
Ayağım üstüne hafif hafif basarak banyoya gittim. Kısa bir duş alarak ferahlamak istiyordum. Ve tabi ki dün olanları bu duş sayesinde unutmak da istiyordum. Suyu , ılığa ayarlayarak açtım. Üzerindeki pijamaları çıkartarak suyun altına girdim. Hani derler ya suyun iyileştirme gücü vardır diye. Bence o dediklerinde sonuna kadar haklılar. Bu sözü kim söylediyse elinden öpmek gerek.
Suyun ılıklığını iliklerime kadar hissediyordum. Gözlerimi kapatarak suyun altında birkaç süre bekledim. Dün gece yaşadıklarım aklıma gelince bir anda içim ürpermişti. Gözlerimi açarak sanki o anları hiç yaşamamışım gibi saçlarımı şampuanlamaya başladım.
Ne zaman kötü bir an yaşayıp onu hatırlasam aynı şeyi yapardım. Umursamadan o an her ne yapıyorsam ona devam eder ve o süre zarfında da tekrar o kötü anı unuturdum. Birnevi beynime oyun oynardım.
Banyodaki işim bittikten sonra bornozumu giyerek banyodan çıktım. Duş ayağıma da bana da iyi gelmişti. Ayağımın sabahki sancısından eser yoktu. Hafif aksayarak yürüyordum ama o da işin tuzu biberiydi. Hafif aksak adımlarla kıyafet dolabımın önüne gelip kapağını açtım. Birkaç dakika ne giysem diye düşündükten sonra gözüme o eşsiz beyaz takımım takılınca ikinci kez düşünmeden beyaz takımımı alarak dikkatlice yatağımın üstüne koydum.
Bu beyaz takımımı en son fakülteye yeni gelen birinci sınıflara okulu gezdirmek için giymiştim. Ve o günden sonra da başka bir yerde giyme şansım olmamıştı. O gün dolabıma nasıl koyduysam şimdi de aynen öyle alıyordum. Sağına soluna baktığımda pek ütülük bir şey göremeyince direkt üzerime geçirdim. Bence ilk izlenim için harika olmuştu. Boy aynasından kendime bakarak baştan aşağı kendimi süzdüm. Takımım güzelliğinden bir şey kaybetmemişti. Hâlâ çok güzel duruyordu üzerimde.
Makyaj konusunda çok fazla abartan bir insan değildim. O yüzden hafif bir şeyler yaparak saçlarıma geçtim. Saçlarımın doğal hâli dalgalı olduğu için sadece tarayıp kuruttum. Saçlarımı kuruttuğum esnada kapıdan bir anda Esra'nın girmesiyle kapıdan tarafa döndüm. Baş parmağımı damağıma koyup " Kızım ne öyle şafak operasyonuna girer gibi giriyorsun? Ödüm koptu" diyerek saçlarımı kurutmaya ara verdim. Esra ise gayet normal bir şekilde iki elindeki farklı küpeleri göstererek "Sence mavi taşlı olan mı ? Yoksa kırmızı taşlı olan mı ? " diye sordu.
Tanıştırayım arkadaşlar bu Esra. Kendisi son derece vurdumduymaz ve kararsız birisidir.Bazenleri de çok sabırsızdır. Aynı şu anki gibi.
" Kızım kabir sorusu sormadım. Sana sadece iki seçenek sundum. Birisini seçmek ister misin? " Diyerek bir kaşını yukarıya doğru kaldırdı.
İlkin giydiği kıyafetlere sonra da küpelerde gözümü gezdirdikten sonra " Mavi olan. " diyerek fikrimi söyledim. Ama o her zamanki gibi gelip bana fikrimi sorup sonra benim seçmediğim seçeneği seçeceği için ona en çok yakışanı söylemedim. Söylemedim ki gidip onu taksın. Ve söylediğim gibi de oldu.
" Tamam o zaman kırmızı taşlıyı takıyorum. " diyerek aynanın önüne gelip küpeyi takmaya başladı. Ben de saçlarımı kurutmayı bitirdiğim için hafif dalgalar verecek şekilde saçlarımı maşalamaya başladım. Yani yapmaya çalıştım desek daha doğru olur. Bu işte gerçekten berbarttım. Benim yapamadığımı gören Esra , elimdeki maşayı alarak saçlarımı maşalamaya başladı.
" Allah beni yaratmış. Sonra demiş ki bu şimdi dünyada bir şey yapamaz. En iyisi ben buna bir tane de arkadaş yapayım diyerek seni yaratmış. İyi ki varsın kız. " Diyerek beline sarıldım. Ben biraz sevgimi sarılarak gösteren birisiydim. Ama bu sevgimi gösterdiğim kişi birinci dereceden yakınım değilse temastan ölesiye nefret ederdim. Böyle de değişiktim işte.
Esra saçımı maşalamayı bitirdikten sonra yanıma çantamı ve laptopumu alarak evden çıktık. Esra benden sonra hazırlanmaya başlasa da benden önce hazırlanmayı bitirdiği için arabayı garajtan çıkarıp beni arabada bekliyordu. Onu daha fazla bekletmeden bahçe kapısını kapatarak arabaya bindim. Esra benim arabaya binmemle kontağı çevirip sürmeye başladı. Gideceğimiz yer bir saatlik mesafedeydi. O zaman zarfında radyodan müzik açarak camları tamamen açtık.
Radyo'da " Şans Meleğim - Kenan Doğulu " çaldığını duymamızla sesi son ses açarak eşlik etmeye başladık. Bu şarkı şu anda ikimizin de hayatındaki olayları net bir şekilde anlatan şarkıydı.Aynı zamanda en sevdiğimiz şarkıydı.
" Süper hızlı gelişti herşey . Bir anda döndü şansımız. İşte hayat böyle bir şey şipşak değişir her şey. "
****
Antalya trafiği ve sıcağıyla cebelleşerek sonunda şirketin önüne gelmiştik. Çantamı alarak arabadan indim. Esra başını camdan uzatarak " Çıktığında beni ara. Seni almaya geleyim . Tamam mı canım?"diyince ona cevap olarak cama kolumu yaslayarak hafifçe eğildim.
" Tamam canım ararım. Ama gelirken çiçek almazsan küserim bak. " diyerek kollarımı birbirine dolayıp küsmüş gibi yaptım. Buna karşılık olarak Esra el frenini indirerek " Eslem, dışarıdan görende arabada sevgilin var sanacak. Ne benim başımı ne de kendi başını yakmadan yeni işinde başarılar dilerim canım arkadaşım. "diyip gaza basarak gitti.
Kafamı sağa sola sallayarak kendi kendime gülümsedim. Asla böyle bir kız değildim. Sırf Esra'yı kızdırmak için yapıyordum bu hareketleri. Yoksa hiçbir güç benim böyle hareketler yapmamı sağlayamazdı.
Laptopumu çantamın içine katarak omzuma astım. Kendimden emin adımlarla şirketin girişine doğru yürümeye başladım. Yürüdüğüm anda içimden sayısız dua geçiriyordum. Birisi bitmeden birisine geçiyordum. Bu benim ilk resmi görüşmem olacaktı. O yüzden çok heyacanlıydım. Şirketin önüne geldiğimde biraz durarak içinde bulunduğum durumun gerçekliğini sorguladım. Çünkü şu anda bulunduğum durumu gerçekliğinin sorgulanması gereken bir durumdu.
Resmen hayallerimin şirketinin önünde öylesine durmuyordum. İçinde çalışmak için önünde duruyordum. Ve bu benim için muhteşem ötesi bir şeydi. Hayallerime bir adım daha yaklaştığımı hissediyordum. Ve bu his gerçekten çok iyi hissetmeme sebep oluyordu. Şu an kendimi , küçükken kendisine balon ve pamuk şeker ikilisinin aynı anda alınmış bir kız çocuğu kadar mutlu ve heyecanlı hissediyordum. O kadar saf ve temiz bir histi içimde hissettiklerim. Sağ elimi tam kalbimin üstüne koyup gözlerimi kapatarak içimden şu sözleri geçirdim.
" Her şey planladığımız gibi Eslem. Her şey planladığımızdan daha güzel olacak. Şimdi arkana dahi bakmadan, sadece önündekilere odaklan. Bunu başarabilirsin. Çünkü her zaman başardın. "
Gözlerimi açarak sağ elimde yaptığım yumruğu havaya kaldırarak " Bekle beni Karayel Şirketi ! Ben geldim. " diyerek dönen merdivenlere doğru yürümeye başladım. Ama bir sorun vardı.Ben dönen merdivenlerden korkuyordum. Küçükken gittiğimiz bir otelin dönen merdivenine saçımı sıkıştırdığım için o zamandan beridir dönen merdivenlerden korkuyordum. Şu şirketlere de neden doğru dürüst bir kapı koymazlardı ki? Anlamış değilim . Koy düzgün bir kapı işte. Yok olur mu? Vizyonlarına ters.
Çantamı daha sıkı tutarak kapının dönme hızına bakıyordum . Aslında yavaş dönüyordu. Ama bana onun dönüşü çok hızlı geliyordu. En saçma travma geçiren kişi diyerek googleye sorsanız görsellerde benim resmim çıkar. Bu kadar saçma travmaları olan başka bir kişi tanımıyorum çünkü . Gerçekten bir tane normal bir çocukluk anım yoktu. Hepsi uçmalı, kaçmalı, düşmeli, sıkışmalıydı.
" Bu sefer girebilirim. " Diyerek öne atıldığım esnada yine olmamıştı. Benim bu halimi gören birçok kişi bana garip bakışlar atarak yanımdan geçip gidiyorlardı. Arkalarından sessiz bir şekilde " İnsan bir yardım eder. Etmese bile sorar. İnsanlar gerçekten çok insafsızlaştı. Bizden sonraki nesillere Allâh sabır versin gerçekten " Diyerek serzenişte bulunduğum anda yanımda bir gölge belirdi.
Saçımın bir tutamını kulağımın arkasına alarak gölgeye doğru başımı kaldırdım. Benden biraz, birazı az kalırdı , baya uzun , takım elbiseli, kumral bir adam başımda dikilerek bana bakıyordu . Gayet tok ve erkeksi bir sesle bana
" Yardıma ihtiyacın var mı? "
Diye sorunca üzerimdeki gereksiz şaşkınlığı üzerimden atarak bakışlarımı , ve dikkatimi kapıya verdim. Bir dakika...
Bakışlarımı tekrar adama çevirip onu dikkatlice süzdüm. Bu dün geceki adamdı. Bana yardım eden , sonra da beni hastahaneye götüren adamdı. Yok artık! O da mı burada çalışıyordu . Tesadüfün de böylesi gerçekten. Gözlerimi kısarak işaret parmağımı ona doğru yönelttim.
" Sen , beni dün gece kurtaran kişi değil misin? Evet evet sensin. "
Diyerek şüpheli bir şekilde konuştum . Bu söylediklerime karşılık kafasını hafifçe salladı.
" Evet. Bendim. Bu arada ayağın nasıl oldu? " Diye sorunca ilkin ayağıma bakıp sonra ona tekrar baktım.
" İyi. Sadece Esra olmadığı zamanlarda üzerine basabiliyorum."
diyerek hafifçe gülümsedim.
Ben ne yapıyordum. Sırf hiç tanımadığım bir yabancı beni zor bir durumdan kurtardı diye onunla gülüşüp, konuşamazdım. Ben böyle bir insan değildim. Ki zaten buraya insanlarla konuşmaya, gülüşmeye gelmemiştim. Doğru ya! Benim görüşmem vardı.
" Afedersin. Benim çok önemli bir görüşmem vardı bugün. Ona yetişmem lazım. Görüşürüz" Deyip hızlıca kolumdaki saatime bakarak ve kapıyı tamamen unutarak arkama döndüm. Keşke dönmez olsaydım.
Dönmemle kapıya bodoslama girmem bir olmuştu. Elimi alnıma koyarak yere doğru eğildim. Çok fena sızlıyordu. Bugün bari bir şeylere çarpmadan günü bitirseydim. Omzuma dokunan bir el ile bir gözüm kapalı bir şekilde geriye doğru döndüm.
" Hanımefendi iyi misiniz? "
Diye soran adamın sesi sanki gülmemeye çalışıyormuş gibi çıkmıştı. Bunu fark etmemle yerden kalkarak işaret parmağımı ona doğru yönelttim.
" Kusura bakmayın beyfendi ama düşen insana gülünmez. Bilhassa yardım edilir. " Diyerek adama doğru sakin ama sinirli bir ses tonuyla konuştum. Ama içine düştüğüm bana da komik gelmişti. En sonunda kendimi daha fazla tutamadım ve ben de gülmeye başladım. Kahkahalarımın arasından
" Gerçekten şu ilk günden başıma gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. " diyerek gülmeme devam ettim. Gülmekten gözümden yaş gelmeye başlamıştı. Gözlerimi silerek gülmemi sakinleştirince o adamla tekrardan bir anda göz göze geldik.
Ben bu adamla ne zaman göz göze gelsem , istemsiz bir şekilde kalbim hızlanmaya başlıyordu. Bir yerde okumuştum eğer sevdiğimiz insana bakıyorsak o anda kalbimiz hızlanırmış. Bu söz ne kadar doğru bilmiyorum . Ama bildiğim tek bir şey var o da ben bu yabancıyı bir yerlerden tanıyordum. Nereden tanıdığımı asla bilmiyor ve hatırlamıyordum. Daha fazla tanımadığım bir adama bakmak istemediğim için bakışlarını kaçıran ilk kişi ben oldum.
" Bu sefer gerçekten geç kalacağım. Görüşürüz. " Diyerek yanından ayrıldım. Bu sefer nasıl oldu bilmiyorum ama dönen kapıdan tekte geçmiştim . Buna ben bile şaşırmıştım. Arkama dönüp baktığımda adamın orada olmadığını farkettim. Garipti. Nasıl bir anda ortadan kaybolmuştu ki. Bunu şu anda düşünmek zaman kaybıydı. İçinde bulunduğum durumun ciddiyetine kendimi vererek saatime baktım. Çok şükür ki yetişmiştim.
Danışmanın yanına giderek masanın önünde durdum. Gülümseyerek
" İyi günler. Ben Eslem Özüpek. Çiçek Deniz hanım ile görüşmek için gelmiştim. Saat 09.00' da randevum vardı. " dedim. Karşımdaki orta yaşlardaki kadın suratıma bile bakmadan umursamaz bir tavırla önünde duran bilgisayardan bir yerlere girdikten sonra bana dönerek konuşmaya başladı.
" Evet Eslem hanım. 6.katta , sağdan 3.oda . "
Tavrımı bozmadan , gülümsemeye devam ederek başımı salladım ve "Teşekkür ederim " diyerek danışma masasının önünden ayrıldım. Karşıda bulunan asansörlere doğru yürüyerek tuşuna bastım. Çok geçmeden asansör gelmişti. İçinden inenlere yol vererek asansörün içine girdim. 6.kata basarak kapının kapanmasını bekledim. Kapı tamamen kapandıktan sonra arkamda duran aynaya dönerek üstüme, saçlarıma, yüzüme baktım. Herhangi bir yerinde şişlik gözükmüyordu. Ama yine de çantamda bulunan kremden biraz alarak vurduğum yere sürdüm. Biraz sızlıyordu . Ama dayanılamayacak cinsten değildi. Asansörün " Altıncı kata geldiniz. Kapı açılıyor. " anonsuyla kremi çantama katarak asansörden çıktım. Danışmadaki kadın" sağdan üçüncü oda " demişti. Odaların önünde yazan yazıları okuyarak ilerliyordum. Son geldiğim kapının önünde " İnsan Kaynakları Müdürü Çiçek Deniz" yazısını görmemle kapının önünde durdum. Derin bir nefes alarak saatime baktım. Tam zamanında gelmiştim.
Kapıyı üç kez tıklatarak içeriden "gir" sesini bekledim. İçeriden gelen kadınsı bir "Gir " sesiyle kapıyı açarak içeriye girdim. Kapıyı kapatarak hafifçe gülümsedim. Benim geldiğimi gören Çiçek hanım gözündeki gözlüğü çıkartarak önünde duran sandalyeleri işaret etti.
" Hoşgeldiniz. Eslem Özüpek değil mi? Dakiksiniz Eslem hanım. " Diyerek hafifçe gülümsedi.
Ben de onun gibi hafifçe gülümseyerek. Gösterdiği sandalyelere oturdum.
" Evet efendim. Eslem Özüpek. Günlük hayatımda da dakik birisiyim dir. Teşekkür ederim. " Diyerek nazik ve lafı fazla uzatmadan cevap verdim.
Çiçek hanım başıyla beni destekleyerek ellerini masada birleştirdi. Gözlerime bakarak konuşmaya başladı.
" Evet Eslem hanım. Çok fazla beklemeden ben size birkaç soru sormak istiyorum. Biliyorsunuz ki şirketimiz her dönem 2 tane yurt dışından , 1 tane de yurt içinden stajyer almakta. Bazı avantajlar da sunmakta. Bunlara birazdan değineceğim. Öncelikle sizi neden seçtiğimizden biraz bahsetmek istiyorum. Çünkü birazdan sayacağım ve size verilecek olan staj görevleri , sizi seçme nedenlerimizin altında yatan sebeplerden ötürü verilen görevler olacak.
İlk olarak üç dili , ana diliniz gibi biliyorsunuz. Yurt dışında bulunan köklü üniversitelerde gönüllülük projelerine katılmışsınız. Aynı zamanda bu köklü üniversitelerden de A ortalaması ile mezun olmuşsunuz.
Kısacası Eslem hanım. Siz bizim şirketimiz için bulunmaz hint kumaşı gibisiniz. Cv' izde yazan bir çok başarıyı saymıyorum bile. Gerçekten canı gönülden tebrik ederim sizi. Ve bizimle beraber çalışmanız için şirketimiz size her türlü desteği sağlamaya hazır."
diyerek elini bana sıkmam için uzattı. Çiçek hanımın söyledikleri geçekten beni gururlandırmıştı. Bu şirkete girebilmek için gerçekten çok çalışmıştım. Önüme çıkan her fırsatı değerlendirmiş ve kendimi geliştirebilecek ne kadar kurs ve proje varsa hepsine kaydolmuştum. Şimdi bu ağaçlarımın meyvelerini yeme vaktiydi.
Elimi uzatarak Çiçek hanımın elini sıktım.
" Bu sözleriniz için teşekkür ederim Çiçek hanım. Ben de sizin gibi prestijli bir şirkette çalışmak için sabırsızlanıyorum. " diyerek hafifçe gülümsedim.
" Harika o zaman. İlk staj gününüz hayırlı uğurlu olsun. Aramıza ve şirketimize hoşgeldiniz. " Diyerek önünde duran birkaç kağıdı imzaladı.
" İkinci katta, soldan birinci odada Staj Kabul Müdürlüğü'ne ver bu kağıdı. Giriş işlemlerini yapsınlar. Sonra tekrar benim yanıma gel. Sana masanı göstereyim. "
Diyerek kağıdı bana uzattı. Kağıdı alarak " Tekrardan teşekkür ederim. İyi günler dilerim. " Diyerek ayağa kalktım. Çiçek hanım gülümseyerek " İyi günler. " deyince hafifçe gülümseyip odadan çıktım.
Hâlâ yaşadığım olaylara inanamıyordum. Sanki her şey bir rüya gibiydi. Ama bu sefer sanki hiç uyanmak istemediğim bir rüyaydı. Devamını bilmediğim ama hiç uyanmak istemediğim bir rüyaydı.
Asansör gelince içine binerek ikinci kata bastım. Kapı kapanınca çığlık atarak dans etmeye başladım. Başarmıştım. Aslında daha yolun başındaydım. Ama bu yolun başında olmak bile beni başarmış hissettiriyordu.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.57k Okunma |
642 Oy |
0 Takip |
21 Bölümlü Kitap |