46. Bölüm

44.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Babasının ağzından öfkeyle dökülen

 

 

OLMAZ! BUNA İZİN VERMİYORUM MERİÇ!”

 

 

cümlesi karşısında şaşkındı genç adam. Çünkü, bir şeyler söylemeden önce en azından onun anlatacaklarını dinleyeceğini düşünmüştü.Oysa Kemal Bey’in tek yaptığı Müge’nin yaşını sormak ve

 

 

“ OLMAZ!”

 

 

diye kestirip atmaktı. Hemen araya girerek peş peşe sorularını sıraladı.

 

 

” Baba, kızı hiç tanımadan neden olmaz diyorsun? Onu henüz görmedin bile. Bu peşin hüküm neden?”

 

 

Bir yandan da yüzüne muzip bir gülümsemenin yayılmasına engel olamamıştı. Zira babasının şu an yaptığı şeyin, Müge’yle ilk tanıştığı gün onun yaptığından hiç farkı yoktu. Meriç de Müge masasına oturup onunla kahvaltı etmek istediğinde, tıpkı babası gibi ona çok sert, çok ön yargılı konuşmuş, genç kızın yerinde cevapları sayesinde hatasını anlamıştı.

 

 

Kemâl Bey, oğlunun sorularıyla başını kaldırdı ve genç adamın yüzüne baktı. Meriç gülümsüyordu. İyice öfkelenerek ciddi bir tonda konuştu.

 

 

” Ben, durumda gülünecek bir şey görmüyorum Meriç. Neden olmaz, söyleyeyim. O kız, senden çok genç. Üstelik de öğrenci. Yani, ne hayatı, ne de aşkı henüz tanımıyor. Eğer böyle bir ilişkiye başlarsan, sonunda çok üzülürsün.”

 

 

Genç adam onu dikkatle dinlemiş, biraz düşünüp şöyle karşılık vermişti.

 

 

” İnan bana baba, Müge çok genç olsa bile, yaşının çok ötesinde olgun biri. Ayrıca çok zeki ve çok temiz kalpli.”

 

 

” Sen bu kızı ne kadar zamandır tanıyorsun da, onun yaşından çok daha olgun, zeki, temiz yürekli biri olduğunu anladın hemen?”

 

 

Kemâl Bey, böyle bir soru sorduğuna göre, cevap yeterli değildi. Aklındakini toparlayıp tekrar söz aldı.

 

 

” Tanışalı yaklaşık 1 ay oluyor baba. Bu 1 ayın ilk 1 haftasında da sürekli beraberdik.Floransa tatilim sırasında kaldığım küçük otelde tanıştık çünkü. Ve ben onunla şehrin önemli yerlerini gezerken fark ettim ki, bu güzel kız, neşeli tavırlarıyla bana çok iyi geliyor. Ayrıca bir çok ortak zevkimiz de var.”

 

 

” Neymiş bakalım o ortak zevkler?”

 

 

” Tarihi yerleri gezmeye bayılıyor, klasik müzik dinlemekten hoşlanıyor ve bol bol kitap okuyor.”

 

 

Meriç’in sözleri, Kemâl Bey’in ilgisini çekmişti. Bu kız eski karısı Yasemin’e, yani Meriç’in annesine ne kadar benziyordu. Elinde olmadan geçmişe dönüp, onunla ilk tanıştığı günü hatırladı. İş yerinde yoğun bir gün geçirmiş, biraz dinlenmek için yakınlardaki parkta yürüyüşe çıkmıştı.

 

 

Aradan 5 ya da en fazla 10 dakika geçtiğinde, dinlenmek isteyerek oturmak için etrafına bakındı. Banklardan hiçbiri boş değildi. Tam geri döneceği sırada banklardan birinde tek başına oturmuş kitap okuyan genç bir kız fark etti. Ardından yanına ilerleyip oturmak için izin istedi. Kız başta çekinmiş, ancak tüm bankların dolu olduğunu fark edince isteksiz de olsa

 

 

“ Peki!”

 

 

demişti.Genç adam bu cevap üzerine koyu kahve uzun saçları ve yine saçlarından bir ton açık kahve gözleriyle çok güzel görünen kızın yanına oturdu. Kısa bir süre sonra birbirlerinin adlarını öğrenmiş, sohbete başlamışlardı. Bu kısa sohbet aslında 10 yıl sürecek büyük bir aşkın başlangıcıydı.

 

 

Haftalarca aynı parkta buluşmaya devam ettiler. Bir süre sonra bu kısa buluşmalar onlara yetmeyince de başbaşa yemeğe ya da sinemaya gitmeye başladılar. Aradan 4-5 ay geçtiğinde evlenmişlerdi. 1 yıl sonra aralarına küçük Meriç katıldığında, mutlu aile tablosu tamamlanmıştı.Ancak aradan geçen yıllar maalesef bu mutlu tabloyu değiştirecekti.

 

 

” Baba! Yine nereye daldın öyle?”

 

 

Oğlunun sorusuyla ana döndü Kemâl Bey.

 

 

” Hiç, önemli değil oğlum. Geçmişe gittim bir an. Ama bu anlattıklarından sonra bu kızın sana uygun olmadığından daha da eminim.”

 

 

Tam, her şeyin belki de yoluna gireceğini düşünürken gelen bu cevap Meriç’i öfkelendirdi. Buna rağmen konuşmaya başladığında sesi sakin sayılırdı.

 

 

” Neden baba? Niye bana uygun olmasın Müge?”

 

 

” Çünkü, anlattığın kadarıyla kız, annene çok benziyor. Annen de kitap okumayı, tarihi yerleri gezmeyi çok severdi. Müzik, en büyük tutkularından biriydi. Bana da kendimi her zaman çok iyi hissettirirdi. Ama bak, sonra neler oldu? Annen bizi terk edip gitti, ardına bile bakmadan hem de!”

 

 

Aslında Kemâl Bey’in anlattıkları tam olarak doğru sayılmazdı. Yasemin Hanım onları terk etmiş olabilirdi. Ama bu konuda Kemâl Bey’de epey suçluydu ve hatasının da farkındaydı. Yine de bunu Meriç’e anlatarak aralarındaki zayıf ilişkinin tamamen kopmasına izin vermeyecekti.

 

 

Öte yandan babasının öfkeyle, neredeyse bağırarak söyledikleri genç adamın tüm sakinleşme çabalarını yok etmişti. Dayanamayıp ilk kez sesini yükseltti.

 

 

” Yine mi annem baba? Neden herkesi annemle kıyaslıyorsun? Müge, bazı konularda anneme benziyor olsa bile, annem değil. O çok farklı biri. Sizin ilişkiniz yürümedi diye, benim ilişkim de yürümez diyemeyiz. Her ilişki farklıdır sonuçta. Neden bunu anlamak istemiyorsun? Neden benim kararlarıma saygı duymayı denemiyorsun? Ben artık çocuk değil, 32 yaşında koskocaman bir adamım ve bu kıza bir şans tanımak istiyorum!”

 

 

Ardından kapıyı çarpıp odadan çıktı. Arkasından babasının

 

 

“ Nereye gittiğini sanıyorsun sen? Daha söyleceklerim bitmedi!”

 

 

diyen öfkeli sesi geliyordu. Hiç umursamadan evin kapısına doğru ilerledi, yine kapıyı çarpıp arabasına bindi. Büyükannesinin yaşanan kavga yüzünden çok üzgün olduğunu tahmin ediyordu. Ama şimdi konuşmak istememişti. Yarın onu arar, gönlünü alırdı nasılsa.

 

 

Şu an sakinleşebilmek için Müge’nin sesini duymaya çok ihtiyacı vardı. Hemen arabasının ön panelinde genç kızın numarasını buldu ve dokundu.

 

 

 

 

Müge az önce Elif’i evine yolcu etmiş, sonra da odasına dönüp dişlerini fırçalamış ve pijamalarını giyerek yatağına uzanmıştı.Komodinin üstünde duran telefonu eline alıp saate göz attığında, çok geç olmadığına sevindi. Biraz kitap okuyabilirdi. Hemen eline Aşk ve Gurur’u aldı, kaldığı sayfayı buldu ve okumaya başladı. Ancak henüz 1 sayfa bile okuyamadan telefonu çalmıştı. Arayanın Meriç olduğunu görünce neşeyle açtı.

 

 

” İyi geceler Gökyüzü’m! Nasılsın? Elif yeni gitti sayılır. Ben de şimdi biraz kitap okuyacaktım. Bir yandan da seni düşünüyordum. Ne iyi oldu da aradın.”

 

 

Meriç, daha onun sesini duyar duymaz tahmin ettiği gibi biraz sakinleşmişti.

 

 

” İyiyim güzelim. Sadece sesini duymak istedim ve seni çok seviyorum. Bunu hiç unutma!”

 

 

diye konuştu.

 

 

” Sesin pek iyi gelmiyor canım. Bir şey mi oldu, anlatmak ister misin?”

 

 

” Önemli bir şey değil. Ama biraz canım sıkıldı. Ben de sesini duymak istedim.”

 

 

” Peki, Gökyüzü’m! Ama ne zaman anlatmak istersen, ben buradayım biliyorsun. Seni dinlerim.”

 

 

” Biliyorum bebeğim. Hazır olduğumda anlatacağım merak etme. Sana iyi geceler ve keyifli okumalar. Öpüyorum!”

 

 

” Anlıyorum canım. Ben de seni çok seviyor ve öpüyorum! İyi geceler! Rüyanda bizi gör, olur mu?

 

dediğinde, genç adamın hafifçe gülümsediği çalındı kulağına Müge’nin.

 

 

Meriç hemen

 

 

“ Olur, görürüm bitanem! “

 

diyerek telefonu kapatmıştı.

 

 

Görüşmeleri sona erdiğinde telefonu eski yerine koydu, kitabını alarak kaldığı yerden okumaya çalıştı genç kız. Ancak zihni az önce Meriç’le yaptığı konuşmayla meşgul olunca bunda başarılı olamadı. Nedense ortada onun anlattığından daha önemli bir şey olduğunu seziyor ama konunun ne olduğunu tahmin edemiyordu. Bir süre daha düşündü. Birkaç dakika içinde günün yorgunluğuna dayanamamış, kendini uykunun huzurlu kollarına bırakmıştı…

 

 

 

 

Dün, öğrenci arkadaşlarımın bu akşamdan itibaren 1 haftalık kısa bir tatile başlayacağını öğrenince 😉😉😉size küçük bir sürpriz yapmak istedim ve bölümü 1 gün erken paylaşmaya karar verdim 🤭🤭🤭Umarım Meriç’le Müge’yi özlemiş, bölümden keyif almışsınızdır 🤔🤔🤔Kemâl Bey’e de çok kızmayın lütfen 🙏 🙏🙏Zamanla her şey yoluna girecek😀😀😀Bol yorum yaparak yıldıza dokunmayı unutmayın olur mu🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 07.11.2025 14:39 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...