8. Bölüm

7.BÖLÜM

Neslihan kübra öğütlü
nesliyazar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

~Eslem Özüpek~

 

~1 Ay Sonra ~

 

Günler çok çabuk geçiyordu. Ben bile farkında değilken bugün stajımın birinci ayı dolmuştu. İçimde hâlâ ilk günkü heyecan, mutluluk vardı. Ve bütün bu içimdeki duyguların yanına şimdi bir de çalışma azmi eklenmişti. Şirketin işleyişini zor da olsa bu geçen sürede öğrenmiştim. Şirketteki herkes benden oldukça memnundu. Bu memnuniyetlerini de ister güler yüzleriyle ister de davranışlarıylarıyla belli ediyorlardı. İçimden her zaman bu şirketin benim için ikinci ailem olacağı geçerdi. Demek ki gerçekten öyle olacakmış ki bunu hissetmişim.

 

Elimdeki dosyaları bir yandan kontrol ederken bir yandan da Barış Bey'in toplantısına yetiştirmek için hızlı hızlı yürüyordum. Tam koridorun köşesini döndüğüm esnada birisine çarpmamla dosyalar elimden düşerek her tarafa dağıldı. Hemen eğilip dosyaları topladığım esnada çarptığım kişiye bağırmaya başladım.

 

" Ama biraz dikkatli olun. Burası şirket. Bütün duvarlara da dikkat insan çıkabilir tabelası yapıştırmak mı zorundayız? " diyerek elime dosyaları tek tek almaya başladım. Çarptığım kişi de eğilmiş benimle birlikte diğer dağılan dosyaları topluyordu. Aynı anda aynı dosyaya uzanmamızla ellerimiz birbirine değdi. Elimi elinin altından çekmeyerek kafamı kaldırdım.

 

Yok artık! Bu kadar tesadüf de fazlaydı. Bu kadar tesadüf ancak dizilerde olurdu . Nitekim ben bir dizi de olmadığım için bu kadar tesadüfü de artık kaldıramıyordum.

 

Şaşkın gözlerle karşımdaki adama bakmaya başladım. Her ne kadar kekelemek istemesem de olayın şokuyla kekelemiştim.

 

" Se.. Sen burada ne arıyorsun? "

 

Karşımdaki duran adam gayet rahat bir tavırla şirketi gösterdi.

 

" Kendi şirketime izin alarak mı girmem gerekiyordu? " Diyerek hafifçe yandan sırıttı.

 

Kendi şirketim mi? Yoksa bu adam şirketin yeni yöneticisi miydi? Yok artık! Bu kadar tesadüf gerçekten korkutucu derecede şaşırtıcı olmaya başlamıştı.

 

"Yok artık . Adam hem genç hem yakışıklı hem de ceo. Allahım hep o ekmekleri dizimle sektirerek eve getirdiğim için böyle oluyor değil mi?" Bu dediklerimi ben dışımdan mı demiştim?

 

" Bir şey mi dediniz? " Evet dışımdan demiştim. İyi ki adam anlamamıştı. Yoksa gerçekten bu dediklerimi ona nasıl açıklayacağımı ben bile bilmiyordum.

 

Gözlerimi yüzünden çekerek yerde kalan son dosyayı da alıp yerden doğruldum. O da benimle aynı anda ayağa kalkmıştı. Daha demin yerdeyken rahat konuşuyorduk . Ama şimdi benim biraz kafamı kaldırmam gerekiyordu. Onunla konuşmam için. Kafamı hafifçe yüzüne doğru kaldırarak , dosyaları koluma yerleştirdim.

 

" Afedersiniz. Öyle demek istemedim.Tekrardan özür dilerim efendim. Daha deminki dikkatsizliğim yüzünden size çarptım. "

 

Elini sorun yok der gibi benden tarafa uzattı.

 

" Sorun yok ben de dikkatsizdim. Telefona değil önüme bakmam lazımdı. " diyerek gayet naif bir şekilde cevap verdi. Garipti. Aynı yaşlardaydık . Ve gerçekten bir ceo gibi değil de tıpkı kırk yıllık arkadaşmışız gibi rahat konuşuyordu. Ama neyseki yeni yöneticimizin böyle olması iyi bir şeydi. Kendimizi boşuna korkutmuştuk.

 

Telefonumun çalmasıyla elimdeki telefonunun ekranına baktım. Arayan Barış Bey'in asistanı Yasindi. Ben Barış bey'i tamamen unutmuştum. Adamın elindeki son dosyayı elinden alıp

 

" Afedersiniz şu dosyayı da alayım. Her ne kadar iyi bir tanışma olmasa da iyi günler dilerim efendim. Tekrardan özür dilerim. "

 

Diyerek yanından hızlı bir şekilde ayrıldım. Açık olan asansöre kapanmaması için içindekilere seslendikten sonra hızlı adımlarla asansörün içine girdim. Asansörün içindekilere hafifçe gülümseyerek selam verdikten sonra önüme dönerek asansörün kapısının açılmasını bekledim. Bir yandan da saate bakıyordum . Umarım fazla geç kalmamışımdır.

 

Asansörün açılmasıyla koşar adımlarla toplantı odasının önüne geldim. Saçımı, üstümü başımı düzeltip kapıyı çaldım. İçeriden gelen gir sesiyle kapıyı açarak içeri girdim. Kafamı hafifçe eğerek gülümsedim.

 

" Geciktiğim için özür dilerim. Buyrun Barış Bey istediğiniz dosyalar. "

 

Diyerek Barış Bey'e istediği dosyaları uzattım. Elimden hızlıca çekip alarak yüzüme bile bakmadan, sert bir şekilde " Çıkabilirsin Eslem. " diyip kapıyı gösterdi. Göz ucuyla Yasin'e baktım. Telefonunu göstererek dışarıyı gösterdi. Bu aramızda kafeteryada beni bekle arıyacağım demekti. Kafamı hafifçe tamam anlamında sallayarak toplantı odasından çıktım.

 

Her şey o adamın yüzünden olmuştu. O adam karşıma çıkmamış olsaydı toplantı saatine yetiştirecektim dosyaları. Zaten Barış Bey'in gözüne zor girmiştim. Şimdi tekrar baştan başlamam gerekiyordu. Adam şirketteki herkese ısınmış durumdaydı. Bir tek bana ısınmamıştı bir türlü. Geldiğim ilk günden beridir adamda öyle bir haller , edalar vardı ki sanırsınız kraliyet ailesinden.

 

Yanındaki asistanı Yasin' e bile etmediğini bırakmıyor. Çocuk ,yazık bir bardak suyu zor içiyor. Onun yüzünden hasta olacak. Sonra onun gibi asistanı zor bulacak.

 

Ben bunları düşünürken kafetaryanın kahve bölümüne gelmiştim. Ama az demli bir çay içmek istiyordum. Benim sinirimi ancak az demli çay alırdı. Hanife ablaya

 

" Abla bana bir tane az demli çay verir misin? Geldiler yine bana. "

 

Dedim. Hanife abla çayı hazırlayıncaya kadar tezgahın önündeki sandalyelerden birisine oturup elimi başıma yasladım. Hanife abla çayı hazırlarken arkasına dönmeden neşeli sesiyle

 

" Noldu kız? Kim sinirlendirdi seni? Suratın sirke satıyor. "

 

Derin ve uzunca bir of çekerek Hanife ablaya baktım.

 

" Hiç sorma abla. Toplantıya dosyaları yetiştiremeyince Barış efendi kızdı. Allah'ın robotu. "

 

Hanife abla önüme çayı koyarak yanıma geldi. Yanımdaki sandalye oturarak beni dinlemeye başladi.

 

Çayıma şeker katarak karıştırmaya başladım.

 

" Neden yetiştiremedin? Halbuki dakiksindir sen . "

 

Çaydan bir yudum aldım.

 

" Abla senin de önüne kaya gibi adam ani bir şekilde önüne düşerse sende yetiştiremezdin. Hayır anlamadığım şey her yerde karşıma çıkması. Allah aşkına abla. Bir insanla en fazla kaç kez aynı yerde denk gelirsin? Bana tahmini bir rakam söyle. "

 

Hanife abla ilkin biraz düşünüp sonra konuşmaya başladı.

 

" Şimdi Eslemcim, benim izlediğim dizilerde denk gelmeleri sayamıyorum. Ama sana tahmini bir rakam söylememi istiyorsan , sana şöyle açıklayayım. Bir dizi vardı. Adı şeydi. Neydi kız? Dur hatırladım. Her Yerde Sen diye bir diziydi. Bu dizide iki başrolde her yerde karşılaşıyordu. Bazen kadersel olarak bazen de bilerek. Ama en sonunda bir şekilde karşılaşıyorlardı . En sonunda ne oldu biliyor musun? " diyerek benden cevap bekledi. Filmi hiç izlememiştim. Ama klişe bir son olduğu kesindi. Çayımdan bir yudum alarak

 

" Ne oldu abla? " Diyerek gayet sakin bir şekilde sordum.

 

Hanife abla sanki gizli bir bilgi veriyormuş gibi dibime gelerek

 

" Evlendiler. " Dedi. Bunu diyip göz kırparak koluma , kendisinin tabiriyle sinek ısırığı, benim tabirimle ise hulk yumruğu gibi olan eliyle , hafifçe(!) vurdu. Bunu demesiyle savrulduğum yerden doğrularak ters ters Haife ablaya bakmaya başladım.

" Abla saçmalama. Ben ve o adam. Ben ve o... " İlk kendimi sonra da arka tarafı baş parmağımla göstererek gözlerimi açtım. Sonra alayla gülerek çay bardağımı elime aldım. Oturduğum yerde Hanife ablaya dönerek

" Abla beni şu halde bile güldürdün ya Allah da seni güldürsün. " Deyip çaydan kalan son yudumu içtim.

" Kız niye öyle diyorsun? Kader bu işler. Kader. " Diyip gülerek ellerini havaya doğru açtı.

Hanife teyze şirkette en iyi anlaştığım kişiydi. Kendisi bir yıldan daha uzun bir süredir burada çalışıyormuş ve işini de gerçekten severek yapan birisidir. Şirkete ilk geldiğim zamanlarda gerçekte benimle çok ilgilenmişti. O zamanlardan beridir de elimden geldiğince yardım etmeye çalışırım.

Hanife ablayla konuştuğumuz anda gözlerime düşen karaltı ile ilkin panik olsam da ellerine dokununca bunun kim olduğunu anlamıştım.

Yasindi...

Sesini biraz daha kalınlaştırarak

" Ben kimim? "

Dediğinde, gülerek " Bu ellerin sahibinin sesini lütfen geri verir misiniz? " dediğimde ellerini gözlerimin önünden çekerek bana sıkıca sarıldı.

" Bunu demekle sanırım sesimi beğendiğinizi söylüyorsunuz hanımefendi. " diyerek gözlerimin içine imalı imalı bakmaya başlayınca göğsünden onu hafifçe iterek kalktığım sandalyeye tekrar oturdum. Yasin de benim diğer tarafıma oturup

" Hanife abla bana da bir orta şekerli kahve yapar mısın? " Dedi. Benden tarafa doğru dönerek omzuma elini koydu.

" Barış Bey'i bu kadar kafana takma. Adam uçan kuşa bile kızıyor. Ki bu onun en sakin kızma şekli. Bir de beni düşün. Şimdi o düşürdüğün yüzünü topla bakayım. Ben seni böyle görmeye alışık değilim. "

Kafamı eğdiğim yerden kaldırarak Yasin'in tam gözlerinin içine baktım.Yasin gerçekten bu hayattaki Esradan sonra en iyi arkadaşımdı. Şirkette bu güne kadar herhangi bir sorun yaşasam benim yardımıma ilk koşan insan hep Yasin olmuştu. Sanki ikinci bir Esra gibiydi benim için.

Hafifçe gülümseyerek

" Aslında haklısın . O kim ki ben onu takacağım. Hem ben gayet dakik bir insanım. Ta ki o adamla çarpışıncaya kadar. " Bu son dediğimi dişlerimi sıkarak söylemiştim. Gülüşüm de bir anda solmuştu. Yasin bunu fark edince kaşlarını çatarak

" Hangi adam? " Diye sorunca , içimin yarısını Hanife ablaya döksem de diğer yarısı hala içimde dert olmuştu. Bunu da Yasin'e anlatmaya karar verip tüm vücudumu Yasin'den tarafa döndürerek başımdan geçen her şeyi, o geceyi de dahil her şeyi Yasin'e anlatmaya başladım.

Biz bunları konuşurken ben üç tane çay, Yasin de bir tane kahve bir tane de soda içmişti.

Her şeyi anlattıktan sonra derin bir oh çektim.

" İşte böyle oldu . Hayır benim anlamadığım adamla her yerde karşılaşıyoruz. Bir aynı mahallede karşılaşmadığımız kaldı. "

Yasin şişenin dibinde kalan son yudumunu da içerek şişeyi masaya koydu.

" Yani Eslem ne diyeceğimi inan bilmiyorum. Benim de buna benzer bir şey başımdan geçmişti. Ama bu kadar karşılaşmamıştık. Daha doğrusu ben ayarlıyordum karşılaşmaları. " Diyerek çapkın bir şekilde yan bir gülüş attı.

" Ben ne diyorum sen ne diyorsun. Ben sana başıma gelenlerden bahsediyorum . Sen bana çapkınlıklarından bahsediyorsun. " Diyerek yalandan bir sinirle Yasin'e söylendim.

" Neyse neyse moralin yerine gelsin diye dedim ben . Hem bana bir baksana benden çapkın olur mu ? Allah aşkına. Ben gayette namuslu , işinde gücünde bir insanım." Diyerek başını Küçük Emrah gibi eğdi. Ben de gözlerimi açıp

" Hiç öyle olur musun? Sen gayet yüzde yüz imanlı, işinde gücünde bir insansın. Benim kusuruma bakma sen. " Diyerek güldüm.

" Ufak at da civcivler yesin Yasin." Dediğimde ikimiz de beraber gülmeye başladık.

" Bakıyorum da keyifler yerinde arkadaşlar. "

Arkamızdan gelen tok bir erkek sesiyle ikimiz de aynı anda kafamızı çevirerek sesin geldiği yere doğru bakmaya başladık. Ben arkamda gördüğüm kişiyle oturduğum yerden hızlıca kalkarak sandalyenin önüne geçtim. Adama çaktırmadan, hafifçe gülümseyerek Yasinin kolunu iki kez dürttüm. Sadece Yasin'in duyacağı şekilde " Yasin kovulmak istemiyorsan kalk. Sana bahsettiğim yeni yönetici de o adam da bu." Dediğimde o da benim gibi oturduğu yerden kalkarak benim yanımda durmaya başladı.

Adam durduğu yerden bize sinirle bakarak tok sesiyle konuşmaya başladı.

" Arkadaşlar bu şirkete, böyle kafetarya köşelerinde gülüşüp eğlenmeye mi yoksa staj yapmaya mı geldiniz? " Dediğinde daha çok Yasin'den tarafa bakıyordu. Bana neredeyse hiç bakmıyordu. Yasin'den önce ortaya atlayarak ben konuşmaya başladım.

" Haklısınız efendim. Bizim hatamız. Saate bakmayı unuttuk. Bir daha olmaz. "

Adam bir anlığına bana doğru baktığında gözlerindeki sinir yerini farklı bir duyguya bırakmıştı. Bu bir anda olmuştu . Ben bile buna çok şaşırmıştım. Sonra tekrar Yasin'e bakıp sert sesiyle

" Umarım." diyerek tekrar bana baktı. İşaret parmağıyla beni göstererek

" Siz, Eslem Hanım. Beş dakika içinde odamda olun. " dedi. Ben mi? Neden beni çağırıyordu ki? Bütün bu soruları içime gömerek sadece "Hemen efendim . " demekle kalmıştım. Adam bunu söyledikten sonra Yasin'e kısa bir bakış atıp arkasını dönüp gitti .

Yasin kalbini tutarak derin bir soluk verdi. Bana dönerek

" O neydi öyle? Yemin ederim elim ayağım birbirine dolandı. Dilim yok oldu dilim. " Diyerek ağzını gösterdi.

" Yasin, bu adam hiç hayra alamet değil. Bu adam hepimize kök söktürecek . Belli oldu . Barış Bey'den daha beter olmaz umarım."

Yasin bu son dediğimle yüzünü buruşturarak bana doğru baktı .

" Başımda bir tane Barış var zaten. İkinci bir tanesini ne bünyem ne de mentalim kaldırmaz. "

Saatime baktıktan sonra masanın üzerindeki telefonumu alıp Yasin'in omzunu

" Şans dile bana. Ben geç kalmadan gideyim. Bekletmeyeyim adamı. " diyerek sıktım. O da benim omzumu dostça sıkarak sol elini vurmam için yumruk yaparak bana uzattı.

" Bütün dualarım seninle. Yapabilirsin. "

" Yapabilirim. " Diyerek yumruk yaptığı eline yumruğumu tokuşturdum. Yumruk yaptığım elimi havaya kaldırarak önüme dönüp hızlı adımlarla asansörün bulunduğu yere gittim.

Asansör gelince içine binerek on ikinci kata bastım. Odası büyük ihtimalle on ikinci katta olmalıydı. Çünkü o katta çarpışmıştık. Ve ben yanından ayrılırken koridorun sonuna doğru yürümeye başlamıştı. Bütün bu ipuçlarının sonunda tek bir sonuca varıyordum . Odası kesinlikle on ikinci kattaydı.

Ben bütün bunları düşünürken asansör on ikinci kata gelmişti bile. Asansör açıldıktan sonra içinden çıkarak çıkarak hızlı adımlarla koridorun sonuna doğru yürümeye başladım. Doğru tahmin etmiştim. Odası şu anda bulunduğum kapının arkasındaydı. Kapının yanında yazan isim tabelasındaki ismi okuyunca bütün düşünceleri geride bırakarak kapıyı çaldım. İçeriden gelen tok bir girin sesiyle boğazımı temizleyerek kapıyı açtım. Çok heyecanlanmıştım. Her ne kadar onunla önceden konuşmuş olsam da şimdi bir yönetici olduğunun bilincinde olarak onunla konuşacak olmak beni ister istemez heyecanlandırıyordu. İçimden derin bir nefes alarak içeriye girdim.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 23.08.2025 22:43 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...