
Müge, eve gitmek üzere arabaya binmeden önce, telefonunu çantasından çıkarıp gelen mesaja bir göz attı. Mesajın Meriç’ten geldiği konusunda tahmini doğruydu. Sınavının iyi geçmesine çok sevindiğini, yeni bir müşteriyle görüşmeye gittiğini ve onu çok sevdiğini yazmıştı genç adam. Yüzünde keyifli bir gülümsemeyle aklından geçirdi.
“ Umarım görüşmesi iyi geçer. Şimdi mesaj yazmaya hiç gerek yok. Nasılsa akşam yine konuşuruz.”
Ardından arabayı çalıştırarak yola çıktı. Yarım saat süren sessiz, sakin bir yolculuk sonrası eve gelmişti. Reyhan Hanım tarafından her zamanki gibi güler yüzle karşılandı. Sonra da
“ Sana kolay gelsin Reyhan Abla’cım!”
deyip ders çalışmak için odasına çekildi. Odanın içindeki küçük banyoda elini yüzünü yıkaması, üzerine rahat bir şeyler giymesi ve notlarını çalışma masasının üstüne dizmesi 5-10 dakikasını almıştı. Bu kez, Ahşap Sanatı dersinden sınavı vardı. Tam çalışmaya başlayacağı sırada Reyhan Hanım,elinde içi bir fincan filtre kahveyle, 3 fındıklı kurabiye dolu küçük bir tepsi olduğu halde odadan içeri girdi,
“ İyi çalışmalar tatlım!”
dedikten sonra tepsiyi çalışma masasının boş bir bölümüne bırakarak çıktı. Genç kız, bir yandan telefonunun alarmını akşam saat tam 8’e kurarken, bir yandan da arkasından
“ Çok teşekkür ederimmmm!”
diye seslenmiş ve notlarını okumaya başlamıştı. Çünkü, bu akşam da annesine yakalanmak istemiyordu.
Meriç şirkete geldiğinde hem çok keyifli, hem de biraz şaşkındı. Zira görüşmesi iyi geçmiş, üstelik Mete Bey’e tuhaf bir şekilde kendini yakın hissetmişti. Oysa genelde müşterileriyle ilişkilerinde resmî olmaya özen gösterir, böylesinin profesyonel iş hayatına daha uygun olduğuna inanırdı. Sonunda
“ Neyse, şimdi bunu düşünmenin hiç sırası değil. Hemen işe koyulsam iyi olacak.”
diye aklından geçirerek telefonunu eline alıp asistanını odasına çağırdı. Az sonra Feyza elinde bir sözleşmeyle kapıdan içeri girmişti.
” Teşekkür ederim Feyza. Sözleşmeyi bir an önce imzalayayım ki, sen de hemen kargoyla şirkete gönder. “
diyerek sözleşmede kendisinin doldurması gereken bölümleri hızlıca yazıp imzaladı. O sırada asistanı şaşkın bir ifadeyle onu izliyor, adamın elinde tuttuğu sedef maviyle siyah karışımı son derece zarif dolma kalemin nereden geldiğini bulmaya çalışıyordu. Çünkü bu kalem, yıllardır tanıdığını patronunun zevkinden biraz farklıydı. Birkaç saniye düşünmeden edemedi.
“ Herhalde şu son tatilinde aldı. Her zamankiden biraz farklı olsa da, çok zevkli bir seçim yapmış yine.”
Ardından nereden bulduğunu bilmediği bir cesaretle gülümseyip konuştu.
” Kaleminiz çok güzel Meriç Bey. Kesinlikle çok zevkli bir seçim yapmışsınız.”
Onu duyan Meriç başını sözleşmeden kaldırmış,
” Evet, bence de çok güzel Feyza. Son tatilim sırasında aldım. Şimdi, izin verirsen çalışmak istiyorum.”
diyerek gülümsemiş, sonra da sözleşmeyi genç kadına uzatmıştı. Oysa o an
“ Neyse ki kalemi ilk fark eden Feyza oldu. Yani zor durumda kalmayacağım. Hakan görse elinden kurtulamazdım.”
diye düşünüyordu. Feyza, onun dediklerinden konunun burada kapandığını anladı,
” Peki efendim, ben birazdan sözleşmeyi kargoya veriyorum öyleyse. Size kolay gelsin!”
deyip odadan çıktı. Ofisinde yalnız kalan genç adamın ilk işi Müge’ye mesaj yazmak olmuştu.
“ İşi aldık güzelim! Her şey yolunda. Sana da iyi çalışmalar. Seni seviyorum!”
Şimdi gönül rahatlığıyla çalışabilirdi. Daha önce benzer programlar hazırladığı için, hemen odasındaki dolapta bulunan dosyalar arasından onları bulup çıkarmak ve okumakla işe başladı.1-2 gün içinde şirkete uygun olan projeyi tasarlamış olurdu. Sonra sıra algoritmayı belirlemeye gelecekti. 3. aşamada basit, anlaşılır bir dil seçimi, en son adımdaysa kodlama vardı.
Tüm bu aşamalar bittiğinde, bu kez çeşitli testler yaparak programın doğru çalışıp çalışmadığına bakacak, pilot denemeler yapacak ve programı firmaya teslim edecekti. Ancak teslim, elbetteki genç adamın işinin bittiği anlamına gelmiyordu. Zira bakım süreci, başka bir deyişle teslim sonrası oluşan tüm sorunların çözümü de Meriç’in şirketinin sorumluluğundaydı. Ama bu bir sorun değildi. Genç adam işinin her aşamasından ayrı keyif alırdı.
Müge, ders çalışmaya ara vererek telefonuna baktığında, saat akşam 8 olmak üzereydi. Ayrıca Meriç’ten bir mesaj vardı. İşi aldığını, her şeyin yolunda olduğunu, onu sevdiğini yazmış, iyi çalışmalar dilemişti genç adam. Çabucak bir karşılık gönderdi.
“ Teşekkürler Gökyüzü’m! Şimdiye kadar çalıştım. Birazdan bizimkilerle yemek yiyeceğim. İşi almana da çok sevindim. Ben de seni çok seviyor ve öpüyorum!”
Ardından telefonunda Elif’i bulup ona da yazdı.
“ Güzelim, sınavın nasıl geçti? Öpüyorum!”
Genç kızın karşılığı gecikmemişti.
“ Eh işte canım. Ben de öpüyorum!”
Mesajı okudu, saatin 8 olduğunu fark edince bir şey yazmadan odasından çıkarak salona indi. Elif nasılsa her akşam tam 8’de akşam yemeği için masada ailecek toplandıklarını bilir, karşılık beklemezdi. Az sonra salondan keyifli bir sohbet eşliğinde çatal-bıçak sesleri yükseliyordu.
Meriç’i yoğun çalışma temposundan uzaklaştıran Feyza’nın sesiydi.
” Meriç Bey, çıkmadan önce size uğramamı istemiştiniz.”
Hemen başını kaldırıp telefonuna baktı, ardından konuştu.
” Saat neredeyse 8 olmuş Feyza! Bu saatte kadar neden çıkmadın?”
Genç kadın soruya şaşırmıştı. Çünkü, daha önce de geç saatlere kadar çalıştığı halde Meriç’in böyle davrandığını hiç hatırlamıyordu. Adamın meraklı bakışını fark ettiğinde şöyle karşılık verdi.
” Siz çalışmaya devam edince, ben de sizi rahatsız etmek istemedim. Hem tamamlamam gereken işler de vardı efendim. Benimle ne konuşmak istemiştiniz?”
Meriç
“ Anladım. Neyse, birkaç ay içinde evlenecekmişsin, Hakan söyledi Feyza. Ben de size balayınızı hediye etmeyi düşündüm. Nişanlınla konuş, kararınızı verin, gerekli tüm ayarlamaları yapın. Gerisini ben halledeceğim.”
dediğindeyse, genç kadının şaşkınlığı katlanarak arttı. Sabahtan beri Meriç’in onunla ne konuşacağını düşünmüş, bu hiç aklına gelmemişti. Sonunda kendini tutamayıp heyecanla sordu.
” Gerçekten mi Meriç Bey?”
” Evet, tabii ki gerçekten Feyza. Benim pek şakacı bir adam olmadığımı en iyi sen bilirsin.”
” Kusura bakmayın efendim! Biraz şaşırdım da. Çok teşekkür ederiz.”
” Rica ederim, bunca yıldır benim gibi huysuz bir adama katlanıyorsun. Yani, bunu fazlasıyla hakkettin Feyza.”
derken, muzipçe göz kırpmıştı Meriç.
” O ne demek efendim? Siz sadece işinizde mükemmelliyetçi birisiniz, hepsi bu.”
” Bu kadar nazik olmana gerek yok. Kendimi iyi tanıyorum Feyza. Hadi, sana iyi akşamlar. Git de biraz dinlen.”
Onu duyan genç kadın gülümsemiş,
” Peki, tekrar teşekkür ederim efendim. Size de iyi akşamlar! Yarın görüşürüz.”
diyerek odadan çıkmıştı. Meriç yalnız kalır kalmaz Müge’nin mesajına karşılık yazdı.
“ Afiyet olsun Günışığım! Ben de şimdi işten çıkıyorum. Çok teşekkür ederim. Öpüyorum!”
Birkaç dakika sonra toparlanmış, kapıya yönelmişti. Ancak bir anda kapı açıldı, içeri Hakan girdi. Genç adamın eli kolu bir kutu pizza, bir şişe kırmızı şarap ve 2 kadehle doluydu. Onun çoktan çıktığını sandığı için şaşırıp sordu.
” Ne oldu oğlum? Çıkmadın mı sen?”
” Gördüğün gibi çıkmadım Meriç. İstediğin maliyet hesaplarını hazırlamak için kaldım. Ama sen beni boşver şimdi, bir an önce dökül! Bu gece elimden kurtulamayacaksın!”
Cevaba ve Hakan’ın gözlerindeki muzip ifadesiye bakılırsa,kendisini upuzun bir gece bekliyordu…
Yaklaşık 10 günlük bir aranın ardından taptaze bir bölümle herkese merhaba 😀😀😀Bölümü keyifle okuduğunuzu umuyorum 🙏🙏🙏Bol bol yorum yaparak yıldıza tıklarsanız da hem beni🙈🙈🙈hem de Meriç’le Müge’yi çok mutlu edersiniz😉😉😉Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 5.42k Okunma |
1.87k Oy |
0 Takip |
52 Bölümlü Kitap |