20. Bölüm

AYNADAKİ İZ 17.BÖLÜM

ZİŞAN GÜREL
zisangurel

Barlas, geriye bakmadan kapıyı açtı ve Ravenna’yı içeri davet etti. Ardından kapıyı kapatırken içerideki gürültü, kalın ahşabın ardında geride kaldı.

Oda, dışarıdaki kargaşanın aksine sakindi. Burası Barlas’ın çalışma odasıydı düzenli raflarda dizilmiş dosyalar, köşede özenle dizilmiş plaketler madalyalar duruyordu, masanın üzerinde muntazam yerleştirilmiş belgeler vardı. Duvarlarda sade bir disiplin, ortamda belirgin bir otorite kokusu hâkimdi.

Ravenna etrafa bakarken, göz ucuyla Barlas’ı süzdü. Bu odada onun ağırlığı daha da hissediliyordu. Sanki burası Barlas’ın zırhıydı, dışarıya karşı takındığı sert ifadenin kaynağı buradaydı.

Barlas, kısa adımlarla odanın ortasındaki koltuğa geçti, eliyle diğer koltuğu işaret etti.

“Otur.”

Ravenna, dudaklarının kenarına hafif bir gülümseme yerleştirerek sandalyeye oturdu. Ardından kollarını dizlerinin üzerine bırakıp meraklı gözlerle adama baktı.

“Ne oldu, Komutan Bey? Timiniz sizi çok mu kızdırdı?”

Barlas, derin bir nefes aldı, parmaklarını birbirine kenetleyerek dirseklerini dizlerine dayadı.

“Alışık oldukları gibi davranıyorlar. Ama senin yanında bu kadar gevşemeleri hoşuma gitmedi.”

Ravenna başını yana eğdi, gözlerinde alaycı bir ışıltı belirdi.

“Benim yanımda olmaları onları daha insancıl gösteriyor. Yoksa dışarıdan bakan biri, sizi ve timinizi buzdan heykeller sanabilir.”

Barlas’ın dudakları belli belirsiz kıpırdadı. Gülmeye niyeti yoktu ama Ravenna’nın bu rahat sözleri, istemsizce içindeki sertliği kırıyordu.

“Benim işim ciddiyet. Onların işi de disiplini korumak. Senin için şaka malzemesi olmaları hoşuma gitmiyor.”

Ravenna, gözlerini ona dikti, sesini yumuşatarak konuştu

“Aslında onları izlerken ilk defa sana dair başka bir şey gördüm. Senin gözlerinde, onları kardeşin gibi gördüğünü anladım. Her birine öfkelensen de onları kayırıyorsun.”

Barlas, bakışlarını yere indirdi, kısa bir sessizlik oldu. Parmaklarının eklemleri beyazlayana kadar birbirine bastırdı.

“Onlar benim ailem. Başka kimsem yok.”

Ravenna bu sözleri duyduğunda kalbi istemsizce sıkıştı. Çünkü o da aynı şekilde hissediyordu. Yalnızlık, ikisinin ortak paydasıydı.

Bir süre sessizlik hâkim oldu. Odanın tek sesi, duvar saatinin tik taklarıydı.

Ravenna, sessizliği bozmak için hafifçe gülümsedi.

“Bence sen de biraz gevşemelisin, Barlas. Sert kabuğunu kırınca içinden çok daha farklı biri çıkıyor. Belki pamuk gibi.”

Barlas’ın gözleri hızla ona döndü. Sert ifadesinin altında şaşkınlık gizleniyordu. Dudakları aralandı ama bir şey söylemedi.

Ravenna ise geriye yaslanıp keyifli bir şekilde gülümsedi.

“O yüzden korkma. Ben seni o kadar ciddi bulmuyorum artık.”

Barlas, uzun bir süre Ravenna’ya baktı. Sonunda derin bir nefes aldı, başını iki yana salladı. Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir seğirme belirdi.

“Sen benim başımın belası olacaksın.”

Ravenna kahkaha atarak sandalyesine yaslandı.

“En azından eğlenceli bir bela.”

Pencerenin önünden sızan güneş ışığı ışığı odanın içine incecik bir çizgi halinde düşüyordu.

Ravenna, ellerini birbirine kenetlemiş, başını biraz eğmişti. Dudaklarını aralarken sesi titriyordu, ama içinde sakladığı yılların yükü artık dışarı taşmak istiyordu.

“Hayatımda ilk defa yalnız olmadığımı biliyorum, Barlas,” dedi, gözlerini kaldırmadan. “Ben o evde hep korkardım. Çocukluğumdan beri. O devasa duvarların arasında yankılanan her adım, her kapı gıcırtısı bana bir tuzak gibi gelirdi. Babamın öfkesi onun bakışları beni hep küçülttü. Ne zaman bir şey hoşuna gitmese, ne zaman sesimi biraz yükseltsem ufak bir şeye bile canı sıkılsa ”

Sesi boğazında düğümlendi, Ravenna’nın gözleri nemlenmişti. Elleri daha da sıkı kenetlendi.

“bodrum katına kilitlerdi. Saatler, bazen günler boyunca karanlığın içinde kalırdım. Çığlık atsam kimse duymazdı. Nefesim daralırdı, duvarlar üzerime gelir gibi olurdu. Ama” Ravenna derin bir nefes aldı, titreyen dudaklarını ısırdı ve bu kez gözlerini Barlas’a dikti. “Senden mesaj aldığımda notlar gönderdiğinde heryerde gördüğümde ufakda olsa içimde korku vardı Ama seni penceremin önünde gördüğüm o ilk gün senle konuşup gözlerinin içine baktığım gün bütün korkularım bitti. Bir tek bakışınla, beni koruduğun dan emin olmamla yalnız olmadığımı anladım babamın bana yaptığı hiçbir şey artık o kadar korkutucu gelmedi.”

Ravenna’nın sesi bu noktada neredeyse fısıltıya dönmüştü. Gözlerinde hem yılların acısı, hem de karşısındaki adama duyduğu güvenin kırılgan ışıltısı vardı.

Barlas ise başını hafifçe eğmiş, Ravenna’nın anlattıklarını sessizce dinliyordu. Çenesindeki çizgiler gerilmiş, gözlerinde öfke ile koruma isteği birbirine karışmıştı. Ama dudaklarını sıkıca kapatmış, sözünü kesmemek için sessiz kalmıştı. Barlas, Ravenna’nın her kelimesini dinlerken çenesindeki kaslar geriliyor, gözlerinde giderek koyulaşan bir fırtına toplanıyordu. Odayı dolduran ay ışığı, adamın yüz hatlarına keskin bir sertlik katıyordu ama gözlerinde yanan şey yalnızca öfke değildi. Kızın titrek sesi, onun kalbine bıçak gibi saplanıyor, Ravenna’nın geçmişte yaşadığı her acı Barlas’ın omuzlarına yükleniyordu sanki.

Bir süre sessizlik sürdü. Ravenna başını eğmiş, ellerini birbirine kenetleyerek derin nefesler almaya çalışıyordu. Gözlerinden süzülen yaşlar, parmaklarının üzerine damlıyordu. Barlas, daha fazla dayanamayarak ağır adımlarla yaklaştı. Yavaşça onun yanına oturdu, Ravenna’nın kenetlenmiş ellerini kavradı.

“Bir daha asla,” dedi, sesi derin neredeyse hırıltılı bir kararlılıkla. “Bir daha seni o karanlığa kimse sokamayacak. Babandan, geçmişinden senden korkmanı sağlayan ne varsa, hepsini yok edecem”

Ravenna, gözyaşlarının arasından ona baktı. Dudakları titreyerek aralandı. “Ama o zaman sen de tehlikeye giriyorsun. Benim yüzümden”

Barlas başını sertçe iki yana salladı. Onu susturmak istercesine Ravenna’nın elini daha da sıkı kavradı.

Barlas’ın dudaklarının kenarı belli belirsiz kıpırdadı, ama yüzündeki ciddiyet hiç dağılmadı. “ Senin her çığlığını, her yalnızlığını, her sessiz gözyaşını hepsini uzaktan gördüm. Sadece yanına giremiyordum.”

O an Ravenna’nın içindeki bütün buzlar çözülüyor gibiydi. Barlas’ın gözlerinde gördüğü şey, yalnızca bir görev bilinci değildi. Onun bakışlarında, bir insanı ayakta tutabilecek tek şey vardı inatçı, vazgeçmeyen bir bağlılık.

Ravenna hafifçe başını yana yatırdı, gözlerinden akan yaşları silmeden gülümsedi. “Ben o evde yıllarca tek başımaydım. Ama meğer hiç yalnız değilmişim.”

Barlas, Ravenna’nın gözlerine daha da yaklaştı. Sesini alçaltarak, neredeyse fısıldar gibi konuştu

“Artık asla yalnız olmayacaksın ben yanındayım tama mı .”

Ravenna, elini Barlas’ın parmaklarının arasından kaydırarak usulca avucunun içine bıraktı. O an, dışarıdaki dünyanın bütün gürültüsü, bütün tehlikesi, bütün kasveti kapının dışında kaldı.

Sanki yalnızca ikisi, aynı odanın içinde değil aynı kaderin içinde, aynı yaraların gölgesinde buluşmuşlardı.

Kapının dışında nöbet tutan askerlerden biri, botlarının sert tabanı koridorun taş zeminine her değdiğinde yankılanan ağır adımlarla yaklaştı. Ayak sesleri, Ravenna’nın zihnindeki fırtınayı yarıp geçen bir davul gibi giderek belirginleşti. Barlas’ın yüzü kararlıydı, Ravenna hâlâ onun söylediklerini düşünürken, dışarıdan gelen bu tok ritimle irkildi.

Kapının önünde bir gölge belirdi. Ardından kısa bir sessizlik oldu. Sanki kapının arkasındaki asker, içerideki atmosferi hissetmiş gibi birkaç saniye durdu. Sonra, tek bir nefes gibi gür ve disiplinli bir ses yükseldi

“Komutanım!”

O sesin tok ve net tonu, odanın içindeki dingin havayı bir anda böldü. Ravenna refleksle başını kapıya çevirdi. Barlas hiç acele etmeden, gözlerini kapıya dikerek başını hafifçe kaldırdı.

“Gir.” Dedi, sesi yumuşak ama aynı anda otoriterdi.

Kapı ağır bir şekilde açıldı. Sanki metal menteşeler bile askerî disiplinin ağırlığını hissediyormuş gibi gıcırdadı. İçeri giren asker, başını öne eğmiş, kaskatı bir duruşla selam verdi. Üniforması tertemizdi, yakasında küçük ışıklar gibi parlayan nişanlar, omzundaki arma, Ravenna’nın gözünde bu adamı bir heykel gibi gösteriyordu

 

BÖLÜM NASIL İLERLİYOR

SEVDİNİZ Mİ BÖLÜMÜ

NÖBETCİ ASKER SİZCE NEDEN GELDİ

Bölüm : 27.09.2025 16:56 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...