
Funda gider gitmez Rengim eline bir kağıt ve kalem alarak notalarına gömüldü. Mevsim’de masalarla mutfak arasında siparişleri yetiştirmek için koşturup durdu. Şimdiyse artık saat akşam 10’a yaklaşıyordu. Genç adam oturduğu yerde gerinerek tutulan kaslarının açılmasını sağladı, ardından etrafına şöyle bir göz gezdirdi.
Dolu olan yalnız 2 masa kalmıştı. Ortalık sakindi. İçinden
“ Mevsim kapatma hazırlıklarına başlamıştır. Yardıma gitsem iyi olur.”
diye geçirip yerinden kalkarak mutfağa adımladı. Elinde, saatlerdir yoğunluk yüzünden Mevsim’e vermeye fırsat bulamadığı küçük hediye poşeti vardı.Mutfaktan içeri adımını attığında genç kadın tezgahı toparlıyordu. Seslendi.
” Kolay gelsin! Kahve makinesini temizlemeye başlasam iyi olacak galiba?Yoksa bulaşık makinesi mi boşaltayım?”
Genç kadın duyduğu neşeli sesle başını yaptığı işten kaldırıp şöyle karşılık vermişti.
” Sağ ol! Sen, dediğin gibi kahve makinesini hallet. Ben de birazdan makineyi boşaltır, yerlerine yerleştiririm. Az önce kalan yiyecekleri buzdolabına koydum.”
Bunun üzerine Rengim gülümseyerek
“ Nasıl istersen!”
dedi ve hemen işe koyuldu. Genç kadın onu yüzünde muzip bir gülümseme eşliğinde izlerken konuşmaya devam etmişti.
” Gerçekten sana nasıl teşekkür etsem bilemiyorum ama yardımların tam zamanında imdadıma yetişiyor.”
” Bunu senden duymak çok güzel! Çünkü, sana yardım etmek bana kendimi çok iyi hissettiriyor.”
” Eh, iyi o zaman! Zira bazen ünlü piyanist Rengim Doğan’ı mutfağımda çalıştırdığım için kendimi biraz suçlu hissediyorum.”
derken, Mevsim’in sesi kulağa hem muzip, hem de biraz mahçup geliyordu. Genç adam kahkahalar arasında konuştu.
” Hiç kendini suçlu hissetme lütfen! Sen beni buna mecbur etmiyorsun ki! Ben istiyorum.”
” Öyle de ne bileyim? Düşünsene, şu an kapıdan içeri bir hayranın girse ve seni burada çay ya da kahve makinesi temizlerken görse aklından neler geçirir?”
Genç kadının kıkırdayarak söyledikleri Rengim’i de gülümsetmişti.
” Bilmem, açıkçası onun aklından geçenler beni çok ilgilendirmiyor. Burada olmaktan, sana yardım etmekten mutluyum. Önemli olan da bu!”
Cümlesini bitirdiğinde hatırladıkları yüzünden gülümsemesi genişleyince Mevsim merakla sordu.
” Neden öyle gülümsedin, yoksa aklına bir şey mi geldi?”
” Evet, bugün gelen şu küçük aileyi hatırladım da birden!”
” Yusuf ne sevimliydi, öyle değil mi?”
” Kesinlikle. Havuçlu-tarçınlı keki yerken gözleri ışıl ışıl parlıyordu.”
” Hangi çocuk kek ya da pasta gördüğünde dayanabilir ki? Bu çok normal. Asıl ilginç olan babasının sana tıpatıp benzemesiydi. Bir an bir yerlerden ikizin falan geldi sandım.”
diyerek kıkırdamış, sonra da eklemişti Mevsim.
” Madem senin için sorun yok, tekrar teşekkür ederim.”
Aradan en fazla 5 dakika geçtiğinde kalan son 2 müşteriye hesaplarını götürmek için kafe kısmına doğru yürüyordu. 1-1,5 saat kadar sonraysa her şey derlenip toparlanmış, eve gitme vakti gelmişti. Genç kadın son kez mutfağı gözden geçirerek konuştu.
” Hadi Rengim, çıkalım artık.”
Genç adam
“ Tamam, olur ama önce sana bir şey vermem gerek.”
deyince de şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. Rengim neşeyle devam etmişti.
” Şaşırma! Sadece sana o lezzeti kurabiyelere teşekkür etmek için küçük bir hediye aldım, o kadar.”
Mevsim onu duyunca daha da mahçup olup gülümsedi.
” İnan, böyle bir şeye hiç gerek yoktu. Annenin beğenmesi benim için en güzel hediye zaten.”
Rengim,
” Biliyorum. Ama içimden geldi. Aç bakalım, beğenecek misin?”
diyerek, elindeki küçük poşeti ona uzatmıştı.
” Teşekkür ederim!”
dedi, ardından
“ Gerçi sana bugün çok teşekkür ettim farkındayım ama başka ne diyebilirim?”
diye ekleyip poşetin içinden küçük paketi çıkardı genç kadın.İçinde ne olduğu hakkında en ufak bir fikri yoktu. Ancak çok hafif bir şey olduğu belliydi. Büyük bir dikkatle paketi açtı. Gördüğü pembe- yeşil desenli küçük ipek eşarp onu neşeyle gülümsetmişti. Rengim bu gülümsemeyi gördüğü anda rahat bir nefes aldı.
” Gülümsediğine göre, beğendiğini düşünebilirim sanırım?”
” Evet, çok beğendim hem de. Aynı zamanda şaşırdım da! Dediğim gibi böyle bir şeye hiç gerek yoktu çünkü.”
” Zamanla, yani aramızdaki arkadaşlık ilerledikçe bana alışacaksın. Arada böyle küçük hediyeler vererek sevdiklerimi mutlu etmek çok hoşuma gider.”
Rengim böyle deyip onu da sevdiklerinin arasına kabul mü etmiş oluyordu şimdi? Ne diyeceğini bilemedi genç kadın. Sonunda çareyi konuyu değiştirmekte buldu.
” Neyse, saat epey geç oldu. Çıkmamız lazım. Yarın yoğun bir gün olacak. Üstelik Funda Hanım’ın istedikleri de var.”
Genç adam durumu anlamıştı.
” Haklısın, çıkalım tabii. Eve kadar yürürüz yine. Hava serin ama güzele benziyor.”
diye karşılık verdi. Bir yandan da montunu giymek üzere kafe kısmına doğru ilerliyordu.
Aradan en fazla 5 dakika geçtiğinde kafeyi çoktan kapatmış, yan yana Mevsim’in evine doğru yürümeye başlamışlardı. Genç kadının düşünceli halini fark eden Rengim sonunda dayanamayıp sessizliğini bozdu.
” Parti için endişeleniyorsan buna hiç gerek yok.Her şey yolunda gidecek merak etme.”
” Tanışalı yalnızca 1 hafta oldu ama sen bu sürede bana hep kendimi çok iyi hissettirdin.”
demiş, ardından kıkırdayarak eklemişti Mevsim.
” Her zaman bu kadar iyi ve anlayışlı mısın, merak ediyorum doğrusu?”
” Rica ederim. Her zaman bu kadar iyi ve anlayışlı mıyım? Bilmiyorum, değilim galiba.Özellikle de şimdi olduğu gibi yoğun çalıştığım dönemlerde.”
dediğinde, mavilerinde muzip pırıltılar oynaşıyordu genç adamın.
” İşini çok sevdiğin, önemsediğin için yoğun dönemlerinde gergin oluyorsun demek?”
” Aynen öyle. Bu durum bazen sevdiklerimi rahatsız ediyor tabii. Ama onları huzursuz etmekten rahatsız olsam bile buna maalesef engel olamıyorum.”
” İnan seni çok iyi anlıyorum. Çünkü ben de senin gibiyim.”
” Ne zaman kafeye gelsem, seni hep gülümserken gördüğüm için söylediklerin bana sürpriz oldu açıkçası.”
” Neşli bir insan olduğum doğru. Yine de kafe yoğun olduğu zamanlar, hele de Yaprak yoksa siparişlere yetişmeye çalışırken geriliyorum. Elimde değil.”
” Anladım, açıkçası seni tanıyana kadar bir kafe işletmenin bu kadar zor olabileceğini hiç düşünmemiştim. Her şeyle en ince ayrıntısına kadar ilgilenmen ve bu sırada yüzündeki gülümsemeyi bir an bile eksik etmemen harika bir şey.”
” Çoğu insan işin içeriğini bilmiyor. Dolayısıyla her şeyi çok basit görüyor. Yani, dediklerin beni pek şaşırtmadı. Ama böyle düşünmen beni çok sevindirdi.”
dediğinde aklına Berk gelmiş, sesini üzgün çıkmasına engel olamamıştı genç kadın. Rengim kendini tutamayıp
” Sesin neden böyle üzgün Mevsim?”
diye sorduğunda birkaç saniye geçiştirmeyi düşündü, sonra vazgeçti. Nedense bu adama karşı hep dürüst olmak istiyordu.
” 4 yıllık ilişkimiz sırasında Berk bir kez olsun beni böyle senin gibi takdir etmedi. Bunu hatırlayınca üzüldüm biraz.”
” Boşver, düşünme o aptal adamı! Senin ne kadar farklı, özel biri olduğunu anlamamış olması onun kabahati.”
Genç adamın ağzından çıkan “ aptal adam” sözleri Mevsim’i kahkahalara boğmuştu. Buna çok sevinen Rengim az sonra ona katıldı. Böylece farkında bile olmadan siteye vardılar ve kısa sürede kendini toparlayan genç kadın konuştu.
“ Aptal adam, öyle mi? Gerçekten ona çok uygun bir tamlama bu. Harikasın! Ve unutmadan, umarım yarın röportajın çok iyi geçer. Ayrıca sonra kafeye uğrarsan çok mutlu olurum. İyi geceler Rengim.”
Rengim’in karşılığı gecikmemişti.
” Rica ederim, beğenmene sevindim. Bu arada röportaj biter bitmez kafeye uğrayacağım. Ve umarım dediğin gibi röportajda bir sorun yaşamam.Sana da iyi geceler.”
Ardından yönünü otele çevirerek gece karanlığında kayboldu.
Mevsim, 10 dakika sonra evde dişlerini fırçalıyor, yatmaya hazırlanıyordu. Esma Hanım zaten çoktan uyumuştu. Buna belki de ilk kez memnun oldu. Çünkü, hediye paketini elinde gören annesine bir açıklama yapması gerekmeyecekti. İşlerini kısa sürede bitirip yatağına uzandı. Aklına yine “aptal adam”sözleri gelince de kıkırdamaktan alamadı kendini. Rengim gerçekten çok yaratıcı bir adamdı. Kısacası boşuna ünlü olmamıştı. Aklından bunlar geçerken derin bir uykuya dalması çok sürmedi.
Genç adam geceki rutinlerini bitirmiş yatağında uzanırken keyfi yerindeydi. Zira, Mevsim’le arasında geçen sohbetten, genç kadının ona sorduğu sorulardan Mevsim’in onu daha yakından tanımak istediğine, aralarındaki arkadaşlıktan mutlu olduğuna emin olmuştu. Ayrıca genç kadın onun sorularına açık, dürüst ve net yanıtlar vermekten çekinmiyordu. Bu iyiye işaretti. Kendi kendine mırıldandı.
” Sanırım Tuna’nın tavsiyesi işe yarıyor.”
Ardından uykunun onu kollarına çekmesine izin verdi. Bir süre sonra rüyasında hediye ettiği fuları boynuna takan Mevsim’i görüyor, kendi kendine gülümsüyordu …
Yarın ve Cumartesi günü biraz yoğun olduğum için bölümü erken paylaşmaya karar verdim 😀😀😀Umarım keyif alarak okumuşsunuzdur 🙏🙏🙏Bol bol yorum yapmayı ve yıldıza dokunmayı unutmayın olur mu🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |
