
Duyduğu cümle,Müge'yi oldukça şaşırtmıştı.Yalnızca birkaç dakika önce masasına oturmasına bile izin vermeyen,sözleriyle onu kovmaktan beter eden adam,şimdi onu kendi isteğiyle masasına davet ediyor,üstüne üstlük yeni bir başlangıç yapmalarını öneriyordu.Hem de özür dileyerek.Bu adam tam bir dengesizdi.
Dayanamadı,aklından geçenleri peş peşe sorularla dile döktü.
"Az önce beni sözlerinle masadandan kovan sen değil miydin?Hani yoğun bir dönemden çıkmıştın ve dinlenmek istiyordun?Şimdi,ne oldu da kim olduğumla ilgileniyorsun?"
Meriç,sorulara hiç şaşırmamıştı.Muhtemelen kız şu an onun dengesizin biri olduğunu düşünüyordu.Daha 5 dakika önce ona demediğini bırakmadığı,oysa şimdi birlikte kahvaltı etmek istediği düşünülürse haksız da sayılmazdı.Biraz düşündü,ardından
"Evet,öyle.Ama sonra fikrimi değiştirdim.Çünkü cesaretinden etkilendim ve seni daha yakından tanımaya karar verdim ."
diye karşıklık verdi.
"Demek beni cesur buluyorsun,öyle mi?"
"Aynen.Gençsin ama toy olmana rağmen,fazlasıyla cesursun ve sana sürekli "cesur kız" dememi istemiyorsan,adını söylemen gerek."
Böylesine ön yargılı,hatta kaba bir adamın,onu cesur bulması aslında Müge'yi mutlu etmişti.Ama hemen gülümseyerek yelkenleri suya indirmeye,yumuşamaya niyeti yoktu.Nedense bu mavi gözlü adamı biraz uğraştırmak istiyordu.Oysa böyle şeylerden hiç hoşlanmaz,insanlarla nezaket dahilinde iletişim kurmayı severdi.
"İstediğin zaman hatanı fark edip,özür dilemen çok güzel.Yine de bu nezaket ne kadar sürecek bilemiyorum.Ya yine bir şey yapar da seni öfkelendirirsem?En iyisi bir an önce kahvaltımı bitirmem ve gitmem olur sanırım.Sen de böylece istediğin gibi yalnız kalabilirsin."
dediğinde,Meriç kendini garip hissetti.Nedenini bilmiyor,fakat kızı gerçekten daha yakından tanımak istiyordu.Kızın gece gibi kapkara gözlerindeki bir şey onu derinden etkilemişti.
"Eğer olur da yine nezaketimi kaybedersem,bana haddimi bir kez daha bildirirsin.Nasılsa artık bu konuda tecrüben de var.Anlaştık mı cesur kız?"
diye konuştu.Aynı anda masaya bir garson yaklaşmış,İngilizce olarak bir istekleri olup olmadığını sormuştu.Müge tıpkı Meriç gibi 2 sade kruvasan ve bir fincan filtre kahve sipariş etti.Genç adamın tercihi ise kahvesinin tazelenmesiydi.
Garson siparişlerini getirmek üzere yanlarından ayrılınca gülümseyerek ilk konuşan Müge oldu.
"Tamam,anlaştık."
Meriç'ten ses çıkmayınca ekledi.
"Adım Müge ve öyle çok merak edilecek biri sayılmam.Yani,bir üniversite öğrencisi ne kadar ilginç olabilir ki?
Adını ilk duyduğu anda Meriç,bu ismin kıza ne kadar yakıştığını düşünmüştü.Ama bundan daha fazla dikkatini çeken şey,gülümsediğinde kızın iki yanağında beliren gamzelerdi.Uzun bir süre bu gamzelere takılı kaldı bakışları.
Bunlara sadece gamze denemezdi.Zira daha çok iki kocaman çukura benziyorlardı.Öyle ki insan,bu iki çukurda sonsuza dek yaşabilirdi.
Birkaç saniye
"Neler düşünüyorsun oğlum sen böyle?İyice Hakan'a benzedin.Kendine gel!Bu düşüncelerin sırası mı?"
diye geçirdi aklından.Sonra da kendini toparlayıp sordu.
"Peki,hangi bölümde okuyorsun?"
Yüzünde gerçekten alacağı cevapla ilgilenen meraklı bir bakış vardı.
Müge,bu buz gibi soğuk adamın kendisine gösterdiği ani ilgi karşısında epey şaşkındı.Fakat bu ilginin gururunu okşadığını da en azından kendine itiraf edebilirdi.
"………… Üniversite'sinde Sanat Tarihi okuyorum.3.sınıftayım."
diyerek cevapladı genç adamın sorusunu.
Aldığı her cevapla,Meriç'in genç kıza olan hayranlığı katlanarak artıyordu.Ne yaptığının farkında bile olmadan
"Oooo!Verdiğin her cevapla beni biraz daha şaşırtıyorsun.Bravo doğrusu cesur kız!Hem cesur,hem de zeki olduğunu ıspatladın."
derken buldu kendini.Aynı anda kahvelerle kruvasanlar masada yerini almış,Müge neşeyle atıştırmaya başlamıştı.Genç adamın sözleri nedeniyle keyfi yerindeydi.Lokmasını yutar yutmaz kıkırdayıp konuştu.
"Teşekkür ederim.Bundan sonra insanlara karşı daha az önyargılı yaklaşmanı sağlayacaksam,ne mutlu bana!"
"Bak sen!Hem teşekkür ediyor,hem de bana az önce yaptığım kabalığı hatırlatmaktan geri kalmıyorsun.Öyle olsun bakalım Müge hanım!"
dediğinde,Meriç'te gülümsemeden duramamıştı.Öyle ki şu an Hakan'ın onu bir yerlerden izleme şansı olsa şaşkınlıktan küçük dilini yutardı.Sohbet biraz daha böyle devam ederken Müge kahvaltısını,Meriç de kahvesi bitirdi.
Artık ayrılmaları gerekiyordu.Fakat ikisi de bir harekette bulunmayınca genç adam
"Eeee,kahvaltı da bittiğine göre nereye gitmek istersin?"
diyerek masada süren sessizliği sona erdiren oldu.
"Nasıl yani,sen de benimle mi geleceksin?"
"Yoksa istemez misin?"
Adamın gözlerinde öyle bir ifade vardı ki Müge'nin
"İstemiyorum,biraz yalnız kalmaya ihtiyacım var."
demeye dili varmadı.Onun yerine
"Tabii ki!Neden olmasın?"
sözleri döküldü dilinden.Belli ki cevabı genç adamın hoşuna gitmişti.Zira mavileri ilk kez ışıl ışıl parlıyordu.Meriç
"Çok iyi öyleyse!Duomo Katedrali buranın mutla görülmesi gereken en önemli katedraliymiş.Gezimize oradan başlamayı öneriyorum.Senin için uygun mu?"
diye sorunca da hiç bekletmeden konuştu.
"Çok iyi fikir.Zaten ben de ilk orayı görmek istiyordum.Bir an önce çıkalım öyleyse."
Yalnızca bir kaç dakika sonra eşyalarını toplayıp masadan kalkarak kiliseye gitmek üzere otelden çıktılar.Yolda yan yana sessizce yürürken ikisinin de içinde sebebini henüz bilmedikleri garip bir heyecan vardı...
Haftasonu paylaştığım bölümden sonra küçük ailemize 2 yeni okuyucu katılınca🥳🥳🥳taslaktaki bölümü paylaşmadan duramadım 😉😉😉Umarım bölümü keyifle okumuşsunuzdur 😀😀😀Bol bol yorum yaparak yıldıza tıklamayı da unutmayın olur mu🙈🙈🙈Bu hikayenin sıralamada yükselmesi ve daha çok okuyucuya ulaşması açısından çok önemli çünkü 🤭🤭🤭Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 5.42k Okunma |
1.87k Oy |
0 Takip |
52 Bölümlü Kitap |