17. Bölüm

17| Sırf erkek olmadığım için yapıyorsun bunları!

Flower
zeyzeynepp

Şirketteydim. Kendi odamda oturuyordum. Birazdan ben, babam ve bay Charlie özel bir toplantı yapacaktık. Onu bekliyordum. Tamer de işi olduğu için bugün benimle gelmemişti. Toplantıdan sonra anca yetişebileceğini söylemişti. Çok da önemli değildi. Zaten bay Charlie benimle ve babamla toplantı yapmak istiyordu. Tamer erkenden gelse bile burada beklemek zorunda kalacaktı.

Dosyaları arkamdaki raflara kaldırırken kapıma birkaç kez vuruldu ve ben cevap vermeden vuran kişi içeri girdi. Kim olduğunu söylememe gerek yoktu. Benim odama gelecek kişilerin listesi çok kısaydı.

"Bunları babam gönderdi. Senin ilgilenmen gerekiyormuş." 3 kalın dosyayı masama bıraktı Poyraz abim. "Sen neden getirdin? Başka biri yok muydu?"

"Vardı ama ben kendim bizzat getirmek istedim. İşlerime karışmaman için seni uyarmaya geldim çünkü." Kaşlarım havalandı. "Ne işine karışıyormuşum ki?" Küçümseyici ifadesi her zamanki gibi üzerindeydi. "Benim yerime geçmeye çalıştığını görmediğimi mi sanıyorsun? Kumarhane işini senin ortaya döktüğünü biliyorum. Bartu bu kadarını akıl edebilecek düzeyde değil. Kafası bir noktaya kadar çalışır hep. Sen ise geldin ve tahtımı yerinden sarsmaya çalıştın ama başaramadın. Başaramayacaksın da." Küçük kardeşim bitti. Şimdi de abim başladı. Odama gelip bana birkaç boş kelam edip gidiyorlardı. Sonunda üzülenler de kendileri oluyordu.

"Ben, Bartu gibi değilim. O sadece aptalın teki. Oyundan çıkarılması gerekiyordu ve ben de çıkardım. Bunca yıl buraya gelebilmek için ne gerektiyse yaptım. Bundan sonra da hiç çekinmeden yaparım, Ahsen."

"Bu bir tehdit mi?"

"Ne anladıysan o. Sonra beni suçlama. Şimdi gidiyorum. Şunu bil ki geldiğim yere bir daha gelip de güzel sözler etmem. Bu ilk ve sondu." Ciddi ciddi tehdit ediliyordum ama bu beni yıldıramazdı. İçi boş sözler çok duymuştum. Abimin de Bartu gibi olmadığını da biliyordum. Korkup geri çekilmeye niyetim yoktu.

Ben onun bulabileceğinden daha iyi bir ortak bulmuştum. Babam o günlerde bu konuda kendisinin fikirlerini dahi duymak istememişti. Onu affetmiş olması saf dışı kalacağım anlamına da gelmiyordu.

Abim saniyeler içinde çıktıktan sonra önüme koyulan dosyalara göz gezdirirken personellerle ilgili olduğunu görünce omuzlarım düştü. Personelle falan ilgilenmek istemiyordum. Görevim bu olabilirdi ama yapmak istemiyordum. Artık başka pozisyona geçmek benim hakkımdı. İyi olduğumu yeterince göstermiştim zaten.

Saati kontrol ederken dosyalarla sonra ilgilenmeye karar verdim. Babamın odasına çıkacaktım. Bay Charlie de birazdan gelirdi. Ondan önce geçip yerimi hazır etmeliydim. Beni görmek istiyorsa dakik olmalıydım, değil mi?

Bu kadar büyük bir işte başarılı olduğum için çok mutluydum. Kenarda köşede kalmak hiçbir zaman hedefim olmamıştı. Kendimi göstermek için elimden geleni yapacağıma söz vermiştim. Şimdi de gayet başarılı bir şekilde ilerliyordum. Kendimle ne kadar gurur duysam azdı.

Personel dosyalarını geride bırakarak babamın odasının önüne geldiğimde tam elimi kaldıracakken kapı açıldı. "Baba?" dediğimde kapıyı daha çok açtı ve başıyla içeri geçmemi işaret etti. İçeride kimse yoktu. Tam da tahmin ettiğim gibi bay Charlie gelmemişti. İkimizde onu karşılamak için hazırdık bence.

"Atıştırmalıklar nerede? Göremedim onları. Adama bir su bile ikram etmeyecek miyiz?"

"Etmeyeceğiz, Ahsen." Babamın yüzü, tek bir fırça darbesi değmemiş bir tuval gibi boş ve dümdüzdü.

"Nasıl etmeyeceğiz?"

"Kendisiyle çoktan görüştük." Görüştük? Kimle görüşmüşlerdi? Tek kendisi mi? Ama neden? Böyle anlaşmamıştık.

"Bundan sonra ortağımla, ben ve Poyraz ilgileneceğiz. Sen sadece personellerle ilgilen yeter." Babamdan duyduğum bu 2 cümle etrafımda dönmeye başlamıştı. Bu nasıl olabilirdi? Ama ben bulmuştum. Onu ben getirtmiştim.

Artık cama vuran yağmur damlaları yoktu. Kalbimin kırılan parçalarının sesi kulaklarımın dibinde uğulduyordu çünkü.

"Hayır, baba. Biz bugün diye konuştuk." Cümlelerimi toparlayamadığımı hissettim. Bir anda vurulmuştum. "Abimin bu konuyla hiçbir ilgisi yokken onu dahil edemezsin!" Sesim yükselir gibi olduğunda babam, "Sen işini yaptın ve bitti, Ahsen. Daha fazlasına burnunu sokma." dedi gürlemek üzere olan gök gürültüsü gibi.

"Bay Charlie benimle görüşmek istiyordu. O yüzden teklifimi kabul etmişti. Böyle yaparsak yalancı konumuna düşeriz."

"Hiç de bir şey olmaz. Poyraz'la da çok güzel anlaştı adam. Hem sen kendin ne yapabilirsin ki? Birdenbire bu güven de nereden geldi?" Benimle alay ediyordu. Onun kızı olmama rağmen kendisinden aşağı görüyordu.

"Abim gibi olmayabilirim ama en azından onun gibi arkandan kumarhane işletmedim. Daveti mahvetmedim. Şirketimiz iyi olsun diye uğraştım ama sen çabamı takdir dahi etmedin. Gözün sadece para da. Para için abimi yanında tutuyorsun!" Boğazım düğümlenmeden kendimi savunmaya geçtim. Ben güçlü bir kadındım. İntikam için gelmiştim. Yoluma çıkan ufak bir taş parçası beni yıldıramazdı.

"Para olmasa da olur. Abin senden daha yetenekli. Konuşmasını bilen biri. Her işe canla başla atlıyor. Ne sorunumuz varsa ilgileniyor. Senin gibi mıymıntı değil. Can beyin oğlundan da seni ben kurtardım ve sen de bunu ortak bularak telafi ettin. Bir de seni takdir mi edecektim?"

"Sırf erkek olmadığım için yapıyorsun bunları!" Ellerim yumruk haline geldi. Ayrımcılığı istediği gibi yapıyordu. Zamanında başkasından olduğum için beni dışlıyordu. Şimdi de erkek olmadığım için. İstediği gibi davranıyordu.

Ahsen sen hiçbir şeyi doğru yapamayan bir aptalsın!

Geldiğin ilk günü ve şu anki zamanı bir düşün.

Bu sen misin?

Hep duygularınla hareket ediyorsun.

Victoria da bana baskı yapıyordu.

"O SESİNİ ALÇALT! ALMAYAYIM SENİ AYAĞIMIN ALTINA!" Üzerime yürüdüğünde yerimden bir santim dahi kıpırdamadım. "Bir daha bay Charlie'nin adını ağzına almayacaksın. Bundan sonra bu projeye dahil değilsin. Şimdi defol git odamdan!" Omzumdan iterek kendi masasına doğru yürüdüğünde, "Bu yaptıklarından çok pişman olacaksın ama o zaman ben senin suratına bakmayacağım!" diyerek kapıyı çarpıp çıktığımda midemde başlayan o tuhaf dalgalanma boğazıma doğru tırmandı. Elim karnıma gitti. Sendeledim. Dünya ayaklarımın altından kayarken tutunabildiğim tek gerçeklik boğazıma dayanan o yakıcı bulantıydı.

Gözlerimi kapattım ve geçmesini bekledim. Birazdan geçecekti. 10'a kadar sayacaktım sonra da iyi olacaktım.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9

#Victoria'dan

Ve 10.

Gözlerimden fışkıran alevle vücudumun öfke dolu olduğunu hissettim. Kimin ne gördüğüyle ilgilenmeden doğruldum ve Ahsen'in çıktığı gibi geri içeri geri girdim. Baba dediğimiz ancak hiçbir vasfa sahip olmayan adama baktım.

"Kapıyı çalman gerektiğini bilmiyor musun?" Elinde telefonuyla ilgileniyordu.

"Ben gerekli olan her şeyi biliyorum da sen insan olmayı biliyor musun ki?" Ona doğru yürüdüm ve masasının önüne kadar geldim. Ellerimi sert bir şekilde koyup eğildim.

"Ahsen seninle hiç uğraşamam-"

"Sen ne biçim bir babasın ya? Oğlunun birini işlerine bulaşmasın diye hipnozla uyutuyorsun! Diğeri de ne halt yerse yesin para için görmezden geliyorsun. Yalandan kumarhane ile ilgili 2 laf ettikten sonra yine oğlum oğlum diye geziyorsun. Senin bu yaptığına iki yüzlülük denir, bilmiyor musun?"

"Senden insanlık dersi alacak değilim. Çık git odamdan!"

"Keşke insanlık dersi verebilsem ama buna değmezsin ki." Arkamdan söylenmeye devam ederken büyük bir gürültüyle kapattım kapıyı. Ona laf anlatmak boşunaydı zaten. Benim yapmam gereken şey asıl çok başkaydı.

Odama dönmek yerine davette bize çok yardımcı olan çalışanlarıma mesaj atarak dışarı çıktım. Onlarla buluşup planımdan bahsedecektim. Eğer vereceğim miktarı beğenirlerse de Tamer'den habersiz hemen koyulmayı planlıyordum.

...

"Bak şimdi İlayda kendimizi savunmamız için öncelikle karşı tarafın zayıflıklarını değerlendirmeliyiz. Mesela erkeklere karşı ama şu an bu önemli değil." Onunla birlikte karanlık depoya girdiğimizde endişelendiğini görebiliyordum. "Bana güven. Seni eğiteceğim. Hatta senin için birçok gönüllü de buldum."

"A-ama Victoria bağırışıma sesleri geliyor." Tedirgince benimle yürümeye devam etti. Henüz Poyraz'ın bulunduğu bölüme gelmemiştik. Depomuz da tek bir ışık hüzmesi, kirli tavan penceresinden sızıyor havada dans eden toz zerrelerini ve unutulmuş eşyaların üzerine serilmiş devasa örümcek ağlarını aydınlatıyordu.

"Olayı birebir yaşıyormuşuz hissiyatı vermek istedim."

"AHSEN! BURADAN BİR KURTULAYIM VAR YA SENİ DOĞDUĞUNA PİŞMAN EDECEĞİM!" Poyraz boğazları yırtılacak şekilde bağırmayı sürdürürken İlayda'ya, "Şimdi bu kişiye karşı kendimizi nasıl koruyacağımızı anlatacağım sana." dediğimde Poyraz, "Ahsen seni öldüreceğim! Sen kim oluyorsun da şirket üzerinde hakkının olabileceğini düşünüyorsun? SADECE METRES ÇOCUĞUSUN!" diyerek ayaklarını yere vuruyordu. Lütfen biraz daha devam et. Hoşuma gidiyor.

"Bu adam neden bağlı? Ayrıca neden Ahsen diye bağırıp duruyor?"

"Senaryo gereği bağlı olmasını ben istedim. Daha kolay öğrenirsin diye ama neden Ahsen diye bağırdığını ben de bilmiyorum."

"Ne SENARYOSU? NE SAÇMALIYORSUN SEN!"

"Sanırım Ahsen diye seslendiği kişi sensin."

"Galiba. Neyse biz konumuza odaklanalım." İlayda'yı kendimle birlikte elleri bağlı, kafasına da torba geçirilmiş olan Poyraz'a doğru yürüttüm.

"Ayaklarını bilerek bağlamadım. O şekilde sana karşılık verecek." Hala gözlerinde soru işaretleri gördüğüm kız kafasını sallarken bağırmaktan sesi kısılmayan Poyraz'a döndüm. 1-2 dayak yiyince ne yapabilecekti acaba? Hiçbir şey tabii ki.

"Benden dövüş teknikleri öğrenmek istemedin mi? Ben sana öğretme sözü verdim. Şimdi neden kendini geri çekiyorsun?"

"Bilmiyorum. Bu bana doğru gelmiyor."

"Yapmak istemiyorsan tam, şu an çıkıp gidebilirsin. Seni hiçbir şeye zorlamıyorum." Biliyordu ki çıkarsa bir daha ona öğretmek istemeyecektim. Hatta görüşemeyecektik. O yüzden burada benimle kalıp çalışması gerekiyordu.

Zaten ondan da cevap gecikmedi. "Tamam, kalacağım."

"Aferin." Arkasına geçtim ve sağ elini kaldırdım. "Bunu yumruk yap şimdi." dediğimi yaptı. Güçlü görünmeyebilirdi ama acıtacağı kesindi. "Şimdi yumruğunu onun yanaklarından birine patlat." İlayda bir bana bir de Poyraz'a baktı.

"AHSEN NE VURMASI? AÇ ŞU YÜZÜMÜ! ÖLDÜRECEĞİM SENİ!" Kimsenin onu takmadığının farkında değil miydi? Evet, değildi.

"Hadi İlayda! Onun sana geçenlerde saldırmak isteyen şişkonun olduğunu düşün. Öyle daha kolay olur senin için." Kız odaklanmak için derin bir nefes alırken kenara çekildim. Eğer güzelce döverse onu buraya daha çok getirirdim. Böylece o bir şeyler kapmış olur, ben de elimi hiçbir şeye sürmemiş olurdum. Bence iki taraf içinde kazançlı bir durumdu.

İlayda yumruğunu havada sallarken birkaç saniye içinde Poyraz'ın yüzüyle buluştuğunda acı dolu bir ses kulaklarımı çınlattı. Abim ayaklarıyla karşılık veremeden İlayda kendini çekince onu alkışladım.

"BURADAN ÇIKTIĞIM GİBİ SENİ YAKALAYACAĞIM!"

Beni korkutabileceğini sanıyordu. Zavallı.

İlayda korkuyla yutkunurken alkışlamamı sürdürdüm. Çok tatlı bir kızdı ama dünyanın kötülüklerine karşı kendisini koruması gerektiği için bunları öğrenmesi gerekiyordu.

"Sen söylesen de sussa olmaz mı?" Dudaklarını ısırdı gergince. "Canım kavga anında karşı taraf susuyor mu? Aksine mağduru oynuyor. Bunu da öyle düşünmelisin." Kafasını salladı. "Anladım." Eş zamanlı olarak bu sefer de sol eliyle abimin diğer tarafına bir tane geçirince çıtırtı sesi duyduk. Poyraz boğuk sesiyle inleyince İlayda endişelenir gibi olmuş ve ona bakmak için yaklaşınca yüzünü açmasına müsaade etmeyip onu kenara çektim.

Elini tutup baktım bir şey var mı diye. "Korkulacak bir şeyin yok. Devam edebiliriz." dedim. "O ses benden gelmedi. Ondan geldi. Ona bakmalıyız."

"Sen dövüştüğün kişiye vurduğunda kontrol etmeye mi gidiyorsun?"

"Ama-"

"Tamam, o zaman devam etmeliyiz. Vurduğun kişi her şeyi kabul ederek buraya geldi. Ben kimseyi bir şey için zorlamadım." İlayda bana ne kadar inanıyordu, bilmiyordum. Aslında umurumda da değildi. Ben onun hayatını kurtarmıştım. Söylediklerime inanmak zorundaydı.

"Bana başka türlü de bana öğretebilirdin."

"Aklıma bu yöntem geldi. Daha gerçekçi hissettirir diye. Tamam, şimdi devam edelim ama bu sefer ellerini değil ayaklarını kullan. Onu tek bir vuruşta yere serebilecek kadar güçlü vur, tamam mı?"

Sesli bir nefes verdi. Sanırım bir daha bunu yapmak istemeyecekti. "Tamam."

"Hazır mısın?" diye sorduğumda kafasını salladı. Akıllı bir kızdı bu. Ardından da tekmesini Poyraz'ın karnına geçirdiği gibi abim sandalyeyle birlikte sırt üstü düşmüş ve öksürmeye başlamıştı. Hadi ama! Daha hiçbir şey yapmamıştık ki. Bu kadar çabuk pes edilir mi?

...

"Ahsen arıyorum arıyorum neden açmıyorsun-" Tamer kapı deliğinden gördüğü kadarıyla Ahsen olduğumu sanıp söylenirken kapıyı açınca susmak zorunda kalmıştı.

"Victoria?" diyerek beni baştan aşağı süzdü. "Ne bu halin? Neredeydin sen?" Onu iterek içeri girdim. Sorgulayıcı ifadesi üzerindeydi. "Spor yapmaya çıktım. Niye beğenmedin mi kıyafetlerimi?"

"Daha çok dövüşten çıkmış gibisin. Emin misin spor yapmaya gittiğinden?"

"Abartma Tamer." Yanıma oturdu. "Sen neden bu kadar erken çıktın ortaya? Daha gideli ne kadar oldu ki?" Korktuğunu görebiliyordum. "Ne bileyim? Birden Ahsen'le yer değiştirdik." Her seferinde ona böyle açıklama yapacak mıydım ya?

"Hiç iyi olmadı."

"Neden ki?"

"Bir sorun var demek. Eskiden belli zamanlarda yaşanıyordu ama şimdi sürekli oluyor."

"Tamer rahatla biraz. Stresten dolayıdır. Geçer yakında." Onu benim rahatlattığıma inanmak biraz zor gelse de öyle yapıyordum. Şimdilik Ahsen'in abisinden ve babasından duyduklarını bilmesine gerek yoktu. Her kötü bir olay da dayanamayacağını düşünürdü çünkü.

"Annesinin de burada olduğunu biliyorsun. Hareketlerine dikkat et." diye uyarınca göz devirdim. "Bunca zamandır birlikte yaşıyorduk onunla. Beni uyarmana gerek yok." Çok fazla düşünüyordu. Böyle erkenden hastalanıp ölürdü. Kendisinden çok Ahsen'le ilgilenmek onu sıkmıyor muydu?

"Annem nerede peki?"

"Alışverişe gideceğini söyledi. Daha yeni gitti. Hemen gelmez. Konumuz şu anda o değil zaten. Bana neler olduğunu hemen anlatacaksın Victoria."

"Anlattım ya Tamer. Bir anda değiştik bedenleri. Ne olduğunu anlayamadım. Sonra da şirkette bunalıp eve geldim. Üzerimi değiştirdim ve biraz da spor yaptım."

"Sana nedense pek inanasım gelmiyor, Victoria." Omuz silktim. "İster inan. İster inanma. Keyfin bilir." Ona bir şey kanıtlama mecburiyetinde değildim.

 

 

 

 

 

 

 

 

______

bu bolum birazcikk kisa oldu farkindayim jncacjkavs

gule gule dikkat edin kendinizee

 

 

 

 

Bölüm : 18.03.2026 11:45 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...