
Son ders bittiğinde sınıftaki herkes aynı anda çantasını toplamaya başladı. Kalemliğimin fermuarını kapattım. Tam çantama koyacaktım ki Elif, çoktan eşyalarını toplamış bir şekilde önümde belirince korkudan
sıçradım.
Boşta kalan elimi boğazımın altına koyup " Ay, Elif ne yapıyorsun? " dedim. Yüzünde tatlı bir gülümsemeyle "Korkuttum mu?" diye cevap verdi. Başımı ondan çektim ve derste üzerine çizim denemeleri yaptığım defterimi kapattıp çantama koydum.
Kulağıma Elif'in kıkırdaması geldi.
Çantamı toparlamayı bitirdiğimde diğerlerinin çoktan hazır olduğunu gördüm. Biraz tuhaf hissettim kendimi. Sınıfta bir tek biz
kalmıştık.
İlk hafta olduğu için kurslar üç gün sonra başlayacaktı. Kursa katılacak olan kişilerin adları alınacak ardından kayıtları oluşturulacaktı.
Sınıftan çıktık ve koridorda ilerledik. Çıkışa doğru yaklaşırken aklıma bir fikir geldi. Diğerlerinin önüne geçtim ve tersten yürümeye başladım. Bir kaç dakikalık sessizliği bozdum. "Bir ara okul çıkışı bizim mahalle- deki parka gidelim mi? Güzel bir park. Spor aletleri, voleybol, futbol ve basket sahaları var. Yiyecek bir şeyler de alırız."
Zehra "Olur aslında. Okuldan gelince sıkılıyorum." dedi "Bencede olur. Ben gelirim." diyerek onayladı Elif. Ceren bir şey söylemeden yere bakmaya devam etti. Onun bu halini görünce içim burkuldu. Bir şey söylemeden durmasına alışkın değildim.
"Ceren sen gelir misin?"
dediğimde kafasını yerden kaldırdı ve bana cevap verdi. "Bilmiyorum. Ailem okuldan sonra bir yerlere gitmeme genelde izin vermez. Evde bir şeye ihtiyacımız olduğunda bile abimi gönderirler. 'Geç oldu kızım abin gitsin' der annem."
Açıkçası ona üzüldüm. Daha önce, tek çocuk olduğum için abisi veya ablası olanları anlamadığımı düşenler oldu ama ben onu
anlamıştım.
Tekrar yerime geçtim ve onlarla yürümeye devam ettim. Okul kapısından çıktık. Bahçeyi geçince annemin arabasını gördüm.
Adımlarımı hızlandırdım. Kızları arkamda bırakınca kafamı çevirdim ve elimi bay bay yaparmış gibi salladım. Samimî bir gülüş takındım ve "Görüşüz kızlar" dediğimde onlarda bana el salladılar. Elif'in "Görüşürüz
Siena!" diye seslenişini duyduğumda sırıttım.
Arabanın kapısını açıp içeri girdim. Annem beni görür görmez " İlk günün nasıl geçti?"dediğinde onun duyması adına dertli bir nefes verdim. Elimi arabanın camının olduğu yere ve diğer elimi alnıma koydum. Bir kaç saniye konuşmadım. Benim yerime annem
konuştu. "Sen iyi misin?" Dertli bir nefes daha verdim. "Neden benim haberim olmadan onlara gerçeği söyledin?"
"İlk gününü keyifli geçir diye."
"Ama ben senden böyle bir şey istemedim." diyerek yükseldim. Bu çıkışımı beklememiş olacak ki sessiz kaldı. Yol boyunca konuşmadık ve beş dakika sonra evin önünde durduk.
***
Elif, Zehra ve Siena okuldan alınalı on beş dakika olmuştu. Okulda az kişi kalmıştı. Telefonlarına bakanlar, arkadaşları ile bir şeyler konuşanlar ve tek başına ailelerini bekleyenler ile doluydu bahçe.
Ceren'in ailesi onu almakta geç kalmıştı. Her geçen dakika daha da endişeleniyordu. Bahçede kendine bir bank bulmuş telefonunda Youtube'da geziniyordu. Elini dudağına sürttü. Kurumaktan çatlamıştı. Telefonunu çantasına koydu. Elini çantasının küçük cebine daldırdı. Dudak nemlendiricisini bulamadı. Hep bu cebe koyardı. Kaşları şaşkınlıkla havaya kalktı.
Sonra aklına, tüm katlardaki tuvaletler dolu olduğu için Elif ile birlikte voleybol sahasının yanındaki soyun-ma kabinine gittikleri geldi.
Orada bırakmış olabilirdi. Ayağa kalkıp bahçede yürümeye başladı. Okulun girişine doğru ilerledi. İçeri girdiğinde alt katın merdivenine yöneldi. Arkasından bir adım sesi duyunca kafasını o tarafa çevirdi ama kimseyi göremeyince tekrar önüne döndü. Soyunma kabinin bir metre önünde durdu. Ümitle baktı oraya. Dudak nemlendiricisi orada olsa iyi olurdu. İlk kabinin kapısını açtı. Burada boş bir askıdan başka bir şey yoktu. Arkasını döndüğünde onu yerde, lavabonun altında gördü. Almak için eğildi. Eline aldıktan sonra kalktığında kafasını lavabo-nun kenarına vurdu.
Küçükken de böyle sakardı. Eline verilen bir bardağı bile düşürmüşlüğü olmuştu. O yüzden kimse ondan bir şey getirmesini istemezdi. Aslında bu onun işine geliyordu.
Yüzü acıyla buruştu. Sol elini çarptığı yere koydu. Diğer elinde olan nemlendiriciyi tam sağ cebine koyacakken arkasından bir erkek sesi duydu.
"Demek buradaydın."
Bu sesi daha önce hiç duymamıştı. Bir anlığına sesi sınıf arkadaşlarından olan Kaan'ın sesine benzetti ama değildi. Arkasını dönmeye yeltendiğinde onu karanlık karşıladı.
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |