6. Bölüm

4.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

İtalya'nın kuzeyinde yer alan şaraplarıyla ünlü Toskana bölgesinin başkenti Floransa,nispeten küçük,dolayısıyla hemen hemen her yere yürüyerek ulaşmanın mümkün olduğu bir şehirdi.Ama hem Rönesans'ın beşiği hem de Da Vinci ve Michelangelo'nun doğum yeri olması nedeniyle yıllardır Müge'nin hayallerini süslerdi.

 

 

Her şey,daha ortaokul yıllarında annesi Suna hanımın kitaplığında rastladığı bir kitapla başlamıştı.Kitapta Leonardo Da Vinci ve annesinin hayatları gayet akıcı bir dille ve tüm ayrıntılarıyla anlatılıyordu.Okudukça şehre,rönesans dönemine ilgisi katlanarak arttı ve bir gün oralara gideceğine kendi kendine söz verdi.

 

 

Aradan yıllar geçip liseye başladığında,genç kızın sanata olan düşkünlüğünde bir azalış yoktu.Bu nedenle ilgisini mesleğe dönüştürmek istedi,ailesinin desteğini alınca da üniversite sınavında tüm tercihlerini Sanat Tarihi üzerine yaptı.

 

 

Sonuçlar açıklandığında,…………Üniversite'sinin Sanat Tarihi bölümünü 1.'likle kazanmıştı.Haberi öğrenir öğrenmez Elif'le nasıl sarmaş dolaş olduklarını hatırladı.Yüzüne anında küçük,mutlu bir gülümseme yayılmıştı.

 

 

"Neden gülümsüyorsun?"

 

 

Kulağına dolan sesle düşüncelerinden uzaklaşarak ana döndü.Anılara o kadar dalmıştı ki,yanında birinin olduğunu unutmuştu.Hemen toparlanıp cevap verdi.

 

 

"Hıııı?Birini hatırladım da!

 

 

"Hı mı?Efendime ne oldu Müge hanım?Neyse!Seni gülümsettiğine göre bu kişi senin için önemli biri olmalı."

 

 

"Kusura bakma,dalmışım.Evet,öyledir.Canım o benim.Yıllardır hiç ayrılmadık."

 

 

Nedense duydukları Meriç'i huzursuz etmişti.Hatırladığı her kimse, belli ki kız için önemliydi.

 

 

"Büyük ihtimalle sevgilisidir.Gerçi henüz yaşı çok genç ama çocukluk aşkı da olabilir.Neyse,umarım yanlış düşünüyorumdur."

 

 

diye geçirdi aklından.Sorup öğrenmek istiyordu.Fakat yapamazdı.Zira ergenlik yaşını çoktan geçmişti.O sırada 1296-1436 yılları arasında Santa Reparata Bazilikası yerine inşa edilen ve ilk adı Santa Maria Del Flore olan katedral görüş alanlarına girdi.

 

 

Bina,geç gotik üslubuyla inşa edilmeye başlanmış,fakat renkli mermer cepheleriyle romanesk üslupta devam ettirilmişti.Dışı pembe,beyaz ve yeşil mermer kaplamalarla oldukça etkileyici görünüyordu.Latin haçı şeklindeydi.Haçın kollarının kesiştiği yerde bir kubbe vardı.

 

 

Genç kız derslerde okuduğu binayı canlı olarak karşısında görünce heyecanlandı,ne yaptığının farkında bile olmadan Meriç'in elini tuttu ve onu içeri sürükledi.

 

 

Az sonra 15.yy.da yerleştirilen ve hâlâ çalışan güneş saatiyle saatlerini ayarlamışlardı.Girişten uzaklaşıp Müge'nin rehberliğinde içeriye doğru ilerlemeye devam ettiler.Vassari'nin Kıyamet Günü Freski'nin karşılarına çıkması fazla sürmemişti.Freski boyayan Vassari'nin öğrencilerinden Zucca'riydi.

 

 

Burada işlerini bitirdiklerinde,sıra bodruma inerek eski bazilikanın kalıntılarını,Brunellecchi'nin mezarını görmeye gelmişti.Dikkatle merdivenlerden indiler ve gördükleri karşısında her ikisi de çok etkilendiler.Bodrumdan çıktıklarında sessizliği bozan yine genç kızdı.

 

 

"Şimdi,400'den fazla basamağı tırmanıp Çan Kulesini görmeye ne dersin?"

 

 

Zira kule ana kütleden bağımsız olarak kare şeklinde,gotik tarzda inşa edilmişti.En yüksek noktası 84,7 metre olduğu için şehri buradan panoramik olarak izlemek mümkündü.Ayrıca kulenin süslemeleri oldukça etkileyiciydi.

 

 

Meriç yorgun olsa da bir yerlerde şehrin panoramik olarak en iyi buradan izlenebileceğini okuduğunu hatırlayınce hemen şöyle karşılık vermişti.

 

 

"Tamam.Sen istiyorsan neden olmasın?Hem bugün burayı gezmeyi bitirelim ki,yarın gezimize başka bir yerle devam edelim."

 

 

Birkaç dakika sonra ikili çan kulesine çıkan merdivenleri yan yana tırmanıyordu.Merdivenleri çıkmayı bitirdiklerinde ise ikisi de yorgunluktan bitap haldeydiler.Ancak gördükleri manzara öylesine muhteşemdi ki tüm yorgunluğa değerdi.Duomo Meydanı ve tüm şehir ayaklarının altına serilmişti.Genç kız neşeyle bağırmadan duramadı.

 

 

"Tanrım!Ama bu kesinlikle muhteşem!Nutkum tutuldu.İyi ki gelmişim."

 

 

Meriç'in cevabı gecikmemişti.

 

 

"Ne desen haklısın.Gerçekten muhteşem bir manzara.Ama ben çok yoruldum ve acıktım artık.Hem yanlış hatırlamıyorsam,sen de fazla aç kalamıyor,acıkınca sinirleniyorsun.Bir şeyler yiyelim mi?"

 

 

Duydukları sonrasında şaşırdı genç kız.Laf arasında açlığın kendisine iyi gelmediğinden söz ettiğini hatırlamıyordu.Öyleyse Meriç bunu nasıl anlamıştı?Bir an çok ilginç bir adamla karşı karşıya olduğunu düşündü,ardından konuştu.

 

 

"Olur.Ben de senin gibi yorgun ve açım aslında.Şöyle güzel bir pizza hiç fena olmazdı."

 

 

Bir yandan da aceleyle merdivenlere doğru ilerliyordu.

 

 

Dur!Bu kadar acele etme,düşeceksin şimdi!"

 

 

diyerek Müge'nin elini eline hapsettiğinde kendini huzurlu hissetti genç adam.

 

 

Yaklaşık 10 dakika sonra merdivenleri inmeyi bitirmiş,güzel bir pizza restoranı bulmak üzere meydanda yürüyorlardı.Üstelik artık gerek olmadığı halde hâlâ eleleydiller...

 

 

 

 

2 günlük kısa bir aranın ardından taptaze bir bölümle herkese merhaba 😀😀😀Umarım keyifle okuduğunuz bir bölüm yazabilmişimdir😉😉😉Bol bol yorum yaparak yıldıza tıklar,arkadaşlarınıza kitabımı tavsiye edersiniz de beni çok mutlu edersiniz 🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 05.12.2024 15:14 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...