16. Bölüm

13.BÖLÜMÜN DİĞER YARISI

Neslihan kübra öğütlü
nesliyazar

Telefonun karşısından gelen isim ile beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Hemen yanı başımda olan koltuğa oturarak şaşkınlığımı gizleyip normal bir sesle karşıdakine cevap verdim.

" Eski nişanlım Derya! Ve seninle asla isteyerek nişanlanmadım ben. Sadece iş içindi. Bunu o hayal dünyanda sakladığın beynine soksan iyi olur. "

Derya telefonun diğer ucundan kahkahayla güldükten sonra gülmeyle karışık daha da şaşıracağım o cümleyi söyledi.

" Hamileyim ben. Hem kendinin hem de komşularının iyiliği ve huzuru için kapıyı açarsan çok iyi olur. Hemen! "

Telefonu kulağımdan yavaşça indirdim. Bir robot gibi hızlı adımlarla kapıya gidip deliğinden baktım. Gerçekten de buradaydı. Kapıyı açmadan önce kendime gelmek için derin bir nefes aldım. Bu kesinlikle bir eşşek şakasıydı. Ya da ben kötü bir kabusun içindeydim. Her ikisi de boktandı.

Kapıyı açtığımda bir bavullara bir de karşımda karnı burnunda bir halde duran Derya'ya bakakaldım. Kafasının üstündeki gözlüğü çıkararak sahte gülümsemesiyle yalandan gülümsedi.

" Bakıyorum da seni görmeyeli centilmenliğini kaybetmişsin. Bavulların yürüyecek ayakları yok. E malum ben de karnı burnunda bir kadınım. "

Sesimi alçak tutarak

" Sen ağzından çıkanı duyuyor musun Derya? Ne demek ben hamileyim? O çocuğu kimden bulduysan ona git! Benim hayatımı kirli oyunlarına katma! " dedim. Kapıyı tam suratına kapatacaktım ki gözümün önünde iki büklüm bir halde sızlanan Derya'yı görmemle kapıyı tekrar açtım.

" Noldu? " diyerek şaşkınlıkla omzuna dokundum.

Acı dolu bir inlemeyle sadece

" Geliyor! " diyebildi.

Bunu demesiyle içeriden arabamın anahtarını ve telefonumu alıp

" Burada bekle . Ben arabayı alıp geliyorum. " diyerek aceleyle garaja doğru koştum. Garajın kapısını açılınca elimde bulunan uzaktan kumandayla arabanın kapısını açıp içine bindim. Kontağı çalıştırıp arabayı hızlıca garajdan çıkarttıktan sonra evimin önüne park ettim. Derya'yı bıraktığım yerde iki büklüm dizlerinin üzerine çökmüş bir halde görünce koşarak yanına gittim.

O an onun ne kadar kötü bir insan olduğunu unutarak onu kucağıma aldım. Arabaya kadar taşıyarak arabanın kapısını açtım. Arka koltuğa dikkatlice yerleştirdikten sonra ben de sürücü koltuğuna geçerek buraya en yakın hastahaneye doğru son sürat sürmeye başladım.

Yol boyunca arka koltukta acıyla inleyip bağıran Derya'yı sonunda hastahaneye ulaştırmıştım. Sürücü koltuğundan inerek hastahanenin kapısına doğru bağırdım.

" Yardım edin! Doğuran bir kadın var!" diyerek Derya'yı arka koltuktan dikkatlice çıkardım. Hastahanenin kapısına doğru gelirken önüme doğru getirilen sedyeye Derya'yı koyarak doğumhanenin kapısına kadar onunla gittim.

Sedyenin bir diğer ucunda olan doktorun " Bebeğin babası mısınız?" sorusuyla kafama iki tarafa salladım. Nefes nefese kalmış sesimle sadece " Hayır. Değilim. " diyebildim.

Kapının önüne gelince Derya tuttuğu elimi bıraktı. Kapanan kapıyla ellerimi saçlarıma geçirerek dağıttım. Koridordaki duran koltuklardan birisine oturarak telefonumu cebimden çıkardım. Şu anda arayabileceğim tek bir kişi vardı.

Kıvanç...

Numarasına tıklayarak aradım. Oturduğum yerde sabırsızca bacaklarımı titreterek açmasını bekledim. Telefon en sonunda açılmıştı.

Kıvanç uykusundan yeni uyandığı belli olan sesiyle

" Noldu kardeşim? Bari gecenin ikisinde beni aramanın geçerli bir sebebi olsun. " dedi.

Ona tek bir cümle söyleyebildim.

" Derya hamileymiş. Hastahenedeyim."

Kıvanç'ın karşıdan gelen şaşkın ve küfür dolu cevabı sonrasında telefonu kapatmasıyla telefonu kulağımdan indirip tekrardan cebime koydum.

Kafamı bir anlığına kaldırmamla koridordan geçen maskeli ama tanıdık bir silüet gördüm. Bu sanki Eslem'in o gece ağlayarak yanına gelen arkadaşına benziyordu. Koridorda benden tarafa geldikte tahminimin doğru çıktığını anladım. Esra , ameliyathane kıyafetleriyle tam doğumhanenin kapısından içeriye giriyordu ki beni fark etmesiyle bir anlığına bana doğru kafasını çevirerek şaşkınlıkla baktı. Yüzündeki taktığı maskeyi çenesine indirerek sesindeki şaşkınlıkla

" Çınar Bey? Sizin ne işiniz var burada? " deyince aklıma gelen ilk şeyi söyledim.

" Bir arkadaşımı doğum için getirdim. " dedim. Bu cevabımla maskesini tekrar takıp

" O zaman doğumdan sonra mutlaka konuşalım. " diyerek cevap vermeme izin vermeden doğumhanenin kapısından içeriye girdi.

Kapının kapanmasının ardından arkamdan gelen tanıdık sesle arkamı döndüm.

Kıvanç hızlı adımlarla yanıma gelerek eliyle kapıyı gösterdi. Sesindeki sinirle

" Ne iş ? Bu Derya nereden çıktı la!"

dedi. Omzundan tutup

" Oğlum sakın ol! Hastahenedeyiz. Dışarıda konuşalım. " diyerek yürümesi için beline doğru hafifçe iki kez vurdum.

" Gidelim. Gidelim kardeşim." diyerek yürümeye başlayınca ben de arkasından yürümeye başladım.

 

Hastahanenin bahçesine çıkınca ikimizde bir tane sigara yakarak içtik. Ben sonuna geldiğim sigarayı yere atıp ayağımın ucuyla söndürerek yanımızda duran çöp tenekesine attım.

" Oğlum. O çocuk kesinlikle benden olamaz. Sen de biliyorsun nasıl bir evlilik yaptığımızı. Hatta tam evlenmedik bile. Formaliteden bir şeydi. Ki zaten kendi şerefsizlikleri yüzünden bitti. İyi ki de bitti. "

diyerek tek nefeste, sinirle aklıma gelen bütün cümleleri sıraladım. Kıvanç sigarasını söndürerek bana döndü.

" La oğlum tabiki biliyorum.Ama bana bu Derya'nın gelmesi hiç normal gelmedi. Bu Derya'nın kesin bir planı var. Benden söylemesi. Bunu basına duyurursa hiç iyi şeyler olmaz. "

" Öyle bir şey yaparsa işte o zaman ona hayatında görmediği yüzümü gösteririm Kıvanç. Bunu basına duyurmaması lazım. Ne planı varsa bulmalı ve onu durdurmalıyız. "

Uzağa doğru bakıp

" Hele ki Eslem'in asla haberinin olmaması gerekiyor. Derya , onun kaza geçirdiğini biliyor. Nereden biliyor diye sorma. Çünkü ben de bilmiyorum. Ama bunu Eslem'e koz olarak kullanabilir. Her şeyi beklerim ondan. " dedim ve tam son bir şey söyleyecektim ki hastahene kapısının önünde etrafa doğru bakan Esra'yı görmemle

" Doğum bitmiş Kıvanç. Gidelim. "

diyip Kıvanç'ın omzuna vurarak hastahanenin kapısına doğru hızlı adımlarla yürümeye başladim. Kıvanç da arkamdan aynı şekilde geliyordu.

Esra bizi görmesiyle kafasındaki boneyi çıkartarak yanımıza geldi.

" Ben de tam seni arıyordum. Arkadaşının doğumu bitti. İkisi de sağlıklı ve iyi . " demesiyle sadece kafamı salladım.

Benim bu tepkime karşılık Esra kaşlarını çatarak bir bana bir de Kıvanç' a baktı.

" Niye bir tepki vermiyorsunuz? Arkadaşın doğumdan çıktı. Hatırlatmak isterim. " diyerek baş parmağıyla hastahaneyi gösterdi.

" Esra hiçbir şey senin düşündüğün gibi değil. Seninle acilen bir şey konuşmam lazım. " dedim.

Esra sesindeki şüpheyle baş parmağıyla arkasında kalan hastahaneyi göstererek

" Odama gidelim öyleyse. " dedi. Esra'nın bunu demesiyle Esra önde ben ve Kıvanç arkada hastahaneye doğru hızlı adımlarla yürümeye başladık.

Kıvanç ile birlikte, Esra'nın arkasından fısıltıyla konuşmaya çalışıyorduk.

" Çınar, emin misin? Kız in midir, cin midir bilmiyoruz. Eslem'in arkadaşı diye hemen güvenme derim. " diyerek haklı olarak şüpheyle konuştu.

Ben ise ona nazaran gayet sakin bir sesle

" Kıvanç, kardeşim. Ben Eslem'i ne kadar tanıyorsam, Esra'yı da bir o kadar iyi tanıyorum. Rahat ol sen." diyince

" Sen öyle diyorsan öyle olsun. " içindeki şüphe bir nebze olsun giderek daha rahat bir cevap verdi.

Konuşmamızı bitirdiğimiz esnada Esra kapıyı açarak bizden tarafa arkasını döndü.

" Siz geçin oturun. Benim kısa bir işim var . Onları halledip geleceğim."

diyerek kapıyı arkasına kadar açtı. Kıvanç benden önce davranarak lafa girip Esra'ya cevap verdi.

" Tabi ki Esra Hanım. Siz işinize bakın." diyince ilkin bu dediğine şaşırdım. Çünkü Kıvançdan böyle bir atak beklemiyordum. İkisinin kısa diyoloğunu şaşkın bir şekilde izledim.

Esra yapılan anans sonrasında "Çağrılıyorum." diyerek yanımızdan hızlı adımlarla ayrılıp koridorda gözden kayboldu.

Kıvanç'a doğru dönmeden omzuna dokunup kapıya yöneldiğim esnada , Kıvanç'dan bir tepki alamayınca vücudumun tamamını Kıvanç'dan tarafa döndürdüm.

" Oğlum , sana diyorum la. Duymuyor musun? " dememle Kivanç irkilerek bana doğru döndü. Kekeleyerek

" N.. Ne oldu la? Ne dedin?" demesiyle imalı bir şekilde

" Bir şey demedim kardeşim. Bir şey demedim. Hava ne kadar güzel bugün diyorum. " dedim. Kıvanç bu dediğimi duymasıyla kendine gelerek

" Kardeşim işine bak. İşine. " üstüne basa basa konuşmasıyla kendimi tutamayıp kısa bir an güldüm.

"Çınar.Geç odaya kardeşim. Geç odaya . Daha neyi konuşacağını bile söylemedin." diyerek omzuma sertçe vurdu.

Önden ben arkadan da Kıvanç'ın odaya girmesiyle, Kıvanç kapıyı arkasından kapattı.

Esra'nın masasının önünde duran tekli koltuğa oturmamla Kıvanç da karşımda duran tekli koltuğa oturdu.

" Ee sökül kardeşim. Neyi anlatacaksın Esra'ya? "

Tek kaşımı havaya kaldırarak imalı bir şekilde " Kime kardeşim? Tam duyamadım. Malûm kulaklarım az duyuyor. Tekrar eder misin ? " dedim.

Bunu dememle Kıvanç oturduğu yerden elini masanın altına doğru götürüp " Baksana kardeşim masanın altına. Orada yazıyor dediğim şey. " diyerek gözleriyle masanın altını işaret etti.

Ne yaptığını bildiğim için gözlerinin içine bakmaya devam edip tam bir şey daha söyleyecektim ki Esra'nın kapıyı açıp içeriye girmesiyle söyleyeceğim şey yarıda kaldı.

Esra'nın içeriye girmesiyle ikimiz de kapıdan tarafa kısaca baktık. Daha doğrusu kısa bakan bendim. Oturduğumuz koltuklardaki oturuşumuzu düzelttik.

Esra soluk soluğa masasına doğru yürüyerek sandalyesini çekip oturdu.

" Kusura bakmayın. Acil gitmem gerekiyordu. Çok bekletmedim umarım. " dedi soluk soluğa. Kıvanç hiç beklemeden Esra'nın sözü biter bitmez cevap verdi.

" Sorun değil Esra Hanım. Sonuçta işiniz. Siz dinlenin öncelikle. " dedi. Kıvanç'ı yıllar sonra ilk defa bir kızla bu denli konuşurken konuştuklarına dikkat ettiğine şahit oluyordum. Şaşkın bir ifadeyle çok da çaktırmadan bir Esra'ya bir de Kıvanç'a baktım. İçimden umarım aklıma gelen şey değildir diyerek konuşmak için , daha doğrusu aralarındaki göz temasına reklam arası vermek için boğazımı temizledim.

" Esra Hanım. Biz sizin vaktinizi daha fazla almadan ben hızlıca konuya girsem iyi olacak." dememle Esra, ellerini masaya koyarak ciddi bir ses tonuyla " Sizi dinliyorum." dedi. Artık daha fazla beklemek istemediğim için her şeyi en başından alarak özetini Esra'ya tek tek anlattım.

Esra bu süre boyunca küçük şoklar yaşasa da sonuna kadar anlattıklarımı dinlemişti. Kıvanç'ın konuşmamızın ortasında işi çıkıp yanımızdan ayrılmak zorunda kalınca sohbetin yarısından sonra Esra ile yalnız konuşmuştuk.

Kahvemden son yudumumu alıp " İşte böyle Esra Hanım. Umarım kendimi sana net bir şekilde anlatabilmişimdir. " diyerek fincanı tablasına geri koydum.

Esra bu anlattıklarımın üzerine ilkin biraz sessiz kaldı. Bütün bu dediklerimi bir anda anlamasını beklemiyordum zaten.

Kahvenin yanında gelen sudan bir yudum alarak bakışlarını bana çevirdi.

" Çınar Bey, ben gerçekten ne diyeceğimi bilmiyorum. Yani sizi hatırlıyorum. Gençlik zamanlarınızdaki Eslem ile yaşadığınız ilişkiyi de her ne kadar kesit kesit olsa da hatırlıyorum. Ama aynısını Eslem için demek ne yazık ki imkansız. Biliyor musunuz bilmiyorum ama Eslem o zamanlar bir kaza geçirdi. Ve... "

Cümlesini bitirmesine izin vermeden araya girdim.

" Ve sonra da beni unuttu. Biliyorum Esra Hanım. Eslem hakkında o kadar çok şey biliyorum ki siz bile inanamazsınız."

Esra , bunu dedikten sonra biraz düşünüp sonra tekrar konuşmaya başladı.

" Çınar Bey. Doktorlar geçmiş anılarının tekrar hatırlamasının neredeyse imkansız olduğunu söylediler. Bunu biliyor musunuz peki? " diyip tek kaşını havaya kaldırıp indirdi.

Bardaktaki suyu tek dikişte içerek Esra Hanım'a döndüm. Kararlı ve kendimden emin bir sesle

" Hiçbir şey imkansız değildir Esra Hanım. Sadece zaman alır. Ve inanın bana değil bir ömrüm bin ömrüm dahi olsa hepsini Eslem'in beni tekrar hatırlaması için feda ederim. Yeter ki beni tekrardan hatırlasın. Tekrardan eski günlerde olduğu gibi olalım bana yeter. Şimdi söyleyin bana Esra Hanım. Bana bu süreçte yardım edecek misiniz? " dedim.

Esra, biraz düşündükten sonra kafasını aşağı yukarı yavaş bir şekilde salladı.

" Nasıl bir işin içine girdiğimi bilmiyorum. Ama işin sonunda arkadaşım mutlu olacaksa sonuna kadar varım. " dedi kararlı bir sesle.

Esra'nın bunu demesiyle oturduğum koltuktan kalkarak elimi sıkması için önüne doğru uzattım. Hafifçe gülümseyerek

" O zaman anlaştık Esra Hanım." dedim. Esra elimi sıkarken

" Esra Hanım demenize gerek yok. Sonuçta arkadaşımın sözlüsü sayılırsın. Bu arada Eslem'i üzecek veya kıracak bir şey asla yapayım deme. Gerçi yapmazsın da ben önceden söyleyeyim. Laz damarım tutarsa hiç iyi olmaz. " demesiyle kafamı aşağı yukarı yavaşça sallayarak güldüm.

" İnan bana onu üzeceğime kendimi üzerim. Rahat olabilirsin. Ben de Ankaralıyım. Ben sevdiğim zaman tam severim. Adam gibi severim. İçin rahat olsun ortak. " diyerek sıktığım elimi geri çektim.

" İyi öyle olsun. Bu arada bir şey sormak istiyorum. Özel değilse." deyince kafamı sor tabi der gibi salladım.

" İtalya gezisini bu yüzden mi ayarladın? "

" Biraz öyle biraz da öyle değil. "

Bunu dememle Esra kaşlarını çatarak " Nasıl yani?" diye sordu.

" Şirkette onun kadar ileri derece İtalyanca bilen birisi olmadığı için onu götürme kararı aldım. Bu yüzde ellisiydi. Diğer yüzde ellisi ise bende kalsın. " diyerek masanın üzerinde duran telefonumu ve arabamın anahtarını aldım.

" Anladım. O zaman senden haber bekliyorum ortak. " diyerek elini uzattı. İlkin elini sıkıp daha sonra cüzdanımda bulunan kartvizitimi Esra'ya doğru uzattım.

" Bir şey olursa bana bu numaradan ulaşabilirsin. " dememle kartviziti elimden alıp o da bana masasının üzerinde bulunan kartvizitlerinden birisini uzatarak

"Aynı şekilde sormak istediğin bir şey olursa bu numaradan ulaşabilirsin. "

Kafamı olumlu anlamda yavaşça eğip kaldırdım. Kartviziti elinden alarak ceketimin cebine katıp arkamı dönmüş kapıya doğru yürüdüğüm esnada, Esra'nın arkamdan seslenmesiyle yerimde durarak kafamı arkaya doğru yavaşça çevirdim.

" Bu arada benden duymuş olma da Eslem seni tamamen unutmuş değil. Hâlâ bulanık da olsa hatırlıyor." demesiyle içime bir anda elektirik dalgası yayılmaya başlamıştı. Hâlâ Eslem'in beni hatırlaması benim için o kadar büyük bir sevinçti ki anlatamam. Esra'nın bunu demesi içimde uyuyan o sevdalı adamı uyandırmıştı. Kalbim bu sözlerle hızlanmaya başlamış, içime bu sözlerle beraber sevinç, mutluluk ve sayamadığım milyonlarca güzel duygu yüklenmeye başlamıştı. Kafamı sallayarak sadece " Biliyordum." diyerek kapıyı açıp arkamdan kapatarak odadan çıktım. Hastahane koridoru boyunca ve hastahane çıkışına kadar yüzümde aptal bir gülümsemeyle yürüdüm.

Eslem'in beni unutmadığı ihtimalinin olması bile beni bu denli mutlu ederken gerçekten hatırlaması beni net kalpten götüreceğe benziyordu.

Hani bir söz vardır "Atın ölümü arpadan olsun. " diye. İşte benim durumum da aynısıydı. Ben bunca zaman Eslem'in beni hatırlama ihtimaliyle yaşamıştım. Ve hâlâ da öyle yaşıyordum. Esradan duyduğum bu sözler, kafamdaki ihtimali daha da kuvvetlenmesini sağlamıştı.

Zaten boşuna dememişler Nefes alıyorsak hâlâ bir umut vardır diye.

 

Hastahaneden çıkmadan önce Derya'nın hastahane masraflarını ödeyerek kısaca durumunu sordum.Durumunun iyi olduğunu sabaha taburcu olacağını öğrendikten sonra hastahaneden çıktım. Arabamı park ettiğim yere hızlı adımlarla giderek kapısının kilidini açtım. Koltuğa oturarak derin bir nefes aldım. Kontağı çalıştırarak evime doğru sürmeye başladım.

Esrayla konuşmak aniden aldığım ve iyi ki de aldığım bir karardı. Yine olsa yine aynı kararı verirdim. Çünkü içimdeki deliyi susturmak artık çok zorlaşmaya başlamıştı. Eslem'i Allah'ın her günü görüp ona sarılamamak, doyasıya bakamamak, sevdiğimi haykıramamak artık canıma tak ettirmişti. Bu günden itibaren ne olursa olsun kendimi ona hatırlatacaktım. Haftasonundan sonra ilk uçakla İtalya'ya gidecektik. Aslında bilerek iki gün önceden götürüyordum. Gezip görmesini istediğim birçok yer , tatmasını istediğim birçok tat vardı. Ona hayatının en güzel günlerini geçirmesi için her şeyi önceden planlamıştım. Şimdi sadece eve gidip biletleri almak kalmıştı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 01.10.2025 03:30 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...