
" Kızım hazırlandın mı? Kattın mı her şeyini? "
Annemin aşağı kattan gelen sesiyle bavulumun fermuarını kapatarak yatağın üzerinden yere indirdim.
Bavulun sapını açarak gardırobumun önüne koydum. Pasaportumu ve birkaç şeyimi kattığım küçük çantamıda bavulumun üstüne koyarak odaya baştan sona göz gezdirdim. Unuttuğum bir şeyin olmadığına kanaat getirdikten sonra bavulumu alarak odamdan çıktım.
Merdivenin başına geldiğimde bavulu hafif yukarıya doğru kaldırarak merdivenlerden yavaş yavaş indim. Bavulu dış kapının önüne koyarak mutfakta bir şeyler hazırlamaya çalışan annemin yanına gittim.
Annemin arkasından sarılarak yanağına kocaman bir öpücük bıraktım.
" Ne gerek vardı annem. Yoruyorsun kendini. Ben alırdım bir şeyler yoldan. " dememle arkasını dönmeyip plastik kapların kapağını kapattı.
" Olur mu öyle şey? Hem sen oralarda ne yiyip ne içeceksin? Gavur memleketi. Kim bilir yemeklere ne katıyorlar. Anne yemeğim iyidir iyi. " diyerek kapağını kapattığı plastik kapları çantanın içine koyup çantanın ağzını kapattı.
Annemin sabah sardığı sarmalardan bir tane alıp yerken bir yandan da konuşmaya çalışıyordum.
" Anne gavur memleketi de gavur memleketi yani. " diyerek göz kırptığımda
" Deli kız seni. Hiç değişmeyeceksin değil mi? " diyip hafifçe güldü.
Kaşlarımı hayır anlamında yukarıya doğru kaldırdım. Ocakta duran sarma tenceresinden bir tane daha sarma kattığım anda kapının zili çalmaya başladı.
" Baban gelmiştir. Bakıverir misin kızım? "
Ağzıma kattığım sarmayı çiğneyerek kafamı olumlu anlamda aşağı yukarı sallayıp kapıya doğru gitmek için mutfaktan çıktım.
Ağzımdaki lokmayı yutmadan kapıyı açtım. Kapıda telefonla konuşan babamı görmemle içimden derin bir oh çektim. Her ne kadar gelenin babam olduğunu bilsem de karşımda tekrardan bir Çınar Karayel vakası yaşamadığım için sessizce şükrettim. Babam telefonuyla konuştuğu esnada alnımdan öpüp hafifçe gülümseyerek içeriye geçti. Babam içeriye geçtikten sonra ben de arkasından kapıyı kapatarak arkasından yürümeye başladım. Babam telefonda konuşmayı hararetlendirip salondaki balkona çıkınca ne olduğunu sormak için mutfağa, annemin yanına hızlı adımlarla gittim.
Mutfaktaki işlerle uğraşan annemin yanına geldiğimde masadaki sandalyelerden bir tanesini çekip oturdum.
" Anne, babamın konuştuğu kişi kim? Neden bu kadar hararetli konuşuyor? Yoksa iş ile alakalı benim bilmediğim bir şey mi var? " diyerek sorularımı tek nefeste, arka arkasına sordum. Annem elindeki bezin suyunu lavobanın içine sıkarak tezgaha koydu. Elini havluya kurulayarak karşımda duran sandalyeyi de o çekip oturdu.
" Sorma kızım. Bizim çay tarlasına domuzlar talan etmiş. Bu sene hasılat da iyi olmayınca baban biraz ona sinirli. Hulusi ağabeyin de bu aralar işini doğru dürüst yapmıyor. Daha doğrusu yapmak istemiyor. Baban da sırf tanıdığın oğlu diye işten de çıkaramıyor. Onunla konuşuyordur. "
" Anne tanıdığın oğlu mu olur? İşini doğru dürüst yapmıyorsa ya da yapmak istemiyorsa işten çıkarın gitsin. Sizi zora sokup işi zarara uğratıyorsa kalmasının bir anlamı yok anne. Sanki bu işten daha uygun bir iş bulabilecek. " diyerek çıkıştım.
Annem elini kuruladığı havluyu masanın üzerine koyup derin bir iç çekerek başını ovaladı.
" Bilmiyorum kızım. Bilmiyorum. Çocuk başından beridir işi savsaklıyor zaten. Biz de bu durumun farkındayız. Ama tanıdığın oğludur belki akıllanır dedik ama akıllanacağı yerde daha da bozdu kendini. Baban uygun bir dille anlatır. Sen kafanı yorma bu işlere. Sen onu bunu boşver de uçağın ne zamandı senin? Taksiyle mi gideceksin yoksa Çınar oğlum mu alacak seni? " diyip yandan yandan sırıtıp göz kırpınca anneme gözlerimi kısarak baktım. Her bir kelimenin üzerine tek tek basarak
" Taksiyle gideceğim anne. Ve uçağım da 22.00'da " dedim. Annem bunu dememle kısaca kıkırdadı. Yerimden yavaşça kalkarak anneme doğru, avına yaklaşan bir aslan edasıyla yaklaşıp annemin bel boşluğunu gıdıklamaya başladım. Annemin gülmesiyle ben de gülmeye başladım.
" Dur deli kız. Dur. " diyerek beni durdurmaya çalışsa da ben gıdıklamaya devam ettim.
Annemle karşılıklı güldüğümüz esnada kapı zilinin çalmasıyla annemi gıdıklamayı bıraktım. Gülmeyle karışık
" Ben bakarım anne. " diyerek mutfaktan çıktım.
Dış kapıyı açarak karşımda duran ve hayatımda hiç görmediğim , takım elbiseli, iri yarı adama şaşkın gözlerle bakmaya başladım.
" Birine mi bakmıştınız? " diye sormamla adam ceketinin düğmesini ilikleyerek dışarıya doğru kolunu kaldırdı.
" Beni Çınar Bey gönderdi. Siz Eslem Özüpek olmalısınız. Sizi alıp havaalanına götürmemi söyledi. Ben sizi almaya geldim Eslem Hanım. " dedi.
"Doğrudur. Ben Eslem Özüpek'im. Ama benim bundan haberim yok. Yani Çınar Bey bana böyle bir şeyden bahsetmedi. " diyerek itiraz ettim.
" Orasını ben bilemem Eslem Hanım. Benim görevim sizi evden alıp sağ salim havaalanına ulaştırmak. Hazırsanız vakit kaybetmeden çıkalım Eslem Hanım. "
" Kim gelmiş kızım? " diyerek arkadan gelen annemin sesiyle arkama doğru kafamı çevirmemle annemle burun buruna gelmemiz bir oldu.
" Anne yüreğime mi indireceksin? İnsana böyle yaklaşılır mı? " diyerek elimi kalbimin üzerine koydum. Ondan sonra baş parmağımı damağıma bastırarak elimin tersiyle kapı pervazına üç defa vurdum.
" Çınar Bey göndermiş anne. Beni alıp havaalanına götürmesi için." dememle adam elini uzatarak
" Merhaba efendim. Beni Çınar Bey gönderdi. Eslem Hanım'ı alıp sağ salim havaalanına götürmek için. Eğer hazırsanız gidelim. " dedi. Annem ilkin adamın elini sıkıp
" Ben de Eslem'in annesi Piraye. Memnun oldum oğlum. "
dedikten sonra kapı kenarında duran bavulumu kapının önüne sürükledi.
" Hazır hazır oğlum. " diyip paltomu da elime hızlıca verdikten sonra
" Dur kızım ben yemek kutusunu da getireyim. İşte o zaman tamamen hazır olacak. Siz bekleyin ben bir koşu alıp geleyim. " diyip hızlı adımlarla mutfağa doğru gitti.
Çok vakit geçmeden elindeki yemek kutusunu sallayıp " Geldim geldim. " diyerek yemek kutusunu elime tutuşturdu.
" Haydi selametle kızım. " diyerek bana kocaman sarıldı. Sarılırken kulağıma " Hadi yine iyisin kızım. Evden alıp eve koyuyor. Sevdim ben bu çocuğu. " diyerek ayrıldı benden.
Sadece annemin duyabileceği şekilde " Anne. Ne sevmesi. Ne alıp koyması. Patronum benim o patronum. " fısıldayarak konuştum.
Annem tamam tamam inandım der gibi eliyle geçiştirerek kapıda duran adama döndü.
" Kızım önce Allah'a sonra sana sonra da Çınar'a emanet oğlum. Ona göre . " diyerek işaret parmağını adama doğrulttu. Bu son dediği şeyi sırf ben duyayım diye yüksek sesle söylemişti.
" Merak etmeyin efendim. O zaman ben şu bavulları alayım. İzninizle. " diyerek önümde duran bavulu aldı.
Adam bavulu almasıyla merdivenlerde inmesi bir olmuştu. Adamın arkasından ağzım açık bir şekilde bir süre baktıktan sonra anneme döndüm.
" Anne adamın yanında öyle şeyler denir mi? Bavulu verip hazır hazır deyip önce Allah'a sonra sana sonra da Çınar'a emanet demek ne demek anne? " dedim.
" Kızım bak şuraya yazıyorum. Bu çocuk benim damadım olacak. İçime doğuyor. Tütütü maşallah çok da yakışıyorsunuz birbirinize. " diyerek kulak memesini çekip kapının pervazına elinin tersiyle vurdu.
" Anne! " diyerek tam bir şey söyleyecektim ki adam yanımıza bir anda gelince susmak zorunda kaldım.
" Eslem Hanım hazırsanız artık çıkalım mı? Geç kalacağız yoksa. "
" Çıkalım. Siz arabada bekler misiniz? " diyerek rica ettiğimde adam sadece kafasını aşağıya doğru eğeyerek kaldırdı.
" Tamam Eslem Hanım. Ben arabadayım o zaman. " deyip merdivenlerden aşağıya indi.
Babam içeriden
" Gidiyor musun kızım? " diyerek bir anda kapıda belirince hafifçe gülümsedim.
" Evet baba gidiyorum. " diyerek babama sarıldım.
" Selametle kızım. Oraya gidince, uçağa binince, inince bizi muhakkak ara. Olur mu güzel kızım? " diyip o da bana sarıldı.
Kafamı aşağı yukarı olumlu anlamda sallayıp annemle de sarıldım.
" Siz hiç merak etmeyin.Ben her gittiğim yerden sizi de haberdar ederim. Gözünüz arkada kalmasın. "
Annem
" Zaten gözümüz arkada değil kızım. İçimiz rahat Allah'a şükür. " diyerek imalı bir şekilde konuşunca gözlerimi açarak anneme baktım.
Babam kaşlarını çatarak anneme doğru bakınca annem:
" Ben sana sonra anlatırım Yaman." diyerek babamın koluna girdi.
" Ha bu arada baba o tarla işini de kafana takma vardır her şerde bir hayır. Ama sizi çok zarara uğratıyorsa o şerride başınızdan kovun baba. Neyse ben artık gideyim. Adam da aşağıda fazla bekletmeyeyim." dedim.
" Anladım kızım.Bir dakika sen ne dedin kızım? Ne adamı? Hangi adam? " diye babam şaşkınlıkla sordu.
Paltomu giyerek babama döndüm
" Onu da annem sana anlatır babam. Hadi iyi akşamlar size. " diyip hızlıca el sallayarak merdivenlerden inmeye başladım.
Dış kapıyı açarak hızlı adımlarla beni bekleyen arabaya doğru yürüdüm. Kapımı açarak binmemi bekleyen adama çekingen bir şekilde teşekkür ederek koltuğa oturdum. Kapımı kapatarak o da şöför koltuğuna oturdu. Emniyet kemerini takıp benden tarafa döndü.
" Hazır mısınız Eslem Hanım? " diye sorunca emniyet kemerimi takarak adama doğru dönüp başımı olumlu anlamdan aşağı yukarı salladım. Adam bu hareketimle motoru çalıştırıp arabayı sürmeye başladı.
~Çınar Karayel~
" Evet baba. Aynen dediğim gibi her şey. Artık buradan sonrası sana kalmış. Ben yapmam gerekeni yaptım. Şimdi benim kapatmam lazım. Havaalanına yetişmem gerekiyor. Tamamdır. Haber bekliyorum o zaman. Tamam baba hadi selametle. Hayırlı akşamlar." deyip telefonu kapattım.
Sandalyeye astığım ceketimi ve masamın üzerindeki telefonumu alıp cebime kattıktan sonra odamdan çıktım.
Koskoca şirkette sadece ben ve birkaç kişi kalmıştı. Asansöre doğru hızlı adımlarla yürüdüm. Asansörün düğmesine bastıktan sonra kapının kapanmasıyla telefonumu cebimden çıkararak en güvendiğim adamlardan olan Mert'i aradım. Asansörün açılmasıyla eş değer bir şekilde Mert de telefonu açınca telefonu kulağıma koyarak bir yandan yürüyüp bir yandan da Mert ile konuşmaya başladım.
" Buyrun Çınar Bey. "
" Mert senden bir şey isteyeceğim kardeşim. "
" Buyrun Çınar Bey dinliyorum. "
" Şimdi Mert sana bir konum göndereceğim. O konumda yaşayan Eslem Özüpek adındaki kızı alıp havaalanına sağ salim ulaşmasını sağlayacaksın. Kim gönderdi derse de adımı söylersin. Tamam mı kardeşim? Anladın mı? "
" Anladım Çınar Bey. Konumunuzu bekliyorum. Hayırlı akşamlar. "
" Hayırlı akşamlar kardeşim sağolasın. "
" Ne demek Çınar Bey görevim. "
dedikten sonra telefonu kapattım. Telefonla konuşurken şirketin dışına çıkıp şirketin önündeki merdivenlere gelmiştim.
Biraz bekledikten sonra arabamın gelmesiyle valeden anahtarımı alarak hızlı adımlarla şöför tarafına gelip valenin açtığı kapıdan girdim. Şöför koltuğuna oturduktan sonra valeden tarafa kafamı çevirip elimi cebime attım. Cebimden çıkardığım parayı valenin cebine sıkıştırıp
" Sağolasın kardeşim " dedikten sonra kapıyı kapattım. Motoru çalıştırıp son gaz şirketten çıktım. Şirket yolundan havaalanı yoluna doğru girdikten sonra saatime baktım. Saat 19.00'a geliyordu. Büyük ihtimalle Mert bu saate kadar havaalanı yolunu yarılamıştı. Yolumun uzunluğunu hesaba katarak hızımı biraz daha arttırdım. Eslem'i havaalanı köşelerinde bekletmek istemiyordum. Onun yerine ben beklerdim ama yine de onu bekletmezdim.
Hızımı biraz daha arttırıp önümdeki arabayı solladım. İlk sağdan dönerek havaalanı yoluna kestirmeden gitmeye karar verdim.
Eslem şu anda gerçeği bilmiyordu. İtalya'ya sadece iş yemeğine gideceğiz sanıyordu. Ama hiçbir şey onun hayal ettiği gibi olmayacaktı. Onu İtalya'ya dört gün önceden götürüyordum. Sırf onu bu sıkıcı hayattan dört gün uzak tutup eski günlerdeki gibi onu eğlendirmek, güldürmek, konuşmak için bu dört günü çok güzel planlarla ayarlamıştım. Ona bunu İtalya'ya gittiğimizde söyleyecektim.
Ona iş yemeğinin dört gün sonraya alındığını ve bu yüzden de dört gün için Türkiye'ye dönmek yerine İtalya'nın o tarihi, turistik ve baş döndürücü şehirlerini gezdirmek için küçük, pembe bir yalan söyleyecektim. Ama bu yalanım bile onu mutlu etmek içindi. Aslında yaptığım her şey onun mutluluğu içindi. Ve her daim öyle olacaktı.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 1.57k Okunma |
642 Oy |
0 Takip |
21 Bölümlü Kitap |