15. Bölüm

AYNADAKİ İZ 13.BÖLÜM

ZİŞAN GÜREL
zisangurel

“Tamam, tamam pes ediyorum. Adımı söyleyeceğim ama bir şartla.”

“Nedir şartın?”

“Beni araştırmak yok, kimseye adımı söylemek yok. Adımı duyunca hemen unutuyorsun. Anlaştık mı?”

“Anlaştık, kabul ediyorum. Söyle hadi.”

“Ben”

“Evet, sen.”

“Ben Barlas Batkan.”

“Ohaa, isme bak be! Baya havalıymış.”

Barlasla baya mesajlaştıktan sonra akşam okul çıkışı eve varmıştım. Barlas’ı baya araştırmıştım adam tam bir gizemli adamdı, hiç fotoğrafı yoktu. Sosyal medya kullanmaz mıydı bir insan? Barlas’ın dediği gibi yarin benim için çok önemli bir gün olacaktı. Hem korkuyordum, hem heyecanlıydım en çok da Barlas’ı merak ediyordum. Bu adam kimin nesiydi Barlas’tan öğrendiklerimle birlikte, annemin başına gelenler zihnimde yeniden canlanıyordu. Aldığım bilgilerle dünyam başıma yıkılmıştı. İçimde bir intikam ateşi yanıyordu; kimseye belli etmeden, sıradan biriymişim gibi davranıyordum. Ama her gece, yalnız başıma düşündüğümde, öfkem daha da büyüyordu.

 

Hızla ödevlerimi yapıp erkenden uyudum.

 

Sabah erkenden kalkıp hazırlanmaya başladım. Bugün üzerimde bir ağırlık vardı, ama bir o kadar da enerji. Kot pantolon ve beyaz bir kazak giydim, saçımı ve makyajımı yapıp evden çıktım. İlk olarak annemin yanına gittim mezarındaki pislikleri temizledim, toprağına su döktüm.

 

“Merhaba annecim Ben geldim. Bugün seni öldürenlerin son günü. Adalet hakkettiğini bulacak, sen rahat uyu, olur mu?”

 

“Sana öyle çok ihtiyacım var ki, şuan anlatamam”

 

“Anne, sana bir sır vereyim mi? Bugün sadece seni öldürenlerin son günü değil, benim de son günüm. Kızma bana ama özür dilerim.”

 

Annemin toprağını öpüp eve döndüm. Bugün okula gitmeyecektim evi hazırlayacaktım. Banyoya gidip işimi hallettikten sonra mutfağa geçip yiyecek bir şeyler hazırladım.

 

“Ravenna, böyle olmadı Keşke bir ekip tutsaydık.”

 

“Hayır, iyi böyle. Bugün benim için çok önemli bir gün, o yüzden her şeyi kendim yapmak istiyorum.”

 

“Peki, nasıl istersen. Bu arada sen iyisin değil mi? Solgun görünüyorsun Bir şey mi oldu?”

 

“Çok iyiyim.”

 

Ravenna mutfaktaki işlerini bitirip hızla odasına gidip aynanın karşısına geçti. Işığın yüzüne vurduğu an, gözlerinde tuhaf bir parıltı belirdi. İçinde bir karışım vardı heyecan, korku ve yoğun bir merak. Yıllardır böylesine bir gerginliği hissetmemişti. Derin bir nefes aldı, göğsünü havayla doldurdu sanki bu nefes, tüm korkularını ve öfkesini taşıyacak kadar büyüktü. Elindeki saç fırçasını sıkıca kavradı, uzun, siyah saçlarını tararken dalgın gözlerle aynadaki yansımasına baktı. Yüzündeki gülümseme sahteydi, çünkü içindeki boşluk annesi olmadan geçen yıllarda her doğum günüyle biraz daha derinleşmişti.

Elbisesini yatağın üzerine serdi pembe, zarif ve neredeyse ışık gibi parlayan bir kumaş. Çocukluğunda annesi hep “pembe içinde meleğe benziyorsun,” derdi. O söz şimdi aklında yankılanıyor, gözlerinde eski bir sıcaklığı canlandırıyordu. Ama içi buruktu annesinin sesi hafızasında giderek silikleşmişti. Bir an olsun hatırlamak istedi, ama yıllar bu anıları bulanıklaştırmıştı.

Ravenna, aynaya son bir kez daha baktı. Gözleri, kendi kararlılığıyla doluydu. Bugün geçmişin perdesi aralanacak, annesinin katilleri hesap verecekti. Ama en çok da, Barlas’ı ilk kez görecekti o gizemli adamın gerçek yüzünü.

 

Kalbi hızla çarpıyor, elleri istemsizce titriyordu. Gözlerini kapattı derin bir nefes aldı ve kendine güvenmeye çalıştı. “Bugün her şey değişecek,” diye fısıldadı kendi kendine. İçindeki intikam ateşi büyüyordu sabırsız, keskin ve acımasız.

 

Salonun kapısını açtığında, herkes çoktan toplanmıştı. Babası ve üvey annesi baş köşede oturuyordu yüzlerinde sahte bir rahatlık vardı, o rahatlığın ardında hiç ummadıkları bir gece bekliyordu. Arkadaşları ise kahkahalar eşliğinde eğleniyor, içkilerini karıştırıyor ve her şeyin sıradan olduğuna inanıyorlardı. Kimse, bu gecenin hayatlarının altüst olacağını tahmin edemezdi.

Ravenna derin bir nefes aldı ve neşeli bir kahkaha atarak ortaya çıktı. Yüzündeki sahte gülümseme, herkesin dikkatini çekti. Işıklar saçlarının parlaklığını yansıtırken, gözlerinde bir şeyler gizliydi kimse bu ışığın altında yanan öfkeyi göremiyordu.

 

“Bu geceyi unutulmaz kılmak istiyorum! Hepinize geldiğiniz için teşekkür ederim,” dedi, sesi hem yumuşak hem de keskin bir kararlılık taşıyordu. “Ve size küçük bir sürprizim var.”

 

Sözü biter bitmez, salondaki herkes merakla ona döndü. Kimse ne bekleyeceğini bilmiyordu. O an Ravenna, derin bir nefes aldı, gözlerini salondaki kalabalığın üzerinden geçirdi her yüzü, her mimik, her sessizlik, ona hedefinin ne kadar etkili olacağını fısıldıyordu.

 

İçinde bir gülümseme belirdi bu gülümseme artık sahte değildi. Bugün, sadece bir kutlama günü değil hesaplaşmanın başlangıcıydı.

 

Ravenna eline kumandayı aldı. Parmağı ekrana hafifçe dokunduğunda, büyük ekran birden aydınlandı ve salonun ışıklarını bastı. Başlangıçta soluk bir merdiven boşluğu göründü üst katta iki kadın tartışıyor, gölgeleri duvarlarda kıvrılıyor, her hareketleri gerilimi derinleştiriyordu.

 

Salondaki kahkahalar bir anda kesildi. Grace’in yüzü solmuş, gözleri ekrana kitlenmişti dudakları titriyor, elleri istemsizce birbirine kenetleniyordu. Ravenna’nın kalbi göğsünde deli gibi atıyordu içindeki öfke, korku ve merak birbirine karışmıştı.

 

Kamera, Clara ve Grace’in tartışmasını yakalıyor, her sözcük, her bakış gerilimi büyütüyordu. Clara’nın sesi titrek ama kararlıydı

 

“Senin ne yaptığını biliyorum, Grace! Ravenna’yı asla sana bırakmam!”

 

Grace’in gözleri öfke ve nefretle parlıyordu. “Bırakacaksın, Clara! Çünkü sen artık bu evde olmayacaksın! Her şey bitiyor, her şey!”

 

Clara birkaç adım geri çekildi kalbi neredeyse duracak gibiydi. Merdiven boşluğunun kenarında duruyordu, elleri titriyordu. Ama o an, görüntü kamerada genişleyerek başka detayları da gösterdi Robert ve Leo büyük miktarda para sayıyor, kirli anlaşmalar yapıyorlardı. Rahatsız edici ve uygunsuz bir iş, saklanmış dosyalar ve kayıtlardan belli oluyordu. Clara, bunları öğrenmişti yılların birikmiş öfkesi ve korkusu, sessizce içini kemiriyordu.

 

“Grace Robert bunu kabul edemem,” Clara’nın sesi titriyordu, nefesi hızlanmıştı. “Bütün bu kirli işleri ortaya çıkaracağım. Yaptıklarınızın hesabını soracağım.”

 

Grace, yüzünde ölümcül bir soğuklukla ona baktı. “Sana izin vermeyeceğim, Clara. Bu evdeki herkesin yerini belli ettik. Sen sen artık yok olmalısın!”

 

Clara, korkusuzca bir adım ileri attı, elleri titriyordu ama gözlerinde cesaret vardı. “polise gidecem Her şeyi anlatacam.”

 

“Hayır!” Grace’in sesi bir çığlık gibi yankılandı. “Sen susturulacaksın! Kimse senin gibi bir yılanı affetmez!”

 

O an her şey hızlandı. Clara son bir hamle yapmak isterken Grace harekete geçti. Clara’nın dengesini bozmak, onu susturmak için planlanmış bir saldırıydı. Merdiven boşluğunda itildikten sonra, Clara çığlıklar atarak merdivenlerden yuvarlandı. Basamaklara çarpan sesler salonu doldurdu her darbe, Ravenna’nın içindeki öfkeyi daha da körüklüyordu.

 

En alt basamağa çarptığında, Clara’nın nefesi kesilmiş, vücudu hareketsiz kalmıştı. Görüntü dondu salon ölü sessizliğe büründü. Babası Robert ve en yakın arkadaşı Leo, olan biteni sessizce izliyor, hiçbir müdahalede bulunmuyordu. Donuk bakışları Ravenna’nın içindeki öfkeyi daha da büyütüyordu.

 

Üvey annesi yerinde kıpırdadı, yüzü solmuş, panikle etrafa bakınıyordu.

 

“Bu Bu sahte! Bu montaj! Bana iftira atıyorsun, Ravenna!” Grace bağırdı. Ama sesi titriyordu kelimelerinin ardında yalan söyleyemeyecek kadar büyük bir korku vardı.

 

Ravenna bir adım ileri attı, gözleri buz gibi parlıyordu.

 

“Bu mu iftira? Annemi sen öldürdün. Babam da gerçeği sakladı. Yıllarca annemin düşüşünü kazara sandım oysa o, senin ellerinle öldü. Ve annem gerçeği öğrenmişti. O da susturulmak zorunda bırakıldı. Ve bu gece, herkes bunu öğrendi” Ravenna’nın sesi hem keskin hem de ağır bir kararlılıkla yankılandı.

 

Babası donup kalmıştı, üvey annesi kaçacak bir yer arar gibi etrafa bakınıyordu. Arkadaşları fısıldaşarak birbirlerine bakıyor, şok içindeydi.

 

“Artık bitti. Annemin kanı yerde kalmayacak.” Ravenna, içindeki öfkeyi sözlerine de yansıtarak konuştu.

 

Üvey annesi ağlamaya başladı, babası başını eğdi. Ve o anda polisler içeri girip ücünü de kelepçeledi. Ravenna derin bir nefes aldı. Annesi için adalet için, kendi hayatı için Bugün onun doğum günüydü ama aslında özgürlüğe kavuştuğu gündü.

 

Tam her şey bitti sanılırken, salonun köşesinden bir gölge kendisini izliyordu. Uzun boylu, kaslı bir adam yemyeşil gözleri ile sessizce kalabalığın arasından ilerliyordu. Siyah saçları alnına düşmüş, yeşil gözleri bir uçurum kadar derindi. Gözlerini Ravenna’dan ayırmadan ona doğru yürüyordu bu sefer yüzünde maske yoktu.

 

Ravenna, adamı gördüğünde istemsizce donakaldı cünkü ilkez barlası maskesiz görüyordu yüzü okadar yakışıklıydı ki insan bakmaya kıyamıyordu yüzündeki yara izi ona ayrı bir karizma katmıştı

Adam tam karşısında durdu.

 

“Mutlu yıllar, Ravenna. Görüşmeyeli uzun zaman oldu.” Adamın sesi sessiz ama keskinti Ravenna’nın içi titredi.

 

“Sen sen Barlas’sın.” Ravenna fısıldadı.

 

“Ta kendisi.” Barlas hafif bir gülümsemeyle başını eğdi.

 

“Neden beni koruyorsun?” Ravenna’nın sesi karışık hem öfke hem merak vardı içinde.

 

Barlas birkaç saniye duraksadı. Salonun içinde polislerin çıkardığı sesler, fısıldaşmalar vardı ama Ravenna için dünya durmuştu.

 

“Bunu bilmek için doğru zaman değil.” Barlas sessiz, kararlı bir tonla cevap verdi.

 

“Her şey açığa çıktı, her şey bitti. Artık bana gerçeği söyleyebilirsin.” Ravenna kaşlarını çattı.

 

“Bazı şeyler bitti ama bazıları yeni başlıyor, Ravenna. Ve bilmen gereken çok şey var.” Barlas gözlerini ondan ayırmıyordu yüzünde fırtına kopsa da ifadesi değişmemişti.

 

“Beni ne zamandır izliyorsun?” Ravenna sordu, sesi sert ve keskin.

 

“Kendimi bildim bileli.”

 

“Sen hep buradaydın, değil mi?”

 

“Evet.”

 

Ravenna’nın içi ürperdi. Bu adam onu ne zamandır koruyordu?

 

“Ben seni sadece üç aydır tanıyorum, ama sen beni uzun zamandır biliyorsun. Neden?”

 

YENİ BÖLÜM SINIRI OKUNMA 50 BEĞENİ 40

Bölüm : 20.09.2025 22:44 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...