24. Bölüm

22.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Mevsim,sabah tam 6’da çalan alarmla kendini tuhaf bir şekilde huzurlu hissederek uyandı.Yatağında güzelce gerindikten sonra da hemen kalkarak banyoya ilerledi.Zira bir an önce hazırlanıp evden çıkmalıydı.Kafede yapılacak bir sürü iş onu bekliyordu.

 

 

Aradan yaklaşık yarım saat geçtiğinde,duşunu almış,dişlerini fırçalamış,saçını kurutarak at kuyruğu yapmış ve tavanı beyaza,duvarları vizon rengine boyalı çok sevdiği,sığınağı olarak gördüğü odasına dönmüştü.Duvarların birinde 2 kanatlı,ortasında bir ayna yer alan açık renk ahşap ve beyaz karışımı bir gardrop vardı.Açık renk ahşaptan vizon rengi kumaş başlıklı çift kişilik yatağın olduğu duvara ise,karışık desenli bir tablo asılıydı.Yatağın yan tarafında yere kadar uzanan bir pencere,yine yatağın başuçlarında gardropla aynı renkte 2 komidin göze çarpıyor,aydınlatma tavandan sarkan 4-5 küçük toptan oluşan bir avizeyle sağlanıyordu.Ayrıca odada bir de gardrobun sol kanadının bulunduğu duvara sabitlenmiş küçük,üçgen şeklinde bir aplik vardı.Kalın perdelerde açık kahve keten kullanılırken,ince perdelerde beyaz tül tercih edilmişti.

 

 

Önce pencereden havanın nasıl olduğuna baktı.Bulutluydu.

 

 

“Biraz da rüzgar var gibi sanki.”

 

 

diye düşünerek dolabının karşısına geçti.Ardından siyah normal kesim yüksek bel kot pantolon,siyah ince bisiklet yaka bir kazak ve yine siyah bir çift pantolon çorabı çıkarıp giyindi.Parfümünü sıktıktan sonra kendisine aynada şöyle bir bakınca üzerinde biraz renge ihtiyaç olduğunu fark etmişti.Hızlıca çekmeceden kırmızı siyah desenli bir fular alarak boynuna doladı.İşte şimdi tamamdı.Dudaklarına hafif bir parlatıcı,gözlerine rimel sürdü,kırmızı sırt çantasına telefonunu,cüzdanını yerleştirdi ve odasından çıkıp mutfağa adımladı.

 

 

 

 

Gece pek iyi uyuyamayan Esma hanım,erken kalkıp kahvaltısını bitirmiş,keyif çayını yudumlayarak yeni tasarlayacağı ametist yüzüğü düşünüyordu.Dün Eminönü’ne giderek tasarımlarında kullanmak üzere ametist,oniks,akumarin,akik,turmalin,kaplangözü ve kehribar gibi çeşit çeşit yarı değerli taş satın almıştı.Ancak takı yapmanın belki de en kolay aşaması taş almaktı.Zira eve geldiğinden beri aklındaki birkaç yüzüğü kağıda geçirmeye çalışsa da hiçbirinin tam olarak içine sindiği söylenemezdi.Uykusuz kalmasının en önemli nedeni de aslında buydu.

 

“Neyse,çayımı bitirdikten sonra belki daha verimli olabilirim.”

 

 

diye düşünürken Mevsim’in

 

 

“Günaydın annecim,bakıyorum da kahvaltın bitmiş.Yine erkencisin.”

 

 

diyerek yanına gelip yanağından öpmesiyle ana döndü,gülümseyerek konuştu.

 

 

”Günaydın canım!Dün akşam da görüşemedik.Sanırım yine işlerin yoğundu.”

 

 

Genç kadın onu dikkatle dinlerken düşünüyordu.Eğer Rengim’le sahilde biraz sohbet etmese,eve çok daha erken gelebilirdi aslında.Fakat bu kısa sohbet ona kendini çok iyi hissettirmişti.Tabii annesine henüz genç adamdan bahsetmek için çok erkendi.Bu nedenle neşeyle şöyle karşılık verdi.

 

 

”Öyle annecim,bu aralar işler gerçekten çok yoğunlaştı.Ama ben bundan çok memnunum.Hatta dün ilk kez,birkaç genç oyuncu set arasında uğradı,inanabiliyor musun?”

 

 

Ardından kahvaltı etmeye koyuldu.Fatma Hanım o mutfağa gelir gelmez çayını masaya bırakmış ve salonu toplamak için mutfaktan ayrılmıştı.Duydukları Esma Hanım’ı çok mutlu etti.Çünkü,eğer oyuncu kesimi bir yeri beğenirse,o yerin önünün açılacağını iyi bilirdi.Keyifli bir ses tonuyla araya girdi hemen.

 

 

”Bak bu gerçekten harika bir haber canım!Demek kafen çok yakında bayağı tanınacak.”

 

 

“Belki de annecim.Neyse,sen yine yeni tasarlayacağın yüzüğü düşünmekten uyuyamadın,değil mi?”

 

 

Mevsim’in cevabıyla sohbetin yönü değişmişti.Esma Hanım

 

 

“Galiba öyle oldu güzelim.Ama sen şimdi bunu düşünme.Tasarlama aşamasında genelde böyle olduğumu biliyorsun.Sonra yine bir yolunu bulurum ben.”

 

 

dedi ve biraz soluklanıp ekledi.

 

 

”Artık çalışma odama gitsem iyi olur.Akşam belki görüşürüz.Sana kolay gelsin canım.”

 

 

O mutfaktan çıkarken genç kadın arkasından seslenmişti.

 

 

”Tamam anne,sağol!Sana da kolay gelsin.”

 

 

Aradan 5-10 dakika geçtiğinde kafeye doğru ilerliyordu genç kadın.Üzerinde kapşonlu montu,ayaklarında postalları vardı.Ancak dışarıda hava beklediğinden daha soğuk olunca

 

 

“İyi ki boynuma fular sarmışım.”

 

 

diye geçirdi içinden.Sonra da bugün hangi keki yapacağını düşünmeye koyuldu.Kakaolu kekte karar kıldığında,kafe de görünmüştü.Kapıyı açtı

 

 

”Günaydın Yaprak!”

 

 

diyerek içeri girdi.

 

 

 

 

Rengim,üzerinde salaş bir tişört ve eşofmanla otelin spor salonundaki koşu bandında koşuyor,bir yandan da dün gece sahilde genç kadınla yaptığı kısa sohbeti düşünüyordu.Mevsim,tahmininden çok daha hazır cevap ve eğlenceli çıkmıştı.Genç kadının başta ciddi,ancak sonlara doğru muzipleşen bir tonda

 

 

“Eğer bana yardım ettin diye ortağım olmak istersen işler değişir.”

 

 

gibi bir cümle kurduğunu hatırlayınca,keyifle gülümsedi.Birazdan koşusunu bitirip odasına dönecek,duş alarak giyinecek ve kahvaltıya inecekti.Sonra da daha Tokyo konserleri sırasında kararlaştırılan radyo röportajına yetişmesi gerekiyordu.Aklından

 

 

“Bakalım nasıl sorularla karşılaşacağım?Röportaj sabah saat 11’deydi.Öyleyse ben kahvaltıdayken Tuna arayıp hatırlatır.”

 

 

diye geçirdi ve koşu bandının üzerindeki panelde bazı ayarlamalar yaparak daha hızlı koşmaya başladı.

 

 

 

 

Yaprak,Mevsim’in

 

 

“Günaydın Yaprak!”

 

 

diyen neşeli sesini duyduğunda,kafe kısmını paspaslamayı yeni bitirmiş,çayı demliyordu.Birazdan kahveyi hazırlayacak,zencefilli kurabiyelerin malzemelerini tezgaha dizecekti.Akşam yurttaki arkadaşlarından biri geçenlerde okullarına gelen piyanistin bugün sabah saat 11’de …………Radyo’da bir röportaj yapacağını söylediği için heyecanlıydı.Neyse ki bugün dersi öğleden sonra başlıyordu.Yani eğer kafe yoğun olmazsa röportajı dinleyebilirdi.

 

 

”Sana da günaydın Abla!Çay demledim,şimdi kurabiyelerin malzemelerini tezgaha dizer,kahveyi de hazırlarım.”

 

 

diye seslenip hızlıca dediği gibi kurabiye malzemelerini tezgaha koymaya başladı.Mevsim bir süre onun böyle soluksuz çalışmasını izlemiş,ardından neşeyle sormuştu.

 

 

”Bu ne hız Yaprak’çım,dersin öğleden sonra değil miydi?”

 

 

Kızın cevabı

 

 

“Ya Abla,bugün saat 11’de şu geçenlerde okula gelen piyanistin …………Radyo’da röportajı varmış.Eğer kafe çok yoğun olmazsa onu dinlemek istiyorum.”

 

 

olunca,bu hızın sebebini gayet net anladı ve gülümseyip konuştu.

 

 

”Tamam canım.Dediğin gibi kafe sakin olursa belki birlikte dinleriz.”

 

 

Ardından kurabiyeleri hazırlamaya başladı.Açıkçası o da Rengim’in röportajda nelerden bahsedeceğini merak etmişti.Aradan 2 saat geçtiğinde,zencefilli kurabiyeler,tuzlu çubuklar ve kakaolu kek tezgahta hazır bekliyordu.İlk müşteriler de birazdan görünürdü.

 

 

 

 

Rengim planladığı gibi duş yapıp üzerine lacivert-yeşil flanel gömlek,lacivert kot pantolon ve yine lacivert spor ayakkabılarını giymiş,yanına yeşil kapüşonlu montunu almış ve kahvaltıya inmişti.Şimdi de röportaj yapacağı radyoya gitmek üzere taksiye binmek üzereydi.Telefonu çalınca cebinden çıkarıp neşeyle açtı.

 

 

“Günaydın Tuna!Merak etme,sorun yok.Tam radyoya gitmek için taksiye biniyordum.”

 

 

Bu ses tonu,Tuna’ya çok şey anlatıyordu.Demek dün akşamki kimlik konuşması yolunda gitmişti.

 

 

”Günaydın!Tamam o zaman.Sonra yine konuşuruz.”

 

 

diyerek hemen kapattı.Bunun üzerine Rengim telefonu cebine atıp taksiye binmiş ve radyonun adresini vermişti.Taksici

 

 

“Peki abi!”

 

 

deyip yola çıktığında,en az 1 saatlik yolu vardı genç adamın.Ama sorun değildi.Belki röportaj sonrası yine kafeye uğrardı.Tahmin ettiği gibi yaklaşık bir saat içinde radyoya geldi.Kapıdaki görevli onu tanımış

 

 

”Hoşgeldiniz Rengim Bey!”

 

 

dedikten sonra stüdyoya kadar kendisine eşlik etmişti.Yayın,5-10 dakika içinde başlayacaktı

 

 

 

 

Aynı anlarda kafe şans eseri sakinleşince Mevsim’le Yaprak soluğu mutfakta,radyo başında aldılar.Sonra da kendilerine birer Türk kahvesi yapıp yayının başlamasını beklediler.Kahvesinden bir yudum alan genç kız

 

 

”Ay Ablaaaa! Neler anlacatacağını çok merak ediyorum,biliyor musun?”

 

 

diyerek sohbeti başlattığında,Mevsim düşünmeden edememişti.

 

 

“Bir radyo röportajı için bile bu kadar heyecanlanıyorsa,Rengim’i burada görse neler olur kim bilir?Düşüp bayılmasa bari!”

 

 

 

 

1 haftalık bir aranın ardından herkese merhaba arkadaşlar 😀😀😀Umarım keyifle okuduğunuz bir bölüm olmuştur 🙏🙏🙏Bol bol yorum yapıp yıldıza tıklarsanız da çok mutlu olurum 🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 15.03.2025 17:52 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...