10. Bölüm

8.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Kısa ve çok sessiz bir yürüyüş sonrası restorana vardılar.Müge,hâlâ çok kırgın,hatta öfkeli olduğundan ağzını bıçak açmamıştı.Meriç’inse onu konuşturmaya cesareti yoktu.Zira hatasının farkındaydı.

 

 

İçeri girdiklerinde karşılaştığı görüntü Müge’nin çok hoşuna gitti.Koyu renk ahşap masa ve sandalyeleri,yine ahşap görünümlü kiremit rengi yer karoları,son olarak da beyaza boyanmış duvarlarıyla mekan çok sıcak,çok sevimli görünüyordu.Duvarlara ayrıca birkaç küçük resim serpiştirilmişti.Sandalyelerin oturma yerleri hasırla kaplıydı.Gözlerini etrafta biraz daha dolaştırınca,koyu renk ahşap bir kapıdan çıkılarak ulaşılan küçük bir bahçe fark etti.

 

 

Tezgahın arkasında oldukça fazla sayıda şarap şişesi olduğuna göre,restoranın bir bölümü bar olarak hizmet veriyordu.Toskana’nın şaraplarıyla ünlü bir bölge olduğunu hatırladığında,buna şaşırmadı.

 

 

O sırada yanlarına bir garson gelmiş,Meriç’in adını söylemesiyle onları masalarına yönlendirmişti.Masanın mekânın iç kısmında yer alan köşe bir masa oluşu genç kız için güzel bir sürpriz oldu.Restoranların orta bölümlerindeki masaları pek sevmezdi.

 

 

Yerlerine oturur oturmaz aralarındaki tuhaf sessizliği sona erdiren Meriç’in sorusuydu.Daha fazla dayanamamıştı.

 

 

”Restoranı beğendin mi?”

 

 

Genç kız ortamı fazlasıyla beğenmiş olmasına rağmen hemen şöyle karşılık verdi.

 

 

“Mekan hoş bir yere benziyor.Ama asıl önemli olan yemeklerin lezzeti.Hele bir yiyelim de kararımı öyle vereceğim.”

 

 

Yüzüne kayıtsız denebilecek bir ifade hakimdi.

 

 

”Haklısın tabi.”

 

 

derken,gecenin onun için hiç kolay geçmeyeceğini anlamıştı Meriç.Fakat bunun için kızı suçlayamazdı.Zira durumu bu hale getiren kendisiydi.Eğer Müge’ye onca şey söylemeden önce durumun bir karışıklıktan kaynaklandığını tahmin edebilse,şu an keyifle sohbet ediyor olurlardı.

 

 

Ancak kıza karşı büyük bir çekim hissediyor,hayatında biri olup olmadığını hâlâ öğrenememek onu çok rahatsız ediyordu.Tüm bunlar bir araya gelince sözlerinin ucunun nereye varacağını hesap edememiş,gördüğü kadarıyla Müge’yi derinden yaralamıştı.

 

 

Bu nedenle en doğrusu bir süre sessiz kalmak ve oldukça fazla sayıda pizza çeşidi barındıran menüyü incelemek olacaktı.İkisi de porsiyonların tek kişi için çok büyük olduğunu fark ettiklerinde genç adam tüm cesaretini toplayıp konuştu.

 

 

”Pizza seçenekleri bol ve hepsi çok lezzetli görünüyor.Ama porsiyonlar biraz büyük.Paylaşsak olur mu?”

 

 

Ses tonundan gülümsediği belli oluyordu.Onu duyan genç kız başını menüden kaldırarak Meriç’e şöyle bir baktı.Adamın gülüşü gerçekten çok güzel,gözlerindeki ifade çok masumdu.Şaşkınlıkla düşünmeden edemedi.Bir insan daha yarım saat kadar önce kaba hatta iticiyken,şimdi nasıl bu kadar tatlı ve sevilesi olabilirdi?Demek adamda şu şeytan tüyü dediklerinden bolca vardı.

 

 

Düşünmeye devam etti.Teklif mantıklıydı çünkü eğer biraz daha bir şeyler yemezse düşüp bayılacaktı.Yalnızca birkaç saniye için

 

 

“Şimdi şuraya düşüp bayılma taklidi yapsam,Meriç’i teleşla oradan oraya koştururken görmek kesinlikle ilginç olurdu.”

 

 

düşüncesi zihnini işgal edince hemen toparlandı ve konuştu.

 

 

”Peki,zaten başka bir çaremiz de yok gibi görünüyor.O zaman sebzeli bir pizza söyleyelim.Ben yanında bir de vişne suyu istiyorum.”

 

 

Kendisine neler olduğunu,böyle hain planlara neden gerek duyduğunu anlayamıyordu.Teklifi kabul etse,yemekten sonra da odasına çekilse olmaz mıydı?Zaten adamı bir daha görmeyecekti ki!

 

 

”Güzel seçim de şarap denemek istemez miydin?Biliyorsun,Toskana şaraplarıyla ünlüdür.”

 

 

Adam haklıydı fakat şaraba hiç gerek yoktu.Zira Müge şaraba dayanıklı biri değildi.Yani kolayca şarhoş olabilirdi ve henüz yeni tanıdığı birinin yanında bunun olmasını istemiyordu.

 

 

”Yok,canım şarap istemiyor şimdi.Belki başka bir zaman olabilir ama.”

 

 

Genç adam teklifi kabul edildiği için kendini mutlu hissetti.Heüz o gece gözler mutlulukla pırıl pırıl parlamasalar da bu da bir şeydi sonuçta.Çabucak eliyle garsona masaya gelmesini işaret ederek siparişleri verdi.

 

 

Garson istediklerini getirmek üzere masadan ayrıldığında tekrar baş başa kalmışlardı.Birkaç dakika sonra ilk konuşan bu kez Müge oldu. Zira hem sıkılmıştı,hem de karşısındaki adamın mavi bir okyanusu andıran gözlerindeki masum kedi bakışları işini hiç kolaylaştırmıyordu.Adamın pişmanlığı oyun değil,gerçekti.

 

 

”Sana kadınlar hakkında böyle peşin hükümler verdiren nedir?”

 

 

Meriç soruya çok şaşırmıştı.Daha sadece 1 gündür tanıdığı gencecik bir kız,bir sorun olduğunu nasıl fark edebilirdi?Elini saçlarından geçirip

 

 

”Aslında bir sorun olduğu konusunda haklısın.Ama şimdi bunu konuşmanın hiç sırası değil.”

 

 

diyerek konuyu kapatmaya çalıştı.Müge hemen yeni bir soru sormuştu.

 

 

”Tamam,şimdi konuşmak istemiyorsun demek.O zaman neden bahsedelim istersin?Ya da gece boyunca susalım mı?”

 

 

”Mesela seni buraya neyin getirdiğini konuşabiliriz Müge.”

 

 

Ona ilk kez cesur kız ya da alaylı bir şekilde Müge hanım dememesi,adıyla hitap etmesi hoşuna gitti genç kızın.Adının Meriç’in dilinden dökülüşünü sevmişti.

 

 

”Neden beni merak ediyorsun?”

 

 

”İlgimi çektiğini sana sabah da söyledim zaten.Sen de değişik bir şeyler var,adını koyamıyorum.”

 

 

Bu kez şaşırma sırası Müge’deydi.Böyle bir adamdan bu tarz sözler duymak kulağa garip geliyordu.Birkaç saniyeliğine akından geçirdi.

 

 

“Acaba Elif bu tatil konusunda haklı olabilir miAşkla ilgili söyledikleri ya doğruysa?”

 

 

Sonra toparlanıp konuştu.

 

 

”Yani sadece ilgini çekiyorum,hepsi bu.”

 

 

”Evet,şimdilik öyle.Ama ileride neler olacağını bilemem.”

 

 

Dayanamamış,araya girmişti genç kız.

 

 

”Hımmm,demek dahası da mümkün?”

 

 

”Sen izin verirsen neden olmasın?”

 

 

”Anladım,peki ne olmamızı istiyorsun?”

 

 

”Şimdilik arkadaş olmaya ne dersin?”

 

 

Sözcükler dilinden dökülene kadar,Meriç böyle bir cümle kuracağının farkında değildi.Üstelik “şimdilik “diyerek gelecekte olabileceklere açık kapı bırakmıştı Ancak bu söz,daha 1 saat önce kendisine verdiği “tek yemek”sözüyle çelişiyordu.Sonra düşündü.Bu kızla yaptığı her şey zaten kendiyle çelişmiyor muydu?

 

 

Aynı anda pizza ve 2 vişne suyu masada yerini almış,ikisi de yemeğe odaklandıklarından sohbet kesintiye uğramıştı.Bir süre sonra lezzetli pizza sayesinde keyfi yerine gelen genç kız sohbeti kaldığı yerden devam ettirdi.

 

 

”Her şey annemin kütüphanesinde Da Vinci’nini annesinin hayatını anlatan bir kitap bulduğum gün başladı.Daha ortaokuldaydım.”

 

 

”Peki,sonra?”

 

 

”Kitabı okudukça bu şehre ve Da Vinci’ye hayran oldum.Zaten sanatla tarih hep ilgimi çekerdi.O kitap sayesinde bu ilgi bir tutku haline geldi.Ben de henüz 14 yaşında birgün buraya geleceğime kendi kendime söz verdim.”

 

 

Kızın daha o yaşta kendine böyle bir söz vermesi,yıllar sonra sözünü gerçekleştirmek için gösterdiği çaba gerçekten takdire şayandı.Çok geçmeden aklından geçeni söze döktü genç adam.

 

 

”Şimdi hem kadetrali gezerken,hem de daha sonra şehrin sokaklarında dolaşırken neden bu kadar keyifli olduğunu çok iyi anladım cesur kız.Yıllar sonra hayalini gerçekleştirmen kesinlikle çok özel bir şey.”

 

 

”Doğru,çok özel.Onun için kendimi bir rüyada gibi hissediyorum ya zaten.”

 

 

Sözleri bittiğinde, pizza tabağı ve bardaklar boşalmıştı.Saat gece 11’e geliyordu.Yarın eğer yine şehir turuna devam edecekse yatıp dinlenmeliydi.Biraz uyumuş olduğu halde hâlâ kendini yorgun hissediyordu.

 

 

Kızın gözlerindeki yorgun ifadeyi fark eden Meriç hemen garsona işaret ederek hesabı istedi.Pusula gelince de kredi kartıyla hesabı ödedi.

 

 

”Kalkalım mı artık?İkimiz de yorgunuz.”

 

 

diyerek.Müge hemen

 

 

“Nasıl istersen.”

 

 

deyip yerinden kalkarak çıkışa ilerlemişti.Genç adam onu takip etti.

 

 

Dışarı çıktıktan kısa bir süre sonra gök gürlemeye,ardından bardaktan boşalırcasına bir yağmur yağmaya başladı.Otele vardıklarında aradan yalnızca 10-15 dakika geçtiği halde sırıl sıklamdılar.Hızlıca asansöre bindiler ve odalarına çıktılar.

 

 

Müge odasına girer girmez ilk işi saçlarını havluyla kurulamak ve üzerine kuru bir tişörtle şort giymek olmuştu.Islak kıyafetleri banyodaydı.

 

 

“Yarın yıkamaları için otel çalışanlarından birine veririm artık.”

 

 

diye düşünerek yatağına uzandı ve örtüye sardı kendini.Buna rağmen hâlâ çok üşüyordu.Şu an bir fincan kakaolu süt olsa ne güzel olurdu?Aklından bunlar geçerken kapısı tıklatılınca biraz korktu.Ama yine de İngilizce seslenmeden duramadı.

 

 

”Kimsiniz?”

 

 

Merak duygusu korkuyu yenmişti.

 

 

”Benim,Meriç.Kapıyı açar mısın lütfen?”

 

 

Duyduğu cümleyle rahatladı genç kız.Ama merakı daha da artmıştı.Adam bu saatte kapısının önünde ne arıyordu?Yavaşça kapıyı araladı ve gözlerini şaşkınlıkla kocaman açtı.Zira üzerinde gri bir tişörtle kırmızı beyaz çizgili bir şort olan adam karşısında duruyor,suyu alınmış olsa da hâlâ ıslak saçları ve yavru kedi bakışlarıyla çok sevimli görünüyordu.Üstelik elinde içinde 2 kupa sıcacık kakaolu süt olan bir tepsi vardı.Bir şey söyleyemeden genç adamın mahçup sesi kulaklarına doldu.

 

 

“Sen bana sabah tanıştığımızda ne demiştin cesur kız?Hödük değil mi?Şimdi o hödük,senden bir şey rica ediyor.Onu affeder misin?”

 

 

 

 

1 haftalık aranın ardından herkese taptaze bir bölümle iyi akşamlar 😀😀😀Umarım keyife okuduğunuz bir bölüm olmuştur 🙏🙏🙏Bol bol yorum yaparak yıldıza tıklamayı da unutmayın olur mu 🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 03.01.2025 20:30 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...