42. Bölüm

40.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Bir süre elindeki pizza kutusuyla 2 kadehi çalışma masasının üzerine dizmekle meşgul olan Hakan’ı izledi. Ardından

 

 

“ Tamam oğlum, gel şöyle bir otur da önce bir yemek yiyelim. Sonra konuşuruz.”

 

 

diyerek yerine geçti, şarabı açıp kadehlere doldurdu ve pizza kutusunu açtı. Oysa böyle iş yerinde, masa başında yemek yemekten hiç hoşlanmazdı. Ancak bu kez durum biraz farklıydı. Zira uzun saatler boyunca çalışmak onu acıktırmıştı.Ayrıca şu an eve gidip tek başına bir şeyler atıştırmak hiç içinden gelmiyordu. Öyleyse, katı kurallarını biraz esnetmekten kimseye zarar gelmezdi.

 

 

Büyük boy sebzeli pizzayı görmek, yüzüne mutlu bir gülümseme yayılmasına neden oldu. Bu sırada çoktan pizzadan bir parça alarak yemeğe başlayan Hakan şaşkın şaşkın ona bakıyor, Meriç’i en son ne zaman böyle gülümserken gördüğünü hatırlamaya çalışıyordu. Çünkü, genç adamla ilkokul yıllarına uzanan çok sağlam bir dostlukları vardı. Sonra düşündü. Her ne olduysa, şu Floransa tatilinde olmuştu. Bundan hiç şüphesi yoktu. Düşünmeyi sürdürdü.10 gün kadar önce, Meriç tatile çıkacağı gün yaptıkları telefon konuşmasında arkadaşına gidip biraz hayatın tadını çıkarmasını söylemiş, o da

 

 

“ Alt tarafı yine 1-2 müze gezeceğim. Bu sırada ilginç ne olabilir ki?”

 

 

diye karşılık vermişti. Hemen neşeyle

 

 

“ İşte orası hiç belli olmaz Meriç’çim! Belki de bizim yakışıklı Mavi’miz orada aşkı bulur?”

 

 

gibi bir şeyler söylediğini hatırladı Hakan. Arkadaşının şu garip hallerine bakılırsa, dileği gerçekleşmiş gibiydi. Onun aklından bunlar geçerken, 2 dost sessizce pizzalarını yiyip şaraplarını içmeye devam ediyorlardı.

 

 

Aradan en fazla 10-15 dakika geçtiğinde, pizza bitmiş, geriye yarım şişe şarap kalmıştı. Hakan boş pizza kutusunu çöpe attı, boşalan kadehleri şarapla doldurdu. Artık konuşmak için her şey hazırdı. Ama Meriç’ten ses çıkmıyordu.Sonunda dayanamayıp sordu.

 

 

” Hadi abi, önce yemek yiyelim dedin. Ben de kabul ettim. Şimdi konuşalım mı biraz?”

 

 

” Ne konuşacağız ki Hakan?”

 

 

” Mesela, dün akşam seni aradığımda sesin neden öyle keyifsizdi anlatmakla başlayabilirsin.”

 

 

Hakan’ın yine aşktan bahsedeceğini sanan genç adam, bu sözlere şaşırmıştı. Derin bir nefes verip konuştu.

 

 

” Merak edilecek bir şey değil. Dün gece de söyledim sana. Daha yorgunluğumu atamadım henüz. Ondan sana öyle gelmiştir. Ben iyiyim, merak etme.”

 

 

Hakan,

 

 

” Peki, sana kendini bu kadar iyi hissettiren şeyden bahsederiz biz de o zaman.”

 

 

deyip, muzipçe göz kırpmakta gecikmemişti.

 

 

” Tatil iyi geçti, güzelce dinlendim. Bu da bana kendimi iyi hissettiriyor. Başka ne olabilir ki?”

 

 

derken, sesi neşeliydi Meriç’in. Aslında bu cevabın can dostunu tatmin etmeyeceğini biliyordu. Yine de denemekten zarar gelmezdi.

 

 

” Sadece bu olamaz Meriç. Yeme beni, inanmam! Dün buraya ıslık çalarak geliyorsun, bugün sana akşam yemeği olarak pizza getirip masana koyuyorum sesini çıkarmıyorsun, ki şirkette masa başında yemek yemeği hiç sevmezsin ve en önemlisi, pizzayı görünce sanki birini hatırlamış gibi gülümsedin.”

 

 

Duydukları karşısında kaşları şaşkınlıkla havalandı genç adamın. Galiba ilk okuldan beri hep yan yana olmak, böyle bir şeydi. Sizi 6 yaşından beri tanıyan birinden, bir şey gizlemeye çalışmak mümkün olmuyordu. Daha fazla inat etmesine gerek yoktu. Müge’yi kardeşine anlatmayacaksa, kime anlatacaktı? Kararını verip yutkundu, ardından söze başladı.

 

 

” Tamam, pes ediyorum. Anlatacağım ama çok şaşıracağına eminim.”

 

 

Sonra da Müge’yle tanıştığı ilk günden bugüne yaşadıklarını bir bir anlattı Hakan’a. Genç adamın her duyduğu sonrasında Meriç için duyduğu sevinç ve mutluluk kat be kat artıyor, bu mutluluğa Müge’yi bir an önce tanıma isteği eşlik ediyordu. Yıllardır aşka uzak duran birini, bu kadar kısa sürede kendine böylesine aşık eden biri, gerçekten de çok özel bir kız olmalıydı.

 

 

Hele o ilk tanıştıkları sabah, Müge’nin, Meriç’in kaba ve sert sözlerine verdiği zeki cevapları duyduğunda, kahkahalara boğuldu genç adam. Belli şu kız, sadece güzel değil, çok akıllı, eğlenceli biriydi. Böyle birinin aralarına katılacak olması Hakan’ı fazlasıyla memnun etmişti.

 

Sohbet sona ererken, çok yorulan Meriç rahat bir nefes aldı,

 

 

” Hadi artık Hakan, anlattım işte her şeyi. Sınavları bir bitsin, tanışacaksınız zaten.”

 

 

diye gülümsedi. Saatine bakan Hakan’ın cevabı gecikmeden gelmişti.

 

 

” Oooo! 11 olmuş bile! Çıkalım abi, haklısın. Senin adına çok mutluyum gerçekten.”

 

 

1-2 dakika içinde 2 eski dost, arabalarına binmiş, ayrı ayrı evlerine doğru yol alıyorlardı.

 

 

 

 

Müge sofraya oturur oturmaz, annesi yemekleri herkesin tabağına servis etti ve hep birlikte yemeğe başladılar. Saniyeler sonra yemeğinden bir lokma alan Suna Hanım’ın sesi duyulmuştu.

 

 

” Güzelim, bu sabah erken çıkmışsın. Kahvaltıda sana yetişemedik.”

 

 

” Evet annecim. Sabah 7 gibi kahvaltıya indim. Çabucak kahvaltımı ettikten sonra da sınava yetişmek için evden çıktım.”

 

 

” Peki, sınavın nasıldı Müge’cim?”

 

 

” İyi geçti babacım. 4 soru da şansıma çalıştığım yerlerden geldi. Ben de rahatça cevapladım.”

 

 

Cevap, hem annesini hem de babasını gururlandırmıştı. Suna Hanım gülümseyip konuştu.

 

 

” Çok sevindim canım.”

 

 

Birkaç saniye sonra ekledi.

 

 

” Elif’ten bir haber var mı, sınavı nasıl geçmiş?”

 

 

” Mesajında idare eder yazmış ama konuşmadık annecim.”

 

 

Mete Bey, bu sözler üzerine sohbete dahil olmuştu bir kez daha.

 

 

” Anladım güzelim. Yemeğin bittiği gibi odana çık sen istersen.”

 

 

Müge biraz düşündü, ardından şöyle karşılık verdi.

 

 

” Ben de öyle yapacağım zaten babacım. Ama önce size bir şey söylemek istiyorum.”

 

 

Zira, onlardan Meriç’i saklamak konusunda çok zorlanıyordu. Mete Bey, kızının bakışlarından önemli bir şeyden söz edeceğini anlamıştı.

 

 

” Tabii kızım, seni dinliyoruz.”

 

 

diye konuştu. Müge, daha önce böyle bir yaşamadığı için heyecanlanmıştı. Ailesinin vereceği tepkiyi tahmin edemiyor, aynı zamanda son 2 gündür onların arkasından iş çeviriyormuş gibi hissetmekten rahatsızlık duyuyordu. İçinden

 

 

“ Ne olacaksa olsun!”

 

 

diye geçirip yutkundu, ardından

 

 

” Annecim, babacım! Ben Floransa tatilim sırasında biriyle tanıştım ve ondan çok hoşlandım. Sınavlar bittikten sonra sizi onunla tanıştırmayı düşünüyorum.”

 

 

cümlesi döküldü dilinden. Ok yaydan çıkmıştı.

 

 

Suna Hanım ve Mete Bey, duyduklarına öyle çok şaşırmadılar. Böyle bir şeyi bekliyorlardı. Zira kızlarının bu genç adamdan çok etkilendiği ve onların tepkilerinden de aynı derecede çekindiği ses tonundan çok net belli oluyordu. Mete Bey karısına şöyle göz ucuyla bakarak onayını aldı ve söze başladı.

 

 

” Anlıyoruz güzelim. Eğer sen böyle bir seçim yaptıysan, buna değer biridir eminim. Yine de gördükten sonra daha net konuşuruz tabii. Ama güzel düşünmüşsün. Sınavların biter bitmez, şu genç adamı bir akşam yemeğinde evimizde ağırlamak uygun olur sanırım.”

 

 

Babasının yumuşak tavrı, söyledikleri genç kızı çok rahatlatmıştı. Meriç’i tanıdıklarında seveceklerinden şüphesi yoktu.Neşeyle karşılık verdi.

 

 

” Teşekkür ederim babacım, gerçekten ikinize de çok teşekkür ederim!”

 

 

Sonra da yemeğini çabucak bitirip odasına çıktı. Üzerinden büyük bir yük kalkmıştı. Kendini çok huzurlu hissediyordu. Masasına oturdu, ders notlarını önüne çekerek yüzünde minik bir tebessüm eşliğinde kaldığı yerden çalışmaya devam etti …

 

 

 

Yaklaşık 2 haftalık bir aradan sonra taptaze bir bölümle merhaba 😀😀😀Umarım bölümden keyif almışsınızdır🙏🙏🙏Bol bol yorum yaparak yıldıza tıklamayı da unutmayın olur mu🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 19.08.2025 15:42 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...