26. Bölüm

24.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Rengim’in Galata Kulesine varması 1,5 saate yakın sürmüştü.Teşekkür edip ödemeyi yaptıktan sonra taksiden indi ve binaya doğru adımladı.Okuduklarından hatırladığı kadarıyla,507-508 yılları arasında Bizans İmparatoru Justinianus tarafından,Fener kulesi olarak ahşaptan inşa ettirilmişti burası.Günümüzde bildiğimiz yığma taş haline getirenlerse,1348-1349 yıllarında Cenevizliler’di.Ayrıca Cenevizliler döneminde kule,savunma amaçlı olarak kullanılıyordu.

 

 

Daha sonra Osmanlı İmparatorluğu döneminde yangın kulesi,esirhane ya da rasathane olarak hizmet verdiği de olmuş,1831’de yangın,1875’te fırtına nedeniyle restore edilmişti.Bugün bildiğimiz şekline en yakın hale getirildiği tarih ise 1967’diydi.9 katlı olan kulenin boyu yaklaşık 70 metreye,ağırlığı 10 bin tona yakındı.Batı Avrupa’da ortaya çıkan ve Roma’yla Bizans unsurlarına dayanan Romanesk tarzda inşa edilmişti.Bu mimarinin en büyük özellikleri eklemli duvar yapıları,yuvarlak kemerler ve güçlü tonozlardı.Fakat genç adam için burayı vazgeçilmez kılan şey,bu özelliklerin hiçbiri değildi.O,kulenin terasına çıktığınızda ayaklarınızın altına serilen muhteşem İstanbul manzarası yüzünden yapıya hayrandı.

 

 

”Bakıyorum da yine binanın ihtişamına kaptırmışsın kendini!”

 

 

diyen Tuna’nın sesiyle ana dönüp konuştu.

 

 

”Hoşgeldin Tuna!”

 

 

Ardından bir kafe bulmak üzere dar,taşlı sokaklarda yan yan ilerlediler 2 genç adam.Birkaç dakika içinde kapısının üst tarafına gerilmiş lilâ tentede mekânın adı yazan,………… Kafe’ye gelmişlerdi.Beyaz ahşaptan arkalıklı katlanır sandalyeler,yine beyaz ahşaptan dikdörtgen katlanır masalar göze çok hoş görünüyordu.Buna rağmen,

 

 

“Güzel bir yer.Ama Mevsim’in kafesi bambaşka.”

 

 

diye düşünmeden edemedi Rengim ve hemen kaldırımdaki boş masalardan birine Tuna’yla karşılıklı oturdu.Az sonra genç bir kız gelip siparişlerini sormuş,her ikisi de birer cafe latte sipariş etmişlerdi.Masada yalnız kaldıklarında ilk konuşan Tuna oldu.

 

 

”Keyiflisin,röportaj gerçekten iyi geçmiş.Artık inandım.”

 

 

”Evet,programın sunucusu ve yapımcısı olan adam başlamadan önce sormasını istemediğim konular olup olmadığını sordu.Ben de aile ve özel hayat dışında her şeyi konuşabileceğimizi söyledim.Böylece sorun kalmadı.”

 

 

”Anladım,e iyi olmuş o zaman.Ama bence keyifli olmanın tek sebebi bu değil,yanılıyor muyum?Şu kimlik meselesi de yolunda gitmiş sanki?”

 

 

”Aynen,onun da payı var tabi.Zaten bazı şüpheleri varmış.Bu nedenle söylediklerimi tahminimden çok daha sakin karşıladı.”

 

 

”Nasıl şüphelendiğini merak ettim.”

 

 

”Geçen gittiğim şu üniversitede okuyan bir kız,okul dışında ona yardımcı oluyormuş.Röportajın ertesi günü kafeye gittiğinde,etkinlikten söz etmiş.Mevsim de bahsettiği adam bana çok benzeyince şüphelenmiş.”

 

 

”Şansa bak!Senin adına çok sevindim.Belli ki senin için önemli bu kız.”

 

 

”Doğru,önemli.İlk başta sonatta günlerdir takıldığım yeri nasıl devam ettirmem gerektiğini buldum onun mekânı sayesinde.Sonra da 1-2 gün arka arkaya oraya giderek onu daha yakından tanıma şansı elde edince kişiliğine hayran kaldım.”

 

 

”Yalnızca 4-5 günde kızı nasıl bu kadar iyi tanıyabildin ki?Bu gerçekten ilginç.”

 

 

Aynı anda kahveler gelmiş,sohbet kısa bir kesintiye uğramıştı.Rengim kahvesinde birkaç yudum aldıktan sonra söze başladı.

 

 

”Aslında bunu pek anlatmak istememiştim ama ona nasıl davranmam gerektiği konusunda emin değilim.”

 

 

“Neden emin değilsin?”

 

 

”Birkaç gün önce kafeye gittiğimde,ona “peri kızı “dedim,ağlamaya başladı.Ben de kendimi affettirmek için akşam mutfağı toplamasında yardım etmek istedim ve onu bir şekilde ikna ettim.”

 

 

”Peki sonra?”

 

 

”Sonra tam kafeyi kapatacakken bir adam geldi,tartıştılar.Ama öyle böyle değil.Anladığım kadarıyla adam sevgilisiydi.”

 

 

Tuna,böyle bir durumda kalmanın genç adam için çok zor olduğunu tahmin edebiliyordu.Üzgün bir tonda araya girdi.

 

 

”Sen de tüm konuşmalarına kulak misafiri oldun,değil mi?”

 

 

”Maalesef.Yalnız kız adama öyle şeyler söyledi ki,hayran olmamak mümkün değil.”

 

 

”Demek sen ondan kimliğini açıklamaya karar verdin.”

 

 

”Haklısın.Çünkü,Mevsim için dürüstlük çok önemli.Onun gibi bir kadın,hayatında en küçük yalana bile tahammül edemez.”

 

 

”Tamam ama ben hâlâ neden tam emin olmadığını anlamadım Rengim?”

 

 

”Şöyle,o akşam Mevsim bu adamdan ayrıldı.Yani şu an hayatında biri yok.Fakat,şu an çok hassas bir dönemde olduğunu tahmin etmek senin için zor olmaz herhalde.Onunla daha yakın olmak istediğimi de anladığını düşünüyorum.”

 

 

”Anladım tabi.Yoksa ona yardımcı olmak için bu kadar çabalamazdın.”

 

 

”Öyle.Mesele de bu aslında.Onu ürkütmeden nasıl yakın olabilirim,bilmiyorum.Bir de şu yoğun çalışma tempom var.”

 

 

Tuna,bu sözleri duyunca kahvesinden bir yudum alıp gülümsemişti.Funda’yla otelde Rengim’le buluştukları akşam,eve döndüklerinde konuştukları şey gerçekleşiyor gibiydi.Bu muzip gülümsemeyi fark eden genç adam sormadan duramadı.

 

 

“Ne dedim ben şimdi,niye öyle gülüyorsun?”

 

 

Tuna biraz düşünmüş,ardından şöyle karşılık vermişti.

 

 

“Sanırım sen bu kıza tahmin ettiğimden çok daha fazla değer veriyorsun.Öyleyse,rahat ol ve akışına bırak.Ben Funda’dan hoşlanmaya başladığımı ilk fark ettiğimde,öyle yapmıştım.İnan,işe yarıyor.Zaten iş haricinde nazik birisin.Kolay kolay üzmezsin onu merak etme.”

 

 

Birkaç saniye sonra ekledi.

 

 

”Anladığım kadarıyla,o da işine çok düşkün biri.Bu durumda senin temponun ciddi bir sorun yaratacağını sanmıyorum.Hem insan gerçekten isterse bir orta yol bulunur.”

 

 

Bu sırada kahveler bitmiş,zaman hızla ilerlemişti.Rengim kendini çok daha iyi hissediyordu.Gülümseyip konuştu.

 

 

”Teşekkürler Tuna,bu sohbet bana çok iyi geldi.Ama artık kalksak iyi olur.Senin de işlerin vardır.”

 

 

”Rica ederim,sana yardımcı olduğuma sevindim.”

 

 

derken Tuna’da neşeyle gülümsüyordu.Az sonra Rengim hesabı ödedi ve 2 genç adam vedalaşıp ayrıldılar.Ardından Rengim yeşil kapüşonlu montunu üzerine giyip otele doğru yürüdü.Zira önünde 15-20 dakikalık yol vardı,hava da oldukça serinlemişti.

 

 

 

 

Tuna,arabasına doğru giderken Rengim’le yaptığı sohbeti düşünmekle meşguldü.Öyle görünüyordu ki,genç adamın yıllardır süren yalnızlığı bitiyordu.

 

 

”Umarım her şey,ikisi için de güzel olur.”

 

 

diye mırıldanarak arabasına bindi ve ofisine doğru yola çıktı.

 

 

 

 

Rengim otele gelir gelmez lavaboda ellerini yıkamış,sonra da yemek salonunda kendine cam kenarı bir masa bulup yiyecek bir şeyler söylemişti.Yemeğin ardından odasına çıkarak dinlenmeyi,hatta belki de biraz kestirmeyi düşünüyordu.

 

 

 

 

Mevsim,Yaprak gittiğinden beri çok yoğun bir gün geçirmiş,bir tepsi tuzlu çubukla bir kakaolu kek daha hazırlamak zorunda kalmıştı.Ancak bundan hiç şikayetçi değildi.Aksine,kendisini çok yorgun ama mutlu hissediyordu.Ortalık sakinleşince hemen mutfağa geçti,kendine bir Türk kahvesi hazırlayıp keyfiyle yudumlamaya koyuldu.Aklında sabah dinlediği röportaj vardı.Yaprak’a hissettirmemeye çalışsa da Rengim için üzülmüştü.Öte yandan,sorular sayesinde onu biraz daha yakından tanımak güzeldi.Soruların hiçbirinin özel hayat ya da aileyle ilgili olmadığını fark ettiğinde,bu açıdan birbirlerine benzediklerini anlayıp mırıldandı.

 

 

”Belki de onunla arkadaş olmak,sandığımdan daha keyifli olur.Kabul etmeliyim ki,sohbeti çok hoş biri.”

 

 

O sırada önce kapının,ardından

 

 

“Bakar mısınız lütfen?”

 

 

diyen bir müşterinin sesi duyulmuştu.Yerinden kalkıp seslendi.

 

 

”Hemen geliyorum hanımefendi.Siz isterseniz menüye bir göz atın.”

 

 

Birkaç dakika sonra mutfağa dönmüş,kadının kakaolu kekle Türk kahvesinden oluşan siparişini hazırlıyordu.

 

 

 

 

Hemen hemen aynı anlarda genç adam,kafeye gitmek için hazırlanmakla meşguldü.Üzerindeki siyah tişörtü sabah giydiği gömlekle değiştirdi,lacivert kot pantolonlarını,lacivert spor ayakkabılarını giydi ve parfümünü sıkıp saçlarını elleriyle şöyle bir düzelttikten sonra odadan çıktı.Telefonuyla cüzdanı cebinde,yeşil kapüşonlu montu elindeydi.Otelden ayrılıp kafeye doğru yürürken hatırladığı şeyle yüzü düştü.Yarından sonraki gün,babasının 4.ölüm yıldönümüydü Bu durumda annesinin yanında olsa hiç fena olmazdı.

 

 

“Kafede kendime yarın için denizotobüsü bileti ayırtsam iyi olacak.”

 

 

diye geçirdi içinden.Kafe görününce de kapıyı açarak içeri girip boş bir masaya oturdu.Mevsim,birazdan gelirdi.Bir yandan da annesine ne götürebileceğini düşünüyordu.Saniyeler sonra aklına gelen fikir,yüzünü güldürmüştü.Zira her şey planladığı gibi giderse genç kadının telefonuna ulaşabilecekti.Ve bu dilediği zaman onunla sohbet edebileceği anlamına geliyordu…

 

 

 

 

Herkese taptaze bir bölümle iyi akşamlar ☺️☺️☺️Bayram boyunca belki fırsatım olmaz diye bölümü biraz erken paylaştım 😀😀😀Umarım keyifle okumuşsunuzdur 🙏🙏🙏Bol bol yorum yapıp yıldıza tıklarsanız da hem beni🙈🙈🙈hem Mevsim’le Rengim’i çok mutlu edersiniz 😉😉😉Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 27.03.2025 18:13 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...