
O genç kadının siparişinin ardından, 2 kişiye daha tabak hazırlayan Mevsim, şimdi de bir müşteriye ince belli bardakta çay götürüyordu.Mutfaktan çıkıp adamın masasına yürürken, Rengim’in başka bir masada tek başına oturduğunu görünce, neşesi daha da arttı.Saniyeler içinde gülümseyip
“Afiyet olsun!”
diyerek elindeki küçük tepsiyi masaya bırakmış ve hemen yönünü Rengim’in masasına çevirmişti. Genç adam onun geldiğini gördü, sormasına gerek kalmadan muzipçe göz kırparak konuştu.
”Ben 1 bardak demli çay ve 1 dilim kakaolu kek istiyorum Mevsim Hanım.”
Böyle dediğine göre, Mevsim’in küçük oyununa katılacaktı.Genç kadın rahat bir nefes aldı
”Peki Rengim Bey, nasıl isterseniz.Bu arada radyodaki röportajınız çok güzeldi.”
deyip, adamın bir şey söylemesine fırsat vermeden siparişi hazırlamak üzere kafenin arkasında gözden kayboldu. Rengim’in arkasından gülümseyerek baktığının farkında değildi.
Masada tek başına kalan genç adam, düşüncelere daldı. Mevsim’in zaman ayırarak röportajını dinlemiş ve beğenmiş olması genç kadının da onu daha yakından tanımak istediğinin en önemli işareti değil miydi?
”Buyurun Rengim Bey!”
Mevsim’in neşeli sesiyle ana dönerek muzip muzip şöyle dedi.
”Teşekkür ederim Mevsim Hanım. Müsait olduğunuzda sizinle konuşmak istediğim bir şey var.”
Çayından bir yudum aldıktan sonra da ekledi.
”Röportajımı dinlemek için vakit ayırabilmenize sevindim.”
Genç kadının cevabı gecikmemişti.
”Rica ederim Rengim Bey. Program saatinde kafe sakin olunca yardımcımla birlikte dinleme fırsatı bulduk. Yalnız, şurada bana işaret eden bir müşteri var. Onunla ilgilendikten sonra yanınıza gelsem ve konuşsak, olur mu?”
Rengim,
”Tamam, anlaştık!”
dediğinde,genç kadın müşterinin masasına adımladı.
Rengim’in yanına geri dönmesi en fazla 10 dakika sürmüştü. Gülümseyerek konuştu.
”Buyurun, sizi dinliyorum.”
Gözlerinde meraklı bir bakış vardı.
”Yarın öğle saatlerinde anneme gitmek için bilet ayarladım. Mümkünse bana un kurabiyesi yapabilir misiniz?Ona götürmek istiyorum. Çok sever de!”
“Bilet aldım” dediğine bakılırsa,annesi burada yaşamıyordu. Birkaç saniye kadar
“Acaba kadın nerede yaşıyor olabilir?”
diye geçirdi içinden. Ancak sonra bunun onu ilgilendirmediğine karar vererek
“Peki, olur. Akşam kafeyi kapatır kapatmaz kurabiyeleri hazırlarım, siz de alıp otele götürürsünüz.”
demekle yetindi.Rengim, aldığı cevaba hem sevinmiş, hem de üzülmüştü. Zira eğer bu akşam kurabiyeleri hazırlarsa, genç kadın yeterince dinlenemezdi. Biraz düşündü, ardından söze başladı.
“Bakın ne diyeceğim, benim denizotobüsüm yarın öğleden sonra saat 14.30’da hareket edecek.Yani, kurabiyeleri sabah da hazırlayabilirsiniz. Ben de erkenden buraya uğrar, alırım. Sizce de böylesi daha uygun olmaz mı?”
Genç adamın söyledikleri çok mantıklıydı. Böylece bu akşam kafeyi kapattıktan sonra eve gidip yeterince dinlenmek için zamanı olurdu. Üstelik içinden bir ses, Rengim’in de böyle düşünerek bu teklifi yaptığını söylüyordu. Tabi şu kısa sürede bunun nasıl mümkün olabildiği hakkında Mevsim’in hiçbir fikri yoktu. Yine de, biri tarafından böyle anlaşılmanın çok güzel olduğunu düşünmeden edemedi.Genç adamın meraklı bakışlarla ondan gelecek cevabı beklediğini fark edince de toparlanıp gülerek konuştu.
”Tamam,bu çok daha iyi olur.”
O an aklına gelen şey yüzünden, genç kadının gülüşü birden kahkahaya dönüştüğünde,Rengim şaşırmıştı.Ancak halinden hiç şikayetçi değildi. Zira bu sayede Mevsim’in dillere destan gamzelerini doya doya seyredebiliyordu. Çok geçmeden Mevsim sakinleşti ve açıklama gereği hissedip konuştu.
”Kusura bakmayın, yarın yardımcım Yaprak gün boyu burada olacak. Sabah karşısında sizi görünce nasıl bir tepki vereceği bir an gözümün önüne geldi de, kendimi tutamadım.”
Ses tonu çok muzipti. Adam onu duyunca yarın sabah olabilecekleri az çok tahmin etmiş, tıpkı Mevsim gibi gülerek sormuştu.
”Yoksa düşüp bayılacağını falan mı düşünüyorsun?”
O an Rengim’in ona yine “sen”dediğini fark etmedi bile genç kadın.Sadece içinden
“Ne kadar da güzel bir gülüşü var.”
diye geçirdi.
Birkaç saat sonra kafe boşalmıştı. Rengim, telefonundan eski konser kayıtlarını dinlemeye ara vererek etrafına bakındı. Genç kadın yine ortalıkta görünmüyordu. Hemen toparlanıp telefonuyla kulaklığını montunun cebine koydu ve mutfağa adımladı. Tahmin ettiği gibi Mevsim, bulaşık makinesinde yeni yıkanmış tabak, çatal, bardak gibi çeşitli mutfak eşyalarını yerlerine yerleştirilmekle meşguldü. Sesini çıkarmadan, rahat tavırlarla kahve makinesinin yanına geldi ve temizliğini yapmaya başladı.
Etrafı yine bir huzur dalgası sarmıştı. Mevsim, kısacık bir an bakışlarını yaptığı işten çektiğinde, genç adamın kahve makinesini temizlediğini gördü ama konuşmak yerine gülümseyip bir süre onu izlemeyi tercih etti. Sadece 5 gün içinde birbirlerinin yanında bu kadar rahat olmaları hem çok tuhaf, hem de bir o kadar güzeldi.
Her zamanki gibi yoğun bir gün geçiren Başak’la Arda, az önce bir restorandan çıkmışlardı. Genç kadın birden
“Karnımız tok, e artık kahvemizi de Mevsim’de içeriz. Nasılsa kafe bu saatte sakinlemiştir.”
deyince, arabalarına gitmekten vazgeçip yönlerini kafeye çevirdiler. Elbette restoran yakınlarındaki kafede onları büyük bir sürprizin beklediğinden haberleri yoktu…
Herkese bir haftalık bir aranın ardından taptaze bir bölümle merhaba 😀😀😀Umarım keyifli okuduğunuz bir bölüm olmuştur 🙏🙏🙏Bol bol yorum yaparak yıldıza dokunmayı da unutmayın lütfen olur mu🙈🙈🙈Dün akşam tüm kurgularıma gösterdiğiniz inanılmaz ilginin beni ne kadar mutlu ettiğini bilemezsiniz🥳🥳🥳Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |
