
Ağustos 2020'de gece aniden aklıma gelen bir kurguydu Güz Çiçeği. Açıkçası yazarken bu kadar büyüyeceğimizi, bu kadar sevileceğimizi hiç düşünmemiştim.
Çok severek kaleme aldım, her karakterini çokça benimsedim yazdığım süre boyunca. Benim için gerçekten çok özel bir iş oldu.
Pamir'in acıları, Fatih'in minik kalbinde olan kocaman yaralar... Bu iki yakışıklıya iyi gelen güzel yürekli Lalin... çok özel ve duyguluydu çok...
Ve ben yazar olarak kurguyu tadında bırakma taraftarıyım. Umarım bu karar için bana darılmazsınız.
Son olarak onu söylemek istiyorum ki, Final oldu diye Güz Çiçeği bitmiyor, özel bölümler gelecek ve sağlık olursa İnşallah Fatih'in büyüklüğünden yola çıkarak yeni bir kurgu yazmak istiyorum.
Bunca vakit Pamir ve Lalin'i severek okuyan, her kahırlarını çeken🤭🤭 okuyucularıma sonsuz teşekkürler, bolca öpücükler...
Çok konuştum galiba, uzatmadan bölüme geçmek en iyisi😉
Son kez Güz Çiçeği diyoruz.
Medyaya çok severek dinlediğim bir şarkıyı bırakıyorum sizlere...
Keyifli okumalar dilerim 🦋
••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Medya: Mutlu sonsuz⚘
🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋
Lalin'den:
••••••••••••••
"Bu da çok tatlı değil mi kızım?" dudaklarımı bükerek baktığım elbiselerin bir türlü hangisinin daha güzel olduğuna karar veremiyordum. Küçük kızlar için o kadar güzel elbiseler vardı ki, bakmalara doyamıyordum.
"Ama anneciğim, seçim yapmakta hiç yardımcı olmuyorsun ki bana," elimi artık yedi aylık olan koca karnıma yaslayarak kızımla konuşuyordum. Daha doğrusu kızım için internetten elbiselere bakınıyordum, ama o bana hiç yardımcı olmuyordu.
"Bu ikisi en güzeli değil mi meleğim, hatta birinin şapkası, diğerinin ayakkabısı bile var" hevesli bir şekilde konuşmalarımı sanki duyuyormuş gibi karnımda kıpırdayarak tepki vermesi beni çokça güldürüyor, eğlendiriyor ve içimi sıcacık ediyordu.
(Lalin'in beğendiği elbiseler)
"Galiba biz seninle çok iyi anlaşacağız bebeğim. Baksana benim beğendiklerimi sen de beğeniyorsun." kocaman gülümseyerek karnımı okşamaya devam ediyordum.
Artık yedinci ayımın son haftası olduğu için işe hiç gitmiyor, tüm gün kızımla böylesine vakit geçiyorduk. Bazen alışverişe çıkıyor, bazen Eda'lara geçiyor, bazense böyle anne-kız sohbet ediyorduk.
Şu an da evde yalnız olmamızın etkisiyle anne kız keyif yapıyorduk. Zira Fatih okulda, Pamir şirketteydi. Annemse çok eski bir arkadaşının davetiyle misafirliğe gitmişti.
"Sipariş edelim o zaman onları bebeğim." dedikten sonra karnıma yasladığım elimi çekerek elbiseleri sipariş etmiştim.
Elimde tuttuğum ipad'i sehpanın üzerine bırakırken, portakal suyumu almıştım içmek için.
"Bence bugünlük yeter. Fazla teknolojiyle muhatap olmuyorduk ya bebeğim" gülerek portakal suyumdan koca bir yudum alırken bakışlarım karnımda büyüyen mucizemdeydi.
"Sana çok güzel bir isim buldum bebeğim. Baban da beğenirse koyarız sana. Eminim sen de çok seveceksin" birkaç gündür aklımda içime yatan çok güzel bir isim vardı, eğer Pamir'in aklında daha güzel bir şeyler yoksa bu ismi koymayı çok istiyordum.
"Hangi isimmiş o?" aniden duyduğum ses beni düşüncelerimden hızla ayırarak hafif irkilmeme neden olmuştu. Allah aşkına ne zaman gelmişti bu adam?
"Sen ne zaman geldin ki?" şaşkın şaşkın bakışlar atarak, elimde dağılmaktan son anda kurtardığım portakal suyunu yeniden sehpanın üzerine bırakmıştım. O esnada da Pamir yanımda olan boşluğa kurulmuş, bir elini belime, diğerine karnıma sararak beni kendine çekmiş, burnunu boyun girintime dayamıştı. Mevsim son bahar olsa da evin ısısı çok sıcak olduğu için üzerimde bol beden askılı bir elbise vardı.
"Şimdi geldim." Diyerek boynuma derin bir öpücük kondurmuştu. Evet, hamileliğimden dolayı çoğu zaman işe gitmiyor, işlerini evden hallediyordu. Gittiğinde bile böyle erken dönüyordu.
"Hangi isimmiş o kızımıza koymak istediğin?" dediğinde dudaklarımı dişlerim arasına salarak ezmeye başlamıştım. Ben ilk onun fikrini öğrendikten sonra söylemek istiyordum. Ama bir türlü tutamadığım çenem yüzünden öğrenmişti işte.
"Söylemesem?" ona taraf dönerek masum bakışlar attığımda kocaman gülümseyerek, hamilelikten dolayı hafif şişmiş burnumun ucuna dudaklarını bastırmıştı.
"Neden söylemek istemiyorsun ki karıcığım?" dediğinde gözlerimi kaçırmıştım. Çünkü biliyordum kendi fikrini es geçerek direk benim seçtiğim isimi kabul edecekti.
"Önce senin fikrini öğrenmek istiyorum," dediğimde gülümsemesi büyümüştü. Ve bu kez dudaklarını çeneme bastırmıştı.
"Ben daha bir şey düşünmedim ki, hadi söyle ne düşündün sen?" yumuşacık çıkan sesiyle ben de gülümsemiştim.
"Safir düşündüm ben, ama beğenmediysen koymak zorunda değiliz, ya da ikinci bir isim de senin istediği..." cümleme devam etmeme izin vermeyen şey dudaklarıma bastırdığı dudakları olmuştu. Kısa ama etkili bir öpücüğün ardından içi gülen gözlerini tekrar gözlerime çıkarmıştı.
"İsmi sen seçeceksin ve ben beğenmeyeceğim öyle mi? Sence böyle bir şey mümkün mü?" yüzüme gelen saçlarımı sanki çok önemli bir şey yapıyormuş gibi özenle kulağımın arkasına sıkıştırarak söyledikleriyle nutkum tutulmuştu.
"Değil mi?" dediğimde beni iyice kendine çekerek, kafamı göğsüne yaslamış, saçlarım arasına öpücük kondurmuştu.
"Değil, ikinci isme de gerek yok. Safir çok güzel. Safir Karabulut" dedikleri çok hoşuma gidiyordu. Seviyordum ben bu adamı. Her şeyiyle seviyordum ve çok fazla seviyordum.
"Sen çok iyi bir kocasın, sevgilim" anın verdiği duygusallıkla kafamı göğsünden kaldırarak saçmaladığımda dudakları alayla kıvrılmıştı.
"Biliyorum" ukalaca dedikleriyle kaşlarım çatılmıştı. Ay kendini beğenmiş işte. Duygu değişimlerime ben bile bazen ayak uyduramıyordum.
"Çünkü güzel karıma layık olmaya çalışıyorum" çattığım kaşlarımın ortasına bir öpücük kondurarak dedikleriyle kaşlarım anında düzelmiş, yüzüme kocaman gülümseme yerleşmişti. Kesinlikle beni çok iyi tanıyordu.
"Seni çokça seviyorum" gülerek ona sokulduğumda anında beni kabul etmişti.
"Ben daha çokça" beni taklit ederek alay karışık dediklerine kaşlarımı çatmak istesem de, bu sefer olmamıştı. Çünkü yüzüme yayılan gülümsememi silemiyordum bir türlü...
"Kızım, sen de beğendin mi ismini? Safir. Safir Karabulut" dediğimde karnımda hissettiğim hareketlenmeyle hemen Pamir'in elini alarak avuç içini karnıma bastırdım.
"Baksana sevgilim, kızımız tepki veriyor" ben gülerek bakarken, o hayran bakışlarını bir saniye olsun bile karnımdan ayırmıyordu.
"Çok güzel" diye fısıldayarak başımı göğsüne yasladığında elini karnımdan çekmemişti...
Bir süre öylece göğsünde huzurla dinlendikten sonra, gözlerimin önünden geçen yaprak sarmalarla başımı hızlıca kaldırmış, dilimi dudaklarım üzerinde gezdirerek masum bakışlar atıyordum. Haliyle yemek zamanı yaklaştığı için acıkıyor işte insan(!)
"Canınız bir şey mi çekti güzelim?" gülerek dedikleriyle kafamı olumlu anlamda sallamıştım. Beşinci ayımızdan sonra sürekli bir şeyler istediğime göre Pamir artık bakışlarımdan anlıyordu.
"Ne istiyormuş kızım ve annesi?" burnumun ucuna parmağını vurarak dedikleriyle iştahlı bir şekilde bakmıştım yüzüne.
"Yaprak sarması istiyoruz" dudaklarımı bükerek dediklerimle dudaklarıma kısa bir öpücük kondurduktan sonra ayağa kalkarak beni de kaldırmıştı.
"Neslihan ablaya söyleriz yapar şimdi, o zamana kadar ben bir az dinleneyim" dediğinde anlamaz bakışlar atıyordum. Beni neden kaldırmıştı ki şimdi?
"Ben ne yapayım?" şaşkınca dediklerime gülümsemişti.
"Dinleneyim derken, senin kokunla ve kızımızın varlığıyla dinleneyim" dediğinde bir kez daha aşık olmuştum yanımda duran koca adama ve elimi kavrayan elini kaldırarak dudaklarıma bastırdığımda gülümsemişti.
Kısa bir duş almasından sonra dediği gibi olmuş, beni de sinesine çekerek sımsıkı sarılmış, gözlerini kapatarak dinlenmişti. Tabii ben de onunla birlikte...
Sonraysa Neslihan ablanın yemek hazır bilgilendirmesinden sonra ikimiz de kalkarak mutfağa inmiştik. Buram buram sarma kokan mutfağa vardığımda zaten açılan iştahım iyice açılmıştı. Evet hamileliğin ilk beş ayında sürekli kusmalar yüzünden hiçbir şey yiyemeyen ben şimdi bıraksan tüm gün yerim. Haliyle bir kaç kilo almam da kaçınılmaz son olmuştu.
Masaya geçip oturduğumuzda Pamir kendi yemeğiyle ilgilenirken ben de sarmalara dalmıştım resmen. Çatal kullanmayı es geçerek, parmaklarımla daldığım sarmalar o kadar güzeldi ki yedikçe yiyesim geliyordu.
"Yavaş ye güzelim, boğulacaksın şimdi" diyerek benimle dalga geçen Pamir'e kötü bakışlar atmayı ihmal etmedim.
"Ya niye öyle diyorsun, hepsi kızının yüzünden işte" küskün çocuk edasıyla dudak büktüğümde elimdeki sarmayı da tabağa bırakmıştım. İştahım kaçmıştı resmen, yani sanırım çünkü sarmalar karşımda bana el sallarken iştahım kaçacak gibi durmuyordu.. Ama haklıydı da. Kıtlıktan çıkmış gibi yiyordum ve daha yedi aylık bu kadar kilo aldıysam dokuz ay olunca düşünemiyorum bile. Tamam fazla kilom yoktu, yani doktor normal hamile kadının alabileceği kiloda olduğumu söylemişti, fakat ben böyle devam edersem iyice şişecek, davul gibi olacaktım.
"Canımın içi, şaka yapmak istemiştim, kırıldın mı yoksa?" diyerek sandalyesini iyice bana taraf çekerek, tabağa bıraktığım sarmayı eline almış ve ağzıma taraf uzatınca onu kırmamak için yemiştim. Aslında biraz da istemem yan cebime koy olmuştu ya neyse(!).
"Ben çok mu kilo aldım Pamir? Böyle devam edersem iyice kilolu bir kadın olacağım" bunları düşünürken, yemekten de vaz geçmeyerek Pamir'in ağzıma tıktığı sarmaları afiyetle yemem ne ironiydi değil mi?
"Hayır, doktor da dedi ya normal ilerliyor kilon. Lütfen böyle şeyleri düşünerek kendini sıkma , canın çekeni istediğin kadar ye" dediğinde gülümsemiştim. Zaten dayanamayarak yiyordum ki.
"Zaten dayanamıyorum ki, baksana iki dakika geçmemiş yeniden yemeye başladım" diyerek sarmaları işaret ettiğimde kocaman gülmüştü.
"Aferin benim güzelime" diyerek bir sarmayı daha ağzıma tıkınca ağzım dolu dolu kıkırdamış, ben de elime sarma alarak Pamir'in ağzına tıkmıştım.
"Sen de ye, valla çok güzel" gülerek bir sarmayı daha ağzına tıktığımda, o da gülmüş, değişen ruh hallerim, duygu karmaşam karşısında başını olumsuz anlamda iki yana sallamıştı....
🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋
(Birkaç hafta sonra)...............🦋🦋🦋
"Çok ağrıyorsa belin hastaneye gidelim?" dediğinde Pamir, gözlerimi devirmeden edememiştim. Evet, doktorun hesaplamalarına göre on güne kadar doğum olmalıydı ve ben artık iyice ağırlaşmış karnım yüzünden sürekli sırt ağrılarıyla uğraşıyordum. Bir de bu akşam Eda'lara gittiğimiz için iyice yorulmuştum. Fakat Barın bebek o kadar tatlıydı ki insan sürekli yanına gitmek istiyordu. Annesinden aldığı kıvırcık saçlarıyla artık iyice büyümüş Barın'ı öptükçe öpesim geliyordu.
"Hep oluyor bunlar biliyorsun sen de, uyuyalım artık çok uykum var" dediğimde esniyordum. Gerçekten de uykum vardı. Fakat bu ağrılarla da her gece rahat bulana, uykuya dalana kadar akla karayı seçiyordum.
"Hep oluyor doğru, ama bugün biraz fazla değil mi?" kuşkulu bakışlar atan Pamir haklıydı. Bugün ağrım biraz daha fazlaydı, ve bu beni çok zorluyordu açıkçası. Ama onu da endişelendirmek istemiyordum. O yüzden gülümsedim ve elimi kaldırarak yanağını sevdim.
"Merak etme sevgilim, gerçekten iyiyim." dediğimde ikna olmuş olacak ki başını olumlu anlamda sallayarak dudaklarını alnıma bastırmıştı.
"İyi olun yeter ki" dediğinde eli elimi kavramış, nabzıma bir öpücük kondurduktan sonra yatağa doğru ilerlemişti. Ben de ona ayak uydurarak az sonra uyuyacak olmanın rahatlığını yaşıyordum. Belki uyku şu acıyı hafifletirdi...
Aman Allah'ım bu nasıl acıydı böyle, canımdan can kopuyordu sanki...
Evet, gecenin bilmem kaçında uyanmama neden olan şey belimden karnıma, oradan da bacaklarıma büyük bir hızla yayılan acı ve aşırı bulanan midem yüzünden gelen kusma isteğiydi. Bir kaç saniye elimi karnıma yaslayarak derince nefesler alsam da fayda etmediğini anladığımda yatakta oturur pozisyona geçtim ağır ağır hareketlerimle. Gözüme hızla dolan yaşlar yüzünden bakış açım iyice bulanıklaşırken arkası bana dönük bir şekilde uyuyan Pamir'e baktım.
"Pamirrr.." diyerek inlediğimde ses tonum dişlerimi sıkmamdan dolayı kesik kesik çıkmıştı. Derince nefesler alarak bir kez daha seslendim.
"Pamir... ahhh" aniden karnıma giren kramp yüzünden nefesim kesilecek gibi olduğunda yüksek sesle inlemiştim.
İnlemem işe yaramış olacak ki Pamir aniden yatakta bana taraf dönerek gözlerini açmıştı. Uyku mahmuru birkaç saniye gözlerini kırpıştırdıktan sonra halimi görünce bu seferde şokla bakmaya başladı.
"Pamirrr.. galiba Safir geliyor...ahh" diyerek çığlık attığımda sanki uykudan yeni uyanıyormuş gibi irkilerek hızla doğrulmuş, yatakta oturur pozisyona geçmişti.
"Nasıl yani Safir geliyor? Neden geliyor ya daha vardı..." telaşın etkisiyle saçmalayan Pamir'e boş boş bakışlar atarken ani gelen kasılmayla canımdan can koptu sanki.
"Saçmalama kocacığım, kalk hastaneye gidelim," dişlerimi sıkarak dediğimde hala bana şaşkın bakışlar atıyordu. Onun böyle yapması benim ağlama isteğimi tetikliyordu. Ay bu adam böyle yaparsa şuracıkta doğuracaktım.
"Doğuruyorum diyorum be adam, kızımız geliyor kalksana ayağa" ağlayarak bağırdığımda nihayet kendine gelmeyi başarmıştı. Zira yataktan kalkmıştı.
"Merak etme şimdi gideceğiz hastaneye, yeter ki sen sakin ol" dediğinde zaten uçlarda olan sinirlerim iyice uçmuştu. Üstelik midem de çok kötü bulanıyordu ve bu durum beni çok zorluyordu.
"Sakin ol diyor ya, sakin ol diyor. Allah'ım şuracıkta doğurmama ramak kaldı. Çabuk olsana be adam" dediklerimden sonra şaşkın Pamir nihayet giyinmiş ve yanıma yaklaşarak beni yataktan kaldırmıştı.
Aniden beni kucağına almasıyla şaşırmıştım. Belini acıtacaktı yaaa.
"Bırak beni, belin acıyacak" dediğimde beni dinlemeden kapıdan çıkmıştık bile.
"Beni düşünme sen. Şu an önemli olan sizsiniz" dediğinde uzatmamıştım. Zira acıların ağırlığı ve bulanan midem beni epey zorluyordu.
Merdivenleri indiğimizde belimden karnıma doğru gelen acı yüzünden çığlık atmıştım.
"Ahhhh... bu nasıl sancı böyle" sanki canımdan can kopuyordu ya. Belim ortadan ikiye kırılacak gibi hissediyordum.
"Dayan güzelim benim" sesi acı dolu çıkan Pamir de çok üzgündü.
"Ayy bebek mi geliyor" aniden odasından çıkan annemi ve hemen yan odadan çıkan uyku mahmuru Fatih'i gördüğümde şaşırmamıştım. Bu kadar sese uyanmamalarına şaşırırdım.
"Biz gidiyoruz, siz de önce Rabia hanımı arayın, sonraysa hazırlanıp gerekli şeyleri alın ve Fatihi Eda'lara bırakıp gelin lütfen" diyen Pamir'le annem telaşlı bakışlarını benden ayırmıştı.
"Lalin abla iyi olacaksınız değil mi?" diyen Fatih'e cevap verememe sebebim boğazıma kadar gelen kusma isteğiydi.
"İyi olacaklar aslanım, merak etme sen" daha çok kendini inandırmak isteyen gibi çıkan ses tonuyla konuşan Pamir dış kapıyı açarak bahçeye çıktığında hep kapının ağzında nöbet tutan korumaları çağırmıştı bile araba için.
"Pamir indir beni" diyerek bağırdıktan sonra elimi ağzıma bastırmıştım. Allahtan hemen indirmişti de ben üzerimize kusmadan içimde olanı yere boşaltmaya başlamıştım. Midemin acısı, yanan genzime, o da doğuş sancılarına karışınca berbat bir durumdaydım desem yeridir.
Belimden tutarak bana destek olan Pamir saçlarımı sağ tarafımda toplayarak, belimi okşuyordu.
"İyi misin?" dediğinde başımı şiddetle iki yana sallamıştım. O kadar fazla kusmuştum ki, içimde bir şey kalmadığımdan emindim. Fakat midem hala bulanıyordu.
"Hemen hastaneye götür beni" acıdan dolayı zar zor çıkan sesimle inleyerek konuştuğumda bahçenin ortasına kusma gerçeğini umursayacak halde değildim.
"Hadi gel güzelim" diyerek beni yeniden kucağına almış ve bizi bekleyen arabanın arka koltuğa oturtmuştu beni, sonraysa kendi de bindiğinde tekrar kucağına çekmesini seve seve kabul etmiştim. Şu an ihtiyacım vardı güven veren kollarına.
Usul usul süzülen gözyaşlarım, boncuk boncuk alnıma biriken terler, Pamir'in tişörtünün yakasını sıkan parmak uçlarım ve arabayı inleten acı dolu çığlıklarım... Ah be Safir bir an önce doğsan da bitse bu çile...
"Çok acıyor.." ağlayarak dediğim şeyle Pamir'in de yüzü acı çeker gibi bir hal almıştı. Alnımda biriken terleri dudaklarıyla kurularak terden ıslanan saçlarıma öpücük kondurmuştu.
"Dayan güzelim, bizim için. Bebeğimiz için"... dediğinde onu daha fazla üzmemek için kendimi sıkıyordum fakat böylesi daha acı veriyordu ve sürekli benliğimi yoklayan kasılmalara, kramplara, sancılara katlanmak hiçte kolay değildi.
Aniden bacak aram ıslanmaya başlayınca altıma kaçırdığımı düşünmüştüm korkudan, fakat sonra idrak ettiğim şeyle gözlerimi büyüterek bağırdım.
"Pamir, suyum geldi benim. Çabuk olalım lütfen" dediğimde Pamir'in de yüzü telaşlı bir hal almıştı.
"Daha hızlı kullan şunu" arabayı inletecek kadar yüksek sesle ve telaşla bağıran adamın yakarışı benim acı dolu çığlıklarıma karışmıştı. Suyum geldikten sonra belimde olan ağrının çoğu şiddetli bir şekilde karnıma vurmaya başlamıştı.
"Ahhhh.." daha önce hiç bu kadar acı çektiğimi hatırlamıyordum ben ya. Benim halimi gören Pamir'inse teselli sözleri demekten başka çaresi yoktu...
Araba hastanenin önünde durduğu gibi hiç vakit kaybetmeden inmiş ve Pamir'in de yardımlarıyla içeri girmiştik. Önceden haber verdiğimiz için bizi bekleyen ekip hızla beni sedyeye alınca Pamir elimi tutmuştu hemen.
"Gelmemi istersen gelirim yanına" dediğinde şiddetle başımı iki yana salladım, bu konuyu öncede konuşmuştuk ve ben gelmesini istemiyordum. Çünkü en ufak acımda bile benden daha çok tepki gösteren adam doğum prosedürünü kesinlikle görmese iyiydi. Araba da bile benden çok acı çekiyormuş gibi olan yüzü gözümün önünden gitmiyordu.
"Hayır sevgilim, sen burada beni ve kızımızı bekle olur mu? Tek giriyorum ama kızımızla geleceğim" güven vermek ister gibi konuştuğumda acıdan dolayı dişlerimi sıkmam işimi hiçte kolaylaştırmıyordu. Bu arada sedye de doğumhanenin kapısının önüne gelmişti.
"Bekliyorum o zaman ikinizi de..." çaresizce çıkan sesiyle dediklerinden sonra elimin üzerine öpücük kondurunca gülümsemek istesem de başaramamıştım, çünkü midem yine bulanıyordu ve ben kusmak istiyordum.
Ondan sonrasıysa kapanan doğumhane kapıları, benim öğürmeye başlamam ve kusmam, sonraysa doğumun başlamasıydı.....
🦋🦋🦋🦋🦋🦋
Gözlerimi yine tanıdık gelen hastane kokusuyla açtığımda ilk hissettiğim şey karnımda oluşan kocaman boşluktu. Kaç aydır içimde olan bebeğimin verdiği doluluk hissinin yok olması biraz garip hissettiriyordu.
Göz kapaklarım tamamen aralandığında bakış açıma ilk olarak endişeli gözlerle beni süzen Pamir girmişti.
"İyi misin? Ağrın var mı?" elimi kavrayarak bıraktığı öpücükler eşliğinde sorduğu sorularla kocaman gülümsedim.
"Ben iyiyim, ya kızımız nasıl?" diye sordum bende aynı endişeyle. Açıkçası doğum çok zor geçmiş ve kızım beni baya yormuştu. Gece üç gibi başlayan doğum, sabaha karşı benim bitap düşerek kendimi karanlığa bırakmamla bitmişti.
"Kızımız da çok iyi, merak etme. Hemşire senin uyanmanı bekliyordu emzirme teknikleri göstermek için." dediğinde gözlerimi kocaman açtım.
"Kaç saattir uyuyorum ben?" diye sordum cevabından korkarak...
"İki buçuk saat." dediğinde şaşırmıştım. Ben en fazla bir saattir uyuyorum sandım.
"Ya çok fazla ama. Hemen hemşireye haber verelim kızımı getirsin." dudak bükerek dediklerimden sonra ayağa kalkan Pamir önce büzdüğüm dudaklarıma kısa bir öpücük kondurmuş, ardından gülümseyerek odadan çıkmıştı...
Yaklaşık yirmi dakika sabırsızca beklemem sonucu odanın kapısı açılmış, içeri kucağında kızım olan hemşire, ardından Pamir ve annem girmişti.
Hemşirenin gülümseyerek kucağıma bıraktığı bebeğim içimi sıcacık etmişti. Burnumdan ciğerlerime dolan bebeksi kokusu çok güzeldi. Kucağımda dikkatlice tutarken diğer elimin tersiyle hafif dokunuşlarla yanağına dokundum. Çok küçüktü.. minicikti. Elleri hele şehadet parmağım kadardı yaa. Parmağımla elinden tutarak dudaklarım arasına götürdüğümde koklayarak küçük bir öpücük de kondurmuştum.
Şu an tarifsiz hisler ve duygular çevrelemişti benliğimi, kucağıma aldığım ilk dakikadan bütün ağrı, sızımın yerini kocaman bir mutluluk almıştı.
"Evet, hazırsanız size bebeğimizi emzirmekte yardımcı olalım." hemşirenin dediklerini onayladıktan sonra annem ve hemşirenin yardımlarıyla kızımın karnını ilk kez doyurmuş oldum...
🦋🦋🦋🦋🦋🦋
"Gelsene bebeğim" diyerek okuldan yeni gelerek salonunun girişinden kanepede oturan ben ve Safir'e bakan Fatih'e seslendim. Safir'in kontrolleri falan derken bir gece hastane de kalmış, sonraysa eve gelmiştik. O günden yirmi gün geçmişti ve Safir artık yirmi günlük minik bir kızdı.
Fatih çok sevse de Safir'i hep mesafeli davranıyordu ve bunun sebebi büyük ihtimalle incitmekten korkmasıydı.
Çağırmam üzerine yanımıza gelerek, koltukta olan boşluğa kurulan Fatih kahverengi gözlerini açarak etrafa anlamsız bakışlar atan Safir'e hayran gözlerle bakıyordu.
"Sevebilir miyim Lalin abla? Ellerimi de yıkadım" dediğinde gülümsemiştim. Pamir işten geldiğinde ellerini yıkamamış Safir'e dokundurtmadığım için, oradan aklında kalmış olmalı.
"Tabii ki bebeğim, kardeşin o senin istediğin zaman sevebilirsin. Fakat şimdilik çok küçük olduğu için birlikte sevelim." dediğimde hala kızıma hayranlıkla bakan çocuk başını olumlu anlamda sallayınca, ben de tamamen ona taraf dönmüş, Safir'i kucağına taraf yaklaştırmıştım.
Sanki çok kıymetli bir şeye dokunuyormuş gibi parmağının tersiyle yanağını okşadığında dudak altı bir şeyler mırıldanan kızım bu durumu çok sevmişti. Ardından parmağını minik eline uzattığında Safir hemen Fatih'in parmağını kavramıştı.
"Parmağımı tuttu baksana Lalin abla," sevinçle şakıyan çocuğa gülümsedim.
"Evet bebeğim, çünkü seni çok sevdi" Fatih'te hala gülümsüyordu.
"Öpebilir miyim peki?" masum bakışlar atarak sorduğu soruyla gülerek başımı olumlu anlamda sallayınca Fatih hafif eğilerek Safir'in yanağına minik bir öpücük kondurmuş, ardından hala parmağını tutan elini de öpmüştü.
"Mis gibi kokuyorsun Safir bebek" diyerek fısıldayan Fatih'i ve etrafa anlamsız bakışlar atarak bazen kendi kendine bir şeyler mırıldanan kızımı büyük bir keyifle izliyordum...
🦋🦋🦋🦋🦋🦋
Odamıza koyduğumuz beşikte uyuyan kızımı izliyordum hayran bakışlarımla... artık iki aylık olan kızım hızla büyüyordu. Onunla ilgilenirken zaman o kadar hızlı akıyordu gün nasıl başlayıp nasıl bitiyordu haberim olmuyordu. Azıcık mızmız olan kızım gece bir kaç kez uyanıyordu ve ben Pamir'in uyanmaması için hızla kendim kalkmaya çalışıyordum, çünkü bu aralar yoğun olan işleri yüzünden çok yoruluyordu ve uykusuz kalmasını istemiyordum. Fakat bazen de ben o kadar yorgun oluyordum ki kızımın ağlamasını duymuyordum bile. Bu genelde gün içinde Safir çok mızmız olarak beni epey yorunca oluyordu ve Pamir beni uyandırmadan sakinleştiriyordu kızımı. Fakat acıktığı zamanlar bir türlü susmayan kızımla beni uyandırmak zorunda kalıyordu.
"Kelebek uyudu mu güzelim?" belime sarılan kollar ve eş zamanda açıkta kalan boynuma boynuma kondurulan öpücükle gülümseyerek arkamda durarak beni saran bedene yaslanmıştım.
"Evet, şimdi uyudu" dediğimde aniden bir elini belime birini bacaklarımın altına atarak beni kolayca kucağına alan Pamir'le çığlığımı son anda durdurmuştum.
"Ne yapıyorsun kocacığım?" kollarım boynuna dolanırken dediğimde o bizi yatağa taraf götürmeye başlamıştı bile.
"Kelebek uyanana kadar benimle ilgilen istiyorum. Çok özledim" dediğinde tam ağzımı açıp bir şeyler demek istiyordum ki, yatakla kavuşan sırıttım ve dudaklarımın üzerine yuvarlanan dudaklar buna engel olmuştu....
Tabii ki gülümseyerek karşılık vermem ve ellerimin saçlarında keşfe çıkması da gecikmemişti....
~Son~
🦋🦋🦋🦋🦋
Final bölümüzü de yayımlandık. Şu an gözlerim dolu dolu.
Çok keyif alarak yazdım bu kurguyu...
Umarım sizde aynı şekilde okumuşsunuzdur.
02.12.2020
Bol bol yorumlarınızla final ve genel kurguyla ilgili fikirlerinizi bekliyorum.)))
Sağlıcakla kalın, Allaha emanet olun.
Son olarak her bölümde yanımda olan ve güzel yorumlarıyla desteğini asla eksik etmeyen her kese sonsuz teşekkürler 😍🌺❤🦋
| Okur Yorumları | Yorum Ekle |

| 8.95k Okunma |
585 Oy |
0 Takip |
40 Bölümlü Kitap |