17. Bölüm

AYNADAKİ İZ 14.BÖLÜM

ZİŞAN GÜREL
zisangurel

Zorlu bir doğum gününün ardından Ravenna ve Barlas, karakola geldiler. Nezarethane koridoruna girdiklerinde içeriyi ağır bir sessizlik kaplamıştı. Parmaklıkların ardında Grace, Robert ve Leo oturuyordu. Her birinin yüzünde farklı bir ifade vardı Grace alaycı ve kendinden emin, Robert öfkeli, Leo ise her zamanki gibi sinsi bir gülümsemeyle Ravenna’yı izliyordu.

Barlas, Ravenna’nın hemen arkasında duruyordu. Gözleri, bu yüzleşmenin nasıl bir sona ereceğini görmek istercesine tetikteydi.

Ravenna, gözleri alev alev yanarak Grace’in karşısına dikildi.

“Her şeyin ardında sen vardın, değil mi?” diye tısladı. “Annemin ölümünde, bana söylenen yalanlarda, hayatımı mahvetmekte”

Grace kahkaha atarak başını yana eğdi.

“Ah, zavallı küçük Ravenna. Ne kadar da dramatiksin.” Dudaklarının kenarıyla sırıttı. “Annen öldü ve sen yıllarca onun hayaletini kovaladın. Ama sana bir sır vereyim mi?” Gözlerini kısıp eğildi, fısıltıyla konuştu. “Onun ölümü, benim için sadece küçük bir ayrıntıydı.”

Ravenna’nın nefesi kesildi. Yumruklarını sıkarak hiddetle karşılık verdi

“Sen gerçekten bir canavarsın!”

Grace, dudaklarını bükerek gülümsedi.

“Canavar mı? Hayır, tatlım. Ben sadece kazanmasını bilen bir kadınım. Senin gibi zayıf ve duygusal değilim. Sen de benim gibi olmalısın. Yoksa hayatta hep kaybedersin.”

Ravenna’nın gözleri öfkeyle daraldı. Dişlerini sıkarak haykırdı

“Ben asla senin gibi olmayacağım!”

Bir anda Ravenna’nın eli Grace’in yüzüne sertce indi. Tokadın şiddetiyle Grace’in başı yana savruldu, fakat kısa sürede toparlandı. Yüzünde öfke patlamıştı.

“Beni tokatlamaya cüret mi ediyorsun” diye bağırarak Ravenna’nın saçlarına yapıştı.

Ortalık bir anda karıştı. İkisi de birbirine saldırırken parmaklıklar sarsılmaya başladı. Grace saçını çekiyor, Ravenna ise onun kollarını iterek kurtulmaya çalışıyordu.

Bu sırada Robert küçümseyici bir bakışla Barlas’a döndü.

“Hey, insan bozuntusu! senin kollarında olan kız, eskiden Leo’nun peşinden ayrılmazdı. Ne komik değil mi? Sen onun yeni oyuncağı oldun!”

Leo kahkaha atarak ekledi

“Evet, Barlas. Ravenna bir zamanlar benim için ölürdü. Bana aşık bir kızın şimdi sana koşması Ne garip! Acaba yarın da başka birine mi gider?”

Barlas ağır adımlarla onlara döndü. Yüzünde en ufak bir sinir belirtisi yoktu ama gözleri buz gibiydi.

“Sizin gibilerin en büyük sorunu ne biliyor musunuz?” dedi soğuk bir sesle. “Kendi değersizliğinizi örtmek için kadınların üzerinden ego kasıyorsunuz. Ama ne yaparsanız yapın” Gözlerini Leo’ya çevirdi. “Senin kaybettiğin bir şeyi benim kazandığımı zannetme. Çünkü kaybetmek için bile ona sahip olmuş olman gerek ama senin hiç sahip olmadığın bir şeye ben zaten sahiptim.”

Leo’nun yüzündeki sırıtış dondu.

“Ne saçmalıyorsun sen?” diye hırladı.

Barlas küçümseyerek başını yana eğdi.

“Bana ait olan şey Hiçbir zaman senin elinde olmadı ki kaybedesin.”

Leo’nun çenesi kilitlendi, Robert ise dişlerini sıktı. Ama Barlas artık onlarla ilgilenmiyordu. Birkaç adım atıp hâlâ Grace ile boğuşan Ravenna’nın arkasına geçti.

“Yeter!”

Ravenna, hâlâ Grace’e saldırmaya çalışıyordu. Fakat Barlas hızlıca kollarını beline doladı ve onu tek hamlede havaya kaldırdı.

“Bırak beni, Barlas!” diye çırpındı Ravenna.

Barlas, kulağına eğilip fısıldadı

“Onun seviyesi bu kadar, Ravenna. Sen bundan çok daha güçlüsün. Onlara bu zevki verme.”

Ravenna birkaç saniye daha direndi ama sonra nefes nefese kalıp duruldu.

Barlas, Ravenna’ya kısa bir bakış attıktan sonra gözlerini yeniden demir parmaklıkların ardındaki üçlünün üzerine çevirdi.

“Sizi içeride ne bekliyor bilmiyorum ama umarım bolca düşünme fırsatınız olur. Çünkü bir gün dışarı çıktığınızda, karşınıza çıkacak ilk kişi ben olacağım.”

Başka bir şey söylemeden Ravenna’yı kollarında tutarak nezarethaneden çıktı. Arkasında sadece ezilmiş egolar, korkmuş bakışlar ve derin bir sessizlik bırakmıştı.

Karakolun çıkışına yönelirken Ravenna hâlâ nefes nefeseydi. İçindeki öfke yüzüne yansıyordu. Ancak Barlas’ın güçlü kolları etrafında bir kalkan gibi sarılmıştı. İstemese de yavaş yavaş sakinleşmeye başlıyordu.

Dışarı çıktıklarında soğuk gece havası yüzlerine vurdu. Karakolun önündeki sokak lambaları titrek ışıklar saçıyor, etrafta yalnızca birkaç polis memuru dolaşıyordu. Barlas, Ravenna’yı yavaşça yere bıraktı ama elini bileğinden çekmedi.

“Bırak beni artık!” Ravenna’nın sesi öfke ve titremeyle karışmıştı.

Barlas başını iki yana salladı. “Şu an seni bırakmak en son yapacağım şey.”

Ravenna, gözleri öfke dolu bir şekilde ona döndü. “Onlar yaptıklarının bedelini ödemeden rahat edemem!”

Barlas, Ravenna’nın yüzüne dikkatle baktı. Onun savaşçı ruhunu, içindeki kırgınlığı ve annesini kaybetmenin acısını hissedebiliyordu. Ona fazla sert davranmadan sakinleştirmesi gerektiğini biliyordu.

Elini Ravenna’nın yanağına götürdü, başparmağıyla hafifçe okşadı. “Bedel ödeyecekler, Ravenna. Ama sen onların seviyesine inmeyeceksin.”

Ravenna, gözlerinin içine baktığında bir an duraksadı. Derin bir nefes aldı ama hâlâ sinirini tam olarak atamamıştı.

“Sen hep yanımda olacaksın, değil mi?” diye fısıldadı.

Barlas, gözlerini onunkilere kilitledi. Tek kelime tereddüt etmeden cevapladı “Sonsuza kadar.”

Ravenna gözlerini kaçırdı ama yanakları hafifçe kızarmıştı. İçinde yavaş yavaş bir huzur oturuyordu. Fakat biliyordu ki savaş henüz bitmemişti.

Barlas, elini Ravenna’nın bileğinden ayırmadan onu arabaya yönlendirdi. “Hadi, buradan gidelim.”

Ravenna derin bir nefes alarak başını salladı ve arabaya bindi. Gecenin karanlığında onları yeni bir başlangıç bekliyordu. Ama bu, sadece fırtına öncesi bir sessizlikti. Gerçek savaş daha yeni başlıyordu.

Barlas arabayı çalıştırdığında motorun uğultusu gecenin sessizliğini böldü. Farların ışığı karanlık sokakları yavaşça aydınlatırken Ravenna camdan dışarı bakıyordu. Sokak lambalarının sarı ışıkları, gözlerindeki öfkeyi daha da belirgin kılıyordu.

Barlas, direksiyonun başında göz ucuyla ona baktı. Ravenna’nın çenesini sıkışından, omuzlarındaki gerginlikten, zihninde fırtınalar koptuğunu anlamak zor değildi.

“Ravenna” dedi, sesi alçak ve kararlıydı. “Biliyorum içinde yanıp duran öfkeyi. Ama onu yönlendirmezsen, seni yakar.”

Ravenna gözlerini ondan kaçırmadan karşılık verdi “Beni yaksa da umurumda değil. Onlar her şeyimi elimden aldı. Benim annemi benim geçmişimi Beni ben yapan ne varsa kirlettiler. Sen bana nasıl sakin olmamı söylersin?”

Barlas’ın parmakları direksiyonu daha sıkı kavradı. İçinde bir anlığına, Ravenna’yı koruyamamanın ağırlığı belirdi. Onu sakinleştirmek isterken bile kendi öfkesi kabarıyordu.

“Ben de kaybettim, Ravenna.” Sesi sertleşmişti ama gözleri hüzünle parlıyordu. “Her gün kendime şunu sordum Daha fazla savaşsaydım, daha fazla direnseydim, belki bugün farklı olur muydum? Ama geçmişi değiştiremeyiz. Tek yapabileceğimiz, geleceğimizi onlara bırakmamak.”

Ravenna, bir an sessiz kaldı. Barlas’ın yüzüne döndü direksiyona gömülmüş ama gözlerinde yanmakta olan kararlı ateşi gördü. Derin bir nefes aldı.

“Ve sen benim geleceğimde olacaksın, değil mi?” diye fısıldadı.

Barlas’ın dudaklarında kısa ama ağır bir tebessüm belirdi. “Benim yerim senin yanın. Nerede olursan ol.”

Arabanın içinde ağır bir sessizlik çöktü. Dışarıda rüzgâr uğulduyor, şehir uyurken onların omuzlarına daha da ağır bir yük biniyordu.

Ravenna, gözlerini yeniden dışarı çevirdi. Parmaklarını dizlerinin üzerinde kenetledi. İçinde bir karar büyüyordu. Artık ne olursa olsun, kimseye boyun eğmeyecekti

Barlas, onun zihninden geçenleri anlamıştı. Sesi alçak ama kesin bir kararlılıkla çıktı “Bu savaşı birlikte vereceğiz. Ama asla onların seviyesine inmeyeceğiz.”

Ravenna, gözlerini kapattı. Kalbinde çarpışan öfke ve umut arasında bir köprü oluşmaya başlamıştı. Barlas’ın varlığı, karanlığın ortasında uzanan bir ışık gibiydi.

Ama Ravenna biliyordu Önlerinde bekleyen fırtına, daha önce gördüklerinden çok daha tehlikeliydi. Bir an duraksadı. Ardından sessizliği bozdu, sesi önce yumuşak, sonra giderek daha kararlı oldu

“Ravenna sana söylemem gereken bir şey var. Bir şey yıllardır içimde sakladığım.”

Ravenna, başını ona çevirdi. Gözleri hâlâ öfke doluydu ama merak ve şaşkınlık da karışmıştı.

“Ne söyleyeceksin, Barlas?” diye sordu, sesi titrek ama dikkat kesilmişti.

 

Bölüm : 25.09.2025 08:39 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...