
"Hazır mısın?" Gözlerimle onu onaylamayı geciktirmeden evden çıktık. Beni şirkete çağırdığını çalışanı aracılığıyla bildiren babama gidiyorduk. Aslında bunun olacağını zaten biliyordum fakat yine de arada tedirgin hissettiğim anlar oluyordu. Şu anda olduğu gibi mesela. Annem tarafından küçükken birçok kez psikologa götürüldüm fakat onlar ben de bir sorun olmadığını söylese de ben ne olduğunu gayet iyi biliyordum. Saklamak da usta olduğumu söyleyebilirdim hatta.
"Çıkışta bir şeyler yiyelim mi? İkimizin de ilk kutlama yemeği olur. Hem bu bize motivasyon da sağlar."
Tamer düşünür gibi yaptı. Benimle eğleniyordu aklınca. Elbette bu teklifimi kabul edecekti. Düşünmesi uzun uzun sürerken diğer yandan da telefonum çaldı. Annemdi. Buraya geldiğimden beri onu doğru düzgün aramamıştım bile.
"Alo." dedim sevimli bir tınıda. İstemeden yüzüm de aynı şekle büründü. Bana kızacağını adım gibi biliyordum.
"Canım kızım." Daha mantıklı bir cümle kurmadan böyle giriş yaptığına göre beni oldukça merak etmişti. "Haberlerini internetten alıyoruz." Evet, geliyor galiba.
"Ah, biraz öyle oldu. Ben buraya ayak basar basmaz babamın çalışanı beni apar topar alıp alışveriş merkezi açılışına götürdü. Seni aramaya vakit bulamadım. Üzgünüm." Gözlerim pür dikkat yoldayken kulaklarım da annemdeydi. Buraya gelmemi hiç istemedi. Karmanın onları kendi kendine bulacağına inandırdı kendini ama ben bunu bekleyecek kadar sabırlı olmadığımdan babamın sözünü dinleyerek harekete geçmiştim.
"Bana ne olursa olsun beni arayacağını söyledin ama bakıyorum daha 1 gün olmadan aramayı unutuyorsun. Sana nasıl güveneceğim kızım?"
"Çok özür dilerim. Haklısın anne. Söz veriyorum bir daha yapmayacağım. İki elim kanda da olsa seni arayacağım. Sen aradığında da hemen açacağım." Alayla karışık ona karşılık verdiğimde sinirli bir ses işittim kendisinden. "Beni oraya getirtme sakın! Canını okurum." Tamam, sandığımdan daha fena geçiyordu konuşmamız. Ortamı yumuşatmam gerekiyordu.
"Anneciğim kapatmam lazım. Şirkete geldim. Babamla görüşeceğim."
"İyi görüş bakalım ama beni aramayı da sakın unutma.""
"Tamam." deyip kendisine öpücükler gönderdim.
Annem yeterince azarlayamadığı için eminim günün birinde bu konuyu yeniden açacak ve içinden ne geliyorsa söyleyecekti. Neyse en azından şimdilik bunu ertelemeyi başarmıştım. Daha sonra müsait olduğum bir günde kendisini ilahi eşliğinde dinlemeyi çok isterdim. Eminim kendisi de o günün gelmesini şimdiden iple çekiyordu.
"Seninle geliyor muyum?" dedi Tamer.
"Evet, geleceksin. O ara seni hemen işe aldırırım."
Ufak da bir adım olsa atıp başlayacaktım. Ne yapacağım konusuna gelirsek aklımda tonlarca fikir vardı. O günlerde bir türlü karar veremeyince oturup kendime bir yol haritası oluşturmuştum. Bu şekilde daha sağlam adımlar atacak ve asla tereddüt etmeyecektim. Olur da işler istediğim gibi gitmezse diye birden fazla yol haritam olduğu için sorunu hemen açıklığa kavuşturacağıma inanıyordum.
Arabadan indikten sonra direkt olarak iş yerinin kapısının önüne geldik. Herkes beni tanıdığından bir sorun çıkmamıştı. Zaten yeterince internette de, televizyon kanallarında da boy boy gösterilmiştim. Tanımasalar artık onların hataları olurdu.
Çıkacağımız katı öğrenip beraber giderken kendimi oldukça iyi hissediyordum. Kendime güvenim tamdı.
Asansörde ki hızla hareket eden sayılardan gözlerim ayrılmadı. Bugüne özel seçtiğim siyah takım elbisemi giymiştim. Kravatımı güzelce bağlarken saçlarımı da at kuyruğu yapmıştım. Kaküllerimle birlikte oldukça iyi görünüyordum. Her şey olması gerektiği gibiydi.
Asansörden inip koridorun başında ki odaya girdiğimizde babam ve kardeşlerimin mutlu(!) bakışları karşıladı bizi. Büyük olan rahat bir şekilde otururken küçük olan odanın içinde volta atıyor gibi görünüyordu. Babam ise kendi halinde takılıyordu.
"Bu kim?" Bartu babamdan önce davranıp Tamer'i sorunca, "Arkadaşım." dedim sadece. İş için benimle çalışacağını sonra da öğrenebilirlerdi.
"Özel bir konu hakkında konuşacağız-" Bartu'nun sözünü babam kesti. "Tamam, önemli değil. Arkadaşın kalabilir." Bartu kendisinin babasının tarafından da kale alınmamasından sonra elini yumruk yaparak pencereye döndü. Onun için üzülüyordum sanırım. Aşırı sinirliydi. Doğru düzgün düşünmeyi beceremiyordu. Fevri davranıyordu.
"Evet, babacığım sen beni neden buraya çağırdın?" Babam bir bana bir de Tamer'e bakarak, "Bundan sonra burada çalışacaksın Ahsen. Bir sorun istemiyorum. Kardeşlerinle iyi anlaş." dedi. Bunun olacağını zaten biliyordum. Önemli olan ne olarak çalışacaktım?
"Benlik bir sorun yok. Abimi ve kardeşimi çok seviyorum." Kimsenin zerre inanmadığı yalanı ortaya atarken ne mi hissediyorum? Hiçbir şey.
"İyi, aferin." Ayağa kalkarak karşıma geçti. Bakmanın salt bir duygu olmaktan çıktığı bir andaydım. Beni, kızını hiç sevmemiş miydi? Gözlerim sessizce itiraf ediyordu halbuki ne kadar nefret etsem de onu özlediğimi. Ona öyle bakıyordum ki sanki çocukluğumda sakladığım korkularım, ona olan özlemim, onsuz dünyamın ne kadar boş olduğunu fark ettireceğim diye korkuyordum.
Onu zerre kadar sevmediğimi kendime söylesem de o benim babamdı. Yalanların arasında sıkışıp kalsam da ona olan duygularım pas tutmuş olsa da tek bir sözüyle onu affedebileceğimi asla bilmiyordu çünkü bunu ona hissettirmiyordum. Eğer hissettirirsem ben de küçük bir kız çocuğu gibi beni sevdiğine kanacak ve ne isterse yapacaktım.
Sahiden bunun olabileceğinin farkında değildi.
"Personel müdürü olacaksın. Her şeye burnunu sokmaya kalkma. Sana ne deniyorsa yap. Anladın mı beni?" dedi düz bir şekilde.
"Anladım." Yanımda ki Tamer'e değdi bakışları. İğrenir gibiydi. "Bunu da işe alıyorsan dikkat et. Sorun istemiyorum. Basın zaten ensemizde. Bir olayımız patlasa da haber yapsak diye etrafımızda dolanıp duruyorlar. Seni de ne güzel unutmuşlardı derken gün yüzüne çıkarıp sürekli sormaya başladılar." Acaba nasıl olmuştu? Benim bunlardan pek de bir haberim yoktu. Kendimi görünmez sanıyordum üstelik.
Tamer'den sonra oğullarına döndü. "Hadi herkes işinin başına. Boş boş dolandığınızı görmeyeyim." Hepimizi odasından kovduktan sonra kapıda bekleyen bir kadın bana odamı göstermek için hareketlendi. Hemen bir alt kattaydı. Dikkatimi çeken şey abimin babamla aynı katta olmasıydı. Ben ve Bartu ise aynı kattaydık. O diğer koridordaydı yalnızca. Bu babamın abime daha çok yakın olduğu anlamına mı geliyordu?
Bartu sürekli sinirliydi. Acaba abisini bu yüzden kıskanıyor olabilir miydi?
"Personel müdürü olduğuma göre seni direkt işe alıyorum." Tamer gülümserken ben de ona karşılık verdim. "Beni ne için işe aldığınızı sorabilir miyim?" Elimi çeneme yerleştirip onu baştan aşağı süzdüm. Yeni aldığı takım elbiseyi giymişti. Sabah çıkmadan önce sakalları güzelce kesmiş ve yaşı olduğundan daha genç görünür hale gelmişti. Saçlarını da güzelce taramıştı. "Yakışıklılığınızdan, boyunuzdan dolayı falan." Üzerime doğru bir adım atınca ben de geriye doğru attım.
"Sizi yeterince etkileyebildiğime sevindim Ahsen hanım." O adım attıkça ben geriye giderken birden belimden yakalayıp ona doğru çekilmemi sağladı.
"Ne yapıyorsun?" dedim şoke olmuş bir şekilde. Aşka geldiğini görebiliyordum da ya biri gelip bizi görse ne diyecektim? Tamer arada sırada böyle yapıp beni zora sokuyordu. Bundan hoşlandığına yemin edebilirdim.
"Sana ilgi gösteriyorum. Ne var bunda?" Saçlarımı okşayıp eli yanağıma indiğinde ondan ayrılmaya çalışmayı kestim. Tamam, biraz ilgi görmek istiyordum. 2 metre boyunda çok yakışıklı bir sevgilim vardı ve beni her koşulda seviyordu. Daha ne isterdim ki?
Burnumun ucunu hafifçe öpüp çekilirken gülümsemem tüm yüzüme yayıldı. Aslında sadece yüzüme değil tüm bedenime. Beni birdenbire heyecanlandırıyordu ve bunu gerçekten hiç beklemediğim anlarda yapıyordu. Sanırım en çok da bunu seviyordum. Ne yapacağız, ne edeceğiz diye düşünürken beni rahatlatıyordu. Bazen sıcak bir kahve getiriyor, bazen saçlarımı okşuyordu. Bana farklı yollarla ilgisini hissettiriyordu. Bunu seviyordum.
"Beni işe aldığınız için size teşekkür ediyorum Ahsen hanım." Yine aynı moda büründüğünde, "Yani bu sizi işe aldığım için bir ödül müydü?" dedim.
"Hm, hm."
"O zaman," Ellerimi omuzlarına attım. "Dolgun bir maaş almanız için de elimden geleni yapacağım. Hem belki böylece daha güzel bir ödülü hak ederim." Ne istediğimi anlamış olacak ki kafasını sallayarak yüzüme eğilirken saniyeler içinde kapı çalınca onu en uzağa fırlatıp saçımı başımı düzelttim. Odaya giren ise beni bu odaya yönlendiren kadındı.
"Ahsen hanım bugün işe alınacak personellerle mülakat yapılacak. Sizin de katılmanız gerekiyor."
"Şimdi mi?"
"Evet, efendim."
"Tamam, o zaman sen onları odama yönlendir. Bir de bana şirketin gelir giderlerini gönder. Çalışanların maaşları hakkında da ayriyeten bilgi istiyorum."
Huh! Bizi görmediği için şanslıydık.
...
"Her şey oldukça normal görünüyor." Dosyaları incelemekten gözlerim sayıları iyi göremez hale gelmişti ancak şu anda pes etmeye niyetim yoktu.
"Belki de ne baban ne de kardeşlerin para kaçırmıyordur."
"Dosyalara baktığımızda evet, aynen dediğin gibi her şey ama içimden bir ses bir şeyler yaptıklarını söylüyor. Bu kadar düzgün bir aile olamazlar." Bu benim çizdiğim yol haritamda başta geliyordu. Babam her şeyde çok dikkatli davranıyordu ve benim ondan daha dikkatli davranıp ne dolaplar çevirdiklerini öğrenip ona göre hareket etmem gerekiyordu.
"Şirket yıllar öncesinde batmak üzereyken bir anda arşa çıkması normal değil Tamer. Kesinlikle bu işte bir iş var." O zamandan sonra şirket hakkında basından pek bir şey öğrenememiştim. Nasıl hareket ediyorlarsa tek bir bilgi bile içermiyordu haberler. Kaynağı belli olmayan paradan sonra her şey çok değişmişti.
"Bence burada arayarak zaman kaybediyoruz. Hem zaten bundan önce asıl yapmamız gereken bir şey var."
Evet, küçük çatırdamalardan bahsediyordu.
"Şu anda ortalık sakin gibi görünüyor. Sen bir çıkıp etrafta dolan. Ben de arkandan çıkarım."
Bu kadar düzgün olmalarının arkasında hala bir şeyler olduğunu düşünüyordum ve bunu bulacaktım. Er ya da geç.
Tamer odadan ayrıldıktan sonra dosyaların ortada kalmasını istemeyerek dolaba koyup kilitledim. Kimseye güvenemezdim sonuçta.
Elime telefonumu alıp kulağıma götürdüm sanki biriyle konuşuyormuş gibi yaparak. Ben de odamdan çıkıp görünürde boş duran pencereye doğru yürüdüm. İnsan sıklığı azdı ama vardı. "Yani anlayacağın öyle. Bartu beni burada istemiyor. Çok sinirli anlayamadığım bir şekilde. Sanki kendisine zarar vermişim gibi davranıyor." Şu anda bu konu hakkında kendim konuşarak risk alıyordum ve açıkçası korkmuyordum. Neyden korkacaktım ki? Alt tarafı dedikodu yayıyordum.
"Abim bir şey demedi. Sessiz, sakin biri biliyorsun. Bartu biraz beni korkutuyor. Davranışları çocuk gibi. Acaba abimi kıskanıyor mu? Bence kendisini geri planda kalıyormuş gibi hissedip dikkat çekmeye çalışıyor." Göz ucuyla beni dinleyen işçilere bakarken hepsinin söylediklerimi duyduğunu görerek devam ettim. "Umarım ergen tavırlarından bir an önce kurtulur. Yoksa babam onu asla kendisinden sonra şirketi yönetmesine izin vermez." Anlattıklarımı herkesin bildiğini sanmıyordum çünkü daha önce de dediğim gibi bu aile hakkında internette cidden bir şey yoktu. Her şey bir anda silinivermişti. Kalan şeyler ise ne kadar mükemmel olduklarından bahsediyordu.
"Tamam, kapatıyorum. Anlattıklarım da lütfen aramızda kalsın. Biliyorsun babam çok dikkat eder böyle şeylere." deyip telefonu kulağımdan çektikten sonra aynı şekilde odama geçtim.
Benden sonra da Tamer hemen gelmemişti. Ondan daha öncesinde etrafı biraz gezmesini istemiştim. Muhtemelen tur atıyordu.
İnternette gezinirken babam ve kardeşlerim hakkında düşen habere göz gezdirdim. Aynı şekilde mükemmel olduklarından bahsediyorlardı. Ne iş yaparlarsa yapsınlar asla hüsrana uğramadıklarını söylüyorlardı. Haberin sonunda da ailecek çekilmiş olan fotoğrafları vardı. Bensiz ne de güzel görünüyorlardı, değil mi?
Onların canını okuyalım.
İçimdeki ses beni birdenbire gererken haberi kapattım hızla. Sakin olursam her şeyi başarabilirdim. Sadece sakin olmalıydım. Tamer yanımda olmadığı için ekstra geriliyordum. Buraya kendimden emin, sarsılmaz bir imajla gelmiştim. Her şeyi mahvedemezdim. Mahvetmemeliydim.
"Ben geldim." Tamer neşeyle odaya girip önümde duran sandalyelerden birine oturduğunda gözlerim onu buldu. Av olmak üzere olan bir yavru ceylandım, bitkindim, yorgundum. Kendimi ne kadar gizlemek istersem isteyeyim ondan kaçamazdım. Ona aittim çünkü.
"Nasıl gitti?" dedim. "İyi gitti. Herkes şimdiden yaydığımız dedikoduyu konuşuyordur." Tamer anlamasın diye kendimi tutmaya çalıştım ve anlamışa benzemiyordu.
"Ben hiçbir şey yapmadım ki. 2 dakika telefonla konuştum."
"Olsun. Direkt hedef olma şu anda senin için daha iyi. Az önce işe aldıklarımızı da tarafımıza çekmeye karar verdim. Hepsi de uyanığa benziyor. İşimize yarayabilirler."
"Olabilir." diye yanıt verirken ellerimi masanın altında tutuyordum. Sakindim ancak her an anlayabilirmiş gibime geliyordu. Belki de anlamıştı ama ben panik yapmayayım diye sormuyordu.
"Bugün başka işin var mı?"
"Yok ama yine de çıkmayalım. Bartu gidip direkt babama yetiştirir." Biraz sorunlu bir kardeşe sahiptim. Benden ayca küçük olmasına bağlıyordum onu. Daha küçüktü yani. Umarım yakında büyürdü.
"Kutlama yaparken eğleniriz." derken odamın kapısı saniyeler içinde küçük kardeşim tarafından sert bir şekilde açıldı. Kalbim yerinden çıkacak raddeye gelmesine rağmen bir tepki göstermezken enseme ter bastığını hissettim.
"SEN NE YAPTIĞINI SANIYORSUN YA? APTAL MISIN?" Üzerime yürüyecek gibi olunca Tamer onu engelledi.
"Sakin olun."
"Çekil be önümden!" Tamer'i ittirmeye çalışsa da onu hareket ettiremeyeceğini anlayınca öfkesi yüzüne yansımış, kıpkırmızı olmuştu.
"Bana bak Ahsen şansını fazla zorlama! Yoksa seni değil buradan aynı babamın da bir zamanlar yaptığı gibi seni bu ülkeden sürerim!" Tamer'den kurtulabilmek için çaba sarfederken elinden hiçbir şey gelmemesi onu gülünç duruma düşürüyordu. Onun için cidden üzülmeye başladım. Dikkat çekmeye çalışan küçük bir çocuktu.
Ayağa kalktım. "Odama bir daha bu şekilde girme. Güvenliği çağırırım." dediğimde sinirden gülmeye başladı hormonlu domates. Gerçekten ondan farksızdı.
"Hakkımda saçma sapan konuştuğunuzu biliyorum. Babam dedikodudan nefret eder. Böyle yaparak onun gözünden düşeceksin. Sonra yine tekmeyi yiyeceksin." Aynı cümleleri söylemekten sıkılmıyor muydu hiç? Şahsen ben duymaktan çok sıkılmıştım.
"Ben ne dedikodusu yaymışım da odama kafana göre dalıp beni uyarıyorsun?"
"Ne yaptığını gayet iyi biliyorsun. İlk günden benim canımı sıkma. Alırım seni ayağımın altına." dediği an Tamer onu geri savurup "Çık dışarı! Yoksa ben seni alırım ayağımın altına!" diyerek üzerine yürüyünce Bartu geriye adımladı. Tamer'in öfkesiyle ilk defa karşı karşıya kaldığından ne yapacağını bilememişti. "Sevgilini de alıp defol git buradan Ahsen! Sana burada rahat yok."
Odadan çıkınca Tamer kapıyı kapatıp hemen yanıma geldi. "İyisin, değil mi?" Kafamı salladım. "Gayet iyiyim. Bartu beni korkutamaz bile." dediğimde rahatlamıştı. "Eğer iyi hissetmezsen söyle. Kısa süreliğine hava alıp geri döneriz."
"İyiyim, iyiyim. Bir şeyim yok."
Tamer de yerine geçince, "Bizim olduğumuzu hemen nasıl anladı?" dedim. "Etrafta kendinden yana olanlar söylemiş olabilir ama ben de birazcık," İşaret ve baş parmağını birbirine yakınlaştırarak, "Abartmış olabilirim. Gerçekten birazcık abarttım. Gidip de mikrofonla falan konuşmadım." diyerekten beni güldürürken o da bana eşlik etti.
"Hemen birkaç kişiyle arkadaşlık kurdum. Ardından kardeşinin davranışlarından bahsettim ve onlar da onun davranışlarının iyi olmadığını bildiklerini ama bu kadar ileriye gitmesine şaşırdıklarını söylediler. Şirkette aile içi meselelerin çok fazla konuşulmadığını da eklediler." Babam her şeyi profesyonelce halletmeye çalışıyordu işte. Yıllardır bu yüzden mükemmel aileyi oynamakta zorlanmıyordu.
"En azından bir süreliğine onun canını sıkacağız."
Bu yeterli değildi, biliyordum.
Tamer'le konuşurken bir magazin sayfasından gelen maile göz gezdiriyordum ki anında aklımda bir ampul yanmıştı. Mailimi nereden bulduklarıyla ilgilenmiyordum. Daha sonra yeni bir tane açabilirdim. Şimdilik ayağıma gelen fırsatı değerlendirmeliydim. Geri çevirirsem benim açımdan çok üzücü olurdu.
"Yarın, tam burada bir röportaj gerçekleştirmeye karar verdim."
"Röportaj mı? Ne röportajı?"
Maili ona gösterdim.
Bu bizim işimize kesinlikle yarardı.
_____
bir bolumun daha sonuna geldik sonra ki bolumde gorusmek uzeree
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 161 Okunma |
116 Oy |
0 Takip |
21 Bölümlü Kitap |