28. Bölüm

26.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Her ikisi de kendilerine düşen işleri bitirmiş, mutfak kısa sürede pırıl pırıl olmuştu. Artık sıra biraz sohbetteydi. Sessizliği bozan Rengim’in sorusu oldu.

 

 

” Kafenin adı nereden geliyor Mevsim, bir hikayesi var mı?”

 

 

Genç kadın biraz düşündükten sonra şöyle karşılık vermişti.

 

 

” Öyle çok ilginç bir hikayesi yok. Kafenin açılışına 2 gün kalmıştı.Ama biz bir türlü isim bulamıyorduk. Ne zaman sinirim bozulsa hep yaptığım gibi evde mutfağa girip zencefilli kurabiye yaptım. Annem pişen kurabiyelerin kokusunu almış

 

 

“Neden kafenin adı da bu kurabiyeler gibi zencefil olmasın kızlar?”

 

 

diyerek mutfağa, yanımıza geldi. Başak’la ben de kabul ettik.”

 

 

”Başak, şu geçenlerde tanıştığım arkadaşın, değil mi?”

 

 

” Evet, ilkokuldan beri en yakın arkadaşımdır.”

 

 

” Bunca yıldır ayrılmamışsınız. Bu çok güzel bir şey.”

 

 

” Haklısın, üniversiteye gidene kadar aynı okullarda okuduk. Sonra mesleki anlamda hayallerimiz farklı olunca, okullarımız ayrıldı. Ancak hâlâ dostluğumuz çok sağlam.”

 

 

Rengim, yoğun iş temposu yüzünden hiç böyle bir arkadaşlığa sahip olamamıştı. Bu nedenle

 

 

“ İkiniz de çok şanslısınız. Zira benim hiç bu kadar uzun soluklu bir arkadaşlığım olmadı.”

 

 

dediğinde, sesi kulağa çok üzgün geliyordu. Mevsim röportajı hatırlayıp mahçup maçup konuştu.

 

 

”Çok afedersin, radyoda söylemiştin aslında. İstemeden üzdüm seni.”

 

 

Birkaç saniye sonra da devam etti.

 

 

” Neyse, çocukken en çok hangi şekeri severdin? “

 

Onun ne yapmak istediğini anlayan genç adamın cevabı gecikmemişti.

 

 

” Elma şekeri. Ya sen?”

 

 

”Pamuk şeker.”

 

 

derken, Mevsim neşeyle kıkırdadı. Az sonra genç adam da gülerek ona katılmış, mutfaktaki duygusal ortam yerini kahkahalara bırakmıştı.

 

 

 

 

Başak ve Arda kısa bir yürüyüşün ardından kafenin önündeydiler. Genç kadın

 

 

”Tam tahmin ettiğim gibi, cafe boşalmış. Bu bizim için çok daha iyi oldu.”

 

 

diye gülümseyip kapıyı açtı. Arda sessizce onu takip ediyordu. Kapıdan mutfağa doğru arka arkaya yürürken, kulağına kıkırdama sesleri dolunca, Başak önce Mevsim’in telefonda konuştuğunu sandı. Ancak birkaç saniye sonra kıkırdamaya kahkaha sesi eşlik etmeye başlamıştı. Genç kadın bu duruma şaşırdı. Arkadaşı gecenin bu vakti mutfakta kiminle olabilirdi ki?

 

 

 

Mevsim neşeyle gülerken, kapının açılma sesini duyduğunda biraz huzursuz olmuş,

 

 

“Gelen yine Berk değildir umarım?”

 

 

diye düşünmeden edememişti. Fakat

 

 

“Biz geldik Mevsim!”

 

 

diyen neşeli sesi duyunca rahat bir nefes aldı. Gelen Başak’tı ve yanında Arda’da vardı. Hemen seslendi.

 

 

” Hoşgeldiniz canım! Mutfakta işimiz bitmek üzereydi. Ama isterseniz birer kahve içebiliriz.”

 

 

Birkaç saniye içinde düşündüğü gibi Başak’la Arda el ele mutfak kapısının önünde duruyorlardı.Genç kadının yüzünde şaşkın bir ifade vardı. Ancak Başak kısa sürede kendini toparlayıp muzip bir tonda konuşmayı başardı.

 

 

”Hoşbulduk canım. İkinize de kolay gelsin! Saat zaten geç oldu. Mutfak da pırıl pırıl. Ortalığı yine dağıtmayalım biz şimdi.”

 

 

Ardından devam etti.

 

 

” Sizi yeniden görmek ne güzel Rengim Bey. Doğrusu bu kadar kısa zamanda karşılaşacağımızı tahmin etmemiştim.”

 

 

Rengim hemen hafifçe gülümseyip

 

 

“ Benim için de sizi görmek çok hoş bir sürpriz oldu Başak Hanım.”

 

 

diye karşılık vermişti. Sonra bakışlarını sessizce onları dinleyen Arda’ya çevirerek ekledi.

 

 

” Ben Rengim, sizinle tanıştığıma memnun oldum.”

 

 

Bir yandan da sıkması için elini uzatıyordu. Arda ilk kez karşılaşmalarına rağmen bu sarışın adamdan iyi bir elektrik almıştı. Üstelik aralarında geçen sohbetten anladığı kadarıyla Başak’ın onu daha önce burada gördüğü belliydi. Bu nedenle Rengim’in elini nazikçe sıkarken gülümseyerek konuştu.

 

 

” Ben de Arda ve aynı şekilde sizinle tanıştığıma sevindim Rengim Bey.”

 

 

Tanışma faslı biter bitmez Mevsim’in sesi duyulmuştu.

 

 

”Eeee, ne içmek istersiniz bakalım? Çay mı, kahve mi?”

 

 

“Az önce dedim ya güzelim, burası pırıl pırıl olmuş. Başka zaman içeriz artık. Hem zaten saat geç oldu. Senin dinlenmen lazım. Biliyorsun, yarın haftasonu ve kafe daha yoğun oluyor.”

 

 

Başak, sözlerinde sonuna kadar haklıydı. Ama gözleri Mevsim’e bambaşka şeyler söylüyordu. 2 gün önce müşteriler sayesinde onun elinden kurtulmuş olabilirdi. Fakat bu kez, Rengim hakkında konuşmaktan kurtulmak pek kolay olmayacaktı. Zira arkadaşı olarak kabul etmediği birini, asla mutfağına sokmadığını en iyi bilenlerden biri Başak’tı. Bu nedenle muzipçe kıkırdayıp konuyu değiştirmeyi seçti Mevsim.

 

 

” Buraya ilk geldiğin gün,

 

 

“Burayı kim döşediyse, çok değişik ve hoş olmuş.”

 

 

gibi bir cümle kurduğunu hatırlıyorum Rengim. Şimdi seni burayı döşeyen mimarla tanıştırmama izin ver.”

 

 

Genç adam duydukları sonrasında kısa bir süre şaşkınlıkla Başak’ı süzmüş, ardından

 

 

“ Yani, bu güzel mekânın yaratıcısı sensin, öyle mi? “

 

diye sorup gülümsemişti. Arda aynı anda sohbete bir kez daha dahil oldu.

 

 

” Başak işini çok severek yapıyor ve ben de onunla çok gurur duyuyorum.”

 

 

Başak’ın keyfi Arda’nın söylediklerinden sonra iyice artmıştı. Sevinçle konuştu.

 

 

” İkinize de güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim Beyler. İşimi severek yapıyorum, evet. Ama burası benim için çok çok daha özel. Çünkü, kardeşimin yeri.”

 

 

Neşesi, gururu sesinin tonundan çok net belli oluyordu. Arda bu güzel manzaraya daha fazla dayanamayıp Başak’ı yanağından öptüğünde, Mevsim onları mutlulukla seyretti. Bir yandan da içinden

 

 

“Ben de bir gün böyle sevilebilir miyim, aşık olduğum adam benimle de böyle gurur duyar mı?”

 

 

diye geçiriyordu. Düşünceleri yüzünden gözlerinin dolduğunun farkında değildi. Oysa Rengim görmüştü. Genç kadının yanına ilerleyip hafifçe omzunu sıktı. Mevsim, bu küçük dokunuşla bakışlarını genç adama çevirerek mahçup mahçup gülümsemişti.

 

 

Onların arasında yaşanan küçük yakınlaşmayı fark eden Arda, sevgilisine fısıldadı.

 

 

”Şunlara bak güzelim!”

 

 

Başak, kulağına dolan fısıltıyla gözlerini Arda’nın işaret ettiği tarafa çevirdiğinde, kendini çok mutlu hissetmişti. Zira şu an eğer yanlış görmüyorsa, Arda’yla birlikte yepyeni bir aşkın doğuşuna tanık oluyorlardı…

 

 

 

 

Bir haftalık bir aranın ardından taptaze bir bölümle herkese merhaba 😀😀😀Umarım keyifle okuduğunuz bir bölüm olmuştur 🙏🙏🙏Bol bol yorum yapmayı ve yıldıza dokunmayı da unutmayın lütfen, olur mu🙈🙈🙈Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 13.04.2025 15:48 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...