
Meriç, her zaman olduğu gibi yine tam sabah saat 6’da çalan alarmın tiz sesiyle uyandı.Kendini dinlenmiş ama heyecanlı hissediyordu.Çabucak önce banyoya, oradan da mutfağa geçerek hazırlıklarını tamamladı.Kahve hazır olana kadar biraz daha kum torbasıyla vakit geçirse, hiç fena olmayacaktı.
Bodruma indi, eldivenlerini takıp 15 dakika kadar kum torbasını yumrukladı. Buna rağmen heyecanını azaltma konusunda pek başarılı olduğu söylenemezdi. Akından
‘ Ne oluyor oğlum sana? Akşam alt tarafı Müge’nin ailesiyle bir yemek yiyeceksin.Bu kadar heyecan nedir? Çocuk değilsin ki sen!”
diye geçirerek gülümsedi. Aşk, bazen ne kadar da zor oluyordu? Ama zihnine Müge’nin neşeyle parıldayan gece gözleri, mükemmel gamzeleri dolduğu anda fikri hızla değişti.Günışığı gibi harika bir kız için, her şeye değerdi. Kum torbasıyla işini bitirip tekrar mutfağa döndü. Kahvesi hazırdı.Kupasını kahveyle doldurdu, yanına sade bir kruvasan alarak kahvaltı etmeye başladı. Sonra da telefonunda mesajlara girip Günışığı’na bir mesaj yazarak gönderdi.
“ Günaydın Meleğim! Tatil nasıl geçiyor? Akşam görüşürüz, öpüyorum!”
Sırada, büyükannesini aramak ve yarın akşamki yemek programından bahsetmek vardı. Hemen arama geçmişinden Semiha Hanım’ın numarasını bulup dokundu. 1-2 çalış sonrası büyükannesinin neşeli sesi duyulmuştu.
” Günaydın oğlum! İyi misin?”
“Günaydın Büyükanne! Ben iyiyim, sen nasılsın?”
” İyiyim oğlum, ne olsun işte? Kahvaltı ediyordum. Sesin heyecanlı geliyor, bir şey mi vardı?”
Büyükannesi, son kurduğu cümleyle yine onun heyecanını fark ettiğini belli etmişti. Fakat bunda şaşılacak bir şey yoktu. Semiha Hanım, hep böyle Meriç’i anlardı.
” Bunu her seferinde nasıl başarıyorsun bilmiyorum Büyükanne! Ama doğru tahmin ettin, heyecanlıyım.”
Onu duyan kadın kıkırdayıp sordu.
” Yoksa bugün Müge’nin ailesiyle tanışacağın için mi, bu heyecan?”
” Öyle Büyükanne! Peki, sence bu gece ne yapmalıyım?”
” Kendin gibi ol, yeter canım. Bu kıza çok değer verdiğin her halinden belli oluyor zaten. Ailesi de anlayacaktır. Sıkma kendini olur mu?”
Bu sözler sonrasında genç adam az da olsa rahatlamıştı.
” Teşekkür ederim Büyükanne! Seninle konuşmak bana yine çok iyi geldi. Bu arada yarın akşam Müge’yi, akşam yemeği için size getirmek istiyorum.Uygun olursun, değil mi?”
Ses tonundan torununun gülümsediğini anlayan Semiha Hanım rahat bir nefes aldı.
” Tabii oğlum, çok sevinirim. Ayrıca babanı da hiç merak etme. Ben konuşurum onunla. Sen sadece güzel kızım hangi yemekleri sever, onu söyle ki yarın akşama onları hazırlatayım.”
Meriç o an içinden
“ Ah! Ben daha Meleğim hangi yemekleri sever, onu bile bilmiyorum ki?”
diye geçiriyordu.Ancak kısa sürede toparlandı.
” Peki Büyükanne! Ben onu şimdi arayıp öğrenir, sana dönerim.”
” Tamam oğlum, ben aramanı bekliyorum. Görüşürüz sonra. Öpüyorum!”
derken Semiha Hanım’ın güldüğü anlaşılıyordu.
” Görüşürüz Büyükanne, ben de seni öpüyorum!”
deyip telefonu kapattı. Ardından masayı toparlayarak bulaşıkları makineye yerleştirdi. Az sonra odasına çıkmış, kısa bir duş almış ve klasik takımlarından birini giyip arabasıyla şirkete doğru yol almaya başlamıştı.
Müge uyandığında, saat sabah 10’u geçiyordu. Kendi kendine mırıldandı.
” Ne de olsa tatildeyim. Hem bu gece için dinlenmiş olmam gerekiyor.”
Sonra da banyoda kısa bir duş aldı, üzerine bir tişörtle eşofman giyerek saçlarını tek örgü yaptı. Artık telefonuyla biraz oyalanabilirdi.Telefonu eline alır almaz genç adamın günaydın mesajını görünce gülümsedi. Ardından
“ Çok iyi geçiyor Gökyüzü’m! Sana da günaydın! Şimdi kahvaltıya ineceğim. Öpüyorum, akşam görüşürüzzzz!”
yazıp gönderdi. Salona indiğinde anne- babası tahmin ettiği gibi çıkmışlardı. Kahvaltı masasında her zamanki yerine oturduktan birkaç dakika sonra Reyhan Hanım
“ Günaydın güzelim!”
diyerek salona girdi ve her zamanki klasik kahvaltısıyla birlikte kahvesini masaya bıraktı.
” Sana da günaydın Reyhan Abla’cım!”
deyip atıştırmaya başlar başlamaz Reyhan Hanım’ın yüzündeki gülümseme büyümüştü.
” Teşekkür ederim canım. Akşam sanırım çok önemli bir misafirimiz var. Ama korkma, her şey çok güzel olacak. Bir de patlıcan kebabını da sakın merak etme, olur mu?”
Onu duyan genç kız kıkırdadı.
” Ondan hiç şüphem yok zaten Reyhan Abla’cım! Sen her yemeği çok güzel yapıyorsun çünkü. Ve umarım dediğin gibi her şey yolunda gider.”
Reyhan Hanım
“ Gidecek güzelim. Çünkü sen, çok iyi, yüreği çok temiz bir kızsın.”
demiş ve mutfağa dönmek üzere salondan çıkmıştı. Salonda yalnız kaldığında kahvaltısına devam etti Müge. Bir yandan da düşünüyordu.
“ Elif hâlâ uyanmadı herhalde. Yoksa dayanamaz, arardı çoktan.”
Aynı anlarda çoktan işe gelip masasının başına geçen Meriç, internetten akşam için çiçek siparişi vermekle meşguldü.Dünden beri şirket Müge’nin kim olduğuyla ilgili dedikodularla çalkalanıyordu.Bu nedenle çiçek konusunu Feyza yerine kendisi halletmek istemişti. Müge’nin annesi için bir buket lilyum, genç kız için de bir buket inci çiçeği siparişi verdi. Zira yine internette yaptığı araştırmaya göre Müge, inci çiçeği demekti.
İşini bitirir bitirmez telefonundan Müge’ye kısa bir mesaj gönderdi.
“ Hangi yemekleri seversin Meleğim?”
Sonra da ceketini alarak randevusuna gitmek üzere şirketten çıkıp arabasına bindi.
Müge, kahvaltısı bittiğinde Elif’i aramış, eve çağırmıştı.Yoksa bütün gün akşamı düşünür, içi içini yerdi. Şimdi de elinde kitap, salonda oturmuş Elif’i bekliyordu. Neyse ki 15-20 dakika içinde kapı çaldı, sonra genç kız salondan içeri girdi.
” Merhaba güzelim! Nasılsın?”
” Hoşgeldin canım! İyiyim ama akşam için çok da heyecanlıyım bir yandan.”
demiş, ardından sıkıca sarılmıştı can dostuna Müge. Elif
“ Her şey güzel olacak canım. Konuştuk bunu zaten. Sen olumsuz düşünme yeter.”
dedi ve biraz daha ona sarılmaya devam ettikten sonra koltuklardan birinde yerini aldı. Aradan 1-2 dakika geçtiğinde, Reyhan Hanım kahvelerini masaya bırakmış, böylece 2 genç kız arasında saatler sürecek keyifli bir sohbet başlamıştı.
Meriç, hukuk bürosundan içeri girdiği sırada onu karşılayan Mete Bey’in sekreteri oldu.
” Günaydın Meriç Bey! Mete Bey bugün yoğun olacağı için, sizi Fatih Bey’e yönlendirmemi istedi. Kendisi bizim büronun bilgisayar gibi teknik konularla ilgilenen elemanıdır.”
Daha sonra birlikte Fatih Bey’in odasına doğru ilerlediler. Kapıyı hafifçe vurarak içeri girdiklerinde karşılarında hemen hemen Meriç’le aynı yaşlarda, ne kadar zeki olduğu bakışlarından belli genç bir adam duruyordu. Yüzünde hafif bir tebessümle
“ Buyurun Meriç Bey, hoşgeldiniz! Siz bir an önce programı nasıl kullacağımızı bana gösterirseniz, çok memnun olacağım.”
diyerek karşıladı Meriç’i. Genç adam
“ Tabi Fatih Bey, hoşbuldum!
demiş ve programın yazılı olduğu CD’yi Fatih Bey’e uzatmıştı.Birkaç dakika sonra 2 genç adam program hakkında koyu bir sohbete daldılar.
Elif, eve gitmek üzere Müge’yle vedalaşırken, saat akşam 6’ya geliyordu. Bu süre içerisinde 2 genç kız çok keyifli vakit geçirmiş, Elif, şakacı tavırlarıyla Müge’ye çok iyi gelmişti. Yalnız kaldığında tekrar telefonunu eline aldı, Meriç’in mesajını görünce de hemen yazdı genç kız. Yüzünde mutlu bir gülümseme vardı.
“ Kusura bakma Gökyüzü’m! Elif bizdeydi de mesajını geç gördüm.Ben yemek ayıran biri değilim ama yaprak sarmayla patatesli gül böreğine bayılırım!”
Şimdi sıra akşam için hazırlanmaya gelmişti. Odasına çıkarak kısa bir duş aldı, dişlerini fırçaladı ve saçlarını Meriç’in en sevdiği şekilde serbest bırakıp, yalnızca yanlardan birer tutam alarak küçük kelebek tokasıyla ortada tutturdu. Ardından dolabının karşısına geçti, siyah-beyaz puantiyeli, kısa kollu V yaka pamuklu elbisesini ve siyah babet ayakkabılarını çıkarıp giyindi. Çiçek kokulu, hafif parfümünü sıktığında, hazırdı.
” Lütfen bu gece, çok ama çok güzel geçsin!”
diye mırıldanarak, salona indi. Solonda Reyhan Hanım yemek masasının son düzenlemelerini yapıyordu. Koltuklardan birine oturup konuştu.
” Çok teşekkür ederim Reyhan Abla’cım! Her şey harika görünüyor, ellerine sağlık!”
Az sonra anne-babası bir ağızdan
“ Selam Müge’cim!”
diyerek salondan içeri girmişlerdi. Müge ikisine de sarılıp öptü.
” Hoşgeldiniz canlarım!”
Suna Hanım’la Mete Bey akşam için hazırlanmak üzere odalarına çıktıklarında, akşam yemeğine fazla vakit kalmamıştı.
Meriç şirkete döndüğünde saat epey geçti.Dolayısıyla eve giderek üzerini değiştirmesi için zaman yoktu. Ama neyse ki, sabah giydiği takım elbise böyle bir yemek için uygundu.Sipariş ettiği buketleri masada görünce eline aldı, şirketten çıkıp Müge’nin attığı konuma doğru arabasıyla yola koyuldu. Genç kızın evine ulaşması akşam trafiğinde yaklaşık 45 dakika sürmüştü.Arabayı uygun bir yere park ederek eve doğru yürüdü.
Az sonra kapıyı çalmıştı. Kapı 1-2 saniyede açıldı, Müge onu
“ Hoşgeldin Gökyüzü’m! Harika görünüyorsun.”
diyerek içeri davet etti.Sonra da yanağına minik bir öpücük kondurdu. Genç adam hemen inci çiçeği buketini ona uzatmıştı.
” Senin kadar olamaz tabii ama yine de teşekkür ederim Meleğim! Bunlar senin için.”
Müge, yüzünde kocaman, mutlu bir gülümseme eşliğinde buketi eline alır almaz, ikili yan yana salona doğru ilerlediler.
Suna Hanım ve Mete Bey, yemek masasında onların gelmesini bekliyorlardı. Meriç, elinde Suna Hanım için getirdiği lilyum buketiyle salondan içeri adım atarken, etrafına şöyle bir baktı. Kendisini bekleyenlerden birinin kim olduğunu anlayınca da şaşkınlıkla tek bir sözcük döküldü dilinden.
” Mete Beyyyy!”
Güneşli bir günden Meriç ve Müge’yle herkese merhaba 😊😊😊Umarım bölümden keyif almışsınızdır 🙏🙏🙏Bol bol yorum yapmayı ve yıldıza tıklamayı da unutmayın olur mu🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 5.87k Okunma |
1.94k Oy |
0 Takip |
53 Bölümlü Kitap |