34. Bölüm
Parvin Ağardan / Güz Çiçeği (Tamamlandı🦋) / ~Bölüm:33~

~Bölüm:33~

Parvin Ağardan
papatyahikayeleri

Medya: Lalin'in giydiği gelinlik modeli
••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

🦋
•••••

*Ömrüm, ömrün kadar olsun
Sensiz geçen güne sitemkârım
Eksik ne varsa koydun yerine
Sana minnettarım
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

Yazar'dan:
••••••••••••••••

Bakıyordu genç kadın; aynada olan yansımasına...

Gözlerinin önünde küçük bir kız çocuğu belirdi ilk önce. Kahverengi saçlarını örmüş, üzerinde çiçek desenli elbise vardı. Annesi ve babasıyla evlerinin bahçesindeydiler. Küçük kızın şen kahkahaları anne ve babasının gülüşlerine karışmıştı.
Anne ve babasının kaç yıllık çocuk hasretinden sonra kavuştuğu nazlı kızlarıydı Lalin. Babasının prensesi, kelebeği, annesinin meleği...

Bakmaya devam etti genç kadın; sanki aynada kendi yansımasına hapsolmuştu yirmi altı yıllık hayatı.

Üniversiteyi kazanmıştı genç kız; Kaç yıldır hayalini kurarak, uğrunda gece gündüz çalıştığı bölümü. Sevinç çığlıkları atarak bilgisayarın başından fırladı, ilk babasının kollarına koştu. Kocaman sarıldı, sevincini paylaştı. Saçları, alnı baba öpücüğünden nasibini aldı, kulakları baba nasihatlarıyla doldu.
Sonra soluğu annesinin yamacında aldı. Sımsıkı sarıldı mis gibi anne kucağına. Yanaklarına kondu anne öpücükleri peş peşe, yüreği anne şefkatiyle sarmalandı.

Baktı, baktı, aynaya genç kadın... canlandı anılar zihinde...yaşlar birikti gözlerde...

Mezuniyetiydi şimdi genç kızın. Okuduğu bölümden en yüksek göstericiyle mezun olmuştu. Gururla diplomasını aldı. Hocalarına, üzerinde emekleri olan profosörlere teşekkürlerini sıraladı. Sonra vakit kaybetmeden ailesine koştu. Yine ilk babasına sarıldı. Güven veren kollara... Babasının onunla gurur duyduğunu belirten bakışlarını görmek genç kız için terfiden, dereceden daha önemliydi...
Ardından annesine koştu. Gülerek onu sarmalayan, onunla gurur duyan kollara sığındı. Aldı tebriklerini, sevgisini, öpücüklerini... Gülümsedi kocaman...

Bakmaya devam etti kadın aynaya, baktıkça doldu taştı anılar, buğulandı gözler, bazı hatıraların ağırlığıyla çöktü omuzlar...

Hastanedeydi genç kadın, bu sefer de babasına gelmişti. Fakat sarılamamış, güven veren kollara sığınamamıştı. Tepesine öpücük bırakmamıştı bu kez babası. Canım kızım da diyememişti. Bu kez sıcak değildi babasının elleri, aksine soğuktu.
Anlamıştı o soğukluktan genç kız, hayatın onu hiç istemediği yerden vurduğunu. Gitmişti babası, kuş olup uçmuş, gül olup solmuş, insan olup ölmüştü....

Gözlerini kapatarak açtı bu kez, anılardan kurtuldu. Bir kez daha baktı aynada olan yansımasına...

Beyazlar içinde çok güzeldi. Her genç kızın hayali olan gelinlik süslemişti zarif bedenini. Bembeyaz gelinliğin içinde göklerden inmiş gibiydi.

Baştan aşağı süzdü aynada olan yansımasını... sonra bakışlarını hafif kaydırarak aynaya yansıyan odaya çevirdi.
Altı aylık hamile olan Eda vardı odada, en yakın arkadaşı Gamze vardı sonra. İkisi de peri masallarında olan periler gibi güzel olmuşlardı. Eda'ya artık belirgin olan karnı aşırı bir güzellik katmıştı. Bugün evlenen arkadaşlarının yanındaydı ikisi de.

Annesini buldu bakışları sonra. Buğulu gözlerle onu izliyordu. Kapatarak açtılar gözlerini ikisi aynı anda, sonra bir yanları buruk bir şekilde gülümsediler... her ne kadar mutlu olsalar da, bir yanları buruktu işte. Yoktu babası genç kızın yanında. Onun kollarında gitmeyecekti sevdiğinin kollarına. Hayır duasını alamayacak, alına mühürlediğini sevgisini tadamayacaktı...

"Ay, Lalin beni de Gamze'yi de sönük bıraktın gelin olarak. Bir gelin anca bu kadar güzel olabilirdi" konuşan arkadaşının sesini duyunca aynada olan bakışlarını çekerek, onu hayran bakışlarla süzen arkadaşına döndü genç kadın.

"Yok canım, siz de en az benim kadar güzel gelin olmuştunuz" demişti cevap olarak.

Kahverengi saçlarını dalgalandırarak sağ omuzunda salık bırakmış, zarif bir papatya tacıyla süslemişti gür saçlarını. Hafif ama yüzüne çok güzel yakışan makyajıyla da tam bir prenses olmuştu.

"Pamir deli olacak güzelliğine" diyerek kıkırdayan ikiliyle gülümsemesine engel olamamıştı Lalin'de.

"Güzel kızım, Lalin'im, daha dündü, sanki seni kucağıma alarak kokunu ilk kez ciğerlerime çekmem. Zaman gerçekten çok hızlı akıyor. Yirmi altı yıl önce beyaz bez parçasında hemşirenin kucağıma bıraktığı minik kızım, şimdi büyümüş, beyazlar içinde çok güzel bir gelin olmuş. Benim de, babanın da bu dünyada olan en değerlimizsin sen. Kader böyleymiş baban yanında olamayacak. Ama emin ol seni görüyor, ve seviniyordur. Mutlu ol güzel kızım. Güzel gözlerinden sevinç eksik olmasın. Sıcak yuvan, minik, minik yavruların olsun. Hep sev, sevil, gülümse, bunlar hayatından eksik olmasın." içerdeki herkesi gözyaşlarına boğmuştu Nevin hanımın anlattıkları. Zaten hormonları yüzünden ağlamaya hep hazır olan Eda fazla duygusallaşınca, Gamze onu da alarak odadan çıkmıştı. Bunu hem de anne kızı baş başa bırakmak için yapmıştı.

"Bu yüzüğü, baban düğün gecemizde parmağıma takmıştı. Şimdi babanın adından takıyorum ben senin parmağına." diyen Nevin Hanım, evliliği boyunca bir kez bile parmağından çıkarmadığı yüzüğünü çıkararak kızının parmağına geçirdi.

"Annem, iyi ki benim annemsin. Çok seviyorum seni," dediğinde Lalin, gözünden bir damlanın akmasına engel olamayarak sımsıkı sarılmıştı annesine.

"Sen de iyi ki benim kızımsın." diye fısıldadığında Nevin hanım, bir süre sessizce sarılmaya devam etmişlerdi.

Lalin'in bakışları istemsizce parmaklarında olan yüzüklere kayıyordu. Bir parmağında sevdiğinin evlilik teklifinde taktığı yüzük ve birkaç gün önce aldıkları alyans vardı, diğer parmağındaysa annesinin taktığı yüzük. Babasının almış olduğu o yüzük... Çok değerliydi Lalin için o yüzükler...

Kapının kulbunun aşağı inmesi ve ardından kapının açılmasıyla ayrılmıştı birbirinden anne ve kızı.

Kapı açıldığı andan burnuna dolan karakteristik parfüm kokusuyla anlamıştı genç kadın gelenin sevdiği adam olduğunu.

İçeri girdiği an kapıyı kapatmıştı, bakışları sevdiği kadını bulduğunda hayranlıkla açılmıştı acı kahveleri. Boğazında oluşan yumru yüzünden sertçe yutkunmuş, karşısında olan meleği ona armağan ettiği için şükürler etmişti Rabbine içinden.

Genç kadında sevdiğinden farksız durumdaydı. Siyah takım elbisenin, altına giydiği yine siyah gömlekle karşısında tüm yakışıklılığıyla durmuş adam nefes kesici gözüküyordu.
İyi ki o seansa gelmeyi kabul etmiş, bu güzel insanlarla tanışmıştı diye düşünmeden edememişti genç kadın.

Nevin hanıma döndü Pamir'in bakışları daha sonra, kadın da zaten damadına bakıyordu. Hafif gülümseyerek hala kapının önünde duran Pamir'in yanına yaklaştı.

"Kızım sana emanettir. Hep sevin, sevilin, çok mutlu olun oğlum" dediğinde kadın, adamın içi sızlamıştı oğlum kelimesine. Yıllar olmuştu bu kelimeyi duymayalı.

"Emanetiniz başımın tacıdır. Onu hep seveceğim, mutlu olması için her şey yaparım" güven veren ses tonuyla konuşunca damadı, usulca gülümseyerek odadan çıktı Nevin Hanım. Şu an düğün ve nikâh olacak mekanın gelin odasıydı burası, ve düğün başlamasına az kaldığı için son hazırlıkları kontrol etmeliydi.

Nevin Hanımın çıkmasıyla genç adamın bakışları yine sevdiğini buldu. Hayran bakışlarını meleğinden bir saniye bile ayırmadan usul usul yaklaştı yamacına. Tam karşısında durdu. Kuzguni harelerini, sevdiğinin heyecandan titreyen göz bebeklerinde sabitledi. Çok güzeldi karşısında beyazlar içinde olan kadın, Güzeldi ve onundu.

Elleriyle iki omuzundan kavradı, kolları boyunca okşayarak indi aşağı. En son ellerinde durdu, avuçladı sımsıkı ellerini. Götürdü dudaklarına, derince, kokusunu içine çeke çeke öpücüklerini kondurdu.

"Çok güzelsin meleğim benim" dudakları düşüncelerine tercüman olmuştu genç adamın. Titrek bir nefes verdi gelini aldığı iltifattan sonra. Gülümseyerek kondurdu öpücüğünü genç adam gelininin alnına, mis gibi saçlarının kokusunu çekti ciğerlerine. Çok güzeldi sevdiğinin kokusu. Bir ömür onu bu kokuya gömseler sesini bile çıkarmazdı.

"Sen de çok yakışıklı olmuşsun sevgilim" diye karşılık verdiğinde genç kadın, heyecandan dolayı sesi titremişti.

Gülümsedi kadının heyecanlı hallerine, öyle güzel gülümsedi ki, Lalin eridiğini hissediyordu.

"Hazır mısın biz olmaya? Yuva olmaya? Gidelim mi?" kadife gibi çıkıyordu sesi Pamir'in. Usul usul başını sallasa da Lalin, heyecanına engel olamıyordu.

"Hazırım seninle her şeye, fakat elimi bırakma sakın, çok heyecanlıyım" gözlerini kaçırarak dedikleriyle gülümsemesi büyümüştü karşısında onun her haline meftun adamın.

"Asla bırakmam elini" güven veren sesiyle konuştuktan sonra, karşısından ayrılarak, yanına geçmiş, sımsıkı kavramıştı elini.
Son kez birbirlerine gülümseyerek baktıktan sonra, yeni hayatlarına atılacak ilk adım için usulca odayı terk etmiş, onları bekleyen düğüne doğru ilerlemeye başlamışlardı.

Düğün olacak yere geldiklerinde hiç oyalanmadan içeri girdiler onlar için kopan alkış sedaları altında. Herkes ne kadar da yakışıyorlar diye geçiriyordu içinden.

Dans edecekleri yere geldiklerinde, onlar için çalan şarkıyla dans etmeye başladılar. Adamın elleri usulca inmişti sevdiğinin incecik beline, kadının kolları kendimden bağımsız dolanmıştı sevdiğinin boynuna. Şu an her şey durmuştu onlar için, zaman bile. Sadece ikileri vardı koca dünyada. Birbirleri için çarpan kalpleri, birbirine bakan gözleri vardı... Birbirlerinin gözlerinde olan yansımaları vardı sadece.

Şarkıya ayak uyduruyor, usulca süzülüyordu bedenleri sağa sola. Gözlerini asla birbirlerinden çekmiyorlardı, sanki yemin etmişlerdi birbirinin her bakışı, her gülüşünü ezberleyeceklerdi.

"Eksiklerim seninle tamamlandı bir tanem. Sensiz bir günüm bile geçmesin. Ömrüm, ömrün kadar olsun sevdiğim." Gerçekler dökülüyordu Pamir'in dilinden büyük bir aşkla. Lalin onun tüm eksiklerini tamamlamış, gün ışığı gibi ışık saçmıştı karanlığına, onsuz bir günü bile olsun istemiyordu.

"Ömrün, ömrüm kadar olsun yar'im" diye cevap verdiğinde genç kadın. Bir kez daha hayran olmuştu hayatının kadınına... Usulca başını sevdiğinin boyun girintisine yaslamış, ona daha çok sokulmuştu Lalin. Bu durumdan bir hayli memnun olan adam da anında kafasını eğerek burnunu saçlarına daldırmış, ona sokulan bedeni iyice sarmalamıştı...

Bugün yalnızca Pamir ve Lalin mutlu değildi. Yan masada halasının yanında oturan, aynı amcası gibi siyah takım elbise giymiş çocukta mutluydu. Amcası ve Lalin ablasının evliliği onu çok mutlu ediyordu. Çünkü biliyordu ki, önce rüyasına, sonra hayatına girerek ona çok iyi gelen melek kalpli, melek yüzlü, Lalin ablası kendisi kadar amcasına da çok iyi geliyordu. Biliyordu ki, onun sevdiği kadar, Lalin ablası, artık yengesi sayılırdı, o da kendisini seviyordu. Ve hep yanında olacaktı. Buna tüm benliğiyle inanıyordu Fatih...

Eda da çok mutluydu bugün. Ağabeyi onun her şeyiydi. Çocukluğu, babası, koruyucusu, hatıraları... Çok zor zamanlar atlatmışlardı beraber. Çok enkazlar altından sağ çıkmış, birlikte kurulmuşlardı yeniden.
Şimdi ağabeyini böyle mutlu görmek, sevdiği kadınla evlenmesini görmek çok sevindiriyordu ağabeyinin kıvırcık güzelini...

Dans bitmiş, gelin ve damat onlar için ayrılan masaya geçmişlerdi. Ardından gelinin şahidi olan en yakın arkadaşı Gamze ve damadın şahidi olan en yakın arkadaşı Barkın da yerlerine kurulunca, nikâh memuru koca kırmızı defterini açmış, yine bir yuvanın kurulması için giriş konuşmasına başlamıştı...

"Siz Lalin Yılmaz, hiç kimsenin baskısı altında olmadan, kendi hür iradenizle, iyi günde, kötü günde, hastalıkta, sağlıkta Pamir Karabulut'u eş olarak kabul ediyor musunuz?" giriş konuşması bitmiş, nikâh memuru ilk önce gelin hanıma sormuştu sorusunu.

Heyecandan gümbür gümbür atan kalbi, mutluluktan ışıldayan gözleriyle dönmüştü sevdiğine genç kadın, kocaman gülümsemiş, güven veren bakışlarından nasibini almıştı.

"EVET" yüksek sesle karşısındaki mikrofona doğru, söylediğinde alkış sedaları kopmuştu onlar için. Kocaman gülümsüyordu genç kadın verdiği cevabın mutluluğuyla.

"Siz Pamir Karabulut, hiç kimsenin baskısı altında olmadan, kendi hür iradenizle, iyi günde, kötü günde, hastalıkta, sağlıkta Lalin Yılmaz'ı eş olarak kabul ediyor musunuz?" aynı soru bu kez damada sorulmuştu. Yine aynı heyecan sarmalamıştı genç çifti.

Aşık ve güven veren bakışlarla, şefkat dolu gülüşler birbirine çarpınca,

"EVET" diyerek daha yüksek sesle haykırdı genç adam kendinden emin çıkan sesiyle. Kocaman gülümsedi Lalin, sevdiğinin cevabını duyunca...
Yine alkışlar koptu hayatlarını birleştiren çift için.

"Sizler Gamze Altuğ ve Barkın Arıkan, şahitlik ediyor musunuz?" bu kez memur bey şahitlere sormuştu sorusunu.

"Evet" dediği gibi Gamze'nin, hiç vakit kaybetmeden Barkın da

"Evet" dediğinde memur bey önündeki defter ve kalemi imzalaması için önce genç çifte, sonraysa şahitlere vermişti.

"Ben de, bana verilen yetkiye dayanarak sizleri karı koca ilan ediyor, nikâh cüzdanını geline teslim ediyorum" nikâh memurunun ayağa kalkmasıyla herkes ayaklanmıştı. Elinde tuttuğu kırmızı cüzdanı, Lalin'e uzattığında titreyen ellerine tezat büyük bir mutlulukla kavramıştı cüzdanı.

Eliyle havaya kaldırmış, kocaman gülümsemişti. Onların mutluğuna ortak olmak için gelen herkes tekrar alkış yağmuruna boğmuşlardı salonu.

"Hayatıma hoş geldin kadınım" diyerek sıcak dudaklarını alnına bastıran adamla, gözlerini istemsizce kapatmıştı Lalin.

"Çok hoş buldum sevgilim" diyerek gülümsedikten sonra, onlar için çalınan yeni bir şarkıyla piste doğru yürümüş, yine birbirlerine sarılarak dans etmeye başlamışlardı...

Bu kez misafirlerde eşlik etmeye başlamışlardı onlara. Hemen onların yanında belirgin karnına göre yavaş hareketler eden Barkın ve Eda, onların yanındaysa daha evlilikleri üç ayını bile doldurmayan Gamze ve Cenk dans ediyordu...

Saatler bir birini kovalamış, düğün bitmişti. Çokça eğlenmiş, çokça yorulmuşlardı. Nikâhtan sonra, eğlence kısmı başlamış, bolca oynayıp eğlenmişlerdi. Annesi, Ayfer halası, Eda, Barkın, Gamze, Cenk, Fatih, Pamir'in ailesinden sayılan emektar çalışanları Neslihan hanım, onun kızı Burçin, Lalin'in yanında her türlü işine koşturan Melis... hepsi çokça oynamış, düğünün sakin geçmesine izin vermemişlerdi. Hoş Barkın Eda'ya çok oynamaya izin vermemiş, e haliyle de Eda küçük çocuklar gibi mızmızlanmıştı. Ah bu hormonlar insanı ne hala düşürüyordu...

Özellikle gece boyunca Fatih yeni evli çiftin yanından ayrılmamıştı. Onun bu tatlı halleri hem Pamir'i, hem de Lalin'i içten içe çok mutlu etmişti...

"Ne düşünüyorsun güzelim?" kocasının sesiyle çıkmıştı daldığı düşüncelerin arasından, şuan arabada evlerine doğru gidiyorlardı ve genç kadın istemsizce heyecanlanıyordu. Zira az sonra yaşanacakları az çok tahmin ediyordu.

"Bizi düşünüyordum, inanılır gibi değil. Evlendik biz" dediğinde kadının bakışları istemsizce alyansına kaymıştı.

"İnan güzelim benim, evlendik." demişti Pamir gülerek, yanında oturan kadının hallerinden anlamıştı heyecanlandığını, korktuğunu. Fakat bilmeliydi ki Pamir, kıyamazdı güzeline. O istemeden asla dokunmaz, hele canını yakmamak için ne gerekiyorsa hepsini yapardı.

Araba tanıdık evin bahçesinde durduğunda inmişlerdi ikili arabadan. Tabii vakit ilerledikçe Lalin'in heyecanı da artmıyor değildi.

Yanına yaklaşan adamın aniden ayaklarını yerden keserek, kendisini kucaklamasıyla kıkırdayarak kollarını boynuna dolamıştı.

"Sevgilim" diye sorarcasına söylenirken, bir yandan da gülüyordu Lalin.

"Adettendir ya güzelim," aynı gülümsemeyle cevap verdiğinde evden içeri girmişlerdi bile.

"Adetlere bu kadar bağlı olduğunu bilmiyordum" kıkırdayarak demişti Lalin. Aslında Allah biliyor ya, heyecandan içi içini yiyordu.

"Valla ben de bilmiyordum, bu gece öğrendim" diye cevap verdiğinde Pamir, merdivenleri çıkmış, odalarından içeri girmişlerdi bile.

Lalin'i usulca yere bıraktıktan sonra dengesini sağlamasına yardım etmişti ilk önce. Lalin'inse heyecandan kaçırdığı bakışları kocasından başka her yerde geziniyordu. Onun hallerine gülerek başını iki yana salladı Pamir. Ardından dudaklarını alnına bastırarak, sevgisini mühürledi.

"Duş al istersen bebeğim, rahatlarsın" demişti kocası yanaklarını okşarken.

"Olurr" diye mırıldandığında yanaklarının kızarmasına engel olamamıştı.

"Gelinliği çıkarmana yardım edeyim mi?" diye sorduğunda sevdiği, titrek bir nefes koy vererek başını usulca aşağı yukarı sallamıştı.

Meleğinin arkasına geçerek uzun saçlarını sağ omuzuna toplamış, gözleri önüne serilen bembeyaz tenine bastırmıştı dudaklarını. Derince bıraktığı öpücüğü karısında deprem etkisi yaratmış, içini yakmıştı.

Ardından eli gelinliğin gizli fermuarına ulaşmış, usulca aşağı indirmişti. Sevdiği kadının hızla gelinliği kavrayarak düşmesine engel olduğunu gördüğünde, kendisine çeki düzen vermiş, Lalin istemeden asla bir şey olmayacak diyerek kendini sakinleştirmişti. Hoş
gördüğü manzara ve sıklaşan nefesleri onu çok zorluyordu ya neyse.

"Ben aşağıdayım," diyerek alnına son kez öpücüğünü kondurmuş, odadan dışarı atmıştı bedenini. Yaşayamadığı hislerin verdiği adrenalini azaltmak için acilen soğuk bir duş alması gerekiyordu çünkü.

Banyoda ılık suyun bedeni boyunca süzülmesine izin veren genç kadının da kocasından farkı yoktu. İstiyordu o da bir olmayı, tam olmayı, bütünleşmeyi. Fakat korkuları da yoktu değil.

Duşu bittiğinde bedenine ve saçlarını havluyla sarmış, duşa kabinden çıkarak aynanın karşısında dikilmişti. İlk önce beyaz dantelli iç çamaşırını üzerine geçirmiş, hemen sonra yine beyaz dantelli, dizlerinin bir karış üstünde biten askılı geceliğini geçirmişti üzerine. Ardından saçlarında olan havluyu çözmüş, gül kokulu şampuanıyla yıkadığı ıslak saçlarını ilk önce kurulamış, sonraysa güzelce taramıştı.

Son kez ayna da kendi görüntüsüne baktığında hazır gözüküyordu. Fakat içindeki tereddütlerine de son vermesi gerekiyordu. Çünkü biliyordu ki, bu gece olmazsa, bir daha cesaret toplayamayacaktı asla.

Birkaç kez derince nefesler aldıktan sonra usulca banyonun kapısını açarak, odalarına girdi. Yatağın üzerinde oturan sevdiği adamın bakışları kendisini bulduğunda, gözlerinde gördüğü arzu, tutku ve nice duygularla yutkunma isteğiyle dolup taşmıştı.

Kocası da üzerini değiştirmiş, basit bir eşofman ve tişört giyinmişti. Islak gözüken gece karası saçlarından onun da duş aldığını anlaması uzun sürmemişti.

Titrek nefes koy vererek ayaklarına verdiği komutla, yatağa taraf ilerledi ve tam kocasının yanına oturdu. Bir saniye bile olsun kendisinden ayrılmayan hayran ve arzu dolu bakışları tüm yüzünü, geceliğin açıkta bıraktığı göğüs arasını, bacaklarını turluyordu.

"Güzelim benim" diye dökülmüştü genç adamın dilinden kelimeler. Bu yaşına kadar birçok kadınla olmuştu, fakat ilk kez bir kadın için yandığını, onu arzuladığını, aynı zamanda da onun incinmesinden korktuğunu anlamıştı. Her anlamda ilkiydi Lalin onun, ilk kez bir kadını kıskanmış, onu kaybetmekten korkmuş, ağlamasına, üzülmesine dayanamamış, gülüşüne, kokusuna hayran kalmış, onu arzulamış, her anlamda istemişti. Şu an karşısında melekler kadar güzel olan kadın bilmeden onu yakıp, kavuruyordu.

"Kendini hiçbir şeye zorlamanı istemiyorum. İlla bu gece olacak..." devam edememişti çünkü kelimelerini bölen şey, sevdiği kadının yumuşacık ve dolgun dudaklarının dudaklarına kapanması olmuştu. Şaşırmıştı adam, ama çok da mutlu olmuştu.

Uzun denilmeyecek bir öpücüğün ardından sevdiği kadının elleri yanaklarını kavramış, dudaklarını bu kez çenesine bastırmıştı. Uzun ve derin bir öpücük bırakmıştı çenesine.

"İstiyorum sevgilim, biz olalım, bütün olalım istiyorum" diye genç kadının fısıldaması, eş zamanda da yüzüne vuran ferah nefesi adamda dayanacak sabır bırakmamış, dudaklarını hayranı olduğu dudaklara bastırmış, elini beline atarak bir çırpıda kucağına çekmişti meleğini...

Oda, yatak şahit olmuştu sevgilerine, aşklarına, aralarında olan tutkuya. Birlikte yükseklere uçmuş, birlikte o yüksekten inmişlerdi. Sevdiğinin canının yanmaması için çokça çalışmış, elinden geleni etmişti Pamir. Lalin de acıdan çok zevk aldığını anladığında kendini bırakmıştı sevdiğinin güvenli kollarına...

Sonunda yorgun düşen bedenler yine ayrılmadan birbirlerinin sıcaklığında uykuya yenik düşmüştü. Sevdiği kadının çıplak bedenini üzerine çekmiş, ona sıkıca sarılmıştı Pamir. Uyku mahmuru gülümseyerek, başını kocasının boyun girintisine gömmüş, bağımlısı olduğu kokuyla gözlerini kapatmış, huzurlu bir uykuya dalmıştı Lalin...
••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••





🦋
••••

33.cü bölümün sonuna geldik değerli okurlarım.

09.11.2020

İlk kez kahraman bakış açısından yazmadım, umarım beğenirsiniz bölümü.

Evlendiler bizimkiler, nasıl buldunuz bölümü canlarım?

Hadi yorumlarda buluşalım. Vuslata ermiş çiftimizle ilgili düşüncelerinizi deli gibi merak ediyorum.

Sevgiyle kalın💜

 

Bölüm : 01.03.2026 00:39 tarihinde eklendi
Okur Yorumları Yorum Ekle
Hikayeyi Paylaş
Loading...