5. Bölüm
Neslihan kübra öğütlü / Tanıdık Yabancı / 5.BÖLÜM 1.KISIM

5.BÖLÜM 1.KISIM

Neslihan kübra öğütlü
nesliyazar

Ağrıyan bileğimin sancısı ve başucumda çalan alarmın sesiyle gözlerimi açtım. Yatakta hafif doğrularak alarmı kapattım. Burnuma nefis kokular geliyordu. Sanırım Esra benden önce uyanmıştı ki zaten dünden sözü olduğu için erken uyanacağını biliyordum.

 

Bileğimin ağrısı bana dün geceyi hatırlatıyordu . Dün gecenin o soğukluğunu, iğrençliğini ve ağzıma dahi almak istemediğim o ismi...

 

Ama bir şey daha hatırlatıyordu. O tanıdık ama bir o kadar da yabancıyı, onun o karanlıkta parlayan gözlerini ve hastanedeki konuşmamızın ardından o gülüşündeki tanıdıklığı...

 

Bütün bu düşünce buhranımın arasından çalan kapımın sesiyle kurtuldum. Gelen Esra 'dan başkası değildi. Üzerindeki pijamaları, gözündeki ve sesindeki uyku mahmurluğuyla

" Günaydın. Ben de tam seni uyandırmaya geliyordum. Haydi kahvaltı hazır. " Dedi. Benim de ondan kalır yanım yoktu. Ben de sesimdeki uyku mahmurluğuyla cevap verdim.

" Günaydın. Uyandım . Uyandım. Yine de sağol. " Diyerek ayağa kalktığım esnada bileğimin ağrısı ile kalktığım yere tekrar geri oturdum. Esra bu halimi görünce durduğu yerden yüzündeki endişeyle yanıma hızlıca geldi.

 

" Hala ağrıyor değil mi? Dur . Doktor krem vermişti. Sabah kalktıktan sonra ve akşam yatarken sürmemiz için. Hemen onu getireyim de sürelim. "

 

Diyerek bir şey dememe bile fırsat vermeden üç adımda kapıdan çıktı. Arkasından " İyiyim ben. Sadece küçük bir sancı. " Desem de artık çok geçti. Esra merdivenleri inmişti bile.

 

Çok geçmeden elinde ilaç dolu poşetle kapıdan içeriye girdi. Yatağa ilaç poşetini dökerek ağrı kesici kremi buldu. Gözüyle bileğimi göstererek " Kızım uzatsana bileğini. Davetiye felan mı bekliyorsun? Süreyim de hem kahvaltıya hem de görüşmeye geç kalma. " Diyerek adeta anne edasıyla söylendi.

 

Açıkcası Esra yanımdayken anne özlemini pek çekmiyordum. Çünkü annemin yanımda olsa yapacağı her şeyi bizzat o yapıyordu zaten. Bu benim kolaylığıma geldiği için değil tabi ki. Esra kendisi annesiz büyüdüğü için hiç bir canlıya annesizlik duygusunu hissettirmek istemiyordu. Hiç bir canlı diyorum. Çünkü bunun içine hayvanlar hatta bitkiler bile giriyor. Bir arkadaşınız varsa şanslısınız . Ama hayatınızda benim gibi bir Esranız varsa hiç vakit kaybetmeden gidip direkt nüfusunuza geçirin. Benden söylemesi. Hani bir arkadaş vardır bir de dost dediğiniz birisi vardır. Hayatınızda yüz tane arkaşınız olsa dahi bir tane dostunuz yok ise o zaman vah ki ne vah!

 

Bu hayatta bir çok arkadaşınız olabilir. Her biriyle çok iyi de anlaşabilirsiniz. Ama hayatınızdaki o bir tanecik dostunuz var ya onunla bırakın iyi anlaşmayı dünyayı yerinden bile oynatırsınız. O yüzden hayatınızdaki o bir tanecik dostunuza çok iyi bakın. Çünkü o hayatınızdaki yüz kişiden bir tanesi bile o dostunuzun tırnağı bile olamaz.

 

" Anne sen misin? Anne sensen bana bir işaret ver. " Diyerek Esra'nın yüzüne doğru elimi salladım. Esra kafasını sağa sola sallayarak

" Şimdi sana bir işaret vereceğim. O zaman göreceksin Esra mıyım Piraye teyze miyim. "

 

Dedi. Ve yerde duran bacağımı aldığı gibi yatağın üzerine koydu. Esranın bu beklenmedik hareketiyle şaşırdım. Ve sinir etmek için suratımı ekşitip

" Sen hastalarına da mı böyle yapıyorsun. Eğer böyle yapıyorsan hamile kalmamaya karar verdim. "

Diyerek onu biraz olsun sinir ettim. Bacağıma sürdüğü kremi masaj yaparak dağıttığı esnada yüzüme bakmadan cevap verdi.

 

" Hastalarıma böyle davranmıyorum tabi ki. Bu sana özel bir muamele. Ki sen hamile oluncaya kadar ben hastaneye atanıp uzmanlığı mı alıp seminerden seminere koşarım. " Diyerek elindeki eldivenleri çıkardı.

Kremi ve diğer ilaçları tekrar poşetine katarak yataktan kalktı. Ayağımı göstererek

" Bugün şirkete ben bırakırım seni. Oradan da hastaneye geçeceğim. Stajım bugün bitiyor. Ondan sonra da ayağın iyileşinceye kadar ben götürüp getiririm seni. "

" Esra ol... "

" Ne kendini ne de beni yorma Eslem. Hem bu halde bu ayağının üzerine fazla basarsan hem şişer hem de iyileşmesi uzun sürer. "

" Esra iyiyim ben. "

" Şimdilik iyisin Eslem. İtiraz istemiyorum. Benim keçi inadımla da fazla uğraşma istersen. "

Diyerek işaret parmağını bana doğru salladı.

Karşıdan gören başka birisi beni küçük kardeş, Esra'yı da abla sanırdı. Boy olarak ben ondan uzundum. Ama boy haricinde olan her şeyde o benim yanımda abla gibi kalıyordu. Aslında bir bakıma öyle olabilirdi. Çünkü aramızda sadece bir saat fark vardı. O benden bir saat önce doğmuştu. Bu da onu biyolojik olarak abla kategorisine sokuyordu. Açıkcası ben halimden memnundum . Kim istemez ki hem bir arkadaş hem de bir abla...

 

Aramızda çıkan bu küçük tartışmayı yine , yeni ve yeniden Esra almaya hak kazanmıştı. Ben ise karşısında Küçük Emrah gibi boynumu bükerek duruyordum. İçimden ise " Kazanmak çok mu tatlı . Param olunca bir gün bende yiyeceğim. " Diyordum.

 

Esra koluma girerek beni yataktan kaldırdı. Aslında bileğim düne göre çok ağrımıyordu. Sadece ani hareketlerde kendini gösterip " Ben de buradayım. " Diyordu. Ani bir hareket yapmadığım takdirde gayet iyi anlaşıyorduk.

Yataktan esranın yardımıyla kalktım. Koluma girerek beni merdivenlerden yavaşça indirdi. Salona geldiğimizde masayı görmemle gözlerimi ve ağzımı açıp esraya döndüm.

' Esra , bunları ne zaman hazırladın?"

Ben sandalyeye otururken o da ocaktaki çaydanlıktan bardaklara çay dolduruyordu. Çayları doldurup o da sandalyeye oturdu. Ve bana bütün mütevazılığıyla " Ne yaptım ki iki mıhlama , iki üç tane de salatalık domates. " Dedi. Ağzımdaki lokmayı yutup " Kızım, neler yapmamışsın ki .Sofrada bir kuş sütü eksik. Sen potansiyelinin farkında değil misin ? " Dedim sahte bir sinirle . Ve önümünde duran şahane mıhlamadan alıp hızlı hızlı yemeye devam ettim. Mıhlama hayatımda sevdiğim en güzel yemekti. Ve içinden babam çıksa dahi affetmezdim.

" Of Eslem. Abartma ya. Yavaş ye boğalacaksın. "

Ağzımdaki lokmayı ağzımın diğer tarafına alarak adeta bir sincap edasıyla konuşmaya çalıştım. Ama önümde bu kadar güzel şeyler dururken konuşmak bile mümkün değildi.

" Çok güzel. N'apayım. Reçeli uzatsana. " Diyerek masanın öbür ucundaki reçel tabağını gözlerimle gösterdim. Esra bu halime gülerek reçel tabağına uzandı ve önüme koydu. Bir yandan duvardaki saate bakıyor bir yandan da önümdeki bu güzel yemekleri yiyordum.

 

Saatin 08.30 ' a geldiğini görünce bardağımda kalan son yudumumu da içip masadan kalktım. Bu sefer bileğim acımamıştı. Sanırım krem gerçekten de işe yaramışa benziyordu. Hatta hiç ağrı yok desem yeriydi.

" Ellerine sağlık canım arkadaşım. Ben şimdi üstümü değiştireyim. Buraya dokanmıyorsun. Eve geldiğimizde beraber toplarız. Hatta sen otur . Ben şimdi hepsini hallederim. "

Desem de karşımdaki Esraydı. Kaşlarını hafifçe çatarak eliyle yukarı katı gösterdi.

" Hayır canım benim. Sen şimdi gidip üzerini değiştiriyorsun. Ben de burayı toplayıp üzerimi değiştirmeye gidiyorum. Hem bugün mutfak günü benim. "

Diyerek masayı toplamaya başladı bile.

" Esra o kadar hazırlamışsın. Bırak ben de yardım edeyim işte. Merak etme pamuk şeker değilim. Erimem."

Diyerek masadaki tabağı aldığım esnada Esra arkasını bile dönmeden sesli bir şekilde üçten geriye doğru saymaya başladı. Bu onun dilinde ya sen dediğimi yaparsın ya da ben yaptırmasını iyi bilirim ikazıydı. Ve ben bu ikazı ilk defa duymuyorum. İnanın bana ikazın arkasından gelen Esra modeli daha korkunçtur. Elime aldığım tabağı yerine sessizce koyarak sessiz ve aksak adımlarla salon kapısına doğru gittim. Merdivenlerden hızlıca çıkarak odama girdim. Esra'nın

" Ben de öyle düşünmüştüm. " Diyerek arkamdan bağırmasıyla kapımı kapattım. Tam bir deliydi. Hem de tescilli bir deliydi. Gerçekten bunu alacak adama çok acıyordum. Esra'yı alan adamda gerçekten peygamber sabrı olması gerekiyordu. Yoksa ilk günden Esra adamı kapı dışarı ederdi.

  

 

 

Bölüm : 07.08.2025 00:35 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...