
~Eslem Özüpek~
Saçlarıma dokunan ellerle gözlerimi araladım. Kafamı hafifçe kaldırarak uykulu sesimle
" Anne.Günaydın. Ne zaman geldin buraya? " dedim.
Annem saçlarımı okşamaya devam ederek gülümsedi.
" Çok olmadı. Özlemişim böyle sen uyurken saçlarını okşamayı. Güzel kızım benim. " diyerek saçımın arasına usulca, kuş tüyü gibi hafif bir öpücük kondurdu.
" Hayde kalk bakalum uykucu boncuğum. " deyince yattığım yerden doğrularak anneme sarıldım.Gözlerimi kapatarak
" Beş dakika daha nolur. " diyip son cümlemi uzatarak mızmızlandım.
" Hayde kalk kizum. Boncuk gözlü kizum benim. Kalk hayde. " diyerek beni zorla kaldırmaya çalıştı. Başardı da. Gözlerim yarı açık, yarı kapalı bir halde yataktan kalkmadan önce annemin yanağından öperek yataktan kalktım.
Terliklerimi ayağıma giyerek ayaklarımı parkeye sürüye sürüye odadan çıktım. Koridorun sonundaki banyoya giderek kapısını açtım. Kapıyı arkamdan kapatarak lavoba aynasının karşısına geçtim. Kollarımı iki yana açarak gerindim. Saçlarımı kolumdaki lastik tokayla toplayarak musluğu açtım. Uykumun açılması için iki üç kez su çarparak musluğu kapattım. Havluyu alıp yüzümü duruladım. Banyoda işim bitince banyodan çıktım.
Annemin aşağıdan seslenmesiyle merdivenlerden birkaç basamak inerek trabzanlardan sarktım. Mutfağa doğru sesimi yükselterek bağırdım.
" Üstümü giyinip hemen geliyorum. "
İndiğim merdivenleri geri çıkarak odama doğru hızlı adımlarla gittim. Kapıyı kapatıp giyeceğim kıyafetleri seçmek için dolabımın kapağını açarak kıyafetlerime bakmaya başladım. Kendi kendime acaba ne giysem diye söylendiğim sırada aklıma gelen kombin fikriyle kıyafet parçalarını alarak yatağımın üzerine koydum.
Krem rengi pantolon ve lacivert bir gömlek giyecektim.
Ellerimi belime koyarak biraz düşündüm. Sonra aklıma gelen fikirle komidinin üzerinde duran telefonumu alarak Esra'yı aradım. Telefon ikinci çalışta açılmıştı.
" Efendim canım. " Esranın sesi yorgun ve bir o kadar da bitkin geliyordu.
Gece , aniden hastahaneden geldiğini düşündüğüm bir telefonla evden apar topar gitmişti. Sonra da her zaman olduğu gibi nöbete kalmıştı.
" Esra, sesin çok yorgun geliyor. Gece çok mu yoğun geçti? " diyerek endişeyle sordum.
" Evet. Üç tane doğum vardı. Gece boyunca bir bardak çayı zor içtim. Neyse sen neden aramıştın beni? "
" Boşver canım bir şey soracaktım. Ama önemli değil. Sen bir an önce eve gel de uyu canım. Hadi evde görüşürüz. " dememin ardından Esradan gelen uyarıcı sesle telefonu yüzüne kapatmak zorunda kaldım. Yoksa asla soracağım şeyi bana söyletmeden telefonu kapatmazdı.
Annemin , mutfaktan
"Kizum. Hadi cel artık. Kahvaltı hazır." diye seslenmesiyle yatağın üzerine koyduğum kıyafetleri alarak hızlıca giydim. Saçlarımı ve diğer yapacaklarımı kahvaltıdan sonra yaparım diyerek hızlıca aşağıya inmek için odadan çıktım.
Merdivenlerden seke seke, büyük bir enerjiyle inerek mutfak kapısından neşeli bir sesle girdim. Masada oturup gazete okuyan babamın yanağını öptükten sonra çayları dolduran annemin yanağından da öpüp masaya oturdum.
Babam yakın gözlüğünün üzerinden bakıp
" Benim deli kizimun neşe dolu olmasının sebebi nedur? " diyerek elindeki gazeteyi katlayıp masaya koydu.
Annem de çayları önümüze koyduktan sonra neşeli sesiyle
" Baban haklı boncuğum. Neymiş bakalum boncuğumuzun neşe kaynağı? " deyip sandalyesini çekerek karşımdaki sandalyeye oturunca bir anneme bir de babama bakarak .
" Bugün şirkete İtalya için gerekli belgeleri götüreceğim. Onun için mutluyum. " dedim.
Babam çayından bir yudum aldıktan sonra ekmeğini , masanın tam ortasından duran ve adeta gel beni ye diyen kuymağa batırdı. Uzayan kuymağı ekmeğinin etrafında döndürdüğü sırada soru sormak için bir anlığına gözlerini bana çevirdi. Babam kuymağıyla cebelleştiği sırada konuşmaya çalışıyordu.
" Bu İtalya işi tam olarak ne kizum? Ben tam anlayamadum ? Şimdi konaklama, yeme-içme nasıl olacak? Daha doğrusu kiminle kalacasun? Kalduğun kişinin cinsiyeti ne olacak? İn mi olacak cin mi olacak? Ha bana bunları bir açıkla güzel kizum. " diyerek sonunda kuymak sıfır, babam bir puan alarak kuymağı yemeyi başarmıştı.
Ağzımdaki lokmayı yutarak çayımdan bir yudum aldım. Elimdeki çatalı tabağın yanına koyarak babama cevap vermeye hazırlandığım esnada çalan zille, hepimiz kafamızı kapıya doğru çevirdik. Gelen kişi büyük ihtimalle Esraydı.
" Ben bakarım. " diyip masadan kalktım. İçimden , Esra'ya tam zamanında geldiği için şükredip kapıya doğru hızlı adımlarla yürüdüm.
( Şarkıyı burada açmanızı şiddetle tavsiye ederim:))
Kapıyı açar açmaz karşımda gördüğüm kişiyle şaşkınlığımı gizleyemeyerek şaşkın bir sesle
" Çınar Bey? " dedim.
Evet yanlış görmüyordum. Tabi şu anda bir rüyada değilsem ki kendimi çimdikledikten sonra bunun bir rüya olmadığını kendime kanıtlamıştım.
" Eslem Hanım? " diyerek o da bana aynı şekilde soruma soruyla karşılık verdi.
Bunu demesiyle kapının çerçevesine doğru bir adım atıp
" Sizin ne işiniz var burada? " diyerek kısık sesle sordum. O da benim yaptığım gibi yaparak bir adım öne çıktı.
" Babamın, babanıza vermemi istediği bir şey var. Onu getirdim." diyerek elindeki paketi gösterdi.
Bu ani hareketiyle kalbimin ritmi bir anda değişmişti. Ne diyeceğimi bilemez bir şekilde yutkundum. Bir elindeki pakete bir de dibimde duran Çınar Karayel'e baktım. Gözlerinin bu kadar siyah olduğunu şu an farkediyordum. Gözleri siyahın en güzel tonundaydı. Burnu , bir erkeğe göre çok orantılı ve tam yüzüne göreydi. Dudakları ise...
Ne diyordum ben!
İçeriden gelen babamın sesiyle kendime gelerek bir adım geriye geldim. Çınar Bey ise hala durduğu yerde ama daha öncekine göre daha dik bir şekilde duruyordu.
Mutfağa doğru duvarın kenarından eğilerek bağırdım.
" Çınar Bey. Karayel Şirketi'nin patronu. Babası sana bir şey göndermiş baba. Bir bakar mısın? "
Babam son söylediğim ile masadan kalkarak kapıya doğru hızlı adımlarla gelmeye başladı. Kapıda Çınar Bey'i görmesiyle gözlerini kısarak baştan aşağı kapıda duran Çınar Bey'i süzdü. Karşısındaki kişiyi çıkaramayınca daha iyi görmek için boynunda asılı duran yakın gözlüğünü gözüne takıp baktıktan sonra kapıda duranın kim olduğunu hatırladı.
" Çınar. Sen Arslanın oğlu Çınar misun? Ula tam babanın uşağu olmuşsun. Gel ula buraya. " diyerek kapıda duran Çınar Bey'e sarıldığı anda şaşkınlığımı gizleyemeyerek kısık bir şekilde " Ne! " diyip şaşkınlıkla açtığım ağzımı elimle kapattım.
Babam ve Çınar Bey sanki birbirlerini yıllardır tanıyormuş gibi gözümün önünde sarılmışlardı.
Hatta şu anda aynı kahvaltı masasında oturmuş sohbet ederek kahvaltı yapıyorduk. Ben hâlâ şaşkınlıkla olanları çözmeye çalışıyordum. Olayın ilginç tarafı annem de Çınar Bey'i tanıyordu. Allah'ım ben deliriyor muydum? Bunlar gerçek olamazdı. Bunlar sadece benim hayâl dünyamda olma olasılığı olan şeylerdi.
Ben masada oturmuş bir Çınar Bey'e bir babama bakıp birbirlerine anlattıkları şeyleri anlamaya çalıştığım esnada çalan zille tekrardan yerimden kalkıp
" Ben bakarım. " diyerek bakışlarımı, babamın anlattıklarını pür dikkat dinleyen Çınar Bey'den ayırmadan mutfaktan çıktım. Mutfaktan çıkar çıkmaz kapının yanına gelerek kapıyı hızlıca açtım. Karşımda bitkin bir halde duran Esra'yı
" Bu dışarıdaki araba kim.. " diyerek başladığı sorusunu bitirme fırsatı vermeden kolundan tuttuğum gibi içeriye çekerek kapıyı kapattım. Esra'nın kolunu bırakmadan merdivenlere doğru yöneldim. Mutfağa doğru
" Gelen Esra'ymış. Biz üst kata çıkıyoruz. " diye bağırarak merdivenlerden çıkarken Esra'nın kolunu , yukarıya çıkması için çekiştiriyordum. Esra'nın odasının önüne geldiğimizde kapıyı bir hışımla açarak içeriye girdim. Arkamdan da kolunu tuttuğum Esra'yı, kolundan çekiştirerek içeriye soktuğum gibi kapıyı kapattım. Kolunu bırakıp ellerimi belime koyarak odanın içinde volta atmaya başladım.
Esra benim bu hareketlerime şaşırarak sesindeki şaşkınlık ve yorgunluk ile neler olduğunu açıklamamı istedi.
" Ne oluyor Eslem? Ne bu halin? Yoksa o Yasin iti mi bir şey yaptı? "
Odanın içinde bir sağa bir sola gitmeye devam ederken konuşmaya başladim.
" Hayır . O bir şey yapmadı. Daha kötüsü. " dedim.
Esra, bunu dememle kaşlarını çatarak kolundaki saatini göstererek
" Eslem. Saat olmuş yedi. Gözüme bir damla uyku girmedi. Beş dakika içinde ne olduğunu söylemezsen seni odadan çıkarır kendimi yatağa attığım gibi uyurum. Başladı süren."dedi.
Esra haklıydı. Hem de sonuna kadar haklıydı. Ama bunu nasıl söyleyeceğimi bilmediğim için aklıma ilk gelen cümleyi tek nefeste, hızlıca söyledim.
" Çınar Karayel şu anda aşağıda, ailemle kahvaltı masasında oturuyor. "
Bunu dememle karşımdaki uykusu olan Esra bir anda yok olmuştu. Bir anda bütün uykusu gitmiş gözleri far görmüş tavşan gibi açarak şaşkınca bana bakıyordu.
" Ne?! Çınar Karayel mi? " diyerek ilk başta hafif sesini yükseltse de sonrasında hafifçe sesini kısmıştı.
Başımla onaylayarak " Evet. Yanlış duymadın. Şu anda aşağıda masada oturuyorlar. Sanki yıllardır birbirlerini tanıyormuşcasına konuşuyorlar. " Dedim ve Esra'nın yanına birkaç adımla giderek omuzlarından tutup ileri geri salladım.
" Esra , beni çimdikle. Bu gerçek olamaz çünkü. " dememle kolumda hissettiğim arı sokmasına benzeyen acıyla bu yaşananların bir rüya değil de tamamen gerçek olduğunu anladım.
" Otur şuraya da baştan anlat şu olayı. " diyerek bu sefer o, beni omuzlarımdan tutarak yatağın ucuna oturttu. Esra da yanıma oturunca ona doğru döndüm.
" Biz kahvaltı yapıyorduk. Bir anda kapı çaldı. Ben, gelenin sen olduğunu sanmıştım. Ta ki kapıda kanlı canlı Çınar Karayel'i görene kadar. Babası, babama bir paket mi ne göndermiş. Yurt dışında olduğu için oğlu yani Çınar Bey ile göndermiş. Benim şaşırdığım şey bu değil. Benim şaşırdığım şey babamın Çınar Bey'i görünce verdiği tepkiydi."
Esra kaşlarını çatarak
" Nasıl bir tepki verdi ki? " diye sorunca vücudumu tamamen Esra'ya döndürüp yatağın üstünde bağdaş kurdum.
" Esra görmen lazımdı. Babam sanki Çınar Bey'i yıllardır tanıyormuş gibi tepki verdi. Üstüne üstlük bir de gözümün önünde sarıldı. " dedim sesimdeki hararetle.
Esra da benim verdiğim tepkiyi vermişti. Şaşkınlıkla açtığı ağzını bir eliyle kapatarak "Ne!? " diye bağırdı. Benim kısık söylediğim kelimeyi , Esra biraz yüksek sesle söylemişti. Hatta biraz değil baya bir yüksek sesle söylemişti.
" Sarıldı mı? " diyerek şaşkınca sordu.
" Evet. Normal iki insan gibi sarıldılar. Annem bile sarıldı. Esra ben rüyada değilsem bu yaşadıklarım ne peki? " diye sormamla Esra'nın yataktan kalkması bir oldu. Kolumdan tutarak kaldırıp
" Bunun tek bir cevabı var. O da aşağıya inip bizzat sormalısın. Ancak öyle cevaplarını alırsın. Haydi gidelim. " diyerek kapıya doğru gitmeye ve beni de arkasından sürüklemeye başladı.
" Esra , yavaş git. Düşürüceksin ikimizi de. " diyerek arkasından seslensem de Esra beni dinlemeden merdivenlerden inmeye başladı.
" Eslem. Mızmızlanmayı bırak. Sorularının cevaplarını bilmek istiyorsan bunu yapman lazım. " diyerek hafifçe kafasını geriye doğru çevirdi. Ama tam dönmedi. Ve yürümeye devam etti. Mutfak kapısından içeriye girmemizle Esra'nın elinden kolumu çektirerek kurtardım. Kafamı kaldırmamla tam karşımda oturan Çınar Bey ile göz göze gelmiştik. Göz göze gelmemizle aklıma kapıda yaşananlar geldiğinde gözlerimi hızlıca gözlerinden çekerek masadaki yerime oturdum. Masaya oturmamla Esra'nın kaşı gözü ayrı oynamaya başlamıştı.
Babamın
" Noldu kızım? Ne bu halin? Burnun kıpkırmızı olmuş. " sorusuyla gayri ihtiyarı elimle burnumu kapattım. Ama artık çok geçti. Çünkü ben ne zaman utansam burnum domates gibi kızarırdı. Sesimdeki çatallılıkla babama sakince cevap vermeye çalışsam da kelimeler birbirine girmişti.
" Hiç baba. Esra ile konuşuyorduk. Ondandır. Yoksa başka ne yüzünden kızaracak ki? " diyip utancımı ve heyecanımı gizlemeye çalışarak babama karşı gülümsedim. Ama içimden kendime sövüyordum. Çünkü bu Çınar Bey'in karşısında ilk rezil oluşum değildi. Ne zaman aynı ortamda bulunsak ne yapıp ediyor kendimi rezil etmenin bir yolunu buluyordum.
Babam kafasını anladım der gibi yavaşça aşağı yukarı salladı.
Esra yanımdaki sandalyeye oturarak bacağıyla benim bacağıma dürterek gözüyle karşımda oturan Çınar Bey'i usulca gösterdi. Ve sadece ikimizin duyacağı bir şekilde fısıldayarak
" Hadi Eslem. Sor artık. Bak adam gidecek şimdi. " diyip kısık bir şekilde kıkırdadı. Bu yaptıkları beni daha da strese sokmuştu.
Kafamı bir saniye bile tabağımdan kaldırmadan tabağımdaki zeytini çatalla almaya çalışıyordum. Çatalı zeytine batırıyordum ama her batırışımda tabakta bir sağa bir sola fırlayıp duruyordu. En sonunda bir hışımla zeytine batırdığım anda fırlayan zeytinin karşımda oturan Çınar Bey'in çayının içine girmesiyle alt dudağımı dişleyerek stresten titreyen elimi tabağımın kenarına koymaya çalışıyordum.Ama evren bugün benim rezil olmamı canı gönülden istiyormuş gibi herşey bu kadarıyla da kalmadı. Çatalın sesli bir şekilde yere düşmesiyle masada konuşan herkes kafasını çevirerek bana bakmaya başladı. Esra'ya kafamı bir anlığına çevirdiğimde gülüşünü saklamak için sağ elini ağzına bastırdığını görmemle sana ben sonra gösteririm bakışı atarak masanın altına doğru eğildim.
Çatalı düştüğü yerden alarak masanın altından hızlıca çıkayım derken kafamı masanın kenarına çarpmamla sesli bir şekilde bağırmıştım. Kafamı çarpmamla Esra, tutmaya çalıştığı gülmesini serbest bırakarak gülmeye başladı.
Kafamı çarptığım yeri elimle tutarak masanın altından Esra'ya kötü bakışlar atarak çıktım. Annem, aceleyle yanıma gelip
" Noldu boncuğum. Neresini çarptın? " diyerek sordu. Ama o da gülmesini tutarak soruyordu.
" Anne sen de mi? " diyerek kafamı elimle ovalaya ovalaya buzdolabının yanına gittim. Buzluktan buz poşetini alıp buzdolabının kapısını kapattım. Esra arkamdan, gülmesinin arasından
" Piraye teyze. Siz , Eslem'e hiç kurşun döktürmediniz mi? " diye sorunca annem tuttuğu gülmesini serbest bırakmıştı.
Gözlerim herkese tek tek bakıp en son Çınar Bey'e bakınca gördüğüm şey karşısında donakalmıştım.
Çınar Bey'in gözlerinde hiç kimsede görmediğim o bakışları fark etmiştim. Gözlerinde korkmuş, endişelenmiş bir bakış vardı.
" İyi misiniz Eslem Hanım? " diyerek sormasıyla şu anda bulunduğum ana geri dönerek kafamı salladım.
" İyiyim. Teşekkürler. " dediğimde annem, Çınar Bey'e dönerek
" Korkma Çınar oğlum. Bu Eslem'in en normal hali. " diyince buz torbasını kafamdan çekerek sessizce oturduğum sandalyeye geri oturdum. Bir günde bu kadar sakarlık yaparak Guiness Rekorlar Kitabı'na girmem gerekiyordu. Çünkü bir günde benden başka bu kadar sakarlık yapan başka bir insan olamazdı.
Çınar Bey ile bir bakışıp bir başka yere baktığımız sırada babam telefonda konuştuğu kişiyle konuşmasını bitirip telefonu cebine katarak mutfak kapısından içeriye girdi. Ortamda yeni bir şeyler olduğunu fark edince sandalyesine oturduğu sırada
" Ne oldu burada?" diye şaşkınca sorunca Esra ortaya atılarak bütün olanları anlattı. Üstüne bir tur da babam gülünce bizim kadro tamamlanmıştı.
***
Çınar Bey
"Müsadenizle ben artık kalkayım." diyerek ayaklanınca bizde hep beraber ayağa kalktık. Babam
" Babana selam söyle. Bir ara gelsinde tavlada keseyim cezasını. "
diyip elini , sıkması için uzattı.
Çınar Bey, babamın uzattığı elini sıkıp gülümseyerek " Söylerim efendim. İyi günler dilerim. " deyip elini çekti. Babam kolunu mutfak kapısına doğru uzatıp yolu gösterdi.Çınar Bey, mutfak kapısından çıkıp dış kapıya kadar birkaç adım yürümüştü ki geriye doğru dönerek
" Bu arada Eslem Hanım bahsetmiştir. Cuma günü İtalya'daki şirket yemeği için götürülecek kişiyi şirket olarak Eslem Hanım'ı uygun gördük. "
Arkasına kalan dış kapıyı baş parmağıyla göstererek
" Eslem Hanım, isterseniz şirkete birlikte gidebiliriz. " deyince şaşkın bir şekilde Çınar Bey'in suratına baktım.
Dediği şeyin yanlış anlaşılma olasılığı aklına gelince
" Demek istediğim gerekli belgelerle birlikte şirkete gidip orada yüz yüze bu programı konuşalım. Siz de tatil gününüzde boşu boşuna şirkete gelmek için taksiye para vermeyin." diyerek kendini açıklayınca annem yavaşça geriye doğru kafasını çevirerek bana kaş göz yaptı.
Annemin bu hareketine karşılık kaşlarımı havaya kaldırarak yok artık anne bakışı attım.
" Eğer siz de uygun görürseniz" diyerek ellerini önünde bağladı.
Babam, Çınar'ın bu dediklerine karşılık kaşlarını hafif çatarak bana doğru baktı. Ama bu bakışı kısa sürdü. Sonra anneme kısa bir bakış atıp annem de başını olumlu anlamda sallayınca kafasını Çınar Bey'den tarafa çevirerek o tok sesiyle cevap verdi.
" Ben bir uygunsuzluk görmüyorum Çınar. Sence kızım? " diyerek geriye doğru seslendi.
Genzimi temizleyerek derin bir nefes aldım.
" Benim için de uygun baba da Esra'nın arabasıyla da gidebilirdim." deyince bir anda üst kattan Esra'nın bağırmasıyla olduğum yerde irkilip kafamı üst kata doğru çevirdim.
Esra merdivenin trabzanına dirseklerini dayayarak ellerini yanaklarına koymuş bir şekilde
" Benim arabanın bozuk yerleri var. Bugün servisten bakmaya gelecekler. Sen en iyisi Çınar Bey ile git. " diye bağırdı. Esra'nın bunları söylemesinin ardından yatan nedeni bilmeden bu dediklerine inanmıştım.
Bir Çınar Bey'e bir de anne ve babama tek tek baktım. Sesimi net tutmaya çalışsam da biraz kısık çıkmıştı.
" Zahmet olmazsa Çınar Bey. " diyerek utana sıkıla konuştum. Çınar Bey ise gayet ciddi bir sesle
" Ne zahmeti Eslem Hanım. Teklifi yapan benim zaten. Siz hazırlanın ben aşağıdayım. " konuşarak babama döndü. Elini öpmek için hafifçe eğildi. Daha sonra babamın elini öpüp alnına koydu. Babam
" El öpenlerin çok olsun. " diyerek Çınar Bey'in omzuna babacan bir şekilde vurdu.
Çınar Karayel, babamın elini öpmüştü. Benim babamın... Çınar Karayel...
Sadece babamın elini değil ardından annemin elini de aynı şekilde öpüp alnına koydu. Ben ise bu anı gözlerim ve ağzım açık bir şekilde izliyordum.
Çınar Bey bana kısa bir bakış attıktan sonra annem babama doğru bakarak
" O zaman ben aşağıda bekliyorum. İyi günler dilerim. Piraye Hanım ve Yaman Bey çay için teşekkür ederim. " dedi.
Annem gülümseyerek
" Yine bekleriz Çınar oğlum. Bu arada ailene de bol bol selam söyle. Bir gün mutlaka bekliyoruz. " diyip babama doğru başını kaldırarak
" Değil mi Yaman? " deyince babam annemi onaylarcasına başını salladı.
" Tabi ki oğlum. Zaten babanın borcu vardı. Ödeşmiş oluruz. Seni ben geçireyim. " diyerek kapıyı açtı.
Kapıdan önce babam, sonra Çınar Bey, en son da annem çıktıktan sonra topuklarımın üstünde geriye doğru dönerek merdivenlerden ikişer, üçerli çıkmaya başladım.
Şimdi Esra'nın elimden çekeceği vardı. Esra'nın odasının önüne geldiğimde kapısını çalmadan bir hışımla kapıyı açtım. İçeriye girip kapıyı ardımdan kapattıktan sonra tam ağzımı açıyordum ki yatakta yatan Esra'yı görmemle açtığım ağzımı kapattım.
Telefon bakarken uyuya kalmıştı. Telefon tam elinden kayıp yere düşüyorku ki telefondan daha hızlı davranarak telefon yere düşmeden telefonu Esra'nın elinden alıp komidinin üzerine sessizce koydum.
Üstünü bile değiştirmeden öylece uyuyordu. Çok yoruluyordu. Ve bu yorgunluğunun çoğu zaman farkında bile olmuyordu. Onun için dua ediyordum. Her gün, o hastahaneden çıkıp değerinin bilindiği başka bir hastahanede çalıştığı günleri görmek için dua ediyordum. İnşallah o günleri görebilirdim. İnşallah görebilirdik.
Daha fazla rahatsız etmeden üzerine yatağın üzerinde duran ince pikeyi örtüp odadan çıktım.
Aklıma aşağıda beni bekleyen Çınar Bey gelince hızlıca odama girdim. Üzerimi zaten giyinmiştim. Saçlarımı da daha dün yıkamıştım. Şimdi ise sadece tarayıp fön çekmem yeterliydi.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.57k Okunma |
642 Oy |
0 Takip |
21 Bölümlü Kitap |