazına tuttu.

Minho olduğu yerde kudurdu resmen (a)

Minho:"bırak onu"

Jaeho:"noldu? Daha deminki o minho nere gitti?"

Han jaeho'un elini itmeye çalışıyordu ama gücü yetmiyordu.

Minho:"jaeho..sen elime geçtiğinde an seni öldürücem hele han'a zarar verirsen işkenceli şekilde"

Jaeho:"hm çok korktum ya"

Ve o an.

Cam parçayı sırtından batırdı. Han'ın bi anlık nefesi kesilirken minho'un gözleri büyüdü. Jaeho hemen geri çekildi.

Minho:"Han!"

Minho hemen han'ın yanına gitti. Han dizleri üstüne düştü minho onu tuttu hemen jaeho ikisine baktı sırıtıp ordan uzaklaşmaya başladı. Minho jaeho'un gittiğini görünce han'ı yere uzandırdı.

Minho:"bekle beni Sincabım çok uzun sürmez.."

Yaptığının yanlış olduğunu bile bile han'ı yanlız bıraktı bi süre araba altındaki bıçağı aldı (jaxtan düşmüş) koşarak jaeho'un peşinden gitti. Jaeho minho'un geldiğini görmedi. Minho onu omzundan tuttu kendisine çevirdi. Ve defalarca o öfkeyle onu bıçakladı. Yüzüne biraz kan fışkırdı. Jaeho ise orda minho'un kanlı ellerinde can verdi. Minho nefes nefese ayağının yanına düşen jaeho'ya baktı. Sonra etrafa baktı kimse yoktu. Geri han'ın yanına giderken seojin'i aradı.

Minho:"senin felix'in evinin oralarda iki ceset var şimdi gelip o cesetleri yok et"

Seojin 'emredersiniz' der demez Telefon kapattı. Minho han'ın yanına geldi. Onu yerden kaldırıp kucakladı arabaya bindirdi. Han'ın gözleri hafif açıktı. Minho arabaya binmeden önce jax'in tişörtünü çıkardı. Kendi tişörtünü çıkarıp arabanın içine attı ve jax'ın tişörtünü giydi. Pantolonuna pek bişey olmamıştı zaten siyah renkti. Ufak kan lekeleri pek belli olmuyordu. Arabayı hızla hastaneye sürdü. Dikiz aynasından arka koltuktaki han'ı kontrol ediyordu. Arabanın hızı 200'dü.

 

...

 

Hastanenin önüne geldi. Arabadan indi.

Minho:"sedye! Sedye getirin!"

Arabanın arka kapısını açtı. Hastaneden iki hemşire sedye getirdi. Han'ı sedyeye yerleştirdiler. Hastaneye girdiklerinde odaya doğru giden koridorda doktor geldi yanlarına;

Doktor:"hastanın durumu ne?"

Hemşire:"sırtına cam parçası saplanmış acil ameliyat gerekiyor"

Minho'un kanı donar. Han'ı hemşireler hiçbi odaya almadan direk ameliyathaneye alırlar.

 

Minho sırtını duvara verir. Ne yaptığını düşündükçe kendine şaşırıyordu. Telefonu aldı. Felix'i aradı.

Minho:"felix han hastanede a-acil gel"

Diğer taraftan felix'in "ne" diye sesini duydu ama telefonu kapattı. Hastane konumu gönderdi oradaki sandalyeye oturdum. Başını iki eli arasına aldı. Düşünmeye başladı...

 

 

Bu bölüm biraz (şüpheli) uzun oldu o yüzden bi oyunuzu alırım muehehhehe

Bölüm : 17.05.2026 00:50 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...