44. Bölüm

42.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Meriç. 2 haftadır yoğun bir şekilde yeni müşterisi olan hukuk bürosunun istediği program üzerinde çalışmış, bugün yaptığı denemelerde bir sorun çıkmayınca gönül rahatlığıyla programı tamamlamıştı. Şans eseri Müge’nin sınavları da bugün bitiyordu. Artık daha rahat birlikte olabileceklerdi.

 

Aklından bunlar geçerken, bir yandan da genç kızla nerede buluşacağını düşünüyordu. Çok uzun süredir böyle şeyler yapmadığı için, nasıl flört edilir, nerede buluşulur unutmuştu. Tam Hakan’dan yardım isteyeceği sırada yıllardır Hakan’la gittikleri kitap kafeyi hatırlayıp gülümsedi. Sıcacık, sevimli bir mekândı burası. İnsanlar bir yandan çay ya da kahvelerini yudumlarken, bir yandan da kitaplarını okuyabiliyorlardı. Dolayısıyla, Müge’nin seveceğinden şüphesi yoktu.

 

 

Genç kız onu arayıp, mekânın adını duyar duymaz

 

 

“ Biliyorum orayı.”

 

 

dediğinde, yanılmadığını anlamak genç adamı mutlu etti. 40-45 dakikalık bir yolculuk sonrası kafede, cam kenarı bir masada oturuyordu.Garson çocuklardan biri gülümseyerek

 

 

“ Oooo! Meriç Bey, uzun zaman olmuştu. Hemen filtre kahvenizi getiriyorum.”

 

 

deyip masasına geldiğinde neşeyle konuştu.

 

“ Teşekkür ederim Mehmet.”

 

 

Çocuk hemen

 

 

“ Rica ederim.”

 

demiş ve siparişi getirmek üzere yanından ayrılmıştı.

 

 

1-2 dakika sonra, üzerinde siyah, rahat kesim kargo pantolon, haki yeşil yarım kollu bir gömlek ve yine siyah bilekli spor ayakkabılar olan Müge girdi görüş alanına. Uçlarını hafifçe dalgalandırıp omuzlarına döktüğü saçlarıyla kesinlikle çok güzel görünüyordu. Etrafına bakındığına göre henüz onu fark etmemişti. Ancak

 

 

“ Mügeeee!”

 

 

diye ona sesleneceği sırada kız onu gördü,

 

 

” Merhabaaaa!”

 

 

diyerek yanına ilerleyip sıkıca sarıldı genç adama.Birkaç saniye içinde başını boyun girintisine gömmüştü. Yeniden o çok sevdiği çiçeksi kokuyla mest olarak Müge’nin yumuşacık saçlarını okşadı, ardından başının üzerine minicik bir öpücük kondurdu. Bir yandan da haylaz haylaz

 

 

” Hoşgeldin Günışığım! Bu ne güzel bir “merhaba “böyle. Eğer kavuşması bu kadar güzel olacaksa, arada bir ayrılmamızın bir zararı yok.”

 

 

diyordu. Onu duyan Müge gülümseyip şöyle karşılık vermekte gecikmedi.

 

 

” Belki birbirimizi özlemek de güzel ama biz yine de çok uzun süreler ayrı kalmayalım olur mu? Çünkü, sensiz olmayı hiç sevmedim ben.”

 

 

” Tamam canım, kalmayalım. Zaten ben de bu ayrılığı hiç sevmedim.”

 

 

dediğinde, garson Meriç’in kahvesini masaya bırakmış, bu nedenle ayrılmak zorunda kalmışlardı. Genç adam, ilk kez Mehmet’e karşı içinde bir öfke hissetti. Ancak hemen kendini toparlayıp gülümsedi.

 

 

” Sağ ol Mehmet. Sen bize 1 fincan daha filtre kahve getir lütfen.”

 

 

O sırada Müge, genç adamın tam karşısındaki sandalyede yerini almıştı. Neşeyle sohbete dahil oldu.

 

 

” Ben bir de frambuazlı pasta rica edeyim Mehmet.”

 

 

Garson

 

 

“ Nasıl isterseniz Müge Hanım. Siz de epeydir yoktunuz.”

 

 

diyerek yanlarından ayrılınca masada başbaşa kaldılar. Saniyeler sonra ilk konuşan genç adamdı.

 

 

” Mehmet adını bildiğine göre, buraya daha önce sık sık gelmiş olmalısın. Yanılıyor muyum?”

 

 

” Hayır, yanılmıyorsun aşkım. Hem Elif, hem de ben burayı çok sever, fırsat buldukça gelmeye çalışırız.”

 

 

deyip gülümsedi sonra da elinde olmadan kurşuni gri takım elbisesi, beyaz gömleği ve mor desenli kravatıyla yine mükemmel görünen genç adama daldı Müge.Onu ilk kez takım elbiseli görüyor, bazı kızların neden takım elbiseli erkeklere karşı zaafı olduğunu şimdi anlıyordu. Zira Meriç, bu kıyafet içinde bambaşka bir çekiciliğe sahipti. Sonunda daha fazla kendini tutamadı ve hafifçe mırıldandı.

 

 

” Bir insan her haliyle nasıl bu kadar çekici olabilir ki?”

 

 

Oysa bunları içinden söylediğini sanıyordu. Meriç birden muzip muzip

 

 

“ Demek beni çekici buluyorsunuz, öyle mi Müge Hanım? Buna çok sevindim doğrusu. Yalnız siz kendinizi bir de benim gözlerimle görseniz, işte asıl çekici kimmiş o zaman anlarsınız.”

 

 

diyerek göz kırptığında, yüzü utançtan hafifçe pembeleşti. Çok geçmeden de

 

 

” Ayyyy Meriçççç! Ben onu sesli mi söyledim yaaaa?”

 

 

diye sordu.

 

 

” Evet güzelim. Ama utanmana hiç gerek yok ki. Biz sevgiliyiz, unuttun mu?”

 

 

” Doğru da, alışmak öyle kolay değil.”

 

 

” Neyse, sınavlar nasıl geçti güzelim?”

 

 

” İyi geçti Gökyüzü’m. Sanırım hepsinden yüksek not alacağım. Kısacası, benim uğurum oldun.”

 

 

” Bunu duyduğuma çok sevindim. Yine de ben olmasam bile sen yüksek notlar alırdın, buna şüphem yok Müge’cim “

 

 

derken, kahveyle pasta gelmişti. Müge pastasından bir lokma aldı sonra da konuştu.

 

 

” Güvenin için çok teşekkür ederim canım. Peki, senin program nasıl gidiyor?”

 

 

” Aslında bugün bitirdim. Ama yarın son bir kez kontrol edip firmaya öyle teslim etmeyi düşünüyorum.”

 

 

dediğinde, genç adamın yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Müge sormadan duramadı.

 

 

” Ne oldu, neden öyle gülümsedin aşkım?”

 

 

” Hiç. Sanırım sen de benim uğurum oldun. Daha önce bu kadar sorunsuz bir projem olmamıştı.”

 

 

” Ben de bunu duyduğuma çok sevindim işte.”

 

 

derken, kahvesinden bir yudum almış, ardından eklemişti Müge.

 

 

” Biraz pastadan yemek ister misin? Biliyorsun, buranın pastaları harikadır.”

 

 

Bu sırada Meriç kahvesini içiyor, bir yandan da genç kızın ailesine ondan söz edip etmediğini merak ederek Müge’yi süzüyordu. Hemen düşüncelerinden uzaklaşarak konuştu.

 

 

”Sana nasıl hayır diyebilirim ki bebeğim?”

 

 

Böylece Müge çatalıyla pastadan bir lokma alarak ona uzatmış sonra da genç adam ağzına dağılan nefis tadın keyfine varırken merakla sormuştu.

 

 

” Beğendim mi?”

 

 

” Evet çok beğendim bebeğim. Ama benim için asıl önemli olan, senin beni ellerinle beslemen.”

 

 

Cevapla, genç kızın yüzü utançla bir kez daha kızardı ve konuşmanın yönünü değiştirmeyi seçti.”

 

 

” Neyse, az önce ne düşünüyordun?”

 

 

Onu daha fazla utandırmak istemeyen Meriç’in karşılığı gecikmemişti.

 

 

” Sadece ailene benden bahsedip etmediğini merak ettim.”

 

 

Müge rahatlayıp gülümsedi.

 

 

“ Evet, bahsettim canım. Hatta babam seni en kısa zamanda eve yemeğe davet etmemi istedi.”

 

 

Duydukları, genç adam açısından rahatlatıcıydı. Zira bu davet, Müge’nin ailesinden yana bir sorun olmayacağını gösteriyordu. Ve kendi babasıyla yaşayacağını tahmin ettiği tartışmayı düşündüğünde, en azından bir cephede işlerin daha kolay ilerleyeceğini bilmek, kesinlikle güzeldi.Neşeyle karşılık verdi.

 

 

” Bu harika bir haber bebeğim. Size ne zaman uygunsa evinizi ziyaret etmek, ailenle tanışmak benim için zevk olur.”

 

 

” Ben annemle konuşur, sana haber veririm öyleyse canım.”

 

 

dedikten sonra eklemişti Müge.

 

 

” Peki, sen ailene benden söz ettin mi hiç?”

 

 

” Evet güzelim, büyükanneme senden bahsettim. Seni çok merak ediyor ve bir an önce tanışmak istiyor.”

 

 

cevabını aldığında, hem sevindi, hem de biraz korktu genç kız. Zira, Semiha Hanım’ın Meriç için ne kadar özel olduğunu çok iyi biliyordu.Olur da bir ihtimal onun onayını alamazsa, bu ilişkileri için hiç iyi olmazdı. Çok geçmeden aklından geçeni söze dökmekten çekinmedi.

 

 

” Ayyyy Meriçççç! Bu çok güzel ama bir yandan da biraz korkuyorum. Ya ona kendimi sevdiremezsem?”

 

 

Endişesi sesinden de belli oluyordu. Meriç onu duyunca içten bir kahkaha atmaktan kendini alamadı. Sonra da şöyle karşılık verdi.

 

 

” Hiç öyle bir şey aklına gelmesin güzelim. Büyük annem sana bayılacak, biliyorum. Çünkü, birbirinize çok benziyorsunuz.”

 

 

Sözleri yalan da değildi. Zira hem Müge hem de Semiha Hanım, ne istediğini bilen, hayallerinin peşinden gitmekten çekinmeyen ve sevdiklerine çok düşkün kadınlardı.

 

 

Böylece Müge rahat bir soluk alarak pastasıyla kahvesini bitirdi. Sonra da telefonundaki saate bir göz attı.Bu bakışları fark eden Meriç, ayrılma zamanının geldiğini anlamıştı. Kahvesinden son bir yudum aldı, muzipçe göz kırpıp konuştu.

 

 

” Sanırım artık gitme vakti geldi, ha Cesur Kız?”

 

 

“Cesur kız” sözünü duyan Müge neşeyle gülümsemişti.

 

 

” Yine her zamanki gibi söylememe bile gerek kalmadan, anladın Gökyüzü’m. Evet, gitsem iyi olacak. Bu akşam Elif bize akşam yemeğine gelecek çünkü. Yemekten sonra da ona senden söz edeceğim. Yoksa beni çok zor affeder.”

 

 

Aradan en fazla 5 dakika geçtiğinde, birbirlerine sıkıca sarılıp öpüşerek vedalaşan çift, arabalarıyla evlerine doğru yol alıyorlardı. Ancak Meriç, bir anda kararını verdi ve ilk sapaktan dönerek yönünü baba evine çevirdi.2 haftadır yapması gereken konuşmayı işlerinin yoğunluğunu bahane edip ertelemişti. Ama bu kadar erteleme yeterdi. Şimdi, babasının karşısına çıkarak Müge’yi ona anlatmanın vaktiydi …

 

 

 

 

Epey uzun bir aranın ardından taptaze bir bölümle herkese merhaba 😀😀😀Umarım öğrenci arkadaşlarımın ilk okul haftası iyi geçmiş😉😉😉bölümü keyifle okumuşsunuzdur 🙏🙏🙏Bol bol yorum yaparak yıldıza tıklamayı da unutmayın olur mu🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 13.09.2025 15:54 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...