
Kendini ana fena kaptırmıştı Müge.Genç adam bir anda ondan uzaklaşınca ne olduğunu merak edip gözlerini araladı.Şimdi karşısında en az kendisi kadar şaşkın bakan bir çift koyu kahve göz vardı. Gözlerin sahibiyse, dalgalı siyah saçlara sahip, 1,80 boylarında oldukça yakışıklı biriydi. Tabii Müge için asla Meriç’le boy ölçüşemezdi.Yüzü utançtan hafifçe kızararak
“ Bu adam büyük ihtimalle Hakan’dır. Ve biz fena yakalandık.”
diye geçirdi içinden.
Aynı anlarda Meriç’de suskundu. Zira böyle bir karşılaşmayı hiç düşünmemişti. Dolayısıyla 1-2 saniye herkes birbirine baktı, ardından kendini ilk toplayan Hakan oldu.
” Çok afedersin Meriç. İmzalaman gereken 1-2 şey vardı. Feyza yerinde olmadığı için soramadım.”
Onu duyan Meriç gülümsemişti.
“ Neyse, girmeden önce kapıyı çalsan fena olmazdı. Ama olan oldu artık, yapacak bir şey yok.”
Genç adam sözlerini bitirir bitirmez heyecanını az da olsa atmayı başaran Müge’nin sesi duyuldu.
“ Merhaba! Ben Müge. Siz de yanılmıyorsam, Hakan olmalısınız.”
Hakan, bakışlarını hemen Meriç’ten çekmiş, genç kıza çevirmişti.
“ Tahmin ettim zaten. Yoksa Meriç asla böyle bir yapmazdı. Hele de ofiste.”
diye söze başladı haylaz bir tonda.Kızın yüzündeki kızarıklığın büyüdüğünü görür görmez de kırdığı yeni potu fark edip ekledi.
” Neyse, kusura bakmayın lütfen! Rahatsız ettim.Bu arada haklısınız, ben Hakan. Tanıştığıma çok memnun oldum.”
Müge, sohbete nasıl devam etmesi gerektiğini bilememişti. Henüz yeni tanıştığı biri, onu böyle çok da uygun olmayan bir biçimde gördüğü için kendini rahatsız hissediyor, bu kişinin Meriç’in kardeşi yerine koyduğu bir adam olması durumu değiştirmiyordu. Keşke bir şey olsa ve o kendini dışarı atabilseydi. Tam da böyle düşünürken telefonu çaldı. Şimdi rahat bir nefes alabilirdi. Çantasını açarak telefonunu çıkardı. Arayanın Elif olduğunu görmek onu gülümsetmişti. Hemen neşeyle açtı.
” Selâm canım! Nasılsın?”
” Selâm Müge’cim! İyiyim. Bugün biraz geç kalktım. Hatta kahvaltım da yeni bitti. Eğer senin için uygunsa 1 saat sonra şu bizim her zamanki kitap kafe de buluşalım mı?”
Teklif, Müge için çok cazipti. Zira bu sayede tam da istediği gibi buradan çıkabilecekti.
” Harika olur canım! Ben de müsaitim.”
deyip hemen telefonu kapattı. Ardından Meriç’e dönerek devam etti.
” Canım, ben şu bizim kitap kafede Elif’le buluşacağım. Sonra konuşuruz yine.”
Genç adamı yanağından öperken,
“ Nasılsa batacağımız kadar battık!”
diye düşünüyordu. Meriç
“ Olur, konuşuruz güzelim. Size iyi eğlenceler!”
diyerek onu yolcu ettiğinde 2 erkek başbaşa kalmışlardı. İlk konuşan hâlâ kendini arkadaşına karşı çok mahçup hisseden Hakan oldu.
” Gerçekten çok özür dilerim Abi. Yine patavatsızlık ettim. Kapıyı çalmadan odana girmemem lazımdı. Ama böyle bir şey hiç aklıma gelmedi inan.”
Genç adam can dostunu art niyetli olmadığını bilecek kadar iyi tanıdığından gülümsemişti.
” Rahat ol Hakan! Tabii ki böyle bir tanışmayı kimse aklına getirmedi. Ama az önce de dedim, olan oldu. Müge’de zamanla utangaçlığını atar diye düşünüyorum.
Hakan, şimdi odaya girdiği ilk andan bile daha şaşkındı. Genç adamdan hiç bu kadar yumuşak bir tepki beklemiyordu çünkü.Aklından geçeni hemen söze dökmekte gecikmedi.
” Nasıl yani? Bu kadar mı sadece?”
” Tabii ki bu kadar Hakan, ne yapmamı bekliyordun?”
” Ne bileyim, öfkelenir, bağırırsın sanmıştım. Eski Meriç olsa öyle yapardı çünkü.”
” İnsanlar değişir Hakan!”
derken, Meriç gülmeden edememişti. Zira can dostu dediklerinde haklıydı. Eski Meriç olsa, şu an tam da genç adamın söylediği gibi bir tepki verirdi. Bunun üzerine Hakan
“ İnsan kesinlikle değişebilirmiş Meriç.Buna gerçekten inandım. Bu kız sana ne yapmış bilmiyorum ama her ne yaptıysa çok iyi olmuş.”
deyip, tıpkı Meriç gibi gülümsedi. Üzerinden büyük bir yük kalkmıştı. Sonra genç adamın sesiyle ana döndü.
” Artık şu imzalatacağın belgeleri ver de işimize bakalım Hakan.”
Birkaç dakika içinde elinde imzalı belgelerle
“ Görüşürüz Abi!”
diyerek odadan çıkmıştı. Meriç çabucak işine döndü.
Müge, kafeye doğru ilerlerken trafik dünün aksine sakin olduğu halde arabayı çok yavaş kullanıyordu. Zira sakinleşmeye ihtiyacı vardı.Yoksa Elif kızaran yanaklarından bir şey olduğunu anlar, onu rahat bırakmazdı. Buna rağmen arabayı kafe yakınlarına park edip binadan içeri girmesi yarım saat kadar sürdü.
Birkaç dakika sonra üst katta, dün Meriç’le oturduğu masaya yerleşmişti. Mehmet,
” Hemen kahvenizi getiriyorum Müge Hanım!”
diyerek gülümseyince, olumlu anlamda başını aşağı yukarı salladı. Sonra da yarın akşamki yemeği düşünmeye daldı. Yüreği heyecandan kıpır kıpırdı. Meriç’in ailesinin onayını alacağından hiç şüphesi yoktu. Ama yine de belli olmazdı. Zira annesi bu sabah genç adamın ondan yaşça epey büyük olduğunu öğrendiğinde sanki biraz rahatsız olmuş gibiydi. Kendi kendine mırıldandı.
” Belki de yanılıyorumdur?”
Aynı anda Elif’in muzip sesi duyulmuştu.
” Ne hakkında yanılıyorsun, merak ettim canım?”
Yerinden kalkıp sıkıca sarıldı arkadaşına. Aradan en fazla birkaç saniye geçtiğinde Elif
“ Eeee, anlat bakalım Müge Hanım, sabah sabah bu güzelliğinizi neye borçluyuz?”
diyerek karşı sandalyeye oturmuştu.Nefeslenip ekledi.
” Ayrıca ne hakkında yanıldığını da gerçekten merak ediyorum.”
Müge gülümsemişti.
” Önemli bir şey değil canım. Öyle düşünüyordum sadece. Güzelliğe gelirsek, her zamankinden farklı göründüğümü sanmıyorum.”
Ama bu cevapların Elif’e yetmeyeceğini biliyordu.
” Yok, yok, öyle değil. Sen de bugün bambaşka bir güzellik var tatlım. Acaba sabah sabah Meriç’i mi gördün?”
Özellikle cümlenin sonunda gülümsemesi kahkahaya dönüştü Müge’nin.
” Valla senden korkulur Elif! Radarın falan mı var, hiç anlamadım ki!”
” Yoooo, radarım falan yok. Seni çok iyi tanıyorum o kadar!”
derken, Elif’de haylaz haylaz gülüyordu. O sırada Mehmet Müge’nin kahvesini masaya bırakınca sohbet kısa bir kesintiye uğradı. Elif, bu fırsatı çikolatalı pastayla kahve sipariş ederek değerlendirmişti. Garson yanlarından ayrıldığında Elif kaldığı yerden devam etti.
” Evet, hadi anlat Müge’cim! Seni dinliyorum.”
Anlaşılan kaçış yoktu.Böylece yutkunup söze başladı genç kız.
” Sabah kahvaltı sonrası onunla telefonda konuştuk. Müsaitmiş, beni iş yerine davet etti. Ben de gittim.”
” Öylesine mi gittin, yoksa bir şey mi oldu canım?”
” Yani aslında hem nasıl bir yerde, kimlerle çalıştığını merak ediyordum, hem de annemler yarın akşam için onu yemeğe davet etmemi söylediler bunu haber vermek için gittim diyebiliriz.”
” Ayyyy! Çok heyecan yaptım şimdiiii! Demek yarın işler resmileşecek, öyle mi Müge’cim?”
” Sen şimdi böyle deyince bir düşündüm de, galiba öyle olacak.”
derken, Elif’in kahve ve pastası gelmişti. Pastanın yanında ayrıca 2. bir servis vardı. Böylece
“ Çok incesin Mehmet, teşekkür ederiz!”
diyerek bir süre sessizce pastayla kahvelerin tadını çıkardılar iki genç kız.Sonra sessizliği Elif bozdu.
” Sakın telaş yapma güzelim. Her şeyin yolunda gideceğinden hiç şüphem yok. Meriç’in sadece o mavi gözleri bile Suna Teyze’yle Mete Amca’yı etkilemeye yeter çünkü.”
Dedikleri Müge’yi rahatlatmış, hatta yüzüne bir tebessüm yayılmasına sebep olmuştu.
” İyi ki varsın canım! Şimdi çok daha iyiyim, sağ ol.”
” Ne yaptım ki? Asıl sen iyi ki varsın Müge! Hem kardeşler böyle günler içindir.”
” Gerçekten de kardeşiz biz canım, hatta bazen kardeşten bile öteyiz.”
dedi, ardından saate göz attı Müge. Epey geç olmuştu. Yemekten önce biraz dinlense hiç fena olmazdı. Bu nedenle şöyle devam etti.
” Artık çıkalım mı Elif?”
Cevap tam beklediği gibiydi.
” Tabii, olur. Ben de evde biraz kitap okur veya dizi izlerim o zaman.”
Hemen arkadaşına bir kez daha sarıldı.
” Ben de kitap okumayı düşünüyorum. Sonra yemekte annemlere Meriç’in daveti kabul ettiğini söyleyeceğim canım.”
Az sonra 2 can dost arabalarıyla evlerine doğru yola çıkmışlardı.
Hemen hemen aynı anlarda Meriç’de arabasına binmiş, geçirdiği yoğun gün sonrası evine doğru ilerliyordu …
Meriç ve Müge’yle hepinize merhaba 😊😊😊Umarım bölümden keyif almışsınızdır 🙏🙏🙏Bol bol yorum yaparak yıldıza tıklamayı da unutmayın olur mu🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ♥️ ♥️♥️Öpücükler 😘😘😘
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 5.42k Okunma |
1.87k Oy |
0 Takip |
52 Bölümlü Kitap |