28. Bölüm

26.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Signoria Meydanı’nda 5-10 dakika kadar yürüdüklerinde, Pitti Saray’ına ulaşmışlardı. Müge hemen rehberi açarak sesli okudu.

 

 

” Bu saray 1457 yılında Pitti Ailesi için inşa edilmeye başlanmış, ancak daha sonra Medici Ailesi’ne satılmış.”

 

 

” Neden böyle bir şey olmuş canım? Ayrıca tasarlayan kim?”

 

 

” Çünkü Luca Pitti Saray’ın inşası devam ederken finansal sorunlarla karşılaşmış ve yapıyı bitiremeden ölmüş.Tasarlayana gelirsek, Brunelleschi. Onun öğrencisi Luca Fancelli’de mimarlığını üstlenmiş Gökyüzü’m.”

 

 

” Üzücü bir durum. Neyse, hadi gel içeri girip bilet alalım da, bir an önce dolaşalım.”

 

 

diyerek genç kızı içeri doğru yürütürken, Meriç’in yüzünde hafif bir tebessüm vardı.Kapıdan içeri girer girmez ilk iş, bilet gişesinden 2 kombine bilet aldılar, sonra da genç adam neşeyle sordu.

 

 

” Nereden başlamak istersin güzelim?”

 

 

Cevap hiç bekletmeden gelmişti.

 

 

” Rehberde ilk katta Palatine Galerisi olduğu yazıyor. Oradan başlayalım mı?”

 

 

Böylece Meriç,

 

 

”Olur tabi canım.”

 

 

deyip, yönünü galerinin bulunduğu tarafa çevirdi. El ele galeriden içeri girdiklerinde Müge yine heyecan ve mutluluktan kendini kaybetmişti. Zira Rafael, Titian ya da Rubens gibi birbirinden ünlü rönesans ressamlarının 16 ya da 17. yy’da yaptıkları birbirinden önemli tablolar karşısındaydı.Genç adam hem tabloları, hem Müge’yi keyifle izlemekten kendini alamadı.

 

 

Aradan 5-10 dakika geçtiğinde, sıra 1 ve 5 numaralı salonları görmeye gelmişti. Genç kız daha ilk salondan içeri girer girmez heyecanla sessizliğini bozdu.

 

 

”Tavan freskleri gerçekten de çok güzel görünmüyorlar mı Meriç?

 

Genç adam

 

 

“Haklısın güzelim. Doğrusu bu kadar etkileyici olacaklarını düşünmemiştim.”

 

 

diye karşılık vermiş, ardından devam etmişti.

 

 

” 5 numaralı salondaki fresklerden sonra Kral Daireleri’ne uğrayıp Susterman’ ın yaptığı Medici Portreleri’ni görsek iyi olur bence.”

 

 

Onu duyan Müge şaşırdı ve o şaşkınlıkla aklından geçeni dile döktü.

 

 

” Bence de çok iyi olur canım ama sen bu portreleri nereden biliyorsun?”

 

 

Meriç, muzip bir tonda

 

 

“ Bir şeyi unutuyorsun canım, senin kadar olmasa da ben de sanata düşkünüm.”

 

 

diyerek gülümseyince de, düşüncelere daldı. Zira genç adamın sanata olan ilgisi neredeyse onunla yarışacak düzeydeydi ve bu, Müge açısından kesinlikle çok büyük bir şanstı. Onu ana döndüren Meriç’in sesi oldu.

 

 

”Nereye daldın yine öyle Cesur Kız?”

 

 

” Sadece seninle böyle sanat hakkında uzun uzun konuşabildiğim için ne kadar mutlu olduğumu düşünüyordum canım.”

 

 

Genç adam gülerek

 

 

“Öyle mi? Seni mutlu etmek ve mutlu görmek de bana çok iyi geliyor Cesur Kız.

 

 

dediğinde, farkında bile olmadan 5 numaralı salonu gezmeyi bitirmiş, hatta Kral dairelerine gelmişlerdi. Her ikisi de Susterman’ın büyük bir başarıyla tuvale aktardığı Medici portreleri karşısında hayranlıklarını gizleyemediler. Kısa bir süre sonra da Modern Sanat Galerisi’ne yöneldiler.

 

 

Burada adı gibi daha çok yeni dönem ressamlarının eserleri sergileniyordu.İtalyan Kraliyet Ailesi’nden kalan tabloları görmek özellikle Müge için farklı bir deneyim olmuştu.

 

 

10-15 dakikada gezilerini tamamlayıp Gümüş Müzesi, yani başka bir deyişle Medici Hazinesi’ne geçtiler. Sergilenen birbirinden değerli taşları gördüğünde Müge heyecanla bağırmadan duramamıştı.

 

 

” Ne büyük bir zenginlik öyle değil mi Meriç? Şu taşlara bak!”

 

 

Tepkisinde haksız da değildi. Genç adam

 

 

“Öyle gerçekten canım.”

 

 

dedi, kısa bir süre sonra da onu Porselen Müzesi’ne doğru yönlendirdi. Genç kız daha içeri girmeden rehberden okumaya başlamıştı.

 

 

”Burası 1973 yılında porselen koleksiyonlarını halka sergilemek üzere açılmış Meriç,”

 

 

” Çünkü, Floransa aynı zamanda Avrupa’nın en önemli porselen fabrikasına ev sahipliği yapıyor, öyle değil mi Cesur Kız?”

 

 

duyduğu soru cümlesiyle, Müge kendini bir anda gülümserken buldu. Ardından şöyle karşılık verdi.

 

 

“Aynen öyle canım.”

 

 

Artık gezecekleri tek bir yer kalmıştı; Saray’ın Meridiano binasında bulunan Kostüm Galerisi.

 

 

Binadan içeri adımlarını attıklarında, bu kez Meriç ‘in sesi duyuldu.

 

 

”Baksana güzelim, zaman içinde hem takılar, hem de giyim anlayışı ne kadar değişmiş.”

 

 

Zira etraf 16. yy’dan başlayıp günümüze kadar uzanan çok farklı kıyafetlerle doluydu. Müge hemen

 

 

“Çok doğru Meriç. Bak şuradakiler de cenaze kıyafetleri olmalı. Bakalım mi?”

 

 

diyerek, genç adamı o tarafa yönlendirdi. Zira her kadın gibi onun da kıyafetlere ayrı bir ilgisi vardı.Üstelik cenaze kıyafetleri diğer kostümlerden çok daha ilginçti.

 

 

Aradan yarım saate yakın bir süre geçip gezilerini tamamladıklarında, Müge geçirdikleri günden çok memnun kalmıştı. Ancak yorgunluktan bitap haldeydi. Meriç, onun ne kadar yorulduğunu fark ederek konuştu.

 

 

”Hadi artık güzelim, saat neredeyse akşam oluyor. İkimiz de çok yorulduk. Otele gitsek ve dinlensek iyi olacak Sonra 8 gibi buluşur, yemeğe çıkarız.”

 

 

Genç kız hemen

 

 

“İyi fikir canım!”

 

 

diyerek onun beline sarılmış, sonra da yanağına bir öpücük kondurmuştu.

 

 

Hiç beklemediği bir anda gelen öpücükle Meriç kendini çok mutlu hissedip gülümsedi. Görünüşe göre Müge çekingenliğini atıyor, ona alışıyordu. Birkaç dakika sonra, güneşin kızıl kahve bir tona bürüdüğü muhteşem binadan ayrıldılar ve sarmaş dolaş bir halde otele doğru yol almaya başladılar …

 

 

 

 

Bir haftalık bir aranın ardından yine sanat ağırlıklı bir bölümle herkese merhaba 😀😀😀Umarım keyife okuduğunuz bir bölüm olmuştur 🙏🙏🙏Bol bol yorum yapıp yıldıza dokunmayı da unutmayın olur mu🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

Bölüm : 20.04.2025 17:39 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...