14. Bölüm

AYNADAKİ İZ 12.BÖLÜM

ZİŞAN GÜREL
zisangurel

Okulun bahçesine girdiğinde kalabalığın uğultusu kulağına çarptı. Gençler gülüyor, sohbet ediyordu. Ama Ravenna’nın yürüyüşü farklıydı. Sessiz, derin, gölgelerden çıkan biri gibi.

Mia ve Emma onu görür görmez yerlerinden fırladılar. Yüzlerinde panik, gözlerinde endişe vardı.

“Ravenna!” diye seslendi Mia, koşarak yanına geldi. Emma hemen arkasındaydı.

İkisi de aynı anda konuşmaya başladılar, sesleri telaşlıydı

“iki gündür nerdesin sen hiç gelmedin, aradık, ulaşamadık!”

“Telefonun kapalıydı, evine geldik ama kapıyı kimse açmadı!”

“Ne oldu sana?!”

Emma Ravenna’nın yanağındaki morluğu fark etti. Eliyle ağzını kapattı, gözleri büyüdü.

“Ravenna bu ne? Kim yaptı sana bunu baban mı?”

Kalabalık içinde üçü bir çember gibi kapanmışlardı. Diğer öğrenciler merakla bakıyor ama yanlarına yaklaşmıyordu. Ravenna derin bir nefes aldı, bakışlarını Mia ile Emma’nın gözlerinde gezdirdi.

Onların gözlerinde korku vardı. Ama kendi gözlerinde ise intikam vardı.

Revana, dudaklarının kenarındaki acıyı bastırarak dimdik durdu.

“Bunu burada konuşamayız,” dedi Ravenna, sesi alçak, sanki rüzgârın uğultusuna karışıyordu. Ama o fısıltı bile bir emir gibiydi.

Üçü yavaşça kalabalıktan uzaklaştılar. Okul binasının arkasına geçtiklerinde Ravenna durdu. Çantasını yere bıraktı, sırtını duvara yasladı. Gözleri gökyüzüne çevrildi. Beyaz bulutlar, soğuk bir perde gibi üstlerine çökmüştü.

Derin bir nefes aldı. Sonra ikisine de baktı, gözlerinde o sarsılmaz parıltıyla

“Size söylemem gereken bir şey var. Ve bu, artık geri dönüşü olmayan bir yol demek.”

Mia ve Emma, donmuş gibi bakıyorlardı ona. Kalplerinin hızlı attığını Ravenna gözlerinden anlayabiliyordu.

“Annem” dedi Ravenna, sesi çatallaştı, kelimeler dudaklarından dökülürken kaburgalarındaki ağrı yeniden hissettirdi kendini. “gecen bana bir not gelmişti ya o doğruymuş Annem bir kazada ölmemiş. Bunu bana söyledikleri yalan. Birileri onun ölümünü gizledi. Ve ben bu gerçeğin peşindeyim.”

Emma’nın eli ağzına gitti, gözleri büyüdü. Mia ise birkaç adım ileri atıldı, Ravenna’nın kollarını tuttu.

“Ravenna, sen sen böyle şeyleri nereden çıkarıyorsun? Bu çok tehlikeli!”

Mianın gözleri doldu, sesi kısık bir çığlık gibi çıktı

“Tanrım Ravenna, sen hâlâ o evde kalıyorsun. Onlar sana zarar verebilirler.”

Ravenna başını eğip bir an sustu. Dudaklarının kenarındaki morluğu hissetti. Bunu onlara göstermek istemiyordu ama gözleri onlara istemeden de olsa gerçeği anlatıyordu.

Sonunda başını kaldırdı, iki arkadaşına baktı.

“Dün gece olanlar bana bunun bir oyun olmadığını kanıtladı. Bu işin içinde karanlık bir şey var. Ve ben ne pahasına olursa olsun annemin gerçeğini öğreneceğim.”

Mia’nın gözleri doldu. Emma titreyerek, Ravenna’nın ellerini kavradı.

“Ravenna biz de varız. Senin yanında olacağız.”

O an Ravenna’nın kalbine, bütün o acıya rağmen bir sıcaklık yayıldı. Çünkü artık yalnız değildi.

Ama aynı anda okulun avlusunda, gölgelerin arasından onları izleyen bir çift göz vardı. Koyu renk montlu, yabancı bir adam Sessizce, görünmez bir gölge gibi Ravenna’nın her hareketini takip ediyordu.

Ravenna’nın sözleri havada asılı kalmıştı. Mia ve Emma birbirlerine bakıyor, gözlerindeki panik gitgide büyüyordu. Emma’nın elleri titriyordu, dudakları birbirine kenetlenmişti sanki söylemek istediği çok şey vardı ama kelimeler boğazına düğümlenmişti.

Mia, Ravenna’nın yüzüne uzun uzun baktı. Gözlerinin altındaki morluklar, yanağındaki iz, yürürken sakladığı ağrılar Her şey yavaş yavaş bir yapboz gibi birleşiyordu zihninde. Sonunda, fısıltı gibi ama kararlı bir sesle konuştu:

“notları kim gönderdi acaba?”

Ravenna, uzun süre sessiz kaldı kaldı. Gözlerini yere indirdi. Sessizlik, cevaptan daha güçlüydü. Sonra başını hafifçe kaldırıp gözlerinin içine baktı. Dudakları titremeden, sesi buz gibi bir netlikle çıktı

“Notu kim gönderdi bilmiyorum ama annemin katilini babam leo ve grace biliyor ben tepki gösterince babam beni iki gece bodruma kilitledi.”

Emma’nın dizlerinin bağı çözüldü, neredeyse yere çökecekti. Mia onu kolundan tuttu. İkisi de bir an nefes alamadı. Bu kadarını beklememişlerdi.

“Tanrım” dedi Emma, dudaklarından istemsizce. “Bu bu akıl almaz bir şey. Ravenna, seni öldürebilirler!”

Mia daha hızlı düşündü. Gözleri sertleşti, Ravenna’nın omzundan tutarak ona yaklaştı.

“Dinle, bunu saklayamayız. Bunu birine söylemek zorundayız. Güvendiğin güçlü birine.”

Ravenna’nın içi ürperdi. “Kime? Kim bana inanır?”

O olayın ardından neredeyse bir hafta geçmişti sabah erkenden uyandım. Yatağımdan kalkıp pencereyi açtım ve dışarıyı izledim. Hava ne sıcak ne soğuktu, tam ılık bir gündü. Sokağın kokusu burnuma dolmuştu etrafta koşuşturan çocuklar, komşu teyzelerin astığı çamaşırların deterjan kokusu havayı sarmıştı.

Bugün hava bayağı güzeldi. Tam da ölmelik, intihar etmelik bir havaydı.

Şaka tabii İntihar etmeyi düşünmüyordum, o kadar da delirmedim.

Pencereyi kapatıp banyoya geçtim. Dakikalarca ılık bir duş aldıktan sonra odama döndüm. Dolabı açıp kıyafetlere göz ucuyla baktım. Gözüme beyaz, kalın askılı, hafif göğüs dekolteli ve uzun bir elbise ilişti. Biraz parlaktı. Anneme aitti. Elbiseyi giydim. Saçlarıma hafif dalgalar yapıp sade bir makyajla aşağıya indim.

Grace gülümseyerek bana baktı.

“Günaydın tatlım, iyi misin?”

“Bomba gibiyim.”

Robert’in yüzü birden gerildi.

“O elbiseyi nereden buldun? Lan, git değiştir hemen!”

“Yoo, değiştirmiyorum. Çok rahatım ben böyle.”

Masaya oturup tabağıma yiyecekler koydum.

“Ne var ki elbisede? Çok güzel olmuşsun,” dedi Grace.

“O elbise Clara’ya ait!” diye bağırdı Robert.

“Ne? Ravenna, bu ne demek oluyor? Neden yaptın bunu?” Grace’in sesi titriyordu.

“Ben bir şey yapmadım. Annemin elbisesini giymek istedim. Suç mu? Hem hatırlarsan ben Clara’nın kızıyım, senin değil.”

“Annenle düzgün konuş!” dedi Robert öfkeyle.

“o benim annem değil gayet düzgün konuşuyorum.”

“Hani o kadının tüm eşyalarını atmıştık? Bu elbise nereden çıktı?” diye sordu Grace.

“Bilmiyorum. Demek ki saklamış,” dedi Robert.

“Ben o kadının çöpünü bile istemiyorum! Ravenna, git değiştir şunu!”

“değiştiremiyorum burası benim evim rahatsız olan varsa gidebilir.”

Onlar tartışırken benim iştahım daha da açılmıştı. Kahvaltımı keyifle bitirdim.

“Ha bu arada yarın akşam evde parti vereceğim doğum günüm için, haberiniz olsun,” dedim masadan kalkarken.

Direkt evden çıktım. Babam arkamdan seslendi ama duymamazlıktan geldim.

Sınıfta oturmuş, kahkahalar eşliğinde telefonda mesajlaşıyordum. Sınıf neredeyse boştu sadece birkaç kişi vardı. Hoca henüz gelmemişti, o yüzden bu kadar rahattım. Ben keyifle otururken, arkamdan iş çeviren yüzsüzler sınıfa girip yerlerine geçti. Beş dakika sonra hoca görününce mecburen telefonu kapattım.

Her zamanki gibi sıkıcı bir ders işleniyordu. Zaten bu hocayı hiç sevmezdim. “Neyse, sabret kızım.” diye kendi kendime söylendim.

Ders bitince havuz tarafına indik. Soyunma odasına girip üzerimizi değiştirdik. Sonra sessizce havuzun başına çıktık. Karşı takımın kızları da oradaydı. Bana öyle ters bakıyorlardı ki, sanki kırk yıllık kocalarını elimden almışım, yuvalarını yıkmışım. İçimden bir ses, “Git saçlarından tut, havuzda boğ!” diye fısıldıyordu. Ama biz şeytana uymuyorduk, değil mi?

Hoca yüksek sesle konuştu “Ravenna, Serena! Bir ay sonra maraton yarışı var. Takımlarınızı iyi hazırlayın, siz de hazırlanın.”

Serena kendinden emin bir şekilde gülümsedi. “Siz hiç merak etmeyin hocam. Benim ekibim hazır.”

Ravenna da arkasından konuştu. “Biz de hazırız.”

“Güzel. O zaman bir prova yapalım.”

Yaklaşık bir saat havuzda çalıştıktan sonra üzerimizi değiştirip okulun kafesine geçtik.

Ravenna masaya yaslandı ve arkadaşlarına baktı. “Bu arada Yarın evde parti var. Doğum günüm için.”

Darel şaşkınlıkla sordu. “Sen doğum günü falan kutlamazdın. Ne değişti?”

Ravenna’nın gözleri parladı. “Yarın benim için çok önemli. Hayatımın değişeceği gün olacak. O yüzden kutlamak istedim.”

Emma heyecanla öne atıldı. “O zaman okuldan sonra alışverişe gidelim! Hem parti için elbise bakarız, hem sana hediye seçeriz.”

Mia gülerek ekledi. “Özellikle istediğin bir şey varsa söyle, onu alalım.”

Ravenna başını salladı. “Yok, özel bir şey istemiyorum. Siz gelin yeter.”

Masada sohbet sürerken telefonumun ekranı ışıldadı. Bildirimi görünce istemsizce gülümsedim ve hemen açtım.

Gizemli Adam: Çıktın mı okuldan?

Ravenna: Hayır, hala okuldayım. Birazdan çıkacağım.

Gizemli Adam: Tamam, çıkınca ara beni. Şu an işlerim var.

Ravenna: İşin varsa niye yazıyorsun? Hem ne işin var senin? Bilmeyende sanır ki dünyayı kurtarıyorsun.

Gizemli Adam: Peki, nereden biliyorsun kurtarmadığımı?

Ravenna: Ne?! Bir dakika Ya askersin, ya polissin ya da süper kahraman!

Gizemli Adam: Süper kahraman mı 😂😂 Bu iyiymiş.

Ravenna: Ne zaman adını öğreneceğim, yüzünü göreceğim? Hadi itiraf et, çok çirkinsin. Adın da olsa olsa Abdülrezzak ya da Şaban’dır.

Gizemli Adam: 😂😂😂

Ravenna: Biliyor musun, yarın benim doğum günüm. Hadi, doğum günü hediyesi olarak adını söyle bana.

Gizemli Adam: söylemem.

Ravenna mesajları okurken bir yandan kahve fincanını avuçlarının arasında sımsıkı tutuyordu. Parmakları fincanın serin yüzeyinde izler bırakıyor, fincanın metal kaşığı hafifçe sallanıyordu. Dışarıdaki rüzgâr hafifçe camdan içeri giriyor, saçlarını yüzüne yapıştırıyor, içindeki heyecanı daha da artırıyordu.

Yüzünde gizli bir merak, kalbinde küçük bir kıpırtı vardı. Gözleri bir an için telefondaki isim yerine ekrandaki mesaj balonlarına takıldı ve bir gülümseme dudaklarından kayıp geçti. Renkler, ışıklar, gölgeler birbiriyle dans ediyordu okulun kafesi, Ravenna’nın dünyasında bir sahneye dönüşmüştü.

Masadaki arkadaşları hâlâ kendi aralarında konuşuyorlardı, fakat Ravenna’nın aklı başka bir yerdeydi gizemli adamın mesajları, yarınki doğum günü ve havuzdaki prova hâlâ zihninde dönüp duruyordu. Her an, her saniye sanki biraz daha hızlanmış, zamanı daha yoğun yaşamaya başlamış gibi hissediyordu.

Bir süre sessiz kaldı, sonra telefonu tekrar eline aldı. Parmakları hafifçe titriyordu. Bir sonraki mesajı beklerken, gözleri tekrar kafedeki ışık oyunlarına takıldı; gölgeler uzuyor, ışıklar yavaşça masanın üzerine düşüyordu. Ravenna, içten içe bu anın sonsuza kadar sürmesini istiyordu.

 

 

 

 

Ravenna ve gizemli adam arasında gecen sahne watsapp üzerinden mesajlaşma tam yapamadım ama olsun

 

YENİ BÖLÜM SINIRI 50 OKUNMA 40 BEĞENİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 20.09.2025 18:49 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...