10. Bölüm

AYNADAKİ İZ 9.BÖLÜM

ZİŞAN GÜREL
zisangurel

Ravenna, uykusuz geçen gecenin ardından hâlâ aynı noktada kalakalmıştı. O adam kimdi? Neden oradaydı? Ve neden bakışları bu kadar tanıdık gelmişti?Gece sokak lambaları şehrin gri siluetini yavaştan aydınlatırken Ravenna hâlâ pencerenin önündeydi. Gözleri uykusuzluktan kızarmış, ama içindeki fırtına hâlâ dinmemişti. Geceden kalma damlalar camın üzerinde dans ediyor, ama onun zihnindeki sorular yağmurdan daha sert çarpıyordu. Gece yaşadığı sahne gerçek miydi, yoksa zihninin ona oynadığı bir oyundan mı ibaretti? Göz göze geldiği o adam söylediği sözler hepsi bir rüyadan farksızdı ama yüreğinde bıraktığı etki çok gerçekti.Bir an göz kapakları ağırlaştı, yavaşça başını yastığa bıraktı. Gözlerini kapatmasıyla uykuya dalması bir oldu. Ama huzurlu değildi bu uyku; içinde yankılanan kelimeler, “Sadece güvende olduğunu bil” onu bir kâbus gibi sardı. Ta ki güneş, ince bir perde gibi odasına süzülene kadar.Ravenna, sabahın ilk ışıklarıyla uyandığında, başucunda duran küçük, zarif bir kutu gözlerine çarptı. Gözlerini ovuşturarak doğruldu, kutunun varlığına anlam veremedi önce. Parmakları titreyerek uzandı. Soğuk metal tokasını çözüp kapağını açtığında, gözleri kocaman oldu.İçinde bir kolye vardı. İncecik bir zincire tutunmuş, kırık bir kalbi andıran zarif kanatlarıyla bir meleği tutan bir figür O kadar ince işlenmişti ki, sanki bir zanaatkâr değil, kalbiyle oyulmuş gibiydi. Kolyeye dokunduğu anda, içini saran sıcaklık ona çocukluğunda annesinin saçlarını okşadığını hatırlattı. O his özlenmişti.Kutunun içinde, küçük, katlanmış bir not da vardı.Kağıdın dokusu bile alışılmadıktı. Kalın, dokulu bir kâğıttı bu; alelade bir not defterinden koparılmamıştı. Sanki her harf özenle, bilinçli bir titizlikle yazılmıştı.“Adımı şuan sana söyleyemem cünkü hemen karşına çıkamam şunu bil benden sana zarar gelmez bu benim numaram 05** *** ** ** saat kaç olursa olsun konu ne olursa olsun ara yada yaz ben sana bir nefes kadar yakınım bu kolye sana ait.Seni o evden kurtaracağım.”Kalbi hem hafifledi hem daha da ağırlaştı. Numarasını bilmek, onu bir adım daha yaklaştırmıştı ama aynı zamanda binlerce başka soruya da kapı aralamıştı. Bu adam kimdi? Onu neden izliyordu? Neden bu kadar çok şey biliyordu?Kolyeyi eline aldı, parmaklarının arasında çevirdi. Minik melek figürü ışıkla parlıyor, sanki kendi içinden bir aydınlık yayıyordu. Bu sadece bir takı değildi. Bu, bir söz, bir koruma yeminiydi.Yatağından kalktı. Pencereye yürüdü. Geceyle birlikte gelen karanlık artık gitmişti ama ruhunun üzerine çöken sis hâlâ duruyordu. Camın ardından dışarı baktı. Aynı kaldırım aynı sokak lambası ama o adam yoktu. Yine de onun varlığı, hâlâ gözlerinin içinde geziniyordu.O anda bir şey fark etti. Camın hemen önüne, pencerenin pervazına bırakılmış küçük bir iz vardı. Yağmurdan silinmemiş, taze bir ayak izi. Demek ki odaya kadar yaklaşmıştı. Onu koruyan sadece sözleri değil, fiziksel olarak da yanı başındaydı.Elleri hâlâ titriyordu. İçinde büyük bir şey büyüyordu. Belirsizlikten doğan bir kararlılık. Bu sadece bir uyarı mektubu değildi. Bu, bir başlangıçtı.Ravenna, kolyeyi boynuna taktı. Zincirin soğukluğu tenine değdiğinde ürperdi, ama birkaç saniye sonra, bir sığınak gibi, vücudunun sıcaklığına karıştı. Artık yalnız değildi. Gözle görünmeyen ama ruhunun derinliklerine işleyen bir bağ vardı aralarındaKendini aynanın karşısına geçti. Gözleri aynadaki yansımasına kilitlendi. “Kimse sandığım gibi değilse” diye mırıldandı. “Gerçeği öğrenmeden huzur bulamayacağım.”Ve o an karar verdi.Annesinin yarım kalan hikâyesini tamamlayacaktı. O notlar, o gözler, o kolye hepsi bir yolun başlangıcıydı. Ona yardım eden adam kimdi kimdi, ne saklıyordu, neden annesini tanıyordu? Tüm bunların cevabı vardı. Ve Ravenna, artık bu yolculuktan kaçmayacaktı.Ravenna, aynadaki yansımasına son bir kez daha baktı. Boynundaki melek figürlü kolye, solgun teninde adeta parlıyordu. Zincirin ince halkaları, göğsüne doğru iniyor, sanki kalbine dokunuyordu. Bu bir süs eşyası değildi artık bir bağdı, bir söz, bir koruyucu gölge gibiydi.Derin bir nefes aldı. Soğuk hava, ciğerlerine dolduğunda titredi. Ama bu titreme korkudan değildi. Belirsizliğe doğru yürümeye hazır olmanın sarsıntısıydı.Gardırobunun kapağını usulca açtı. Parlak, renkli kıyafetlerin arasından daha sade, daha ağırbaşlı bir kombin seçti. Bugün içindeki kasırgayı dışa yansıtmadan yürümeliydi. Bir gri kazak, altına kot pantolon. Gözleri kıyafetlerde gezinirken, annesinin üniversite yıllarından kalma uzun, krem rengi trençkotunu fark etti. Dolabın köşesinde, yıllardır dokunulmamış gibi bekliyordu. Parmaklarıyla kumaşın üzerinden geçti. O tanıdık koku eski bir kitap gibi, anılarla doluydu.Ceketi üzerine giydi. Omuzlarına tam oturdu. Sanki yıllar öncesinden hazırlanmış bir zırh gibiydi. Artık daha güçlü hissediyordu. Annesinin anısı, tenine değil, yüreğine sarılmış gibiydi.Makyaj masasına oturdu. Ruj sürmedi, allık kullanmadı. Yüzüne sadece ince bir pudra geçti. Doğal ama yorgun bir güzelliği vardı. Gözlerinin altındaki morluklar bile, sanki yaşadıklarının onur madalyasıydı. Birkaç tel saçını kulaklarının arkasına iliştirip, kalanlarını gevşekçe ördü.Çantasını alırken kolyesi eline takıldı. Göz ucuyla bir kez daha aynaya baktı. Bu defa yorgun bir kız değil mücadele etmeye hazır bir genç kadın vardı karşısında.Ayakkabılarını giyerken dışarıdaki hayatın gürültüsü pencereye vuruyordu. Kuş sesleri, sokaktan geçen bir arabanın uğultusu, karşı apartmandaki yaşlı kadının sabah rutinine ait takırtılar Hepsi normaldi. Ama Ravenna’nın içindeki dünya çoktan değişmişti.Koridora çıktı. Babasının ve üvey annesinin odası sessizdi. Onlarla yüzleşeceği gün gelecekti. Ama henüz değil. Bu sabah, içinde taşıdığı sorularla yalnız kalmalıydı.Merdivenleri yavaşça indi. Her adımda çantası omzunda sallanıyor, kolyesi tenine usulca çarpıyordu. Sanki “unutma” der gibiydiKapının önünde durdu. Bir an için duraksadı. Gözlerini kapattı. Gizemli adam’ın sözleri zihninde yankılandı:“Önemli olan seni kimin izlediği ve seni kimin koruduğu.”Kapıyı açtı.Sabahın serinliği yüzüne çarptı. Temmuz güneşi henüz yakmaya başlamamıştı. Gökyüzü açık, bulutsuzdu. Ama Ravenna’nın içinde, hâlâ kalın bir sis tabakası vardı. Yine de yürümeye başladı.Kaldırıma adım attığında, sokağın köşesine baktı. Dün gece gizemli adam’ın durduğu yere Şimdi boştu. Ama o boşlukta bir iz vardı. Görünmeyen bir sessizlik, bir dokunuş Orada olduğunu bilmenin verdiği bir iç rahatlığı.Adımlarını hızlandırdı. Otobüs durağına yaklaşırken insanların sıradan telaşları arasında süzülüyordu. Ama o, her ayrıntıyı fark ediyordu artık. Kim kime nasıl bakıyor, kim cep telefonuna fazla dalmış, kim onu göz ucuyla süzüyor sürekli Beyninde gizemli adam’ın uyarısı yankılanıyordu“Çevrendekilere fazla güvenme. En yakındakiler en tehlikelileri olabilir.”Durağa geldiğinde otobüs hâlâ gelmemişti. Beklemeye başladı. Gözleri, yolun öteki tarafındaki siyah bir araca takıldı. Camları koyu renkteydi. Hiçbir hareket yoktu ama sanki oradan izleniyor gibiydi. İçinde beliren his rahatsız edici ama tanıdıktı.“Acaba” diye geçirdi içinden.Otobüs geldiğinde araca bir kez daha baktı. Sonra çantasını omzuna sabitledi ve adımını attı. Kapı kapanırken, aynadan göz ucuyla bir kez daha baktı o siyah arabaya. Hâlâ oradaydı.Ama o an içini bir sıcaklık kapladı. Belki de O yduBelki de değil. Ama fark etmezdi. Çünkü artık yalnız olmadığını biliyordu.Otobüs ilerlemeye başladığında, Ravenna başını cama yasladı. Dışarıdaki ağaçlar birer gölge gibi geçip gidiyordu. Ama onun zihni, geçmişte değil, gelecekteydi. Ve bu yolculuk sadece bir okul gününden ibaret olmayacaktı. Bu, hakikatin kapılarını aralayacak bir adımın başlangıcıydı.Otobüste giderken aklımda bu sorularda vardı Eğer annemi gerçekten birileri öldürdüyse kimdi o insanlar? Neden şimdi ortaya çıkmışlardı? O notu yazan kişi nereden biliyordu tüm bunları? Ve neden bana, neden şimdi söylüyordu?Kafamın içi karmakarışıktı. Ama bir şeyden emindim: Bu işin peşini bırakamazdım.Elimde bir adres ve numara vardı neyin nesi olduğunu bilmediğim adres ve numara. Belki de her şeyin cevabı oradaydı. Ama ya bir tuzaksa? Ya biri beni oraya çekmek istiyorsa? Bu riski almaya değer miydi?Kafamı ellerimin arasına alıp düşündüm. Tek bir seçeneğim vardı: Gerçekleri öğrenmek. Bunun için o adrese gitmeliydim. Notuyazan kişinin karşısına çıkıp ve her şeyi onun ağzından dinlemeliydim.Annemin yüzü gözümün önüne geldi. O gülen yüzü, yumuşacık sesi Her şey bir yalandan mı ibaretti? Bize “trafik kazası” dedikleri o ölüm, aslında bir cinayetse O zaman annemin son anları nasıldı? Korkmuş muydu? Acı çekmiş miydi?

 

YENİ BÖLÜM SINIRI 70 OKUNMA 60 BEĞENİ

Bölüm : 13.09.2025 22:46 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...