20. Bölüm

Sessiz kıvılcım

Nehonuzzz23
n1hir_427

Okulun kapısından içeri girdiklerinde sabahın serinliği hâlâ havadaydı. Yolda konuşmadan yürümüşlerdi ama aralarındaki sessizlik artık rahatsız edici değildi. Jisung, Minho’nun omzuna çarpan sabah ışığını izlerken içinde açıklayamadığı bir sıcaklık hissediyordu.

 

Çınar ağacının altına vardıklarında, tayfa çoktan yerini almıştı. Jeongin ve Changbin yere yayılmış not kağıtlarına gömülmüştü; biri kelime ezberliyor, diğeri cümleleri fısıldıyordu. Hyunjin, yanındaki Felix’e bir şey söylüyor, Felix başını kaldırıp kahkaha atmamak için dudaklarını ısırıyordu. Birkaç adım ötede Bangchan ve Seungmin, kopya kâğıtlarını hazırlamakla meşguldü; minik harflerle yazılmış notları parmaklarının arasında çevirip defterlerin arasına saklıyorlardı.

 

Jisung onları izlerken kendini dışarıda kalmış gibi hissetti. Herkes bir şekilde yerini bulmuştu; o ise nereye sığacağını bilemiyordu. Yanlarına oturdu ama sessiz kaldı. Changbin arada bir “sınava çalıştın mı?” diye sorsa da, Jisung sadece başını sallamakla yetindi.

 

Felix fark etti bunu. Başını yana eğip yumuşak bir sesle, “Bugün sessizsin, Jisung-ah,” dedi.

Jisung başını kaldırdı, küçük bir gülümseme yerleştirdi dudaklarına. “Uykusuzum biraz.”

 

Felix gülümsedi, yanına biraz daha sokuldu. “Ben de öyleyim, ama kahve içtim. İstersen sana da alırım.”

Jisung başını iki yana salladı. “Gerek yok… ama teşekkür ederim.”

 

O an Minho uzaktan onları izliyordu. Elinde kitap, görünüşte notlarına bakıyordu ama gözleri birkaç saniyede bir Jisung’a kayıyordu. Felix’in rahat tavrı, Jisung’un onun yanında gülümsemesi… içini tuhaf bir huzursuzluk kapladı. Ne olduğunu kendine açıklayamadı, ama kalbinde bir şey kıpırdadı.

 

Sınav zili çaldığında herkes toparlandı. Koridorlarda ayak sesleri yankılanırken, Jisung başını öne eğmiş, kendi sırasına geçti. Kalemi eline aldığında kalbi hâlâ hızlı atıyordu. Sorulara odaklanmak zordu. Yan sırada oturan Minho’nun nefesini duyabiliyor, arada kâğıt hışırtısı geldiğinde başını kaldırıp ona bakmamak için kendini zorluyordu.

 

Minho ise kalemini oynatıyor, ama aklının yarısı Jisung’daydı. “Felix’le bu kadar rahat konuştu… neden bu kadar rahatsız oldum ki?” diye düşündü, kendi iç sesini bastırmaya çalışarak.

 

Sınav bittiğinde herkes sınıftan yavaşça çıktı. Koridorlarda sabah gerginliği dağılmış, yerine yorgun bir rahatlama gelmişti. Çınar ağacının altına tekrar toplandılar; bu sefer gülüşmeler, kopyaların işe yarayıp yaramadığına dair şakalar havada uçuşuyordu.

 

Jisung sessizce kenarda duruyordu. Felix yanına yaklaştı, sırtına hafifçe dokundu.

“Bugün bana gelsene,” dedi bir anda.

Jisung şaşırdı. “Huh?”

“Yani… uzun zamandır birlikte vakit geçirmedik. Film falan izleriz, biraz takılırız. Sadece ikimiz.”

 

Jisung cevap veremedi. Gözleri istemsizce Minho’ya kaydı. O da oradaydı; Changbin’le konuşuyor gibi görünse de, bakışları çok kısa bir an için Jisung’un gözleriyle buluştu. Sonra hemen başka yöne çevirdi.

 

O an, Jisung’un içinde bir şey kırıldı.

Minho’nun gözlerinde bir duygu vardı ama adını koyamadı — ilgiydi, kıskanmaydı belki de, ama saklanmıştı.

“Yük oluyorum,” diye düşündü Jisung. “Belki de onun için bu kadar uzak davranıyor.”

 

Felix sabırla bekliyordu.

Jisung derin bir nefes aldı. “Tamam,” dedi sonunda, kısık bir sesle. “Bugün sende kalırım.”

 

Felix’in yüzü hemen aydınlandı. “Harika! Evde kimse yok zaten, rahat oluruz.”

 

Minho bunu duydu. Yüzü bir anlığına gerildi ama hemen toparlandı.

Changbin’in anlattığı bir şeyi dinliyormuş gibi yaptı, ama aklındaki tek şey Jisung’du.

 

Jisung, Felix’le birlikte okuldan uzaklaşırken Minho arkalarından baktı.

Elini cebine soktu, dişlerini sıktı.

Hiçbir şey söylemedi. Ama içinden geçen o sessiz cümle, dudaklarının kıpırdamasıyla neredeyse görünür hale geldi:

“Keşke gitmeseydin. niye karşı çıkmadım ki...”

önüne döndü eve doğru yol almaya başladı.

 

Bayadır bölüm atmıyorum sorry.....ama bugün atcam 3 veya 4 tane. Bi oyunu alayım bakayım 🩷

Bölüm : 06.10.2025 21:59 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...