54. Bölüm

51.BÖLÜM

Pile16
pile16


 

 

 

Çilekli pastanın fırında pişen keki, 40 dakika kadar sonra hazır olacağına göre, artık iç kremayı yapmaya başlayabilirdi Mevsim.Süt, mısır nişastası, biraz beyaz un, 1 çay bardağı şeker ve 1 yumurta sarısını ısıya dayanıklı bir kaba koyarak güzelce karıştırıp çırptı. Ardından kaynaması için ocağa yerleştirdi. Kaynadığında ise,içine biraz tereyağ ekleyerek ocaktan aldı ve vanilyasını ilave etti.

 

 

Şimdi sırada dış kremayı hazırlamak üzere süt kremasıyla pudra şekerini katı hale gelene kadar çırpmak vardı.Ancak önce pişen pandispanyayı fırından alarak soğumaya bıraktı.Yarım saat sonra soğuyan keki ortadan ikiye kesmiş, 1 çay bardağı sütle hem alt, hem üst tabanı ıslatmıştı. İç kremayı 5 dakika çırptı.Ardından alt tabana kremanın yarısını spatula yardımıyla pürüzsüz bir şekilde yayıp, üzerine iyice yıkadıktan sonra 2’ye böldüğü çilekleri dizdi.Kalan kremayı çileklerin üzerine yayarak kekin diğer yarısıyla kapattığında pasta neredeyse hazır sayılırdı.Tabii önce kelepçeli kalıbın içinde tam 4 saat buzdolabında beklemesi gerekiyordu. Daha sonra pastayı kalıptan çıkaracak, dış kremasını sürecek, biraz çikolata ve çilekle süsleyecekti.Nasılsa insanlar, bu kadar erken saatte çilekli pasta yemezlerdi. Aklından bunlar geçerken kalıbı buzdolabına yerleştirdi.

 

 

Koskoca buzdolabını belki de ilk kez bu kadar dolu görüyordu. Zira Funda’nın tüm istedikleri büyüklü küçüklü cam kaplarda buzdolabının içindeydiler. Fakat birazdan genç kadın birini göndererek her şeyi aldıracaktı. Neşeyle çubuk ve zencefilli kurabiye tepsilerini buzdolabından çıkardı, pişmeleri için fırına yerleştirdi.

 

 

Saat çok geç sayılmazdı.Biraz dinlenmeye karar vererek kendine hızlıca bir kahve yaptı.Ama kahvesinden henüz bir yudum aldığında telefonu çalınca hemen fincanı tezgaha koyup neşeli bir ses tonuyla açtı. Zira Başak arıyordu.

 

 

” Günaydın canım! Nasılsın?”

 

 

” Sana da günaydın Mevsim’cim! Ben iyiyim, de asıl sen ne yapıyorsun, bir sorun yok ya?”

 

 

” Teşekkürler! Yok canım, her şey yolunda.Çilekli pasta yaptım, buzdolabında bekliyor.Bir süslemesi ve dış kremasını sürmesi kaldı. Zencefilli kurabiyelerle tuzlu çubuklar da fırında pişiyorlar.Ben de müşteriler gelmeden kendime kahve yapmıştım, onu içiyordum.”

 

 

Başak kıkırdadı.

 

 

” Afiyet olsun! Senin çilekli pastan da şahane olur. Hazır çilek mevsimi gelmişken, bol bol yaparsın artık.”

 

 

Saniyeler sonra ekledi.

 

 

” Şu parti ne zaman olacak?”

 

 

” Tam olarak bilmiyorum. Sabah gelirken Funda’yla telefonda konuştum. Sete gider gitmez birini gönderip yiyecek ve içecekleri aldırtacağını, hatta eğer istersem beni sette ağırlayabileceğini söyledi.”

 

 

” Kabul ettin değil mi teklifi? Bu fırsat kaçmaz canım. Hem parti 1 saatten fazla da sürmez zaten. Ben Yaprak’a güveniyorum. Tek başına da olsa,her şeyi halleder o. Fırtına gibi çünkü.”

 

 

derken, duyduklarına ne kadar sevindiği sesinden belli oluyordu Başak’ın.

 

 

” Ettim güzelim, ettim. Yoğun geçen bu 3 günden sonra benim için de güzel bir değişiklik olacak.”

 

 

” İşte buuuu!”

 

 

dedi ve duraksadı genç kadın. Mevsim hemen sormuştu.

 

 

” Bir şey mi var Başak? Neden sustun? Sanki bir şey diyeceksin de, diyemiyor gibisin.”

 

 

Başak, bazen birbirlerini ne kadar iyi tanıdıklarını unutuyordu. Hızlıca cevapladı soruları.

 

 

” Yok, merak etme. Ama haklısın, bir şey sormak istiyorum da, nasıl soracağımı bilmiyorum.”

 

 

Saniyeler sonra ekledi.

 

 

” Şu bizim piyanistle görüştün mü bu ara? Aranız nasıl?”

 

 

Sorular Mevsim’i hiç şaşırtmamıştı.Fakat, nasıl cevap vermesi gerektiğinden emin değildi. Sonunda biraz düşündü ve dürüst olmaya karar verdi.

 

 

” Aramız iyi. Ama son birkaç gündür görüşmedik.Belli ki o da benim gibi yoğun. Yani, ne yaptığını hiç bilmiyorum. Yalnız sen, aramızın iyi olduğunu söyledim diye hayal kurma yine olur mu?”

 

 

” Tamam canım, sana da bir şey denmiyor. Nasıl istersen öyle olsun bakalım. Ama şuna emin ol, aşktan kaçmanın bir yolu yok. Ne yaparsan yap, seni buluyor vakti gelince.”

 

 

demiş, sonra da arkadaşının bir şey söylemesine fırsat vermeden kapatmıştı Başak. Mevsim, elinde telefon kala kaldı. Bir yandan da mırıldanıyordu.

 

 

” Şuna bak yaaaa! Bir de hâlâ aşk diyor!”

 

 

Kahvesini bitirip fincanı bulaşık makinesine koyduktan yalnızca birkaç dakika sonra

 

 

“ Bakar mısınız lütfen? Ben, bir fincan demli çay, bir de kaşarlı soğuk sandviç rica ediyorum.”

 

 

diyen bir kadın sesi duyulmuş, yoğun bir gün daha başlamıştı.

 

 

 

 

Rengim, saatlerdir aynı şekilde oturmaktan tutulan kaslarını esneterek yerinden kalktı. Telefonundaki saate bakılırsa neredeyse 3 saattir çalışıyordu. İçinden

 

 

“ Acaba şu an Mevsim ne yapıyor, işlerini bitirebildi mi?”

 

 

diye geçirerek, telefonunun mesaj bölümüne girdi ve genç kadına kısa bir mesaj yazdı.

 

 

“ Merhaba Mevsim! Nasılsın? İşlerini bitirebildiğini umuyorum. Bir de bugün bir ara kafeye uğrayacağım. Ama müsait olup olmadığından emin olamadım.Görüşürüz!”

 

 

Gönderdikten sadece birkaç dakika sonra Mevsim’in karşılığı gelmişti.

 

 

“ Merhaba Rengim! İyiyim ve tüm siparişler hazır.Hatta şu an sabah yaptığım çilekli pastayı süslüyorum. Ne zaman istersen uğra. Yaprak biraz önce geldi. Gün boyunca da burada olacak. Yalnız Funda beni sabah konuştuğumuzda sete davet etti. Birazdan siparişleri almaya gelecek arabayla yanına gideceğim. Görüşürüz!”

 

 

Okudukları, genç adamı gülümsetti. Bir insanın, mesajlarının bile bu kadar içten olması gerçekten inanılmazdı. Birden zihninde bir sahne canlandı. Mevsim’le oturmuş patlamış mısır yiyerek bir film izliyor, bir yandan da film üzerinde uzun uzun tartışıyorlardı. Kendi kendine fısıldadı.

 

 

” Çok güzel olurdu. Ama ikimiz de bu kadar yoğun çalışırken gerçekleşmesi pek mümkün değil sanki.”

 

 

Buna rağmen, birkaç dakika kadar düşünmeye devam ettiğinde hayalini gerçekleştirmenin bir yolunu bulmuştu. Sadece genç kadına bir soru sormalıydı. Hemen yeni bir mesaj yazarak gönderdi.

 

 

“ Her şeyin yolunda olmasına sevindim! Funda, güzel bir teklif yapmış. Senin için değişiklik olur. Akşam 6 gibi uğrarım öyleyse. Çilekli pastanın yanında bir fincan kahveyle şahane olacağından şüphem yok. Bu arada Funda’ya selamlarımı ilet lütfen! Bir de en sevdiğin filmi öğrenebilir miyim?”

 

 

1-2 dakika içinde genç kadından cevap gelmişti.

 

 

“ Tamam, Funda’ya selamlarını iletirim. Ve akşam saat 6’da görüşürüz. Son olarak niye sordun bilmiyorum ama Adrian Brody’nin Piyanist filmi en sevdiğim filmlerdendir.”

 

 

Ekranda yazanları yüzünde keyifli, hınzır bir gülümsemeyle okudu. Ardından öğle yemeği için yemek salonuna gitmek üzere hazırlanmaya koyuldu. Dönüşte biraz daha müzik odasında çalışmayı, ardından akşam için küçük bir hazırlık yapmayı planlamıştı Fakat her şeyden çok genç kadının sürprizine vereceği tepkiyi merak ediyordu …

 

 

 

 

Rengim ve Mevsim’le bir kez daha herkese merhaba 😊😊😊Umarım bölümü keyifle okumuşsunuzdur 🙏🙏🙏Bol bol yorum yapmayı ve yıldıza tıklamayı da unutmayın olur mu🙈🙈🙈Ayrıca yeni henüz uğramamış olanlarınızı yeni kurgum KAPADOKYA ‘ya da beklerim 🤭🤭🤭Kucak dolusu sevgiler ❤️❤️❤️Öpücükler 😘😘😘

 

 

 

 

 

 

Bölüm : 05.05.2026 13:40 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...