19. Bölüm

17.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Müge,odasına gelir gelmez banyoya ilerledi ve yüzünü,ellerini yıkayıp rahatladı.Sabah güne pek iyi bir başlangıç yapamamış olsa da,gün çok güzel sona ermişti.

 

 

Üzerine rahat bir tişört ve şort geçirerek yatağına uzandığında,ne kadar yorulduğunu fark etti genç kız.Ama bu yorgunluğa fazlasıyla değerdi doğrusu.Meydandaki gezintileri umduğundan bile iyi geçmişti.

 

 

Derslerde okuduğu çoğu eseri yakından görmek,bambaşka bir duyguydu.Eserlerin kopya olması da bunu değiştirmiyordu.Zira kopyalar bile asıllarını aratmayacak kadar mükemmeldi.

 

 

Telefonunu eline alıp alarmını akşam 7’ye kurdu.Uyuyakalarak akşam yemeğini kaçırmak istemiyordu.Artık,gönül rahatlığıyla yarım saat kadar kestirebilir,enerjisini yenileyebilirdi.Tam gözleri kapanmak üzereyken,sessize aldığı telefonunun titrediğini fark etti.Arayan,annesi Suna Hanım’dı.

 

 

Fakat şimdi annesiyle pek konuşmak istemiyordu.Çünkü Suna Hanım,ne kadar çabalarsa çabalasın onun ses tonundan ters giden bir şeyler olduğunu anlardı.Zaten bütün anneler de böyle değil miydi?

 

 

Öte yandan,eğer telefonu açmazsa annesinin daha da endişeleneceği açıktı.Bu arada telefon ısrarla titremeye devam ediyordu.Demek Suna Hanım vazgeçmeyecekti.Sonunda

 

 

“Yapacak bir şey yok.Açalım bakalım.”

 

 

diye mırıldandı kendi kendine ve telefonu eline alıp açtı.Açar açmaz annesinin endişeli sesi duyulmuştu telefonun diğer ucundan.

 

 

”Güzelim,neden açmadın?Hasta falan değilsin ya?”

 

 

”Hayır anneciğim,iyiyim.Sadece uyumak üzereydim.Ondan açmakta geciktim.”

 

 

derken,gülümsedi genç kız.Zira annesinin tepkisi tam beklediği gibiydi.

 

 

”Anladım canım.Peki,tatil nasıl geçiyor?Her şey yolunda mı?”

 

 

Müge,sorulara nasıl cevap vermesi gerektiği konusunda biraz tereddütte kaldı.Tatil genel olarak güzel geçiyordu.Ama dün gece ateşlendiğini annesine söylemeli miydi?Sonunda hastalıktan şimdi bahsedip Suna Hanım’ı endişelendirmemeye karar verdi ve konuştu.

 

 

”Tatil tek kelimeyle harika geçiyor anneciğim.İlk gün şehrin en önemli katedralini,dün Vinci’nin doğduğu kasabayı,bugün de yine şehrin en önemli meydanlarından birini gezdim,inanabiliyor musun?”

 

 

Hastalandığını dönüşte anlatırdı artık.Hem böylece ailesi onu sağlıklı olarak karşılarında gördükleri için daha az endişe ederlerdi.Annesinin neşeyle

 

 

”Öyle mi?Ne güzel!Senin adına çok sevindim.”

 

 

dediğini duyduğunda,rahat bir nefes aldı.Anlaşılan Suna Hanım şüphelenmemişti.

 

 

”Gerçekten de çok güzel anneciğim.Bir rüyada gibiyim zaten.Sizi de çok özledim tabii.Ama az kaldı,4 gün sonra yanınızdayım.”

 

 

”Evet kızım,az kaldı.Biz de seni özledik.Fakat keyfin yerinde ya,önemli olan bu.”

 

 

Ailesi hep böyleydi işte.Her zaman onu,onun mutluluğunu düşünürlerdi.

 

 

”Siz ikiniz var ya,bitanesiniz ve ben sizi çok ama çok seviyorum!.Ama şimdi yemek için hazırlanmam gerek.Görüşürüz.”

 

 

diyerek kıkırdadı.Suna Hanım,

 

 

”Biz de seni çok seviyoruz bitanem.Görüşürüz!”

 

 

dediğinde,telefon kapanmıştı.Telefonunu komidinin üzerine bırakmadan önce saate baktı genç kız.Akşam yemeğine pek bir şey kalmamıştı.Hazırlanması gerekiyordu.Karnından yükselen gurultuyla hafifçe gülümseyip banyoya ilerledi ve ayna karşısında saçlarını şekillendirmeye başladı.Bu akşam da saçlarını serbest bırakmış,yalnızca yanlardan aldığı birer tutam saçı babasının hediyesi kelebek tokayla ortada tutturmuştu.Saçlarıyla işi bittiğinde,dişlerini fırçalayıp parfümünü sıktı.

 

 

Sıra giyinmeye gelmişti.Odadaki küçük dolabın karşısına geçerek getirdiği kıyafetlere şöyle bir baktı.Birkaç dakika sonra üzerinde gömlek,etek ve babet ayakkabıdan oluşan bir kombin vardı.Küçük,kot sırt çantasına ince beyaz bir hırka ve telefonunu koydu.Artık yemek salonuna inmek için hazırdı.Ancak tam odadan çıkacakken aklına birden Meriç’in sabahki yorgun hali gelince duraksadı.

 

 

Onun için bütün gece çabalamış,başından bir an bile ayrılmamıştı genç adam.Dahası bu yorgunluğun üzerine bir de bütün günü Müge’yle birlikte şehrin en önemli meydanlarından birini gezerek geçirmişti.Bu durumda kuru bir teşekkür yetmezdi elbette.Ama ne yapabileceğini bilmiyordu.Biraz düşündükten sonra aklına gelen fikir onu gülümsetti ve oda telefonunundan resepsiyonu aradı hemen.

 

 

 

 

Meriç’de odasına geldiğinde ilk iş elini yüzünü yıkamış,üzerine rahat bir şeyler giymiş ve dinlenmek üzere yatağına uzanmıştı.Ama bir türlü uyuyamıyor,ne zaman gözlerini yumsa,Müge’nin dün akşam ateşle alev alev yanan yüzü gözlerinin önüne geliyordu.Sonunda tabletini alarak e-postalarını kontrol etmeye başladı.

 

 

Reklam mailleri çoğunluktaydı.Onları hemen çöp kutusuna atmayı tercih etti.Geriye 4-5 mail kalmıştı.Buradan cevap verebileceklerine karşılık yazıp gönderdi.Diğerlerini de İstanbul’a dönünce cevaplanmak üzere işaretledi.Şimdilik işi bitmişti.Telefonundaki saat akşam 7’yi gösteriyordu.Bir şeyler yemek istiyorsa aşağı inse fena olmazdı.

 

Ancak bunun için pek istekli değildi genç adam.Çünkü yorgundu.Dün akşam Müge’ye bir şey olur korkusuyla pek uyuyamamış,vaktinin çoğunu bilgisayar başında araştırma yaparak geçirmişti.Bir de bugün genç kızla birlikte yaptıkları harika meydan gezisi vardı.

 

 

Tabii isteksizliğinin gerçek sebebi bunların hiçbiri değildi.Aslında Müge’nin yemek salonuna inmeyip odasında bir şeyler atıştırmak istemesinden ve o koskoca salonda yalnız yemek zorunda kalmaktan korkuyordu.Kız hastalıktan yeni kalkmıştı sonuçta.

 

 

Müge’yi düşündüğü anda gülümseye başlaması ve kendini daha iyi hissetmesi ne kadar da tuhaftı?Bir insan başka bir insanın varlığını sadece 3 günde nasıl bu kadar benimseyebilirdi?Oysa daha birkaç gün önce yalnız olmak en sevdiği şeydi.

 

 

Belki de en doğrusu odasında kalması ve buraya bir şeyler sipariş etmesiydi.Böyle düşünerek oda telefonuna uzandığı sırada yavaşça kapısı tıklatıldı.Bu saatte acaba kim olabilirdi?Bu şehirde Müge’den başka tanıdığı biri yoktu.Hemen seslendi.

 

 

”Kim o?

 

 

Bir cevap gelmemişti.Merakla kapıya ilerleyip açtı.Gelen tabi ki Müge’ydi.Saçlarını tıpkı o gece olduğu gibi serbest bırakmış,sadece yanlardan hafifçe tutturmuştu.Üzerinde haki yeşil,dizin biraz üstünde biten bir etek,kolsuz pembe bir gömlek ve yine pembe babet ayakkabılar vardı.Bu haliyle yine hem çok şık,hem de çok sevimliydi.Gülümsüyor,elinde içi 2 kocaman sandviç ve 2 bardak vişne suyu dolu bir tepsi tutuyordu.Bir şey söylemeye fırsat bulamadan genç kızın sesi doldurdu odayı.

 

 

”Sürprizzzz!Bu sandviçleri bir teşekkür hediyesi olarak kabul eder misin?”

 

 

 

 

1 haftalık bir aradan sonra herkese taptaze bir bölümle iyi akşamlar arkadaşlar 😀😀😀Umarım keyifle okuduğunuz bir bölüm yazabilmişimdir🙏🙏🙏Bol bol yorum yapıp,yıldıza tıklarsanız da çok sevinirim 🙈🙈🙈Ayrıca son birkaç gündür bulunduğum bölgede internetle ilgili bir sıkıntı var 🥺🥺🥺Dolayısıyla yorumlarınıza geç cevap verebilirim 🙈🙈🙈ya da takip ettiğim kitapların okunmalarını biraz geciktirebilirim 🙈🙈🙈Anlayışınız için şimdiden teşekkürler 🙏 🙏🙏Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 20.02.2025 16:43 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...