10. Bölüm

10.Bölüm

Zeynep Aydın
gokcenhayranibiri

 

Hazırlanmış, okula gelmişti Mert. İkinci dersin ortasındaydılar. Ama Mert derslere hiç odaklanamıyordu.

Dün Siena ile olan tartışmalarını düşünüyordu. Siena fark etmemişti ama sinirlendiğinde yanakları kızarmıştı. Bu halini Mert ayrı bir sevmişti. Bir insan sinirliyken bile güzel olabilir miydi?

Mert için konu Siena'ysa her hali ayrı güzeldi. Ama yinede kendini huzursuz hissediyordu. Derslerde boşluğa bakıyordu.

Hocaların uyarılarıyla gerçekliğe dönüyordu. Ders kitaplarının sayfalarına yeşil bir çift göz çizip duruyordu. Okul başlamadan aldığı yeşil kalemi artık silik yazıyordu. Hocalar kitaplarına bakmamalıydı.

İlk ders daha yeni başlamıştı ve sınıf öğretmenleri ileydi. Bugün sınıflarına yeni biri gelecekti. Rabia Hoca sınıfa girer girmez çantasını masaya bıraktı. Sonra da tahtanın yanında durdu.

"Günaydın gençler. Bugün sınıfımıza yeni biri geldi." Kapıya baktı.

"Gel, canım." Sınıftan içeri bir kız girdi. 1.63 boyunda, buğday tenli, açık kahverengi gözlü, yine aynı tonlarda olan saçları omularındaydı Eda Betül Sönmez'in.

Tatlı, minyon bir kızdı. Akıllı tahtanın önünde durdu. Terli ellerini arkasında birleştirdi.
"Merhaba. Ben Eda Betül Sönmez." Sesi hafif titrekti ama yinede gülümsüyordu. Rabia Hoca araya girdi. "Hangisini kullanıyorsun?"
"Eda'yı. İzmirliyim. Buraya Ankara'dan geldim. Umarım iyi geçiniriz." Zeynep, Buse, Esra ve Kübra'nın yakınındaki sıraya oturdu. Ceren'in yerine başka biri geçmişti.

Dolayısıyla sınıfta bir tane boş sıra kalmıştı. Şu ana kadar. Artık orada Eda oturuyordu.

Bugün kulüpler başlayacaktı. Siena, Zehra, Elif ve sınıftaki diğer kızlar voleybol kulübüne yazılmışlardı.

İkinci derste bitmişti. Kahvaltıya ineceklerdi. Sınıfta kapının önüne sıra olmuşlardı. Öğle yemeğindeki kadar çok kişi inmezdi kahvaltıya 11-A da. Önceki yıllarda böyleydi.

Kahvaltısını evde yapıp burda bir şey yemeyen, evde bir şey yemeyip burada yiyen, ya da hiç yemeyen.

Mert, Yiğit ve Batu sıraya girmişlerdi. Ama Siena kafasını masaya koymuş, elleriyle kafasını sarmış bir şekilde duruyordu.

Kalan iki arkadaşı sırasının başına toplanmıştı. Kahvaltıya inmeyeceklerdi. Mert'in hem işine gelirdi hem de işine gelmezdi. Çünkü arkadaşlarıyla onun hakkında konuşacaktı ve Siena'nın bunu duymaması daha iyi olurdu. Ama yemekhanede onu görmeyi de istiyordu. Sonunda öğretmenleri kapıyı açtı ve kahvaltıya inecekler sınıftan çıktı.

Aralarına yeni katılan Eda artık Zeynep, Buse ve Kübra ile takılıyordu. Sınıfta Siena ve arkadaşları, Emir, Murat, Kaan ve Fatih kalmıştı.

*** 

Yemekhanelerinde sadece kahvaltıda açık büfe vardı. Krepler, patates kızartması, salatalık, domates, üç çeşit peynir, iki çeşit zeytin, biber çeşitleri, haşlanmış yumurta, kzarmış yumurta, hindi füme, reçeller, ekmek çeşitleri gibi yiyecekler vardı.

Mert, Yiğit ve Batu sıraya girip tabakla çatal alıp tabaklarını doldurmaya başladılar. Seçtikleri yemeklerle hep oturdukları masaya geçtiler.

Yiğit ve Batu masaya oturdukları gibi yemeye başladılar. Mert onlar kadar aceleci değildi. En sonunda Yiğit onu fark etti. Ağzına bir salatalık attı ve bitirdikten sonra konuştu. "Ee? Kaptan? Anlat bakalım. Ne oldu sana?" Mert kaşlarını çattı ama şaşkın bir şekilde sordu. "Ne olmuş bana?"
"Ne bileyim? Bugün biraz huysuz ve yorgungibisin."

"Siena'yı düşünüyorum. Bugün onu rüyamda gördüm." Yiğit ve Batu bakıştılar. Sonra ikiside aynı anda "Ooo" diye yükseldi. Mert tedirginlikle onları susturmaya çalıştı. Elleriyle ağızlarını kapattı. Sustuklarında ellerini çekti.

"Elimden tutmuş beni bir yere sürüklüyordu. Baya korkmuş gibiydi."

Bu sefer üçü de sustu. Mert'in aklına bir şey gelmişti. Batu da boş değildi. Elif ile aralarındaki elektriği o da fark etmişti. Batu'ya baktı. Hiç bir şey olmamış gibi ağzına bir şeyler tıkıyordu. Ağzına bir tane siyah zeytin attı Batu. Sonra birilerinin bakışlarını üzerinde hissettiği için kafasını kaldırdı. Mert'le bakıştılar. "Ne?"

"Sende boş değilsin ha" dedi Mert imalı imalı. Batu bir saniye kadar düşündükten sonra imayı kaptı. Yanakları biraz kızardı. Ellerini çay bardağına sardı ve hafifçe

gülümseyerek elleriyle bardağı çevirip durdu.
"Elifle aranızdaki şeyi fark ettim. Bana şaşıracağınıza buna bakın." İşaret parmağıyla Batu'yu gösterdi. Yiğit başını kaldırdı ve bakışları Mert ile Batu arasında gidip geldi. "Lan valla mı? Peki hiç ona yazdın mı? Ya da böyle yüz yüze konuştunuz mu?"

Batu bakışlarını hâlâ döndürmekte olduğu bardaktan çekmeden "Bazı akşamları ona yazıyorum" dedi. "Oradan buradan konuşuyoruz. Ama bu daha başlangıç. Ona söylemek için çok erken bence."

Mert bitirmiş olduğu tabağı ileri ittirdi. Yiğit ve Batu hâlâ bir şeyler yiyorlardı. Az yemek almıştı. İştahı kapanmıştı bir günde. Aşk böyle bir şey miydi?

Sol elini yumruk yaptı ve kafasını sola yatırarak yumruğuyla kafasını destekledi. Yiğit'e baktı.

İkisininde bir sevdiği vardı ama Yiğit'in henüz yoktu. Aslında yakışıklı çocuktu. Okuldaki tüm kızları peşinden koşturacak bir yakışıklılığa sahipti. Ama daha önce hiç sevgilisi olmamıştı. Bu konuları hep uzaktan dinlerdi.

Çok arası yoktu böyle işlerle. O hep ciddiydi. Başarılıydı. Çok gülmezdi. Hukuk okuyup avukat olmak istiyordu bu yüzden çok çalışıyordu. Aslında asker olmayı da istiyordu. Kararsızdı. Bundan dolayıda sevgili işlerine zamanı kalmıyordu.
"Yiğit."
Bakıştılar.
"Ne var?"
"Diyorum ki sana da bir şey mi bulsak acaba?" İki elinin işaret parmaklarını birbirine sürttü. Yiğit'in kısık gözleri açıldı. Bir elini havaya kaldırdı.

"Aman kalsın. Hiç gerek yok." Aslında onu anlayan, onunla aynı ilgi alanlarına sahip birini bulsa fena olmazdı. O diğer erkekler gibi sevip yarım bırakmazdı. Severse ciddili severdi. Ama hayatı boyunca kimse ona bakmamıştı. Bu zamandan sonra da kimsenin bakmayacağını düşünüyordu.

*** 

Gözlerim kapanıyordu. Gece geç yatmıştım hemde ağlayarak yatmıştım. Okuldan gelince uyuduğumda gördüğüm rüya üzerine birde Ceren'in okuldan gitmesine ağlamıştım.

Sabah kalktığımda gözlerimin altında mor birer halka vardı. Kapatıcıyla kapatmıştım ama hâlâ halsizdim.

Birde bugün voleybol kursu vardı. O zamana kadar nasıl dayanacaktım? Bir bahane uydurup gitme hakkımız da yoktu. Bende gitmek istemiyordum zaten ama uykum vardı.

Kafamı kaldırdığımda Zehra ve Elif bana acıklı bir ifadeyle bakıyorlardı. Elif elini kafama koyup saçlarımı okşadı. "Neyin var?"
Kafamı tekrar gömdüm. "Mert" dedim.

Aynı an da "Ne?" dediler. Heralde kafamı içeri gömdüğümden net duyamamışlardı. Çenemi koluma yasladım. Onlara bakmadan

"Mertle tartıştım. Bide gece üçte uyudum."
Bakıştılar. Zehra elini ağzına koydu ve şaşkınlıkla "Sen ona vurulmuşsun kızım. Her aşk kavgayla başlar."

Kaşlarım çatıldı. Hayır. Hayır. Hayır. Böyle bir şeyin bahsi bile açılamazdı. Ben onunla olmamaya yemin etmiştim. Ama o rüyadan
sonra...

Acilen konuyu değiştirmem gerekiyordu. Yerimde dikleştim ve kollarımı masanın üstüne koydum. "Neyse. Bugün kulüpler açılıyor. Siz voleybol kulübüne yazılmıştınız
dimi. Beni yalnız bırakmayın."

"Korkma. Biz de senleyiz." Derin bir nefes verdim. "Ha bu arada. Bizim sınıfın kaptanı kim olacak acaba? Sizce onu nasıl belirlerler?" Elif, Zehra'nın sırasına oturdu.

"Bence kura çekilebilir. En azından adil olur."

Bölüm : 14.01.2026 15:44 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...