4. Bölüm

4.Bölüm

Zeynep Aydın
gokcenhayranibiri

 

Eve gelir gelmez odama geçtim. Babam daha gelmemişti anlaşılan. Çantamı çalışma masamın üstüne bıraktıktan sonra etrafıma bakındım.

Makyaj masamın üstünde olan siyah tokayı gördüm. Kafamın üstünde dağınık bir topuz yaptıktan sonra banyoya doğru yol aldım.

Makyajımı temizlemek için lavabonun üstündeki aynalı dolaptan makyaj temizleme suyu, yüz temizleme jeli ve yuvarlak pamuk aldım. Ve makyajımı kalıntısız bir şekilde temizledim.

Odama geldiğimde çantamdan kalemliği çıkarttım. Kalemliği açtığımda numaraların olduğu kağıt gözüme ilişti.

Elime aldım. Aklıma, kızlara numaraların fotoğrafını atmam gerektiği geldi. Telefonumu koyduğum cebi açıp telefonumu çıkardım.

Dört kişilik, şahane isimli WhatsApp grubumuza girdim. Yukarıdaki yazıyı gördüm.
2 kişi çevrimiçi. O diğer kişi kesin Zehra. Bu anı beklemiş. Notu masanın üstüne koydum. Flashı açıp bir tane fotoğraf çektim.

Çektiğim fotoğrafta Mert'in numarasını yakınlaştırdım. Nedenini bilmediğim bir şekilde gülümsedim. Kızlara fotoğrafı attıktan sonra Zehra'ya şunu yazdım.
"Onları sınıf grubuna al"

Ardından Mert'e yazdım.
"Selam ben sınıftan Siena"
"Bana bu numaradan ulaşabilirsin"
Mesajlari Yiğit ve Batu'ya ilettim. Açıkçası bir cevap beklemiyordum. Ben olsam bu mesajlara görüldü atardım.

Sınıf grubuna baktım.

Zehra, Mert kişisini ekledi.
Zehra, Yiğit kişisini ekledi.
Zehra, Batu kişini ekledi.

Çantamı dolabın önüne bıraktıktan sonra kulaklığımı taktım ve masama oturdum. Her zaman ki çalma listemi açtım ve çekmecemin içinden defterimi çıkardım.

Takım elbiseli beyefendiyi çizmeye devam ettim. Ceketi güzel olmuştu. Şimdi sıra kravatındaydı. Acaba yanına güzel bir kadın mı çizsem? Olabilirdi. Koyu elbiseli bir kadın... Önce adamı çizmeyi bitirmeliydim.

Birden aklıma Zehra'yla, Mert ve diğerlerinin numaralarını almaya gittiğimizde Mert ile olan bakışmamız geldi.

Bir de İlk ben demişti. Neden İlk ben demişti? Neden bu kadar sabırsız davranmıştı ki? Beynim beklemediğim bir şekilde gün içinde ondan duyduğum sözleri tekrar etti.

"Bağırma o kadar."
"Burada tek sen yoksun."
"İlk ben."

Neden beynim? Neden bunu yapıyorsun bana? Ne gerek vardı şimdi buna?

Kalemimi kravatın üstünde ileri geri hareket ettirirken saate bakma ihtiyacı hissettim.Telefonuma uzandım. 00:07.

Telefonu masama bıraktıktan sonra ellerimi birbirine kenetleyip esneyerek gerindim. Şimdi fark ettim. Ben akşam yemeğini yememiştim. Neden yememiştim?

Annem beni her akşam yemeğe çağırırdı. Bu sefer neden
çağırmamıştı? Acaba arabada ona bağırdığım için miydi? Canım ya... Üzüldüm şimdi.

Bende neden bunu bu saatte fark ettiysem. Herkes uyumuş. Şimdi kalkıp dolaptan bir şeyler mi tıkınmam gerekti yani?

Yemek yemeğe çok üşendim. Cidden üşendim. Şimdi kalkıp mutfağa gideceğim de... Ohoo.
Bir de ne yiyeceğime karar vermek vardı. En zor kısım burasıydı.

Karnımdan bir ses geldiğinde mecbur odamdan çıktım.Evin içinde sessiz sessiz yürümeye başladım.

Mutfağa ulaştığımda kapıyı yavaşça açmayı ummuştum ama kapı bir anda kendini salıverdiği için gündüz olsa neredeyse hiç duyulmayacak ancak gece olduğundan büyük bir gümbürtüyle açılmış ve duvara çarpmıştı.

Dişlerimi sıkarak arkama baktım. Hiç bir hareket yoktu. Rahat bir nefes verdim ve bu sefer yavaş, bir yandan da kontrollüce kapıyı kapattım. Işığı açtım. O bile sesliydi. Sınanıyordum sanki.

Buzdolabına yöneldim. Kapısını açtığımda büyük bir tencere gördüm. Acaba içinde ne vardı? Bugün ne yiyeceğiz? Şu anda mantar ve kısır dışında ne olsa yerdim.

Tencereyi iki elimle kavrayıp tek ayağımla dolabı kapattım ve tencereyi masaya koydum. Sabırsızlıkla kapağını açtığımda yaprak sarma görmeyi beklemiyordum. Kurtuluşa ermiş gibiydim.


***


Saat 08:15. Telefondan gelen şiddetli alarm sesiyle gözlerini araladı Mert Çelik. Alarmı
kapattıktan sonra tekrar pikesinin içine kıvrıldı. Tam o an gözü kapalı olmasına rağmen karanlıkların arasından turuncu bir ışık gördü. Ona bir şeyi hatırlattı bu ışık... Birini...

Hemen pikeyi üstünden attı ve yatağından doğruldu. Yavaş adımlarla banyosuna doğru ilerledi. Yüzüne su çarptı. Lavabonun yanında asılı olan havluyu yerinden aldı ve yüzüne bastırdı. Bir iki saniye hareketsiz bekledi. Havluyu yerine koyduktan sonra ayaklarını sürüye sürüye banyodan çıktı.

Artık tamamen ayılmıştı. Odasına gelince sandalyenin üstünde duran formalarını aldı. Tişörtünü giyerken şarjdaki telefonundan bir bildirim sesi duyduğunda öylece durdu.
Formalarını giydikten sonra telefonunu eline aldı.

WhatsApp
Sorgu
Serdar: Mert bugün ki sorguya geliyon demi lan?

Telefonunu açıp Sorgu 'ya girdi. Yukarıdaki yazıyı gördü. 3 kişi çevrimiçi. Bu grupta Batu veya Yiğit yoktu. Serdar ve Kerem vardı. O ikisinin olduğu bir grubu da vardı.

Ama bu grup farklıydı. Bu grubu Siena hakkında bilgi toplamak için Serdar oluşturmuştu. Ama sadece grubu o oluşturmuştu. Fikir Mert'den çıkmıştı. Ama bunu bu şekilde yapacaklarını söyleyen Serdar'dı.

İlk başta sorguladı ancak Serdar ve Kerem bunu başka şekilde yapmalarını söylerse ona yardım etmeyeceklerini söylediler. Mert'te mecburiyetten kabul etmek zorunda kaldı çünkü bunu tek başına yapamazdı. Onu ilk gördüğü andan itibaren etraftan adam toplamıştı.

Gerçek arkadaşları değildi onlar. Sadece bir amaç için ona yardım eden işbirlikçilerdi. Onun dostları Batu ve Yiğit'ti.

H yazdı sonra sildi ve dertli bir nefes verdi. Ardından şansını tekrar denemek istedi.
Şöyle yazdı:

Bunu başka bir şekilde yapamaz mıyız?

Serdar hemen cevap yazdı.

Çok istiyorsan yapmayalım birader.
Fikir senindi. Boş yapma.

Telefonu kapattı ve cebine koydu. Çantasını sırtına aldı ve masasının üzerinden anahtarını aldığı gibi evden çıktı.

Kahvaltı olarak simit alacaktı sadece. Bir iki dakika yürüdükten sonra bir fırına girdi. Bir simit bir de kayısı suyu aldıktan sonra fırından ayrıldı. Vişne suyunu da severdi ama kayısı suyunun rengi... Turuncu olan her şey onu hatırlatıyordu.

Turuncu Siena demekti ona göre. Ne zaman turuncu bir şey görse hafifçe gülümserdi.

Bir yandan ağzındaki simidi çiğniyor, bir yandan adımlarını hızlandırmaya çalışıyordu.

Simidinin son parçasını ağzına attıktan sonra yerinde durdu. Meyve suyu da az kalmıştı. Meyve suyundan sanki etrafında kimse yokmuş gibi hunharca çekti. Ona dönen bir kaç bakış olmuştu ama umrusunda değildi.

Çocukken de böyleydi. Canı istediği zaman sakin, kibar, cömert olurdu. İstemediği zaman kim onun arkasından ne diyor, kim ona yandan bakıyor, zerre umursamaz- dı.

Bir kez daha pipeti çekecekken kutunun gerçekten boş olduğunu fark etti. Sağına
soluna baktı. Bir çöp konteyneri gördü. Hızla ona doğru ilerleyip çöplerini ona attı. Geç kalmış gibi hissediyordu. Elini saçlarının
arasından geçirip geriye itti. Telefonunu cebinden çıkardı ve saate baktı.

08:41. Daha zamanı vardı. Okula da çok yaklaşmıştı. İlerlemeye devam etti. Artık okulun bahçesinin köşesine geldiğinde gözlerini yerden kaldırdı. Ama o an da bir şey oldu. Olduğu yere çakıldı.

Hareket edemedi. Yandan geçen arabaya gözü takıldı. Biri geçmişti yanından. Tanıdık biri. Turuncu saçlı biri... Araba okulun kapısının önünde durdu. Bir el kapıyı açtı ve elin sahibi arabadan çıktı. Siena Asya Yücel.

Yumuşak ve düz saçları ayağa kalkmasının etkisiyle önüne düşmüştü. Mert ona bir kaç saniyeliğine hayranlıkla baktı ama Siena bunu görmemişti. Sonra hemen bakışlarını ifadesiz yaptı. Tıpkı onun gibi...

Ondan çok uzaktaydı. Kapıyı kapattıktan sonra annesine "Görüşürüz" dedi. Yüzü ifadesizdi. Ciddi duruyordu.

O da böyle biriydi işte. Gerekli yerlerde ciddi durur, eğlendiği bir ortamda -genellikle yakın arkadaşlarıyla beraber olduğu bir yerde- gülerdi.

Mert daha onun gülerken görmemişti. Sadece gülümsediği bir ana şahit olmuştu. Ona ve arkadaşlarına numaraları almak için geldiği an... Onu gülümserken çok güzel bulmuştu. Gerçi onu her zaman çok güzel buluyordu.

Araba uzaklaştığında arkasından baktı. Annesi cevap vermemişti ona. Bu sefer duygusuz değildi. Hafif bir hüzün vardı ifadesinde. Tekrar bakışları ifadesiz oldu. Başını ilk önce sola sonra sağa çevirdi. Çevirmez olaydı ki Mert ile saliselik bakıştılar. Gözünü ilk kaçıran Siena oldu.

Arkasını yola döndü ve kararlı adımlarla yürümeye başladı. O yürüyünce Mert de hareketlenmeye başladı. Adımları hızlandı. İkisininde. Okul kapısından geçti Siena. Ardından Mert de. Aralarında yaklaşık iki buçuk metre vardı.

Bahçe de ilerlerken bir kız Siena'ya doğru koşup arkasından ona sarıldı. Elif'ti. Ona günaydın dedi. Siena kafasını ona çevirmeye fırsat olmadan Elif'in kolları bedenden ayrıldı. Yanında yürümeye başladı. Siena'ya yaklaştı ve sesini alçalttı.
"Mert'in arkanda olduğunu biliyorsun değil mi?"

Siena ilk başta sessiz kalmayı düşündü ama sonra "Fark edeli çok oldu. Merak etme" dedi. Bakıştıklarını ona söylemedi.
Okulun içine girdiler. Mert'te peşlerinden girdi. Elif ile Siena yan yana, Mert de bu sefer daha yakından - iki metre- ilerlemeye devam etti.

Sınıflarının olduğu koridora geldiler. Siena ve Elif sınıfa girdi. Girer girmez yerinde oturan Zehra'yı gördüler. Zehra da onları. Daha yeni gelmişti. Ceren henüz ortalıklarda yoktu. Siena'nın kız arkadaşları
içinde hep o en son gelirdi.

Yerleştikten sonra yerine oturmuştu. Önünde kalemliği vardı. Elini çenesinin altına koymuş, dirseğini sıranın üstüne koymuş dışarıyı izliyordu. Siena ve Elif'i gördüğünde elini indirip bakışlarını onlara çevirdi. Günaydınlaştılar.

Kızlar çantalarını sıralarına yerleştirdiler ve yerlerine oturdular. Ceren de gelmişti bu zamanda. Hemen yerine yerleşti.

Derken Mert'de sınıfa giriş yaptı. Sırası kapıya yakındı. O çantasını sıraya takarken kızlar sınıf kapısına yöneldiler. Ders başlamadan tiplerine bakacaklardı. Mert o dört kişinin arasından Siena'yı kolaylıkla seçti.

Onunla tekrar bakışma umuduyla, kızlar kapıya yaklaşırken tüm dikkatini ona verdi. Arkadaşları kapıdan çıkarken o arkalarında
kalmıştı. Onlar sınıftan ayrılınca birilerinin bakışlarını üzerinde hissettiği için kapının önünde durdu. Sağ elini açık olan kapının çerçevesine koydu.

Kafasını sağa çevirdi. Mert'e baktı. İfadesine sıcaklık ekledi. "Sanada günaydın."

Sınıftan ayrıldı. O sınıftan çıkar çıkmaz Mert'in yüzünde bir tebessüm oluştu. Kollarını sıranın üstünde kavuşturdu ve kafasını
oraya gömdü. Gözlerini kapattı.

Bölüm : 09.01.2026 08:02 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...