
Medya: Kutsi & Zara - Aşıklar şehri🎀
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
🦋
••••
*Sen yıldızlara bakmayı seviyorsun ben de sana. Çünkü sen benim karanlığımı aydınlatan en güçlü ışık kaynağısın...
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Eda'dan:
••••••••••••
Eğer gerçekten mutluluk denilen kavram varsa bu dünyada ben bugün çok mutluydum. Yani öyle olmam gerekiyordu. Bugün benim düğün günümdü, kaç yıldır sevdiğim adama tamamen kavuşacaktım... Seviyordum Barkın'ı, çok seviyordum hem de, hislerimiz karşılıklıydı da...
Çok mutlu olmam gerekiyordu şu an, her kızın hayali olan beyaz gelinliği sevdiğim, bir ömür yaşamak istediğim adam için giyiniyordum çünkü.
Fakat içimde kocaman bir boşluk vardı ki hiçbir güç dolduramıyordu o boşluğu sevgisiyle.
Dolduramazdı da asla, o boşlukta anne özlemi, baba hasreti vardı. O boşlukta büyük ağabeyimin vakitsiz gidişine yanan kız çocuğu vardı. Yaralarını kendisi saran, her kese mutlu olduğunu gösteren fakat içinde yedi kat derininden yakan acılar barındıran bir kız çocuğuydum ben. Hep gülen, fakat içi kan ağlayan kız çocuğu. Her kesi neşesiyle güldüren, kendisi içten bir şekilde asla gülemeyen kız çocuğu...
İçimdeki kız çocuğu usul usul akıtıyordu gözyaşlarını, dışımda düğününe hazırlanan kızın tamamen aksine.
Ne de çok isterdim onların da yanımda olarak, şu en mutlu günümün şahidi olmalarını...
Anneme yeni gelinim diye nazlanmayı, nikah masasına babamın kollarında gitmeyi, Yiğit ağabeyimin alınıma öpücük kondurarak hayır dua vermesini, Melek yengemin şakalarıyla günümün daha da şenlenmesini ne de çok isterdim.
Aniden çalan kapının sesi toparlanmama neden olmuştu. Akan gözyaşlarımı silerek, titrek bir nefes koy verdim odamın sessizliğine.
"Girin," dediğimde kapı usulca açıldı, ve gördüğüm tanıdık yüzler gülümsememe neden oldu.
"Ay sen oturuyor musun hala. Yeni gelin adayısın ya" cırlayarak konuşan Gamze'ye gözlerimi devirmiştim. Evet, sabahın köründen uyanarak Gamze ve Lalin'i aramış düğün için burada beraber hazırlanmaya çağırmıştım. Hem bana yardım ederler, hem de kendileri hazırlanırlar diye düşünmüştüm.
"Gamzeciğim, daha kuaför gelmedi, birazdan gelecek. O zaman başlarız" dedim sevecen bir ses tonuyla.
"Ee nasılsınız bakalım?" sıradan bir günmüş gibi sorduğum soruya ikisi de gözlerini pörtletti.
"Eda, canım ateşin mi var senin? Bu ne sakinlik yav. Kızım biraz heyecanlansana" elini alınıma dokundurmayı da ihmal etmeyen Lalin'in sitemine omuz silkerek cevap vermiştim. Heyecanlıydım aslında, sadece bir yanı mutlu, bir buruk olduğum için boşlukta yuvarlanır gibi bir hisse kapılmıştım.
"Eda hanım, özel kuaförünüz Çisem hanım geldi." Diyerek odaya giren Burçin artık hazırlıklara başlamam gerektiğinin habercisi olmuştu.
"Tamam, canım gelsin," dediğimde Burçin başını sallayarak odadan çıkmıştı...
Böylelikle de zaman hızla akmaya başlamış ve biz hazırlanmıştık.
Kıvırcık olan saçlarımı dağınık topuz yaptırarak taçla süslendirmiştim.
Açık tonlar kullanarak yaptırdığım gelin makyajı yüzüme çok yakışmıştı.
(Eda)
Gelinliğimi giyinmeme yardımcı olan kızlar da saçlarını yaptırmıştılar. Gamze örgü modeli gibi bir şey tercih etmişti ki, sarı omuzuna kadar olan saçlarına çok yakışmıştı. Lalin'se uzun kahve rengi saçlarının uçlarını dalgalandırarak salık bırakmayı tercih etmişti.
"Melekler gibi olmuşsun Eda, gerçekten çok güzelsin" bu ve bunun gibi iltifatlar ederek bana hayran hayran bakan kızlara minnetle gülümsedim.
"E hadi sizde sizin için ayırdığım odaya geçip giyinin, vakit daralıyor " iltifat edilmesinden hoşlanmadığım için çareyi onları odadan göndermekte görmüştüm. Anlamış olacaklar ki gülerek odadan çıkmıştılar...
Onlar çıktıktan sonra yatağımın üzerine oturmuş, vaktin iyice yaklaşmasını bekliyordum...
Dikkatimi dağıtan şey ağabeyimin kapıyı aralayarak içeri girmesi olmuştu. Anında dolu dolu olan gözlerimle birlikte yataktan kalktım.
"Gelebilir miyim?" diyen ağabeyimin sesi de duygu yüklü çıkıyordu. "Gel tabii" dedim gülümsemeye çalışarak...
Yavaş adımlarla yanıma yaklaşan ağabeyim bir süre sakince bana baktı. Ben de ona tabii ki. "Küçük kıvırcık saçlı cadı kardeşim büyümüş, beyaz gelinlikler içerisinde melekler gibi olmuş." dediğinde gözümden tek damla akıp gitmişti. Sesi o kadar duygu yüklü çıkıyordu ki, ağlamam için yetmişti bile.
"Ağabeyim" dediğimde parmağını dudağımın üzerine koyarak susmamı sağladı, daha sonra yanağıma kaydırarak parmağını, akan tek damlayı sildi.
"Şşşh, ağabeyin konuşacak kıvırcığım. Sen ilk kez bizim eve geldiğinde ben 4 yaşındaydım daha. Önce seni çok kıskanmış, yüzünü bile görmek istememiştim. Fakat sonra Yiğit ağabeyim yanıma gelerek, Pamir, kardeşimiz o kadar güzel ki dediğinde dayanamayarak sessizce odana girmiştim. Annemle birlikte uyuyordun yatakta, yatağın üzerine çıkarak sana baktığımda sanki varlığımı hissetmiş gibi açmıştın gözlerini. Boncuk boncuk bakan gözlerini gördüğümde aklımda olan tüm kıskançlıklar yok olmuş, seni çok sevmiştim." Dedi ağabeyim alnıma bir öpücük kondurarak.
"İşte böyle yavaşça seni öpmüş ve odadan çıkmıştım. Sonra talih bizi o kadar zorluklarla sınadı ki, kocaman ailemizden bir tek ikimiz kaldık, bir de bize emanet bir çocuk. Güzelim, ailemin yadigarısın sen bana, kıymetlimsin, biricik kıvırcığımsın. Seni çok seviyorum bunu biliyorsun zaten. Ne zaman zorluğa düşsen, sıkıntın olsa, seni üzen bir derdin olsa ben hep buradayım, kollarım, göğüsüm hep açık sana. Bunu unutma tamam mı? Ayrıca mutluğu çok hak ediyorsun, mutlu ol can parçam tamam mı? Boncuk boncuk bakan gözlerin hep mutlulukla parlasın." Diyerek ceketinin cebinden bir kutu çıkardı. Kutuyu açtığında gördüğüm melek şekilli kolye çok naif ve güzeldi.
"Ağabey, bu çok güzel, teşekkür ederim," dediğimde arkama geçerek kolyeyi boynuma taktı.
"Bana gerçekten teşekkür etmek istiyorsan eğer gülümse ve mutlu ol. İnan bana bu benim için gerçek bir teşekkür olur," ağabeyim ilk kez bu kadar uzun ve duygu yüklü konuşuyordu.
"İyi ki varsın ağabeyim" diyerek ona sarıldığımda o da bana sarılmıştı.
Bir süre öylece sarılı kaldıktan sonra kapının açılmasıyla ayrılmak zorunda kalmıştık. Siyah smokingin içinde nefes kesici gözüken sevgilimden başkası değildi gelen.
"Gelebilir miyim?" dedi, daha çok ağabeyimden müsaade ister gibi. Pamir ağabeyimin başını olumlu anlamda sallamasıyla, derince iç çekerek içeri girdi. Anlaşılan o da heyecanlıydı. Yanımıza geldiğinde ağabeyim bakışlarını ona çevirdi.
"Sana güvenmesem asla Eda'yla birlikte olmana izin vermezdim Barkın. Fakat sen güvenimi kazanarak, sınavlardan yüzü ak çıktın. Kardeşim sana emanettir, güvenimi boşa çıkarmamanı ve Eda'yı üzmemeni diliyorum" dediğinde Barkın da hemen lafa atladı.
"Emanetin başımın tacıdır Pamir, kardeşin kıymetlimdir benim. Onu asla üzmem, üzeni de mahvederim. Gözün arkada kalmasın kardeşim" dediğinde müstakbel kocam, dostça sarıldılar birbirine.
Ondan sonra ağabeyim bir süre bana baktıktan sonra odadan çıkmıştı.
Sevgilimle odada yalnız kaldığımızda sağ elini hafifçe kaldırarak yüzümü okşadı. Anında gözlerim kapanmıştı.
"Çok güzel olmuşsun bir tanem. Nefesimi kesiyorsun" hayranlık barındıran sesine kocaman gülümsemiştim.
"Sen de çok yakışıklı olmuşsun sevgilim, inan duygularımız karşılıklı" dediğimde o da gülmüştü. Daha sonra içimi sıcacık edecek türden olan öpücüğüyle sevgisini alnıma mühürlemişti.
"Hayatımın kadını hazır mı hayatıma tam anlamda girmeye?" Diye sorduğunda gülerek başımı salladım.
"Hayatımın adamıyla hayatlarımızı birleştirmeye elbette hazırım" dediğimde bir kez daha öpmüştü alnımla saçlarımın kavuştuğu çizgiyi.
"Seni çok seviyorum gül kokulum" diyerek burnunu hassasça saçlarıma dayayan adam derince kokumu içine çekiyordu.
"Ben de seni çok seviyorum aşkım" dedim yanağından öperek. Bir süre birbirimizin gözlerinde kaybolduktan sonra yanıma geçerek kolunu bana uzatan adamın koluna girdim.
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Lalin'den:
"Nasıl gözüküyorum Gamze?" dedim bir yandan da aynadan görüntüme bakarak.
"Tek kelimeyle muhteşem gözüküyorsun yaa. Pamir'in nefesi kesilecek seni gördüğünde," hay da konu yine nasıl Pamir olmuştu anlamıyordum. Eda ve Gamze'nin Pamir konusunda sözleştiklerini bile düşünmeye başlamıştım artık. İkisi de sürekli zaten Pamir'le meşgul olan aklımı daha da çıkmaza sokuyordu.
"Sen de güzel olmuşsun" diyerek cevap verdim. Pamir konusunu duymazlıktan gelerek, aynada son kontrollerimi yapmaya döndüm.
Koyu yeşil tonlarda tercih ettiğim elbisem askılı koldu ve derin denilecek kadar göğüs dekoltesi vardı. Üstelik sütyensiz giyinmem ve var olan bacak yırtmacı çok daha etkileyici göstermişti elbiseyi üzerimde. Topuğuma kadar uzanan eteği ise tüllerle kaplıydı. Elbisemle çok uyumlu olan siyah renk ince topuk ayakkabı ve aynı renk küçük çanta seçmiştim. Takı olarak sadece siyah kızıl renkli desenleri olan kalın bilekliğimi ve ona uyumlu olan küpelerimi tercih etmiştim. Büyük gözlerime çok yakışan siyah göz makyajı daha da güzelleştirmişti yüzümü. Geçen mağazada gördüğümüz elbiseden daha kapalı olan ve onun aksine taşları olmayan bu elbisenin de çok yakıştığını düşünmüştüm vücuduma.
Gamze'yse mor rengin lavanta tonunda önü kısa arkası uzun kalın askılı bir elbise ve gümüş renkli stilettolar tercih etmişti.
"Hazır mısın artık çıkalım?" diye sordum küpelerini takan Gamze'ye. Eda'nın ısrarlarını kıramayarak ikimiz de burada hazırlanmayı kabul etmiştik.
"Evet, canım Cenk de mesaj atmış zaten beni bekliyordur şimdi" ben de başımı olumlu anlamda sallayınca kapının kulpunu indirerek dışarı çıkmıştım. Fakat aynı zamanda Eda'nın odasından çıkan Pamir'i görmemle nefesim kesilir gibi olmuştu. Genelde de siyah takım tercih eden Pamir bugün çok özenli hazırlanmış gibiydi, saçlarını da farklı taramıştı ve açıkçası aşırı yakışıklı gözüküyordu.
Gamze bana göz kırparak Cenk'in yanına gittiğinde ne yapacağımı bilememiştim. Yanına mı yaklaşayım? Yoksa ben de mi gideyim karar verememiştim.
Benim karar vermeme gerek kalmadan beni fark eden adam çoktan yanıma doğru geliyordu. Tam anlamıyla karşımda durduğunda hayran hayran beni süzmüştü baştan aşağı. İstem dışı boğazımı temizleyerek, yerimde kıpırdanınca nihayet bakışları gözlerimle buluşmuştu.
"Fazla güzel olmuşsun," dedi kaşlarını çatarak. Hoşuna gitmemişti. Gözleri sürekli açıkta kalan omuzlarıma kayıyordu.
"Teşekkür ederim" dedim sinirli söylemesine aldırmayarak, öyle bir bakışı vardı ki gözlerime, sanki duygularını bakışlarıyla anlatmak istiyordu. Fakat o bakışlarda o kadar çok ve yoğun duygular vardı ki anlayamıyordum demek isteyip de diyemediklerini.
"Benimle birlikte gidelim mi düğüne?" Aramızda oluşan sessizliği bozan adamın sorusu beni çokça şaşırtmıştı. İkimiz de yalnızdık ve partner olmamızı istiyordu şu an. Heyecandan damağımın kuruduğunu hissedince yutkunma isteğiyle dolup taşmıştım.
"Olur" dedim düz çıkmasına özen gösterdiğim ses tonumla. Dudağı yukarı doğru kıvrılan adamın elini bana uzatmasıyla bir şok daha yaşasam da, toparlanarak büyük, erkeksi eline minik kalan elimi bıraktım.
Sessiz geçen yolculuğumuzda arabada sadece ikimizdik. Düğün mekanına doğru yola koyulmuştuk. Pamir'in bazen bana yandan bakışlar attığını görsem de bir şey demiyordum, fakat ne düşündüğünü deli gibi de merak ediyordum. Yandan bakışlarına direksiyonun üzerinde ritim tutan parmakları da eklenince dayanamayarak bakışlarımın hedefine Pamir'i alarak
"Gergin gözüküyorsun? Bir sorun mu var?" dedim nihayet merakıma yenik düşerek.
"Bu kadar güzel olmak zorunda mıydın?" Dediğinde gözlerimi pörtletmiştim. Bu adam gerçekten beni kıskanıyordu. Hem de düşündüğümden daha fazla.
"İyi de her zaman ki halim," dedim sakinliğimi koruyarak. Gerçekten de her zaman ki giyim tarzımı kullanmış, makyajımı yapmıştım. Biraz göz makyajıma fazla özen göstermiştim o kadar. O da olacaktı artık, sonuçta düğüne gidiyorduk.
"Sorun da bu ya her zaman güzel olman," sessizce mırıldandığı şeyi duysam da duymazlıktan gelmeyi tercih etmiştim. Zira o kadar heyecanlıydım ki saçmalamam an meselesiydi.
"Bir şey mi dedin?" dediğimde başını iki yana sallamıştı.
"Bir şey demedim," diyerek yeniden yola odaklanan adama baka kalmıştım. Dengesiz işte. Ne olacak. Başımı iki yana sallayarak ben de akıp giden yolu izlemek için başımı cama çevirdim. Pamir ve dengesiz hareketlerini düşünmemeye çalışarak...
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Düğün tam akışıyla devam ediyordu, Eda'nın şahidi ben, Barkın'ın şahidi ise kuzeni olan Asaf beydi. Evetler dendikten sonra, kokteyl gibi düzenlenen ikinci kısım başlamıştı. Cenk'in doğum gününde tanıştığım çoğu kişi buradaydı. E haliyle Eda'nın ekibi oldukları için tam kadro gelmişlerdi. Geçen mağazada beni sinir eden Merve de buradaydı üstelik. Giydiği yeşil sırtı açık elbise, gözlerini daha da öne çıkarıyordu. Zaten güzel ve alımlı bir kadındı. Şimdi çok daha güzel gözüküyordu. Pamir bu kadınla nasıl hiç ilgilenmiyordu anlamış değilim.
Çalan çok güzel şarkı eşliğinde dans etmeye başlayan Eda ve Barkın çok uyumlu ve çok güzel gözüküyordular.
(Müzik eşliğinde dans eden çiftimiz temsili)
Öyle sevdim ki ben seni
Tarifi yok hiçbir dilde
Dünyanın en mutlu insanı yaptın beni
En kötü günümde bile
Öyle sevdim ki ben seni
Tarifi yok hiçbir dilde
Dünyanın en mutlu insanı yaptın beni
En kötü günümde bile
Seninle biz ikimiz
Mutluluğun resmiyiz
İyi ki hayatımdasın
İki kişilik bir Aşıklar Şehriyiz
Bir ömür benimle yaşlanır mısın
Kendimi terk ederim
Seni yarım bırakmam
Dört yanı aşk dolu yolumsun benim
Her saat, her dakika, her saniye, kalbimdesin
Sen gözlerimin son adresisin
Kendimi terk ederim
Seni yarım bırakmam
Dört yanı aşk dolu yolumsun benim
Her saat, her dakika, her saniye, kalbimdesin
Sen gözlerimin son adresisin
Aşk dediğin şey biraz kader
Sen de benim kaderim oldun
Yanında uyandığım her sabah
Kollarında bir daha doğdum
Aşk dediğin şey biraz kader
Sen de benim kaderim oldun
Yanında uyandığım her sabah
Kollarında bir daha doğdum
Seninle biz ikimiz
Mutluluğun resmiyiz
İyi ki hayatımdasın
İki kişilik bir Aşıklar Şehriyiz
Bir ömür benimle yaşlanır mısın
Kendimi terk ederim
Seni yarım bırakmam
Dört yanı aşk dolu yolumsun benim
Her saat, her dakika, her saniye, kalbimdesin
Sen gözlerimin son adresisin
Kendimi terk ederim
Seni yarım bırakmam
Dört yanı aşk dolu yolumsun benim
Her saat, her dakika, her saniye, kalbimdesin
Sen gözlerimin son adresisin
Çalan şarkının sözlerini mırıldanarak hayran bakışlarımı dans eden çiftten alamıyordum. Bir süre sonra diğer çiftler de onlara eşlik etmeye başlamışlardı. İlk onlara eşlik edenler sırasında kendi düğünleri de yakın olan Gamze ve Cenk vardı.
Hayran bakışlarım dans eden çiftlerin arasında kayarken yanımda oluşan hareketlikle bakışlarımı yanıma çevirdim. Gördüğüm kişi beni hiç mutlu etmemişti.
"Yine çok güzel gözüküyorsun Lalin" diyen kişi Eda'ların ekibinden olan, geçen barda da beni iltifat yağmuruna tutan Ferit'ten başkası değildi.
"Teşekkür ederim, sen de hoş olmuşsun," zoraki bir gülüşü dudaklarıma yerleştirerek karşılık verdiğimde çaprazımda duran Pamir'in bakışlarının hedefi olmuştuk çoktan.
"Dans edelim mi? Bu kez kırma beni lütfen," diyerek geçen geceye gönderme yapan adama ne diyeceğimi bilmiyordum. Hiç etkilenmediğim biriyle dans etmek istemiyordum, fakat onu kırmak da istemiyordum. Tam ağzımı açıp konuşacaktım ki, benim yerime yine bir erkeğe cevap veren Pamir'e hiç şaşırmamıştım. Fakat verdiği cevap allak bullak olmama yetmişti.
"Edemez, çünkü bana sözü vardı" diyerek elini uzatan adamla dona kalmış, bir ona bir bana uzattığı eline bakıyordum. Sonunda toparlanarak elimi avuç içine bıraktığımda derince bir nefes koy vermişti. Galiba onu geri çevirmemden korkmuştu.
Elimi sıkıca kavrayarak piste çıktığımızda ellerini hafifçe belime yerleştirmişti. Ben de kollarımı boynuna hafifçe doladığımda müziğin ritmiyle sallanmaya başlamıştık. Aslında şu an başımı göğsüne yaslayarak gözlerimi kapatmamak için kendimle üstün mücadele ediyordum.
"Her yerden bir yavşak çıkarak, sinirlerimi bozuyor," ah ama şu romantik ortamı bozdun ya Pamir, pes diyorum, başka da bir şey demiyorum.
"Sen beni baya, baya kıskanıyorsun Pamir efendi." Dediğimde duraksasa da toparlanmıştı. Gülerek dediklerime cevap vermemesi canımı sıkmaya başlamıştı ki, yeniden duydum erkeksi sesini.
"Evet, kıskanıyorum seni Lalin Yılmaz, seni gördüğüm ilk andan beri sürekli aklımdasın. Aklımın, kalbimin merkezine yer edinmiş bir türlü çıkmıyorsun oradan. Ben çok dengesiz bir adamım, tehlikeliyim de aynı zamanda, kendimi senden çok uzaklaştırmaya çalıştım. Fakat her seferinde sana savrulurken buluyordum kendimi. Sinirlerime hakim olamıyorum, sürekli kırıyorum seni bunlarında farkındayım. Hatta birazdan diyeceğimden sonra belki yüzüme bile bakmayacaksın. Ama bu gördüğün sinirli, kıskanç huysuz adamı darmadağın ettin sen.. Ben. Ben," diyerek duraksadığında ne diyeceğini çok iyi biliyordum. Sabırsızca devamını istiyordum. Dedikleri beni benden almıştı.
"Sen çok özelsin, çok güzelsin diyeceklerimi nasıl karşılayacaksın bilmiyorum ama, bir şekilde söylemeliyim. Yoksa her sefer yanına üşüşen lavuklar tepemi arttıracak," hay ben böyle işin. Adam resmen heyecandan saçmalıyor, itirafını edemiyordu.
"O yüzden, kabul etsen de , etmesen de söylemeliyim. Artık içimde taşıyamıyorum." Daha fazla saçmalayarak cümlesini tamamlamasına izin vermedim ve ani aldığım kararla lafını böldüm.
"Ben de seni seviyorum Pamir Karabulut," dedim kocaman gülümsemeyle...
"Söylemeliyim, içimde saklayamam ya... Ne dedin sen?" hala transtaymış gibi konuşurken, cümlemi idrak ettiğinde kocaman açılmış gözlerle bana bakınca kıkırdadım. Dansı, düğünü, müziği her şeyi unutmuştuk yav.
"Doğru mu duydum Lalin? Yani sen de beni?" dedi yine seviyorum kısmını söylemeyerek. Gülerek baktım yüzüne.
"Evet, ben de seni seviyorum Pamir," dedim, ondan daha cesaretli olduğum aşikardı.
Bir süre öylece gözlerime baktıktan sonra, başını eğerek açıkta kalan omuzuma dudaklarını bastırmasıyla içim titremişti. Derince bir öpücük bırakarak doğruldu ve yeniden gözlerimin içine baktı.
"Seni seviyorum güzelim, iyi ki söyledin yoksa ben iyice saçmalıyordum" dedi yüzünü buruşturarak. Bu haline kocaman gülümseyince gülüşüme takılı kaldı bakışları.
"Çok güzel gülümsüyorsun," dediğinde hayran hayran, bu aşk şaşkını adamın Pamir Karabulut olduğundan şüphe etmedim desem yalan olur.
"Sana kalsa dünyanın yaranma tarihine kadar anlatacaktın. O yüzden olaya el atayım dedim," alaylı çıkan sesim onu da güldürmüştü. Artık şarkı da sonlara doğru gidiyordu.
"Bak sen küçük hanıma," diyerek burnumun üzerine öpücük konduran Pamir de çok mutlu gözüküyordu. Gözlerinin içi gülüyor desem yeriydi...
Her kese karşı soğuk, mesafeli olan Pamir şu an karşımda içten bir şekilde gülüyor, beni gerçek benliğiyle tanıştırıyordu.
Dediği şeye omuz silkerek ve tatlı tatlı gülümseyerek cevap verdim ve sabahtan beri yapmak istediğim şeyi yaptım. Gözlerimi kapatarak başımı boyun girintisine soktum. O da burnunu saçlarıma dayayınca yeni çalan şarkının ritmiyle dans etmeye başladık. Kokusu tüm benliğimi sarhoş etmişti. Bir birimizin kokusunu hayat kaynağıymış gibi soluyorduk.
Onun aşkına karşılık vererek ne kadar doğru yapmıştım bilmiyorum, çünkü kendisi de dediği gibi dengesizdi. Kırardı beni belki, sinirlendiğinde gözü hiç kimseyi görmüyordu çünkü... Fakat bu kadar yoğun duygular içerisindeyken kendimi mahrum bırakamazdım. O yüzden zamana bırakmayı tercih etmiştim. Her ne olursa olsun seviyordum bu adamı.
🦋
••••
Evet, bölümün sonunda itiraf geldi nihayet, beğendiniz mi?
03.10.2020
Oy ve yorumlarınızı beni mutlu eder çok. Eksik etmeyin lütfen.
Keyifli okumalar dilerim. 💚💚💚
Sağlıcakla kalın 🌺
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 8.95k Okunma |
585 Oy |
0 Takip |
40 Bölümlü Kitap |