
Saniyeler sonra sakinleşen Mevsim, etrafına bakınıp tezgahın başında sandviç hazırlayan Yaprak’ı görünce şaşırdı. Kızın mutfağa girdiğini nasıl fark etmezdi? Yine de kısa sürede toparlanarak konuşmayı başardı.
” Sen ne ara geldin Yaprak?”
Duyduğu soru cümlesi Rengim’i ana döndürürken, işine devam eden genç kız muzip bir tonda
” Biraz önce geldim Mevsim Abla! Bir müşteri jambonlu sandviçle bir fincan çay istedi de, onları hazırlıyordum. Sen Rengim Bey’le sohbete daldığın için geldiğimi fark etmedin.”
diye karşılık vermişti. Mevsim kısacık bir an düşündü.
“ Beni sorguya çekecekler 2 oldu. İşim zor ama başa gelen çekilir.”
Fakat dilinden dökülenler, düşündüklerinden tamamen farklıydı.
”Anladım canım, tamam o zaman. Şimdiden eline, emeğine sağlık.”
Genç kız, gözlerinde muzip bir ifadeyle
“Sandviç hazırrr!”
diyerek, çay makinesine ilerleyip bir fincan çay doldurduğunda, Mevsim’in doğru düşündüğünden hiç şüphesi kalmamıştı.Tabii, şimdi bunu düşünmenin sırası değildi. Küçük, kare krem rengi bir kutu alarak kurabiyeleri içine doldurdu, ardından kapağı kapatıp kurabiyelerin yol boyunca dökülmesini önlemek amacıyla dört yandan güzelce bantladı. Kapağın üzerine mor bir kurdele yerleştirerek fiyonk yaptığında işi bitmişti. Rengim sessizce onun izliyor, kutunun ne kadar güzel göründüğünü düşünüyordu. Sonunda Yaprak’ın elinde sipariş tepsisiyle mutfaktan çıkmasını fırsat bilip konuştu.
” Sadece kurabiye ve kek yapmak da değil, süslemede de çok yeteneklisin.”
” Aslında en zayıf olduğum konudur. Beğenmene sevindim.”
derken, ses tonu neşeliydi Mevsim’in. Saniyeler sonra ekledi.
” Kurabiyeler paketlendi, istersen hemen alabilirsin. Otobüse gecikmeni istemem.”
” Karayoluyla gitmeyeceğim Mevsim. Denizotobüsünün kalkmasına da daha var.”
Öyleyse annesi denize kıyısı olan bir şehirde yaşıyordu genç adamın. Çok geçmeden aklından geçeni söze döktü.
” Ne güzel! Demek ailen denize kıyısı olan bir şehirde yaşıyor.”
Rengim’in karşılığı hemen gelmişti.
” Tam olarak öyle değil, ama evet.”
”Ailen nerede yaşıyor?”
” Biz Bursa’lıyız Mevsim. Annem hâlâ orada yaşıyor.”
”Öyle mi? Bir kez Bursa’ya gitmiştim. Çok güzel bir şehir. Tarihi yerler açısından da son derece zengin.”
” Haklısın, öyledir. Osmanlı’nın ilk başkenti olunca doğal değil mi?”
” Kesinlikle. Birgün fırsatım olursa, tekrar gidip tarihi yerlerini gezmeyi çok isterim. Öyle 1-2 gün de gezilecek bir şehir değil çünkü.”
Mevsim’in söyledikleri hoşuna gitmişti genç adamın. Anlaşılan, tarihi yerlere ilgi duyan bir genç kadın vardı karşısında. Kendini onunla birlikte Bursa’nın önemli tarihi mekanlarını gezip, haklarında bilgi verirken hayal etti. Sonra da dalgınlıkla
“ Eğer istersen birgün sana şehrimi gezdirebilirim. Bu benim için büyük zevk olur inan.”
deyiverdi. Ağzından çıkanı kulağı duyar duymaz yüzüne mahçup bir ifade yerleşmişti. Bir yandan da içinden
“ Ne yapıyorsun Rengim? Biraz daha yavaş ol! Böyle devam edersen, kız rahatsız olacak.”
diye söyleniyordu. Genç kadın, Rengim’in dediğini duydu, ancak ne cevap vereceğini bilemediği için sessiz kaldı. Bunun üzerine genç adam tekrar söz alıp mahçup mahçup
“ Afedersin! Bir anda öyle dedim, ama seni zorladığımı düşünme sakın.”
deyince de suskunluğuna nokta koydu.
” Yok, önemli değil. Yani, ben seni anladım. Demek sen de tarihi yerleri seviyorsun.”
Mevsim’in sakin bir ses tonuyla söyledikleri genç adama rahat bir nefes aldırmıştı. Artık o deniz gözler az önceki gibi mahçup değil, neşeyle bakıyordu.
“ Evet severim, tabi işlerimin yoğunluğunu yüzünden pek vaktim olmuyor o başka.”
diyerek gülümsedi. Genç kadın, “anladım”manasında başını aşağı yukarı sallamakla yetinmişti. Onlar böyle keyifle sohbet ederken, zaman elbette akmaya devam ediyordu. Sonunda Rengim saatine şöyle bir baktı. Artık kalksa fena olmazdı. Daha otele gidip valizini alacak, oradan da taksiyle iskeleye geçecekti. Mevsim adamın hareketlerinden gitme vaktinin geldiğini anladı,
” Sanırım çıkman gerek.”
diye konuştu.
” Evet, daha otele gidip bavulumu almalıyım. Oradan da taksiyle iskeleye geçeceğim.”
Bu sözler üzerine genç kadın
“ Tamam, o zaman sana iyi yolculuklar! Ben de artık kafeyle ilgilensem iyi olur. Umarım annen kurabiyeleri beğenir.”
diyerek gülümsemişti. Rengim haylaz haylaz
“ Bence kesin beğenecek hiç dert etme. Ha bir de unutmadan, numaranı bana söyle de çaldırayım. Böylece sana hemen haber verebilirim.”
dedi, ardından telefonu elinde beklemeye başladı. Bir dakika dolmadan ikisi de numaraları kaydetmiş, genç adam
“Görüşürüz, kolay gelsin!”
deyip mutfaktan çıkarak kafe bölümüne doğru adımlamıştı. Kafe yavaş yavaş kalabalıklaşıyordu. Bu nedenle Mevsim.
“ Sen az önce ne yaptın öyle kızım, gittin adama numaranı verdin? Sanki her şey çok hızlı ilerliyor.”
diye düşünüp arkasından seslenmeye çekindi genç adamın.
Rengim, Yaprak’a
“İyi çalışmalar!”
dedikten sonra kapıdan çıkmış, elinde kurabiye kutusuyla otele doğru yürümeye koyulmuştu. Aklına
“ Eğer istersen sana birgün şehrimi gezdirebilirim. Bu benim için büyük zevk olur inan.”
dediğinde, Mevsim’in yüzünün nasıl kızardığı gelince, keyifle gülümsedi. Bu kız gerçekten hem bilgili, hem anlayışlı, hem de çok eğlenceli biriydi. Yine de çok aceleci davranmaması gerekiyordu. Yoksa dostluğunu kaybedebilirdi.
“En önemlisi de onu hayranlarımdan korumam lazım. Bazen yanımdaki kadınlar konusunda çok acımasız eleştiriler yazıyorlar çünkü.”
diye düşünürken, otel görünmüştü. Kapıdan girdi, odasına çıktı ve son kontrolleri yapmaya başladı. Annesi karşısında onu görünce kim bilir nasıl sevinecekti?
Yeşim Hanım erkenden kalkıp kahvaltısını etmiş, biraz müzik odasında vakit geçirdikten sonra emektarı Adile Hanım’ın
“Kahveniz hazır hanımım!”
diyen neşeli sesiyle, her zaman olduğu gibi, orta şekerli kahvesini içmek üzere soluğu salondaki koltuğunda almıştı. Bugün, diğer günlere nazaran biraz keyifsiz ve üzgündü.
”Ahhhh Süha! Keşke şimdi burada, yanımda olabilseydin. Yarın tam 4 yıl olacak. Ama yokluğun hâlâ bana çok acı veriyor.”
diye mırıldanarak kahvesini yudumlamaya başladı. Oğlu şu an burada olsa, belki her şey onun için daha kolay olurdu. Fakat genç adamın işlerinin yoğun olduğunu biliyordu. Hele de yeni bir konser maratonuna hazırlandığı şu sıralar.
“ En azından sağlıklı ve iyi ya! Yanımda olmasa da olur. Yeter ki neşesi yerinde olsun!”
diye geçirdi içinden. Birkaç saat sonra kendisini güzel bir sürpriz beklediğinden habersizdi …
1 haftalık bir aranın ardından taptaze bir bölümle herkese merhaba 😊😊😊Umarım keyifle okuduğunuz bir bölüm olmuştur 🙏🙏🙏Bol bol yorum yaparak yıldıza tıklamayı da unutmayın lütfen olur mu🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |
