3. Bölüm

İlk çatlak

Nehonuzzz23
n1hir_427

Öğle güneşi hafifçe bulutların ardından sızıyor, geniş yapraklı çınar ağacının gölgesi bahçede huzurlu bir alan yaratıyordu. Minho ve arkadaşları, bahçenin bu sakin köşesinde, taş bankların etrafında oturuyordu.

Seungmin hafifçe tebessüm ederek başladı:

“Yeni gelen çocuk Han Jisung, evet? Dosyası resmen hayalet gibi. Aile bilgisi yok, önceki okul sıfır. Hani ‘Burada ne işin var?’ dedirtecek kadar gizemli.”

Jeongin, defterini kapatıp espriyle karışık cevap verdi:

“Bence o, okulun yeni ürünü: gizemli ve sessiz model. Biraz soğuk, biraz da tehlikeli. Hollywood filmlerinden fırlamış gibi.”

Felix kısık bir sesle güldü:

“Şimdi anladım, biz bu sessizliği ne yapacağız? Belki o, okulun ilk gerçek ninja’sıdır.”

Hyunjin kahvesinden bir yudum alarak devam etti:

“Minho’ya rakip olamaz bence. Ama sessizce etrafı kesiyor, yani ‘sessiz ama tehlikeli’ misyonunu başarıyor.”

Changbin kaşlarını kaldırdı:

“Minho’nun rakibi? O çocuk daha ilk gününde hedef oldu, rakip olmayı bırak!”

Minho, montunu omzundan indirirken ciddi bir ifadeyle konuştu:

“Bu çocuk sadece rakip değil. Onu görmezden gelen herkes yanılır. Ben görüyorum.”

Seungmin alaycı bir gülümsemeyle,

“Görmek başka, anlamak başka, Minho. Bakalım ya o bizi görür, ya biz onu.”

Jeongin biraz daha içten:

“Belki de o çocuk buraya ait değil. Kendi dünyasından kaçmış.”

Felix başını salladı:

“Böyle çocuklar hep büyük sorunlar getirir. Okulun düzenini alt üst edebilir.”

Hyunjin gülümseyerek:

“Ya sorunları çözmek için geldiyse? Belki de ihtiyacımız olan o.”

Minho, Jisung’un bahçedeki taş bankta oturduğu yöne bakarak:

“Sessizliğinin içinde büyük bir fırtına var. Bu fırtına bizi ya savuracak, ya da temizleyecek.”

Seungmin hafif bir kahkaha attı:

“Bakalım, bu ‘sessiz fırtına’ kimimizi götürecek, kimimizi uyandıracak.”

Jeongin espriyle:

“Minho, sakın yeni arkadaşımıza kötü davranma. Yoksa biz burada tek başımıza kalırız.”

Changbin gülerek:

“Doğru, okulda düşman çok. Yalnız kalmak istemeyiz.”

Minho dudaklarını kıvrıldı:

“Arkadaşlık... önce bunu kazanması lazım.”

Felix gözlerini devirdi:

“Ya da en azından nefesimizi kesmeyecek kadar korkutması.”

Herkes birden güldü. Gerginliğin arasına serpiştirilen bu şakalar, onların kendi aralarındaki dayanışmayı gösteriyordu.

Tam o anda okulun çan sesi keskin bir şekilde yankılandı.

Seungmin ayağa kalktı,

“İşte ders saati geldi. Sahne Jisung’un.”

Minho da ayağa kalkıp omuz silkerek:

“Hazır olun, bu oyun yeni başlıyor.”Öğrenciler yavaş yavaş sınıflarına doğru yürüdü, sohbet yerini sessizliğe bırakıyordu.

 

...

 

İngilizce dersi başlamıştı. Sınıfın havası karışıktı; bazı öğrenciler telefonlarında takılıyor, bazıları sessizce dersi dinliyordu.

Minho ve tayfası en arka sıralarda yüksek sesle konuşuyor, arada gülüşüyorlardı.

Öğretmen Park Junho defalarca uyardı:

“Minho, lütfen sessiz ol!”

Ama Minho umursamadı. Sabır tükenince, öğretmen sertçe:

“Minho kalk ordan ve hemen Jisung'un yanına geç!”

Minho, alaycı bir gülümsemeyle yerinden kalktı ve ağır adımlarla jisung'un yanına yürüdü.Minho, jisung'un defterini ani bir hareketle kapatışını görünce dudaklarında alaycı bir gülümseme belirdi.

“Hey, Jisung,” dedi yüksek ve net bir sesle, sınıfın dikkatini üzerine çekerek, “Burası senin gibi ezikler için değil. Ne işin var burada?”

Jisung, Minho’nun bakışlarını üzerine çekmek istemese de gözlerini kısa bir an ona dikti. İçinde kıpır kıpır eden bir öfke vardı, ama sesi çıkmadı.

Minho devam etti, sesini daha da yükselterek:

“Bak, burası Blackridge. Burada güçsüzler kolay ezilir. Sen ise daha ilk günden buranın dışındasın. Köyünden gelmiş, ne yapacağını bilemeyen bir yabancısın.”

Sınıftaki diğer öğrenciler Minho’ya gülerek ya da fısıldayarak eşlik etti.

Jisung'un elleri masanın altında yumruk olmuştu, tırnakları etine batıyordu.

“Baban mafya değil, müdürün koruması da yok… Yani kimse arkanı tutmaz. Bu yüzden hızlıca ezilip gidersin, jisung” dedi Minho alaycı bir ifadeyle.

Jisung soğukkanlılığını korumaya çalışarak, sessizce:

“Belki de güçlü olanlar değil, kurnaz olanlar hayatta kalır.”

Minho sırıtarak, “Kurnaz mı? Kurnazlık senden ne kadar uzak görünüyor. Şimdi ders dinle, yoksa daha da ezileceksin.”

Jisung bir an gözlerini kısıp, soğuk ve hafif alaycı bir tonda karşılık verdi:

“Kurnazlık, kimin gerçekten ne olduğunu sakladığını anlamakla ilgilidir. Senin yüzündeki maskeyi gördüğümde, kimsenin fark etmediğini sanma, Minho.”

Minho’nın yüzünde kısa bir donukluk belirdi, ama hemen ardından alaycı gülümsemesi geri geldi.

İki laf arasında kısa bir sessizlik oldu. Minho, hafif sinirlenmiş gibi ara sıra Jisung’u dürtüp durdu, ama Jisung hiç tepki vermedi; gözlerini defterine dikmiş, sessizliğini koruyordu.

“Hey, Jisung …” diye fısıldadı Minho birkaç kez, ama karşılık alamayınca omuz silkti.

Zil çaldığında Minho ağır adımlarla kalktı ve arkasını dönerek tayfasının yanına doğru yürüdü.

Jisung ise derin bir nefes aldı, defterini tekrar açtı ve sessizce sayfalarına döndü.

 

 

Oy verir misin güzel insan🫶🏻💋🥹💞

 

Bölüm : 03.08.2025 17:52 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...