3. Bölüm
Neslihan kübra öğütlü / Tanıdık Yabancı / 3.Bölüm

3.Bölüm

Neslihan kübra öğütlü
nesliyazar

Mekana gelişimizin üzerinden yarım saat geçmişti. Ve ben bu geçen yarım saatte bağırarak şarkı söyleyen, hiç durmadan dans eden ve gümbür gümbür çalan şarkıların gürültüsüne daha fazla dayanamayacaktım. Çok sesli ortamları hayatımda hiç sevmemişimdir. Bu yüzden cam masanın üzerinde duran çantamı alarak oturduğum yerden bir çırpıda kalktım. Başım felaket ağrımaya başlamıştı. Dans eden insanların olduğu yere gidip Esra'yı bulmak için etrafa bakarken onu pistin en ortasında dans ederken görmemle bir hışımla yanına ışınlandım resmen. Esra böyle delicesine dans etmeyi ve kalabalık ortamları çok severdi. Ben ise onun aksine daha sakın ve sessiz ortamları severdim. Zıt kutuplar işte birbirlerini çekiyor. Esranın arkasından elimle omzuna iki üç kez hafif bir şekilde vurdum. Vuruşumla geriye doğru başını çevirerek baktı. Sonra beni görünce vücudunu bana çevirip endişeyle suratıma baktı. Sesinin duyulması için kulağıma doğru eğilerek bağırarak konuşmaya başladı.

"Bir şey mi oldu? Neden kalktın? Sıkıldın değil mi? " Başımı olumlu anlamda aşağı yukarı doğru sallayarak ben de onun gibi kulağını eğildim. Ve sesimi yükselterek

"Biliyorsun pek benlik değil bu ortamlar. O yüzden biraz deniz kenarına inip kafamı dinleyeceğim. " dedim. Esra koluma girerek

" Tamam o zaman. Beraber gidelim. Seni yalnız bırakmayayım. " Deyince koluma girdiği elini tutarak gülümsedim.

" Senin böyle ortamları çok sevdiğini biliyorum. Sen kal burada eğlenmene bak. Biraz hava alıp gelirim ben. Hem kafamı dinlemem lazım. Tamam mı canım? " dediğimdr ilkin itiraz edecek oldu ama sonra ikna oldu. Beni çıktığında arayacağını belirtip telefonumun hep açık olmasını ve dikkat etmem gerektiğini söyleyip sıkıca sarıldı. Sonra sekerek piste geri döndü. Allah'ım bu kız hiç büyümeyecekti... Hem de hiç. Çocukken de bana karşı hep böyle korumacıydı. Hatta bazenleri annemden bile beterdi..

Mekandan çıkarak kapının önünde fazla eğlenmeden merdivenlerden indim. Sahile geldiğimde ayakkabılarımı çıkarıp elime aldım. Sabahtan ısınan kumlara ayağımın temas etmesiyle içime de güzel bir ısı yayılmıştı. Çocukluğumdan beri denizi, kumsalı, gökyüzünü çok severdim. Deniz sevgim çocukluğumdan kalmaydı. Kesin daha da eskiye dayanıyordur...Ama ben hatırlamıyordum. Çünkü ne zaman denize kenarına gelsem içimde oluşan boşluk hissi kayboluyordu. Sanırım deniz kenarı benim gizli sığınağım gibiydi. Her ne kadar halka açık olsa da...

Deniz kenarına gelmemle içime akıl almaz bir mutluluk hissi dolmuştu. Denizin kıyıya vurduğunda çıkan dalgaların sesi , denizin kokusu beni o kadar çok rahatlatıyordu ki anlatamam. Elbisemin eteğinin ucunu tutarak denizin kıyısana oturdum. Ayaklarımı dalgaların geldiği yere doğru uzatarak geriye doğru yaslandım. Gökyüzüne doğru bakarak gözlerimi kapattım. Deniz kokusunu içime derince çektim. Gözlerimi hafifçe aralayarak yıldızların gökyüzündeki yaptığı görsel şöleni izlemeye başladım. Şu anda resmen bir kuş tüyü kadar hafiflemiştim.

Tabi ki bu rahat ortamı illa birisinin bölmesi gerekiyordu. Arkamdan gelen kişinin kumda çıkardığı sesler ile arkamı döndüm. Gelen her kimse sersem adımlarla geliyordu. Yürüyüşü bir sirk cambazının ipte yürümesine benziyordu. Sahili sadece gökyüzündeki yıldızlar aydınlatıyordu. O yüzden sersem adımlarla gelen kişinin kim olduğunu göremiyordum. Ama ismimi söyledikten sonra bu tanıdık sesle içime huzursuzluk çökmüştü.

"Eslem.. " Bu tanıdık ama bir o kadar da huzursuzluk verici sesin sahibi Selim'den başkası değildi. İstemediğin ot hep dibinde biter derler ya. İşte bu şahıs benim istemediğim otun ta kendisiydi. Senenin ilk başından beridir hep peşimdeydi. Ne kadar gitmesi için hayatımdan atsamda frizbi gibiydi. Atıyordum ve tekrar burnumun dibinde bitiveriyordu.

Elindeki içki şişesini bana doğru sallayarak sersem ağızla konuşmaya çalıştı. Konuşmaya başladığında iğrenç bir şekilde deniz kokusunu bile bastıracak derecede buram buram alkol kokusu geliyordu.

" Senin.. senin yüzünden içtim ben bu kadar. Sen neden hala.. Niye hala beni görmüyorsun? " diyerek ağlamaklı bir ses tonuyla, isyan eder gibi konuşuyordu. Oturduğum yerden ayağa kalkarak ondan birkaç adım uzaklaştım. Ama o hala üzerime doğru gelmeye devam ediyordu. Kalp atışlarım hızlanmaya , ellerim titremeye başlamıştı. Gayrı ihtiyarı elimi ona doğru kaldırıp

" Dur! Dur yaklaşma bana! Dur yoksa polisi ararım! " diyerek aklıma ilk gelen şeyleri bir solukta söyledim. Çantamdan telefonumu çıkardığım esnada kolumdan tutarak elimdeki telefonu elimden alıp kendi cebine kattı. Pis pis sırıtıp resmen kahkaha atarak konuşmaya başladı.

" Ah ah Eslem. Hala anlamıyor musun? Senin benden kaçacak ne bir yerin ne de gücün var. Bu koskoca sahilde, bu saatte seni kim duyacak ve kurtaracak. Evet de ve sana hayatının en güzel günlerini yaşatayım güzelim. Nazlanma artık güzelim" diyerek gözümün önüne gelen saçımı kulağımın arkasına sıkıştırarak bana yaklaşmaya başladığı esnada bütün gücümü kullanarak yüzüne sağlam bir tokat geçirdim. O kadar sertçe vurmuştum ki yüzünde elimin izi çıktı. Eliyle suratını tutarak bana sertçe bakmaya başladı. Bir anda elindeki şişeyi yere atarak üzerime doğru atıldı. Ayakkabılarımı atarak koskoca sahilde koşmaya başladım. Bir yandan da "Yardım edin! Kimse yok mu? " diye etrafa bağırıyordum. Ayağımın yerdeki bir şeye takılmasıyla yüz aşağı kumlara düştüm. Ayağa kalkmak için yeltendiğimde bileğimde oluşan sızıyla tekrar yere oturmak zorunda kaldım. Selim adımlarını yavaşlatarak üstündeki ceketi çıkarıp yana doğru attı. O pis gülümsemesini yüzüne takınarak üzerime doğru gelmeye başladı. Üzerime doğru eğildiği esnada tüm gücümle "Yardım edin! " diyerek bağırdım. Şu durumda elimden başka bir şey gelmiyordu.

" Bırak lan kızı şerefsiz! "

Bir anda gelen tok ve gür bir sesle Selim kafasını karşıya doğru çevirdi. Bu sesin sahibi kimdi bilmiyorum ama üstümdeki Selim'i saçından tuttuğu gibi kaldırarak yüzüne sağlam bir tane geçirmişti. Bu vuruşun etkisiyle yüz yukarı, iki seksen yere uzanan Selim'in üzerine çıkarak daha fazla vurmaya başladı. Selim'e değil de daha çok adamı düşünerek gücüm yettiğince adamı durdurmaya çalıştım. Eğer durdurmazsam bu vuruşlarla katil bile olabilirdi. Ve ben Selim gibi bir kansız yüzünden bu adamın katil olmasını istemiyordum.

" Beyfendi! Durun lütfen! Lütfen durun! " Adam beni asla duymuyordu. Avazım çıktığı kadar tekrardan bağırdım.

" Dur artık korkuyorum! "

Adam bunu söylememle bir anda durdu. Derin soluklar alarak yanıma geldi.

" İyi misiniz hanımefendi? Geç kaldığım için özür dilerim. Bir şey yapmadı değil mi size o şerefsiz" .Ben bu dedikleri ve olayın şokunun etkisiyle sadece kafamı sağa sola salladım. Gömleği ve eli kan içindeydi. Saçları dağılmış ve alnına düşmüştü. Yüzüme şevkatle bakarak elini uzattı. Gözlerimle bileğimi göstererek

" Ayağımı burktum sanırım. Kalkamıyorum. " Dedim. Bileğime dokunacağı esnada bana doğru bakarak " Dokunabilir miyim? Tıbbî bilgim vardır. Bir bakayım isterseniz? " diyerek yüzüme cevap vermem için yine şevkatle baktı. Başımı aşağı yukarı sallamamla birlikte bileğime dokunarak ne olduğunu bulmaya çalıştı. Çok garipti. Daha deminki burada olan adam gitmişti yerine şevkatli, iyi birisi gelmişti. Ben onu böyle süzerken bir anda bana doğru baktı. Gözleri hayatımda gördüğüm en koyu kahverengi renge sahipti. O an sanki bir anda durmuştu. Bir onun bakışları bir de deniz dalgalarının kıyıya vurduğu gibi atan kalbimin atışının sesleri vardı. Bir insanın gözleri bir insana tanıdık gelir miydi? Peki neden bana bu yabancının gözleri bu kadar tanıdık geliyordu? Sanki çok iyi tanıdığım birisine bakıyormuşum gibi hissediyordum.

" Hanımefendi. Böyle acıyor mu? "

Sesiyle irkilerek düşüncelerimden sıyrıldım.

" Sanırım hâlâ olayın şokundasınız. Eğer yürüyemeyecek gibiyseniz istersenis sizi eve bırakabilirim."

" Çok naziksiniz. Teşekkür ederim. Ama size yeterince zahmet verdim."

Diyerek ayağa kalkmaya çalıştığım esnada bileğim tekrar sızlamıştı. Bu sızının etkisiyle tam yere düşeceğim sırada adam beni belimden tutup yere düşmemi engelledi. Şimdi yüzünü daha net görebiliyordum. Kalp atışım göğüs kafesimden çıkmak istercesine hızlı atıyordu. Böyle bir hissi ilk defa yaşıyordum. Gözlerim yüzünün her tarafında gezindi. Ama en çok bakışlarında takılı kaldı. Bakışlarında çok farklı bir tanıdıklık vardı.

" Sizinle hiç bir yerde karşılaştık mı? " Bunu nasıl bir anda sormuştum ben bile bilmiyordum. Adam duruşunu bozmadan tok bir sesle cevap verdi.

" Hiç sanmıyorum. Ama siz de bana hiç yabancı gelmiyorsunuz."

Gözlerimi , sızlanarak yerde yatan Selim'e çevirerek bu bakışmayı sonlandırdım. Belimdeki elinden kurtularak ayakta tek ayak üzerinde durmaya başladım. O da birkaç adım geriye giderek elini ensesine götürerek boğazını temizledi. Telefonunu çıkarıp birisini aradı. Biraz ileriye giderek telefonla konuşmaya başladı .Bu bakışmayı daha fazla sürdürmeye kalbim dayanmayacaktı. Ne oluyordu bana böyle? Hiç böyle olmamıştım. Kalbim hiç böyle delicesine hızlı atmamıştı. Birisinin gözüne baktığımda içinde kayboluyormuşum gibi hissetmemiştim. Yoksa...

Çok sürmeden telefonu kapatıp yanıma geldi. Kafasıyla Selim'i göstererek

" Merak etmeyin hastaneye götürülecek. Siz buraya tek mi geldiniz? "

" Hayır. Esrayla.. Yani arkadaşımla geldim . "

" ESLEEEM!"

Bunu dedikten sonra ağlamaktan harap olmuş bir yüzle karşıdan koşarak gelen Esra'yı görmemle ben de bu zamana kadar içinde tuttuğum gözyaşlarımı bıraktım. Bir anda boynuma atılıp hıçkırarak ağlamaya başladı. Benimde ondan kalır yanım yoktu.

İkimizde sakinleşince Esra'ya herşeyi tek tek anlattım. Beni kurtaran adamın çağırdığı adamlar Selim'i alıp götürdüler. Beni kurtaran adam bizi saatte bu halde bırakamayacağını , bileğimde oluşan çatlağın üzerine basarsam daha da çok acıtacağını bu yüzden de hastahaneye götürebileceğini teklif edince bu halde itiraz edemedim.

Şu anda hastahanedeydik. Esra kantinden bir şeyler almak için kantine inmişti. Ben ise hasta odasında alçılı bileğimle bakışıyordum. Annemle babam Rizedeydiler. Esra'yı bilerek onlara söylememesi için tembihlemiştim. Annem pimpirikli kadındı. O yüzden kalbi bu haberi alırsa dayanamayabilirdi. En iyisi aramızda kalmasıydı.

Kapının açılmasıyla birlikte kafamı kapıya doğru çevirdim. İçeriye giren kişi beni kurtaran o yabancıydı. Üzerindeki kan sıçramış olan gömleği değiştirmişti. Elinde ise bileğine kadar uzanan bir sargı bezi vardı. Yatağın başına kadar gelip orada durdu. Eliyle refakatçi koltuğunu göstererek

" İznin olursa oturabilir miyim? " Diyerek son derece nazikçe sordu. Bu cüsseden , bu sesten nasıl bu kadar nazik bir soru çıkabiliyordu anlamış değildim. Elimle göstererek

" Buyrun oturabilirsiniz. " Dememle koltuğa oturdu. Boğazını temizleyip başını kaldırarak benimle göz teması kurdu. Benim onunla kurmams gerek yoktu zaten direkt olarak ona bakıyordum. Yanlış anlaşılma olmasın. Sapık değilim. Sadece onun kim olduğunu çözmeye çalışıyorum. O konuşmaya başlamadan ben ondan önce davrandım.

" Pelerininizi göremedim. Nereye sakladınız ? " diyerek son derece ciddiyetle sorumu yönelttim. Sorumla kaşlarını"anlamadım" der gibi kırıştırıp " Ne pelerini? Hangi pelerin ? " diyerek soruma soruyla karşılık verdi.

" Hani şu süper kahramanların taktığı pelerinden bahsediyorum. Resmen bir süper kahraman gibiydiniz. Bu yüzden ne kadar teşekkür etsem azdır. " Diyerek gülümsedim. O da bu dediğimle iki parmağını şakağına koyup başını sağa sola sallayarak gülümsedi. Gülümseyince gamzeleri belli oluyordu...

" Önemli değil gerçekten. Yerimde kim olsa aynısını yapardı. " Bunu demesiyle hiç düşünmeden gayet ciddi bir tonla

" Yapmazdı!" deyince adam ilkin bu ses tonuma şaşırdı. Ben bile şaşırmıştım. Bastıramadığım öfkem sebep olmuştu sesimin böyle çıkmasına. Üstünden ne kadar zaman geçerse geçsin hiçbir zaman bu olayı unutmayacaktım. Çünkü hayatımı böylesine etkileyen bir olayı istesem de unutamazdım. Geçmiş geçmişte kalır derlerdi hep.Ama bunu diyenlerin bilmediği bir şey vardı. Geçmiş geçmişte kalmazdı. Geçmiş zihnin en derinliklerinde kalırdı. Hem de hiç silinmeyerek...

------------------DEVAM EDECEK-------------

Akıllarda şu sorular var 🫧💭

💭Eslem neden öyle dedi? Ve sizce geçmişte ne yaşamış olabilir?

💭Nasıldı beğendiniz mi?

🎑Küçük bir rica daha olacak. Hikaye arasında yorumlarda belirttiğiniz görüşleriniz hikayemin gidişatı açısındsn çok önemli. O yüzden yorumlarda buluşalım mı? 🥰Bir de " 🌟 " çok önemli . Gönlünüzden artık ne koparsa. Seviliyorsunuz...

 

 

   

   

Bölüm : 19.07.2025 18:18 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...