3. Bölüm

3| Tiyatro bitti! Herkes işinin başına!

Flower
zeyzeynepp

"Hiçbir şey olmadı." dedim Tamer'e. Küçük kardeşim beni azarlamaya çalıştıktan sonra bir olay yaşanmaması üzücüydü. Şirkettekiler iyiden iyiye yaymıştı üstelik ama beklediğim etki asla olmamıştı. Sönüp gitmişti ve bu beni biraz üzmüştü. Bununla yetinmeyecektim elbette. Biri olmuyorsa diğerini denerdik.

"Ahsen bir dakika!" Tamer'in desibeli artınca ne olduğunu anlamak için gözlerimi ona sabitledim. O da ardından elinde ki tableti bana döndürdü. "Abin ve kardeşin hakkında bir haber yapılmış. Şirketten biri onlar hakkında konuşmuş." Tableti elime alarak yazıları net görebilmek için yakınlaştırdım. Çatışma çıkacağını biliyordum ancak haber sitelerine düşeceğini düşündüğüm söylenemezdi.

Elimdeki habere kocaman bir başlık atılmıştı.

"POYRAZ VE BARTU MİRAS İÇİN ANLAŞAMIYOR MU?"

Diye ancak bizim dedikodumuz bununla ilgili değildi. Biz öncesinde Bartu'yu sinirlendirip sonrasında da abimin üzerine salmayı planlamıştık ama bu da iş görürdü.

Haberin devamını okurken bir anda haber sayfasından atılınca tekrar girmek için tıkladım ancak siteye geri giremedim. Birkaç kez denememe rağmen işe yaramayınca haber başlığını yazıp arattım fakat az önce kanlı canlı karşımda duran haber yoktu. Bir anda yok olup gitmişti.

"Haber gözlerimin önünde gitti." dedim şaşkınlıkla. 1-2 satırını anca okuyabilmiştim. Zaten haber paylaşılalı çok olmamıştı ama gözlerimin önünde ellerimden kayarak gitmişti.

"Haberi sildirmişlerdir kesin." Düşüncemi Tamer'le paylaşırken o, "Bunu öğrenip hemen geleceğim. Sen bir yere ayrılma." diyerek çıktı. Haber daha yeterince ilgi göremeden sildirmek de neyin nesiydi? En azından 3-5 kişi okuyup faydalansaydı, değil mi? Babamın ve ailesinin mükemmelliyetçi olmasından dolayı haberi kimse görmeden hemen sildirmişlerdi. Bu konu da iyi olduklarını itiraf etmeliydim.

Aile mükemmel görünse bile birbirlerini sevmedikten sonra ne yazardı ki? Bence babamın eşi bu zenginlik olmasa onu çoktan boşamış olurdu. Kim kendisini aldatan bir adamla evli kalmak isterdi? Şu zenginlik olmasa kimse babamın suratına bakmazdı. Oğulları bir bardak su getirmezdi.

Bir gün bunların hepsini görecekti ve o zaman bana geldiğinde ben de ona kapıyı kapatacaktım. Bir zamanlar bana yaptığı gibi. Mazi de kalan günler hala taptazeydi. En ufak ayrıntısına kadar hatırlıyordum.

Birazdan da benimle röportaj yapmak isteyen gazeteci de burada olacaktı. Umarım Tamer yakalanmadan silinmenin kaynağını hemen bulabilirdi.

Arkama yaslanıp gözlerimi yumdum. Bugün benim için güzel bir gündü. Hava güneşliydi. Tamer yanımdaydı. Daha ne isterdim ki? Sanırım babam ve ailesinin dağılmasını isteyebilirdim ama o güne daha vardı.

Parmaklarımı kıtlatırken şirket telefonu çaldı. Bekletmeden kulağıma götürdüm. "Ahsen hanım, burada bir hanımefendi var. Sizinle bugün görüşmesi varmış." dedi telefonda ki çalışan. Anlaştığımız saatte tam burada olmuştu. Dakik biriydi.

"Evet, doğru. İçeri alabilirsiniz."

"Tamamdır, Ahsen hanım."

Telefonu kapatıp gazeteciyi beklerken bir yandan da Tamer'in gelip gelemeyeceğini düşünüyordum. Zaten çok önemli bir mesele de değildi. Sonra da kimin, hızlıca haberi sildirdiğini öğrenebilirdim. Büyük bir mesele olmadığı için acele etmesine gerek yoktu. Kendisine de bu uyarıları yapmak istemiştim ancak bir kelime dahi etmeden gitmişti.

Kapıma birkaç kez vurulduktan sonra gazetecinin içeri girmesi için komut verip ayaklandım.

"Merhaba, Ahsen hanım." Benim yaşlarımda güzel bir kadın girdi içeri. "Ben Eda." Elimi uzatıp kendisinin elini sıktıktan sonra sandalyelere oturması için elimle işaret verirken, "Memnun oldum Eda hanım." diyerek şirket telefonundan ikimize birer kahve istedim. Bir anda elim ayağıma karışmış gibi hissettim. İlk defa röportaj verecektim diyebilirdik.

Eda hanımın taktığı yıldızlı küpeleri her konuştuğunda bir o tarafa bir bu tarafa hareket ederken üzerinde ki ince kazakta aynı küpeleri gibi yıldızlı olduğunu fark ettim. Saçları ise bakır rengindeydi. Dağınık bir topuz yaparak kendisini daha sevimli, daha içten göstermişti.

"Röportaja geçmeden dilerseniz sorulara bir göz atın. Çıkarmak istediğiniz ya da eklemek istediğiniz bir soru olursa bana söyleyin." Kağıdı alarak sorulara dediği gibi göz gezdirdim. Başlardaki sorular yüzeyseldi ancak sonlara doğru olanlar biraz özele giriyordu ama bunları çok detaya girmeden de cevaplayabilirdim. O yüzden herhangi bir soruyu elemesek de olurdu. Sanırım biraz heyecanlanmıştım.

Kağıdı kendisine uzatarak, "Benim için bir sorun yok. Bunları sorabilirsiniz." dedikten sonra kahvelerimiz de gelmişti.

"O zaman ses kaydını başlatıyorum?" Sorarcasına bana bakınca kafamı sallayarak kendisine onay verdim.

Eda hanım ses kaydını başlatıp "Öncelikle tam adınızı öğrenebilir miyim?" dedi. "Tabii öğrenebilirsiniz. Ben Ahsen Victoria Karteller." Gülümsedim. "Herkes tek bir adım var zannediyor. Ki öyleydi zaten ama annem İngiltere'deyken bana Victoria ismini de ekledi."

"Anneniz yabancıydı, değil mi?"

"Evet, kendisi bir İngiliz ama uzun yıllardır Türkiye yaşadığı için dilimizi anlayıp konuşmakta hiç sıkıntı çekmiyor."

"O yüzden bu kadar güzel Türkçe konuşuyorsunuz."

"Annemle çoğunlukla Türkçe konuşuyoruz. Küçüklüğümden beri bana dilimi unutturmamak için çok çabaladı."

"Çok güzel."

Kahvemi yudumladım. Eda hanım ile röportajımız iyi başlamıştı. Umarım bundan sonra kendisiyle sık sık görüşür ve dost olurduk. Şimdiden kendisini sevmiştim. Sıcakkanlı bir insandı.

"Ahsen ismini de babanız mı koydu?"

"Yok. Onu doğumhane de çalışan hemşireler anneme önermiş. O da beğenip koymuş." Babam doğum da bile annemin yanında değildi ki. Bir çocuğu olacağında istemeyen adamın doğum da ne işi olurdu ki?

"Anladım. İki isminiz de çok güzel."

"Teşekkür ederim."

Eda hanım sırada ki soru için kağıdına bakarken ben de telefonuma art arda düşen mesajlara baktım. Tamer'den gelmişti hepsi.

Buldum. Abin ve kardeşinin haberinin nasıl kaldırıldığını buldum.

Şirketin -3'üncü katında bir oda var. Ne olduğunu anlamadığım için içeri girecekken 2 kişinin konuşmalarını duydum. O odada çıkan haberleri takip etmek için çalışıyorlarmış. Toplamda 5 kişiler. Sizin hakkınızda çıkan olumsuz haberleri bulup haber sayfalarıyla konuşup hemen sildiriyorlarmış.

10 dakika gibi bir süreleri varmış. Vaktinde silinmezse ve olay çok büyürse işten kovuluyorlarmış. Bu sabah sana gösterdiğim haberi de vaktinde sildiremediklerinden bahsediyorlardı.

Bu seferlik ucuz yırtmışlar.

"Ahsen hanım?" Eda hanımın bana seslendiğini duyunca telefonu bir kenara bıraktım. "Evet, sizi dinliyorum." dedim kendisine. En azından mesajların hepsini okumuştum.

"İngiltere'deyken de babanızla görüşüyor muydunuz, diye sormuştum ama."

"Çok üzgünüm telefonuma önemli bir mesaj geldi de. Bakmak durumunda kaldım ama şimdi devam edebiliriz. Babamla görüşüp görüşmediğimi sormuştunuz, değil mi? Kendisiyle pek görüşmedik aslında. Babam işine çok bağlı bir insan. Mecbur kalmadığı müddetçe ülke dışına çıkmadığı için sadece telefon aracılığıyla görüşebiliyorduk."

Hayır, görüşmüyorduk. O ne annemi ne de beni bir kere görmeye gelmemişti. Aramamıştı. Muhtemelen ölmemiz için her gün dua etmişti.

"Bu biraz özel olacak ama," Gülümseyerek devam etti. "Sizi alışveriş merkezinin açılışında biriyle görmüşler. Hızlıca gittiğiniz için bir fotoğraf bile çekememişler. Acaba o beyefendi sizin sevgiliniz mi?"

Cevap vermek için dudaklarımı aralarken dışarıdan gelen gürültüyle ikimizin de dikkati oraya çekildi. Ben ise dudaklarımı birbirine bastırmak zorunda kaldım. Aşırı mahcup olunacak bir durum yaşıyordum şu anda.

"BANA KARIŞMAYI BIRAK ARTIK! BEN SENİN KARDEŞİNİM. İŞÇİN DEĞİL, ANLADIN MI BENİ?" Bartu'nun sesi koridorda yankılanırken, "Bir bakalım." dedim Eda hanıma. O da bakmak için sabırsızlandığı benden önce koridora çıkmasından anlaşılıyordu.

"Bartu bak hep bu yüzden kaybediyorsun. Kendine hakim ol. Şirketteyiz."

Abi-kardeş kavgası mıydı bu? En sevdiğim! Ah, keşke patlamış mısır olsa da yesek.

"BANA SÜREKLİ SAKİN OLMAMLA İLGİLİ ZIRVALAMAYI KES! ANNEM BABAM DEĞİLSİN!" Üzerindeki ceketi çıkarıp yere fırlatırken bir saniye bile 'ben ne yapıyorum?' demedi. Rezil olmak onun umurunda değildi sanırım.

"Şirketin senin saçma fikirlerinle batacağının farkında mısın? Babama arazi fikirleri sunarken aklın nerede senin?"

"Sürekli maliyetli şeyler sunan sensin! Çoğu zaman da bir işimize yaramamasına rağmen hep senin yolundan gidiyoruz, neden? Neden bunu yapıyoruz abi?"

Abim, Bartu'nun kolunu tutarak hepimizin üzerinde gözlerini gezdirirken konuştu. "Gel odamızda konuşalım. Burası yeri değil."

"Ben seninle konuşmak istemiyorum. Hava almaya gideceğim." Bartu kolunu abimden kurtararak çıkıp giderken gözlerim yerlerde olan kağıtlardaydı. Abim tek kelime etmeden ortamı terk ederken direkt etrafa saçılan kağıtları toplamaya başladım. Ardından da hala ayakta kalan çalışanlara döndüm. "Tiyatro bitti! Herkes işinin başına!" diye bir uyarıda bulunurken kağıtlarla birlikte Eda hanıma, "Biz de odama geri dönelim." dedim.

"Neden kavga ettiklerini biliyor musunuz?" Eda hanım merakla peşimden gelirken kağıtları dolabıma yerleştirdim. Onun önünde bakmak istemiyordum. "Bilmiyorum ama çoğu zaman böyleler. Bir türlü anlaşamıyorlar."

"Bunu haber yapsam-"

"10 dakika içinde kaldırılır."

"Evet, biliyorum. Babanız bu konuda çok titiz."

"Ama ben size belki yardımcı olabilirim." dediğimde gözleri parladı. "Gerçekten mi? Bana yardımcı olabilir misiniz?" Kafamı salladım. "Evet, olabilirim ama haberiniz site de en fazla 1 gün kalacağına garanti edebilirim."

"1 güne gerek yok. 4-5 saat kadar kalsa da yeter. Patronum ailenizle ilgili olumsuz herhangi bir haber yakalayabilene prim vereceğini söyledi. Haberi yakaladım ve üstüne de 4-5 saat kadar sitede kalmasını sağlayabilirsek bana başka bir ödül bile verebilir."

Eda hanım sevincini dışa vurarak yaşarken gülümsemesi solmuş ve gözlerini bana kaldırmıştı. "Peki siz benden karşılığında ne istiyorsunuz?" İşte benim olan kısma gelmiştik. "Bunu daha sonra aramızda hallederiz. Siz şu anda haberinize hangi başlığı atacağınızı düşünün. Ben size haber verdiğimde sitenizde yayınlarsınız."

"Peki, teşekkür ederim. Ben gideyim o zaman. Sizinle de daha sonra röportaj yaparız."

"Tabii, tabii yaparız."

...

"İnanamıyorum! İnanamıyorum size!" Babam üçümüzü de sıraya dizip bir sağa bir sola yürüyordu. Siniri tepesine kadar çıkmıştı. Biraz daha zorlasa kulaklarından duman çıkacaktı.

"Siz ikiniz çocuk musunuz, ha? Eşek kadar oldunuz! EŞEK!" Bartu'nun kulağından tutarak çekti. Kulağını koparacak radde de büktüğünü görünce kafamı hemen önüme eğdim. Benim aklımda kalan baba da tam olarak buydu.

"SİZE DİKKAT EDİN DEDİKÇE HABERLERİNİZİ İNTERNETTE GÖRÜYORUM EŞEKLER!"

"Ba-baba! Baba acıyor. Baba gerçekten acıyor." Bartu'nun acı dolu sesi kulaklarımı tırmalıyordu fakat buna üzülemeyecektim çünkü içimde bir şeylerin ters gittiğini hissediyordum.

Hayır, hayır, hayır!

"Ya sana ne demeli küçük hanım?" Babam önümde durunca ona baktım. Bartu acı çekerken devam etti. "Benden habersiz gazeteci çağırmak da ne demek?" Omzumdan tutup ittiğinde sabit kalmaya çalıştım. Şu anda fazla tepki göstermemeliydim. Kontrolümü kaybetmemeliydim.

"Özür dilerim baba. Bir daha olmayacak."

"Baba, Ahsen bilerek yapıyor. Geçen gün de dedikodu çıkarmıştı. Senin gözünden düşeyim diye de o kadını çağırdı kesin!" Acıyla inleyen sesiyle kendi savunmasını yapan Bartu'yu babam iterek kendinden uzaklaştırdı. "Kes sesini!"

"Sen niye buna ayak uyduruyorsun? Sizi daha kaç defa uyarmam gerekiyor Poyraz!"

"Kardeşimi eğitmek için elimden geleni yapıyorum baba."

"Elinden gelen bu mu?"

"Özür dilerim. Bir daha böyle bir şey yaşanmayacak."

Babam ellerini beline koyarak tek tek bize bakarken Bartu ayaklarına kapandı. "Baba ben gerçekten böyle olsun istemedim." Salya sümük ağlayarak derdini anlatıyor, babasının ona inanacağını ümit ediyordu. Küçük bir çocuktan farksızdı. Kimse ne hissettiğiyle ilgilenmiyordu. Söyledikleri duvara çarpıp ona geri dönüyordu.

"Affet baba. Ben-ben değil hepsini Ahsen yaptı!" İşaret parmağıyla beni gösterirken babam onu ayağıyla itti.

Flashback

"Eda hanıma biraz bilgi verdim. Haberinin taslağını da bana attı." diyerek Tamer'e gösterdim. Oldukça ilgi çekiciydi. Haberi gören biri okumadan geçemeyecekti. "Tek yapmamız gereken şey haberin internette uzun süre kalmasını sağlamak." Karşımızda duran iş arkadaşlarıma döndüm.

"Ne yapacağınızı biliyorsunuz, değil mi?" Üçü de onaylar bir biçimde kafalarını salladı.

"O zaman dağılabiliriz. Öğle arasının başlamasına 5 dakika kaldı." Saatimi kontrol ederken Tamer, "Bu plan başarılı olursa bundan sonra birlikteyiz." dedi onlara.

Planımız oldukça basitti. Bu üçü, beş kişiden oluşan o grubu oyalayacaktı. Tamer de hem elektriği kesip hem de jeneratörlerin devreye girmesini engelleyecekti. Ben de Eda hanıma haberi yayınlamasını söyleyecektim o sıra. Sonra da babamın görmemesi için benimle yemek yemesini teklif edecektim. Bartu ve abim kavga ettikten sonra şirketten çıkmışlardı. Muhtemelen haberi görmeyeceklerdi. Görseler bile çoktan zaman geçmiş olacaktı.

"Size güveniyorum." dedim hepsine.

"Sizi hayal kırıklığına uğratmayacağız, Ahsen hanım." Adı Burak olan kişiden sonra diğerleri de aynı şeyleri söylerken Tamer'in dediği gibi dağılmışlardı.

İlk adımımız başarılı olacaktı.

İnanıyordum.

Flashback end

"Baba gerçekten ben bir şey yapmadım. Şirketimize zarar gelsin ister miyim sence?"

"Bartu defol git! Seni gözüm görmesin."

Babam hepimizi odasından kovduktan sonra abim ikimizin de önünü kesti. "İkinizden de bir daha şikayet duymak istemiyorum. Ayrıca etrafa saçılan belgeleri de bulup bana getirin. Lazım."

"Ben belge bulamam. Yalnız kalmak istiyorum." Bartu önden giderken ben de peşinden ilerledim. Annesini takip eden civciv gibi küçük adımlarla onunla asansöre bindim. Bartu yine hormonlu domates modunda olduğu için konuşmamayı tercih ediyordum şimdilik. O ise kan çanağına dönmüş gözlerini gizlemeye çalışırken epeyce zorlanıyordu.

Kendi odalarımızın katına geldiğimizde seri adımlarla beni yalnız bıraktı. Ben de kendi odama varınca Tamer'i oturur vaziyette buldum. Geldiğimi görür görmez kalkıp bana doğru geldi.

"Nasıl geçti? Baban çok kızdı mı?"

"Bana değil de Bartu'ya çok sinirlendi." Onu gözümün önünde yerden yere attı resmen.

"Oh, iyi. Ben de bizden şüphelendi sandım."

"Babam sadece bana kötü değil." dedim boğazımı temizleyerek. Sesim gidiyormuş gibi geliyordu bana. "Bunu en başından beri biliyorduk hayatım. Baban bu hikayedeki kötü adam. Görünürde Kırmızı Başlıklı Kız'ın büyükannesi ama aslında değil. Bu hikayeyle aramızda ki tek fark da bizim büyükannenin aslında kurt olduğunu bilmemiz." Biliyordum ama işte... Ne bileyim?

Tamer ellerini yüzüme yerleştirdi. "Aşkım," Gözlerim gözlerindeydi. Ondan güzel şeyler duymaya muhtaçtım. "Ömrümün en güzel parçası."

"Ben miyim o?"

"Evet, sensin. Başka kim olacak?" Kıkırdamalarıyla beni sevmeye devam etti.

"Başkası olamaz zaten."

"Evet, olamaz. Önüme iki seçenek sunulsa, deseler ki: Sensiz bir hayat mı, yoksa başka bir kadınla başka bir hayat mı, diye ben sensiz olmayı seçerdim."

"Gerçekten mi?"

"Gerçekten."

Kollarımı onun bedenine sararken o da beni sardı. Bir zamanlar yaralarımı sarar gibi. Tamer benim güvenli bölgemdi. Onsuz bir hayat düşünemiyordum.

"Bugün doğru düzgün bir şey yemedin. Sana ne almamı istersin?"

"Gitmesen olmaz mı?"

"Açsın, biliyorum. O yüzden beni hiç kandırmaya çalışma." İstemeyerek ondan ayrıldım. "Peki, tamam. Seni kandırmayacağım. Açım ama gitmeni de istemiyorum. Sipariş versek, olmaz mı?"

"Sana yemek alırken etrafı da kontrol edeyim diyordum. Söz veriyorum hemen döneceğim. Gecikmeyeceğim." İç çekerek bunu da kabullendikten sonra Tamer'i gönderdim. O gelene kadar fotoğraflarımıza bakabilirdim. Biraz zaman geçmiş olurdu.

Telefonumdan galerime girerek en eski fotoğraflarımıza yöneldim. Onlara bakmayı çok seviyordum. Küçüktük ve birbirimizden hiç ayrılmıyorduk. Sürekli birlikteydik.

Bazen o günleri özlüyordum.

Cadılar bayramında ki kostümlü hallerimizi incelerken fotoğrafı yüzüme zoomladım. O gün makyajımı kendim yapmıştım ve herkes çok beğenmişti.

Fazla zavallısın.

Zavallı.

Tam bir zavallı.

Kendi fotoğrafımdaki ağzımın oynadığını görünce hemen fırlattım.

FOTOĞRAF KONUŞUYORDU!

Fotoğrafta ki benim ağzım oynamıştı!

Ben-ben konuşmuştum!

Ellerim titriyordu ancak bu eller bana ait gibi gelmiyordu. Sanki başka birinin bedeninin içindeydim. Sanki bu beden bana ait değildi.


 

 

 

 

__________

Bu kurguyu sürekli sürekli yazmak istiyorum umarim hevesim hic gitmez <33

sonraki bolumde de goruselim lutfennn

 

 

Bölüm : 22.01.2026 13:40 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...